Füzeyi Türkiye'ye İsrail mi fırlattı?

İran'dan Türkiye yönüne ilerlediği belirlenen bir balistik mühimmat dün etksiz hale getirildi. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden Hakan Güneş bu gelişmenin ardından dikkat çeken bir açıklama geldi.

ANKARA - İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrenim üyesi Hakan Güneş, “Hatırı sayılır oranda muhalifler bu kaotik durumda şeytanla dahi olsa iş birliği yaparak bu rejimi devirme fikrinden daha fazla uzaklaşıyor. İşte kız çocuklarının öldürüldüğü o ilkokul saldırısında olduğu gibi olaylar yayıldıkça o tepki rejimin bir parça işine yarıyor. Böyle bir rejim devrilir mi? Yani çok zor durumda, daha da zor duruma doğru gidiyor” dedi.

PROVOKASYON İHTİMALİ...

Gazete Pencere’nin sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Hakan Güneş, Türkiye’ye yönelik İran kaynaklı saldırı iddiasında “provokasyon” ihtimaliyle değerlendirmek gerektiğini işaret etti. Milli Savunma Bakanlığı’nın Hatay’da düşürüldüğünü açıkladığı füzeyle ilgili temkinli olunması gerektiğini kaydeden Güneş, İsrail ya da ABD destekli provokatif amaçlı şekilde Türkiye’ye yöneltilmiş olabileceğini işaret etti.

“Ama normal şartlarda görüyoruz ki İran bir yandan cepheyi genişletiyor. Çok sayıda ülkeyi çatışmaya katma amacıyla değil ama çok sayıdaki ülkenin içindeki Amerikan hedeflerine ve enerji nakil hedeflerine özellikle yönelik bir iktisadi saldırı başlatıyor” diyen Güneş, İran’ın Körfez ülkeleri veya komşularıyla çatışma hedefinde olmadığını kaydetti. Güneş, “Tahran yönetimi, Suudi Arabistan'la savaşmak, Bahreyn'le savaşmak gibi değil de bütün buralardaki İran'a yönelik saldırı merkezlerini ve aynı anda da Amerika'yı zora sokacak iktisadi olanakları hedef alıyor. Bu çerçeveden baktığınızda, Türkiye'yi en azından bu aşamada İran’ın yine de böylesi kapsamına sokmadığını anlıyoruz. O kadar da sahayı genişletmek istemediğini anlıyoruz ama gelecek günler ne getirir bilemiyoruz” diye konuştu.

Şu aşamada dünkü füze meselesi gibi gelişmelere ve bununla ilgili haberlere temkinli yaklaşılması gerektiğini söyleyen Güneş, İran’daki rejim değişikliği iddiasına da temkinli yaklaşılması görüşünü paylaştı. Güneş, “Çok fazla kıyım, hüsran, ölümün içinde olduğu, kimin kiminle nasıl bir ittifak yaptığının belli olmadığı bir denklem bekliyor bizi önümüzdeki günlerde” vurgusunu yaptı.

REJİMDE DEĞİŞİM OLUR MU?

Hakan Güneş, İran’daki rejimde değişim olabilme ihtimaline ilişkin değerlendirmesini şöyle paylaştı:

“İran'daki rejim çok uzunca bir zamandır bir meşruiyet problemi yaşıyor. En az 2009'dan beri, 2026'dayız demek ki neredeyse kesintisiz 17 yıldır diyebileceğimiz çok geniş toplumsal kesimlerce katılım gösterilen ve özellikle seçim dönemlerinde hızlanan eylemler yaşanıyor. Tüm eylem dönemleri süreçleri düşünüldüğünde böyle yüzbinlerce, milyonlarlarca İranlıların katıldığı bir memnuniyetsizlik var. Şu aşamada ‘12 Gün Savaşı’nın üstüne bu kez çok daha sert bir biçimde İran’ın saldırı altında olduğu koşullarda muhalif kesimlerin ne olursa olsun gerekirse işte büyük şeytanla, Amerika’yla da devrilecekse devrilmeli diyerek süreçte rejimi yıkmayı mı öne alacakları yoksa ülke savunmasını mı öne alacakları konusu sahada belli olacak. Herkes zaten buna odaklanmış durumda. İran’a yönelik saldırılara ilişkin diasporada ve çeşitli yayınlarda görüyoruz ki İran’daki muhaliflerden bir kısım, ne pahasını olursa olsun ve kim deviriyorsa devirsin, bu Moğollar rejimini devirsin diyor. Böyle bir şey var ama İran içinde bu oran düşüyor.

