Diyarbakır ve Batman'dan sürece bakış: Kürtleri tehdit ediyorlar siyasetçiler neden suskun?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan Kürt sorununda çözüm arayışlarında inişli çıkışlı giden sürece Diyarbakır ve Batman'da yaşayan yurttaşlar temkinli yaklaşıyor.
GAZETE PENCERE - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 27 Şubat 2025 yılında yaptığı çağrı ile başlayan Kürt sorununda çözüm tartışmaları ve komisyonda yaşanan gelişmeler Kürt illerinde dikkatle izleniyor.
Suriye’de HTŞ ve ona bağlı grupların Kürtlere yönelik saldırıları, sürece farklı bir boyut kazandırmış durumda.
Evrensel'den Dilan Temiz, Batman ile Diyarbakır’daki yurttaşlara süreci sordu. Süreç, kapalı kapılar ardında, üst perdeden yürütülmesiyle, taleplerin görmezden gelinmesiyle halk arasında gündem olmaktan uzak kalırken, Suriye’de yaşanan gelişmelerle birlikte bu güvensizlik daha görünür hâle gelmiş durumda.
Evrensel'deki izlenim yazısında şu ifadeler yer alıyor:
"Yapılan anlaşmalar bazı kesimler tarafından olumlu karşılanıyor, ancak sahadaki gelişmelerin getirdiği güvensizlik ve “Haklı çıktık” duygusu hâlâ güçlü. Halk, dayatmalara karşı Kürtlerin hak ve taleplerinin ne olacağını Suriye ayağında sahadan takip ediyor. Süreç bu kez, Suriye’deki Kürtlerin talepleri üzerinden bir belirleyicilik ve “önem” kazanmış durumda. Gençler ise Rojava’daki duruma tepkili olsalar da asıl gündemlerini işsizlik, geçim ve gelecek kaygıları belirliyor. Halk sürecin yazılan ortak raporla sona ermesinin beklendiği dönemde, nasıl biteceğine dair öngörülerini, yılın ilk ayıyla birlikte yaşananlarla birlikte değerlendiriyor.
Batman’da kentin en merkezi ve kalabalık, bir bakıma kentin çoğunluğunu buluşturan Diyarbakır Caddesi’ni baştan sona turladığımızda esnafından öğrencisine ve işçisine pek çok yurttaş en başından beri sürecin zaten “gerçek” bir süreç olmadığını anlatıyor.
Yurttaşlar “Kendi aralarında üsttekiler menfaatleri için süreç yürütüyor, bize faydası nedir? Kimse taleplerimizi gördü mü? Bunlar oyun ve oyalamadan ibaret. Güçlerini tekrar kazanmak için. Güvenmiyoruz. Suriye’de olanlar boşuna değildi, esas amaçları savaş. Kobanê’dekilere niye hâlâ zulmediliyor, madem anlaşıldı?” diyerek sürece dair güvensizliklerini ifade ediyor
GENÇLER YAKINDAN TAKİP EDİYOR
Bu sayılanlara ek olarak peşi sıra siyasetçilerin son dönemde yaptığı açıklamaları sorduğumuzda ise “Gaz alıyorlar, Bahçeli önce ‘Savaş’ diyor, sonra ‘Demirtaş serbest kalsın’ diyor. Biz biriz, kardeşiz, oradaki Kürtlere saldırırlarsa ne süreci ne barışı olur? Anlaşma oluyor, yine Türkiye oraya karışıyor” yanıtını alıyoruz.
Sahadaki şu anki durgunlukla birlikte süreç pek de gündem değil. Özellikle kentteki gençler Rojava’daki duruma tepki gösterseler de süreci yakından takip etmediklerini belirtiyorlar. Gündemlerinde ise, “Gelecek kaygısı, işsizlik ve geçim” var.
Yeni kuşak ve orta kuşağı buluşturan bir kahvede sohbet ettiklerimizden eski kuşağın bu duruma yorumu, “Gençler akıllıdır, boş işlerle uğraşmıyorlar. Süreç Suriye ile birlikte çok konuşulmaya başlandı burada. Vallahi burada ne komisyondur, ne rapordur, hiç kimsenin umurunda değil” oluyor.
Sürecin şeffaflıktan yoksun, halktan kopuk yürütülmesi hafızalardaki güvensizliği tetikliyor.
Bu durumda siyasetçilere de tepki söz konusu oluyor: “Kürtleri tehdit ediyorlar, en azıyla bir şeyler dayatıyorlar, peki siyasetçiler niye ses etmiyor? Rest çekemiyor?”
SİYASETÇİLERDEN DAHA FAZLA TEPKİ BEKLERDİK
Süreçte pamuk ipliğine bağlı “güven”, siyasetçilere dair de kırgınlık yaratmış durumda. Tabanda siyasetçilere karşı açılan güven makası, diğer yanda ise halkta bir “birlik” ve “seferberlik” duygusu da yaratmış. Kentte Rojava için yapılan eylemlere katılan bir kadın, “Irak’taki Kürtler de çok fazla yardım gönderdi, tüm Kürtlerin bu süreçte bir olmaya ihtiyacı var. Burada da daha fazla tepki gösterilebilirdi. Anlaşma yapıldı ama pek çok operasyon da yapıldı burada bizlere, siyasetçilerden daha fazla tepki beklerdik” diye konuşuyor.
Diyarbakır’da konuştuğumuz yurttaşlardan biri de, Suriye’nin özgün durumuna uygun bir barışın olması gerektiğini vurguluyor. HTŞ yönetimine de tepki gösterirken, “Kardeşlerimiz, herkes kendi kültürünü yerinde yaşamalı. Gelen giden horozunu atıyor, Amerika atıyor, Türkiye IŞİD’i kullanıyor” diyor.
Kaynak:Haber Merkezi