Ekrem İmamoğlu'na soruldu: Rakip olarak kimi görmek istersiniz?
Silivri'de tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu kendisine yöneltilen soruları cevapladı. Türkiye'nin Suriye politikasını eleştirdi olası rakiplerine mesaj verdi
GAZETE PENCERE - Tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu gündemdeki konuları değerlendirdi.
İmamoğlu seçimlerde kiminle yarışmak istediğini de açıkladı. Erdoğan’ın 2028 yılında normal şartlarda tekrar aday olamıyor. Bununla birlikte partide halef selef tartışmaları da dönüyor.
Ankara kulislerinde Bilal Erdoğan, Hakan Fidan ve Selçuk Bayraktar isimleri zaman zaman gündeme gelmeye devam etse de Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden aday olması için seçimleri öne çekeceği senaryosu hala masadaki en güçlü ihtimallerden birisi olarak görülüyor.
CHP ise Cumhurbaşkanı adayının Ekrem İmamoğlu olduğunu ve son ana kadar da İmamoğlu olarak kalacağının altını kesin bir şekilde çizmeye devam ediyor.
"RAKİP OLARAK KİMİ GÖRMEK İSTERSİNİZ?"
Son olarak Cumhuriyet'ten İklim Öngel'in sorularını yanıtlayan İmamoğlu'na 'Rakip olarak kimi görmek istersiniz?' sorusu soruldu.
Rakip tercih etmeyeceklerini ifade eden İmamoğlu, "Damatlar, oğullar, bakanlar konuşuluyor olabilir. Bu onların iç meselesidir. Fakat “taht kavgası” için ülkeye zarar vermeye kalkarlarsa her daim karşılarında bizi bulacaklarından kimsenin şüphesi olmasın. Bu devletin bir kez daha fetret devrini yaşamasına müsaade etmeyeceğimizi herkes bilsin" yanıtını verdi.
İmamoğlu'na sorulan sorular ve verilen cevap şu şekilde oldu:
Her dönem CHP’nin adayının kim olacağı tartışılırdı, bu kez ilk olarak AKP’nin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı daha çok konuşuluyor. Gerek oğul gerek damatlar gerekse bazı bakanların isimleri sıkça gündeme geliyor. Siz karşınızda rakip olarak kimi görmek istersiniz?
Biz rakip tercih etmeyiz. Çünkü bizim için seçim; rekabet, karşımızdakini yıpratmak ve düşmanlık etmek değil; milletimize projelerimizi anlatmak, Türkiye için beslediğimiz tahayyülleri paylaşmak ve milletimizin onayına sunmaktır. Laf değil, icraat konuşulsun isteriz. Bu sebeple, karşımızdakinin kim olacağına değil, Türkiye için neler yapacağımıza odaklanırız. Fakat iktidardakiler rakip tercih etmeden yapamazlar. Diplomamı almaya çalışanlar, on aydır Silivri’de tutuklu bulunmama sebep olanların tek derdi, milletimizin cumhurbaşkanı adayı yaptığı Ekrem İmamoğlu’na karşı seçimi kaybetmekten korkmalarıdır.
‘RAKİBE SALDIRIYORLAR’
Türkiye, öylesine gerçeklerden uzak, yalan ve iftira dolu, yönetim becerilerini yitirmiş, liyakat ve kabiliyet sorunu yaşayan bir iktidarla karşı karşıya ki tek dertleri, seçim kazanamayınca hukuk dışı yöntemlerle rakiplerini devre dışı bırakma stratejisi yürüterek rakiplerine saldırmak. İktidardakiler milletin iradesinden bu kadar korkmasınlar. Bir saniyesine bile hakim olamadıkları bu dünyada yalanlara sarılmasınlar. Biz işimize bakacağız. Milletimizin ve devletimizin ihtiyacı neyse ona odaklanacağız. Kimi aday çıkarırlarsa çıkarsınlar. Biz yarışır, milletimize projelerimizi anlatırız. İsteriz ki karşımızda demokrasiye ve adalete zarar vermeyen, gerçekten ülkemizi düşünen bir rakip olsun. Fakat maalesef bu mümkün gözükmüyor. Damatlar, oğullar, bakanlar konuşuluyor olabilir. Bu onların iç meselesidir. Fakat “taht kavgası” için ülkeye zarar vermeye kalkarlarsa her daim karşılarında bizi bulacaklarından kimsenin şüphesi olmasın. Bu devletin bir kez daha fetret devrini yaşamasına müsaade etmeyeceğimizi herkes bilsin.
