İlber Ortaylı'nın kızı yazdı: Sana neler anlatıyordur diyenlere gülüyorum

İlber Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı babası ile ilgili yazdığı köşe tekrar gündeme geldi.

İlber Ortaylı'nın kızı yazdı: Sana neler anlatıyordur diyenlere gülüyorum

GAZETE PENCERE - Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden tarihçi, yazar, akademisyen Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı'nIn babasını anlattığı yazı yeniden yayınlandı.

Tuna Ortaylı, İlber Ortaylı'nın babası olduğunu duyanların "Çok şanslısınız, evde neler anlatıyordur" demesine çok güldüğünü belirtti. Ortaylı, "Biz de babamla herhangi bir baba kızın konuşacağı konuları konuşup, yine herhangi bir baba kızın yaşayacağı fikir ayrılıkları sebebiyle didişiyoruz" diye yazdı. Tuna Ortaylı, "Aklımdaki neyse doğrudan onu söylemeyi, dobra olmayı babamdan öğrendim. Yine babamdan öğrendiğim bir başka şey pintilik yapmamak mesela, para hesabı yapmam; paramı çarçur etmem ama olan paramla da asla pintilik yapmam" dedi.

Ortaylı'nın yazısının bir bölümü şöyle:

"Hocanın kızı olduğumu duyunca “Ayy ne şanslısınız, evde neler anlatıyor kim bilir” diye tepki verenlere, itiraf etmeliyim ki içimden çok gülüyorum. Dışarıdan bakınca evde tüm gün 19. Yüzyıl Osmanlı modernleşmesi konuştuğumuz zannediliyor herhâlde ama genelde biz de babamla herhangi bir baba kızın konuşacağı konuları konuşup, yine herhangi bir baba kızın yaşayacağı fikir ayrılıkları sebebiyle didişiyoruz. Ben onun bana sürekli akıl vermeye çalışmasını duymazdan geliyorum; o, ben onu duymazdan geliyorum diye, büyük ihtimalle, “öf bu kız da bir akıllanıp beni dinlemeyi öğrenemedi” diye düşünerek ters ters bana bakıyor; yani gerçekten muhteşem rutinlikte çok alışıldık bir baba-kız ilişkimiz var.

Öte yandan sanırım babamın yaşıtlarına göre farklı bir dünya algısı olduğu için, alışılmış Türkiye aile yapısı içinde standarda uymayan bir baba-kız ilişkimiz de var; birçok babanın egosuna saldırı, kendisine saygısızlık olarak algılayacağı konularda, örneğin hitabet ya da bir şeyi konuşabilme cesareti gibi, babamla inanılmaz rahat, hani neredeyse gevşek diyebileceğim bir diyalog kurduk yıllar içinde. Bilemiyorum, belki içten içe rahatsız oluyordur bundan ama artık şımarttık başımıza çıktı, yapacak bir şey yok diye düşünüp ses etmiyor olabilir, yine de genel olarak konuyla ilgili rahat bir tavır sergilediğini söylemeliyim. Bundan da aslında çok mutluyum, öbür türlüsü ziyadesiyle sıkıcı bir ilişkiye sebep olabilirdi. Hâlbuki bu hâliyle birbirimize söylensek de günün sonunda iyi eğlendiğimiz anlar oluyor. Son yıllarda dedelik müessesesine bulaşınca, didişmelerimizin ana konusu, başımıza çocuk eğitim uzmanı kesildiği için, oğlum ve onun geleceğine kaydı; bu oğlanı ata yazdır, sen yazdırmıyorsan ben yazdırayım, bu çocuk niye bunu izliyor, yüzmeye gidiyor peki cimnastiği neden bıraktı, onu yemesin, şunu yapmasın gibi bitmeyen söylenme şiirlerini yazarken, bir yandan da Deniz’le Şimşek McQueen’i 60 kere izlemekten ve aslında tamamen yarış arabalarından oluşan karakterler için çeşitli sosyal çıkarımlarda bulunmaktan geri kalmıyor. Bu anlamda en sevdiği karakterin İtalyan formula arabası Francesco Bernoulli olduğu bilgisini de burada sizinle paylaşmama müsaade edin lütfen.

Fakat işin gırgırı bir yana babamdan hayatta neler öğrendim diye düşününce, öğrendim mi yoksa genetik olarak mı geçti bilemediğim birkaç şey aklıma geliyor. Aklımdaki neyse doğrudan onu söylemeyi, dobra olmayı, tahmin edebileceğiniz üzere babamdan öğrendim.Bu her zaman iyi mi oldu derseniz hayır, özellikle iş hayatında bundan kaynaklı sıkıntılar yaşadım ama dönüp bakınca bugün olduğum insanın, etrafımdaki arkadaşlarımın, bu sayede olduğunu görüyor ve bu durumdan büyük bir pişmanlık yaşamıyorum. Yine babamdan öğrendiğim bir başka şey pintilik yapmamak mesela, para hesabı yapmam; paramı çarçur etmem, cebimdekinin ne kadar olduğunu bilir ona göre yaşar ve harcarım ama olan paramla da asla pintilik yapmam, etrafımda pinti insan bulundurmam, pintilikle kastettiğim tek şey para harcayamamak değil, gönlü pinti, iyilik yapma, yardımcı olma konusunda kıt insanı da civarımda tutmam, benden yardım istendiği zaman da çok zorda değilsem elimden geleni yaparım. Özellikle para konusunda pinti davranmamak gerektiğini, babamın şahsıma özel verdiği konferans tadındaki konuşmalardan beynime kazıdım diyebilirim. Bu konuda da bugüne kadar harcadığın paraya hiç üzülmemek, elinde para varsa onu istediğin bir şeye harcamak, hayatın küçük zevklerine ve anlarına bu anlamda para harcamak konusunda babam da annem de beni her zaman destekledi ve onların da hep böyle davrandığını gördüm."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar