Erdoğan'ın diplomasına ilişkin 13 çelişki: Diploma varsa nerede?
YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu Erdoğan'ın diplomasına ilişkin 13 çelişkiyi açıkladı.
GAZETE PENCERE - Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 13 Ağustos 2025 tarihinde düzenlenen eylemlerde atılan "Diplomasız Erdoğan" sloganı nedeniyle Özgür Özel'e açtığı 500 bin Türk Lirası değerindeki tazminat davasında Ankara 44. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde kriz çıktı.
Hakim Erdoğan'ın diplomasını isterken Erdoğan'ın avukatları reddi hakim talebinde bulunmuştu.
Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenerek, "Sayın Erdoğan, varsa diploman o mahkemeye sunacaksın. Ekrem Başkan anasının ak sütü gibi helal, alnı açık diplomayı havaya kaldırıyor. Karşısında diplomasını hiç görmediğimiz birisi diplomayı mahkemeye veremiyor" dedi.
DİPLOMA TALEBİ KONUSUZ KALDI
Mahkeme, avukatların sunduğu "reddi hakim" talebine yönelik kararını açıkladı. Kararda, reddi istenen hakimin 24 Mart 2026 tarihi itibarıyla yaş haddi nedeniyle emekli olacağı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
"Somut olayda, davanın duruşmasının 10 Eylül 2026 tarihine bırakıldığı, reddi istenen hakimin 24 Mart 2026 tarihi itibariyle yaş haddi nedeniyle hakimlik görevinin sona ereceği bu itibarla reddi hakim talebinin konusuz kaldığı anlaşıldığından, reddi hakim talebi hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir."
13 AYRI ÇELİŞKİ VAR
Halk TV canlı yayınında Remziye Demirkol'un sorularını yanıtlayan eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, diploma tartışmalarının neden bitmediğini ayrıntılarıyla anlattı:
"Belli konuların açıklıkla tartışılması, ortaya konulması gerekiyor. Böyle yapılmadığı zaman bu tartışmalar hiçbir zaman kapanmıyor. Seçimlerde aday olan kişilerle ilgili sorunuzu yanıtlayalım, sonra diğer soruları tek tek yanıtlayalım. Şimdi muhtarlıktan başlayalım. Bir muhtarlık için okuryazar olmak şart. Milletvekili, Belediye Başkanlığı, işte Belediye Meclis Üyeliği; bunlar için ilkokul diploması yeterli. Bu gibi konularda okuryazarlık veya diploma konusunda bir kuşku durumu olursa bunu doğrudan Yüksek Seçim Kurulu veya yetkili seçim kurulu inceliyor. Bir kuşku üzerine de inceliyor, başvuru üzerine de inceliyor. Bunlar seçilme yeterliliği kapsamında olduğu için doğrudan ve tam kanunsuzluk hali kapsamında incelenen konular. Yani süreye bağlı değil. Yani siz bütün belgeleri sunmak zorunda değilsiniz, bir kuşku halini ortaya koymanız yeterli. Yüksek Seçim Kurulu'nun da bütün kararları böyle."
PROFESÖR İMZALARI TUTMUYOR
"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diploma konusu ne zaman tartışma konusu oldu? Haliyle Cumhurbaşkanlığı öncesi üniversite diploması gerekmediği için, Cumhurbaşkanlığı konusunda üniversite diploması gerektiği için bu tartışma özellikle 2014 ve sonrasında başladı. 2014 ve sonrasında konu Yüksek Seçim Kurulu'na da taşındı. Ve hiçbir ülkede yoktur ve o güne kadar Türkiye yargı uygulamasında da yoktur; diplomasız demek Cumhurbaşkanına hakaret kabul edildi ve diplomasız diyen herkes Cumhurbaşkanına hakaretten ceza alıyor Türkiye'de. Böyle bir yargı uygulaması da ortaya çıktı. Geçen yıl Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi bu konuda bir ifade özgürlüğü kapsamında kalmaktadır diye bir karar da verdi. Ama bu diplomasız sözü ve de diploma var mı yok mu konusu hep tartışma alanının dışında bırakılıyor bu şekilde. 2016 yılında benim bir başvurum oldu söylediğiniz gibi. Yine bir başka başvuru da oldu o tarihte. Bu gibi seçimden önce seçilme yeterliliği olup olmaması konusunda sizin makul şüpheyi koymanız gerekiyor, yeterli."