Öyle çok kolay bir denklem olmadığını düşünmüyorum. Muhalifler gün geçtikçe ya tarafsız yani daha sokağa inmeme, en azından bu dönemde sokağa inmeme yahut hatta kendi rejimiyle mücadelesine Gazze’de soykırımcı İsrail’i ve son derece post-faşist diyebileceğimiz bir lider olarak Trump'ın yaptıklarına ortak olarak yapmak istemiyor. Muhaliflerle ilgili son durumu tespit etmemiz kolay değil, sahadan bilgilerle ancak teyit edebiliriz. Hatırı sayılır oranda muhalifler bu kaotik durumda şeytanla dahi olsa iş birliği yaparak bu rejimi devirme fikrinden daha fazla uzaklaşıyor. İşte kız çocuklarının öldürüldüğü o ilkokul saldırısında olduğu gibi olaylar yayıldıkça o tepki rejimin bir parça işine yarıyor. Böyle bir rejim devrilir mi? Yani çok zor durumda, daha da zor duruma doğru gidiyor Ama böyle devasa bir denklem değişmiş değil. Zaten ekonomisi çok zor durumda. Zaten temel bir meşruiyet problemi var ama bu saldırı süreci işte tam bunu kolaylaştırıyor mu yoksa zorlaştırıyor mu? İşte orası zaten ana soru. Ben kolaylaştırdığı fikrinde değilim.”

MÜCTEBA HAMANEY’İN SEÇİLMESİ NE ANLAMA GELİYOR?

İran’ın dini lideri Ali Ayetullah Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney’in işaret edilmesini yorumlayan Güneş, “İran’ın son dönemi itibariyle daha radikal, daha muhafazakar bir lider seçileceği neredeyse kesindi. Fakat bunun hangi isim olacağı belli değildi. Bu yapılan seçimle birlikte durumu netleşmiş oldu. Mücteba Hamaney değil, başka birisi de seçilseydi izleyeceği politika açısından önemli bir farklılık olmayacaktı. Hamaney görece daha genç yaşlarında dolayısıyla daha uzunca bir süre eğer normal şartlarda rejim devam ederse iktidarda daha doğrusu bir numaralı koltukta İran’da olmaya devam eder. Çok yüksek bir dini profille sahip değil ama bunun da bir önemi yok zaten babası da öyleydi ama zamanla edinilen bir konum ve bir karizma oluşuyor. Şu andaki bu seçim Hümeyni’den Hameney’e, Mücteba Hameney’e bir doğrusal çizgiyi devam ettiriyoruz mesajıdır. İran, Hümeyni’den devraldığı çizgiyi sürdürüyor mesajıdır. Bunu böyle okumak lazım” dedi.

İRAN’IN KUZEYİNDEKİ KÜRT VARLIĞI NASIL YORUMLANMALI?

İran’ın kuzeyindeki Kürt grupları değerlendiren Güneş, “Şimdi 1979’dan beri silahlı gruplar arasında ve üstüne Kürt İslamcı milliyetçi gruplarla bir koalisyon oluşturulmuş durumda. Ama bu grupların kendi aralarında farklılıklar olduğu gibi, bu topluluğun büyükçe bir askeri harekatı gerçekleştirebilecek gücü olabilecek mi hali tartışmalı. Ama bu yönde bir araya geldikleri, açıklamalar yaptıkları ve bu yönde hazırlıklar yaptıkları çok ortada, çok aşikar. Ama bunlar içerisinde ayrılanlar, farklı davranılanlar olur mu göreceğiz. Ama herhalde hedeflenen durum; bir hava harekatıyla saha temizliği yapılması ve arkasından da bu gruplarca çeşitli köy ve kasabalarda bir cep oluşturulması. Herhalde önümüzdeki günlerde bunları göreceğiz. Bu bize ilk anda Tahran’a kadar gidiyor mu sorusunu her bir dakika tekrar bize sordurtacak. Ama bunun çok kolay olmadığı düşüncesindeyim” yorumunu aktardı.

Kaynak:Yıldız Yazıcıoğlu

Öne Çıkanlar