AİHM’nin tutukluluğunuza ilişkin başvuruyu öncelikli olarak ele alacağı yönündeki kararı, hukuki süreciniz açısından nasıl bir etki doğurabilir?
Öncelikle şunu belirteyim: Bu, Türkiye’den yapılan başvurularda AİHM’nin nadiren verdiği kararlardan biri. Benim gibi tutuklu bulunan avukatım, kardeşim Mehmet Pehlivan’ın adaletin yerine getirilmesi için dört duvar arasında gerçekleştirdiği bu hukuki mücadeleyi yürekten kutluyorum ve kendisine teşekkür ediyorum. Dosyamın AİHM önünde öncelikle incelenecek olması, adaletin tecellisi yönünden elbette umut verici. Ancak gönül isterdi ki tarafsız ve bağımsız mahkemeler eliyle uluslararası hukuku da meşgul etmeden yargılamalarımız gerçekleşsin. Bizim yargılamalardan kaçmak gibi bir derdimiz yok. Tam aksine, yargılamalarımız TRT’den naklen verilsin diye ısrarcı olan bizleriz. Daha önce de söyledim: Bizim başımız dik, alnımız ak.
Suriye’de yaşanan son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz, bu sürecin Türkiye açısından etkileri ve anlamı nedir?
Komşumuz Suriye, kardeş ve dost Suriye halkı, iç savaş ile birlikte çok büyük acılar ve kayıplar yaşadı. Suriyelilerin gözünden akacak bir damla yaş kalmadı. Öncelikle burada barışın, uzlaşının ve mutabakatın önemine dikkat çekmek istiyorum. Barış hem insani ve vicdani olarak hem de ülkemizin geleceği adına bizler için büyük bir görevdir. Atatürk’ün bizlere kazandırdığı “Yurtta sulh, cihanda sulh” iradesi hem güvenliğimiz hem de gönül coğrafyamız için büyük öneme sahiptir. Bu sebeple, Suriye’de yaşanan son gelişmelerin bir an evvel çatışmanın değil, mutabakatın konuşulduğu bir noktaya gelmesi gerekiyor.
‘GÜVENİN ADRESİ OLMALIYIZ’
Burada Türkiye olarak bize büyük bir görev düşüyor. 6 Ocak’ta Halep’te başlayan süreçle birlikte gelinen nokta, tarafların gerçekçi bir mutabakata varmasıyla sona ermelidir. Bu mutabakata yapacağımız katkı ve uzlaşının koruyucusu olma iradesi bizim için bir seçenek değil, görevdir. Suriye’de daha fazla çatışma ve savaşın ülkemize yararı değil, zararı olacaktır. Unutmayalım, Türkiye ancak barış, istikrar ve güvenin adresi olduğu sürece kendini koruyacak, kalkınacak ve bölgemizde önemli bir aktör olacaktır.
‘SEYİRCİ DE KALAMAYIZ, TARAF DA OLAMAYIZ’
Her şeyden öte, Suriye’de yaşayan Kürtler, Araplar, Türkmenler ve Aleviler bizim akrabalarımızdır. Onlar gönül coğrafyamızın ayrılmaz parçaları, öz evlatlarıdır. Biz bu kavgaya seyirci de kalamayız, bunun içerisinde taraf da olamayız. Barış ve mutabakat için en yüksek çabayı göstermeliyiz. Türkiye, ancak dostlarıyla, komşularıyla, kardeşleriyle büyüyecek ve geleceğe doğru emin adımlarla yürüyecektir.
‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE SORUMLULUKTUR’
Suriye’de yaşanan gelişmeler, ülkemizin siyaseti üzerinde kalıcı hasarlar bırakmamalıdır. Terörsüz ve Demokratik Türkiye süreci, bir siyasi tercih değil, devletin ve milletin ali menfaati için tamamına erdirmemiz gereken bir sorumluluktur. Biz bugün muhalefette, yarın ise iktidarda devlete ve millete karşı sorumluluğumuzu yerine getirmeye ve elimizden gelen en büyük katkıyı göstermeye hazırız.
‘SERMAYEMİZ BARIŞ’
Suriye’nin devlet olarak refahı, bütün inançları ve etnik kökenleri kapsayan demokratik bir devlet yapısına kavuşması Türkiye için de çok önemlidir. En büyük temennimiz, dünyanın böylesine belirsiz bir yere doğru gittiği zamanlarda, bu toprakların evlatları olarak birbirimize daha fazla kenetlenebilmemizdir. Yıllardır hasret çekilen barış, bu kadim toprakların en büyük sermayesidir
Kaynak:Haber Merkezi