ÇELİŞKİLER ŞÖYLE SIRALANDI
Dediğiniz gibi, bu diplomanın üzerindeki kişilerin sıfatları, diploma tarihi, mezuniyet tarihi gibi saysanız benim o tarihte saptadığım 13 tane çelişki vardı çok net. Yükseköğretim Kurulu'ndan aldığım, üniversiteden aldığım… Şimdi Erdoğan İmam Hatip Lisesi mezunu, daha sonra Vefa Lisesi'ne başvurarak fark dersleri verdiği ileri sürülüyor. O tarihte 1973'te İmam Hatip mezunları bütün üniversite bölümlerine kayıt yaptıramıyor. Bunun için genel liseden mezun olması, genel lise mezunlarının ancak başvurabilmesi lazım. Erdoğan da İlahiyat Fakültesi ve bu gibi okullara gitmemek için genel liseden fark dersi verip mezuniyet, Vefa Lisesi'nden mezunmuş gibi üniversite sınavlarına başvuruyor. Ancak orada birinci çelişki; Vefa Lisesi'nden gerçekten böyle bir işlem gerçekleşip gerçekleşmediği yolunda çok ciddi çelişkiler var. Buna ulaşılamıyor. Ondan sonra üniversite sınavına başvurduğu yıl diyelim ki Vefa Lisesi'nde böyle bir işlem gerçekleşmiş; üniversite sınavlarına girdiği yıla göre Erdoğan'ın 1974'te üniversiteye girmiş olması lazım kendi beyanlarına göre. Şimdi o günkü üniversite mevzuatına göre üniversiteyi eğitim süresinin yarısı kadar ilave süre içinde bitirmeniz lazım. Eğitim süresinin yarısını da eklediğinizde bitiremezseniz eğitim hakkınız sona eriyor ve ilişiğiniz kesiliyor. Erdoğan'ın iddiasına göre Erdoğan'ın 1980 sonbaharında üniversiteyi bitirmesi lazım. Ama dediğiniz gibi 81 Şubat tarihi diplomada yer alırsa bu sefer eğitim süresini aşmış, yani üniversiteden ilişiğinin kesilmiş olması lazım. Böyle bir tarihte böyle bir tabloda üniversiteyi normal süresi içinde bitiremediği ortaya çıkmış oluyor. Bir başka çelişki; kayıt yaptırdığı tarihte burası Aksaray İktisadi Ticari İlimler Akademisi adını taşıyan bir yer. Erdoğan o tarihte olmayan, daha sonra burası Marmara Üniversitesi'ne bağlanmış ama sonradan kurulan Marmara Üniversitesi adıyla, Marmara Üniversitesi'nin bir bölümünden mezun olmuş gibi kendisine diploma veriliyor. Diploma verilen tarihteki kişilerin sıfatları Erdoğan'ın mezuniyet tarihindeki sıfatlarıyla bağdaşmıyor. Bir de 2014 yılında sunulan diplomada fotokopinin onaylanmasında noter, aslının gösterilmesi sonrası fotokopi onaylanmıştır diyor. 2014 yılında Erdoğan'ın diplomasının kayıp olduğu söyleniyor. Şimdi üniversite mevzuatında diplomalar kaybedilmiş ise kişiye başvurusu üzerine ikinci kez yeniden diploma verilmiyor. Bu sefer ikinci kez onun adına duplikata denilen bir belge veriliyor. Şimdi Erdoğan 2014'te diploması kaybolmuşsa üniversiteden duplikata adı altında bir belge alması, onunla notere başvurması lazım; ama kaybedildiği söylenen tarihte, kaybedildiği söylenen diplomanın onaysız suretiyle üstelik başvuruluyor. Hatırlarsanız bu noktada usulsüz işlemi yapan noter katibi hakkında Noterler Birliği de ceza verdi noter katibine; siz olmayan, aslı olmayan bir diplomaya nasıl böyle bir işlem yaparsınız diye. Bunun gibi saydığım, sayacağım 13 tane aykırılık var."
YSK'DA ONAY VERENLER FETÖDEN ATILDI
"Ben bütün bu aykırılıkları tek tek açıklamalarıyla birlikte ortaya koyarak 2016 yılında Yüksek Seçim Kurulu'na başvuru yaptım. Dediğim gibi bunlar tam kanunsuzluk hali kapsamında olduğu için, seçilme yeterliliği kapsamında olduğu için süreye bağlı değil. Yüksek Seçim Kurulu'nun oturup bunun gerçekliğini araştırması lazım. Belki izleyenler hatırlayabilir; bir Devlet Bakanı Bahattin Şeker örneği vardı. Devlet Bakanı dahi olmuştu, bakanlık dahi yapmıştı. Ancak sonradan askerlik konusundaki belgesinin usulsüz olduğu ortaya çıkınca, bakanlık yapmış olan bir kişi de olmasına rağmen daha sonra seçildiği milletvekilliğini Yüksek Seçim Kurulu mazbatasını iptal etti ve bu kişinin milletvekilliği düşürüldü. Dediğimiz gibi süreye bağlı değil bunlar. Erdoğan için de benzer bir durumun incelenmesi lazım idi. Ama o dönemde Yüksek Seçim Kurulu bu kadar somut bilgileri sunmamıza rağmen bunlar soyuttur, siz iddianızı siz ispatlayacaksınız diyerek bütün bunları başka olaylarda tam kanunsuzluk diye görürken bu olayda tam kanunsuzluk diye görmedi. Bir hafta içerisinde başvurumu reddetti. Gelelim imza atanlara; imza atanlardan on kişiden üçü daha sonra Fetullahçı Terör Örgütü üyeliğinden ihraç edildi. Diğer on kişiden bir başka üçü, toplumun çok iyi hatırladığı mühürsüz zarf olayına imza atan diğer Yüksek Seçim Kurulu üyeleri. Yani toplarsanız on kişiden üçü öyle, üçü de böyle, kaldı dört kişi. Bu da Yüksek Seçim Kurulu kararının sağlıklı olup olmaması yönünden bir başka veri anlamında size aktarıyorum."
Kaynak:Haber Merkezi