Kartalkaya aileleri: Kızımın cesedini piliç dorsesinden aldım, kimliğini yanmış parçalardan teşhis etmeye çalıştım

Kartalkaya'daki yangında hayatını kaybeden 78 kişi anıldı. Ailelerin otel önünden yaptığı açıklamaların ağırlığı ise gündemde.

Kartalkaya aileleri: Kızımın cesedini piliç dorsesinden aldım, kimliğini yanmış parçalardan teşhis etmeye çalıştım

GAZETE PENCERE - Bolu Kartalkaya’daki otel yangınının birinci yılında hayatını kaybeden 78 kişi anıldı. Aileler gece 03.00'da otel önünde yaptığı anmada adalet talebinde bulundu.

Anma sonrası açıklamalarda bulunan kayıp yakınları adaletin ağır aksak ilerlemesine tepki gösterirken o gün yaşadıklarını tekrar hatırlattı.

Nefes'ten Merve Şişman'a konuşan ve yangında hayatını kayebeden 11 yaşındaki Mina’nın annesi Mesude Turan, “Çocuğum morgda bile değildi, cesedini piliç dorsesinden aldım; yanmış parçalardan kızımı teşhis etmeye çalıştım, 87 fotoğrafa çığlık atarak baktım” derken, yangında 24 yaşındaki intörn doktor oğlu Yiğit’i kaybeden Serpil Gençbay, “Oğlum önce kurtuldu, sonra insanları kurtarmak için alevlerin arasına geri girdi ve bir daha çıkamadı” sözleriyle yıkımını anlattı.

KIZIMI CESETLERİN ARASINDA ARADIM

Mesude Turan, eski eşi Şenol Akışlı ile birlikte otele gelen Mina’nın, 20 Ocak gecesi saat 02.30’da otele giriş yaptığını, ertesi gün yangında hayatını kaybettiğini anlattı. Mina’nın ilk kez tatile çıktığını, ilk kez kayak yapacağını söyleyen Turan, “Benim tek çocuğumdu. Önceki gün yolcu etmiştim. Şimdi hiçbir şeyim kalmadı” dedi.

Yangın haberini sabah 08.30’da aldığını söyleyen Turan, yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Çocuğumu cesetlerin arasında aradım. Kaç cesede baktım bilmiyorum. Önce ölenlerin listesini gönderdiler, listede kızımın adı yoktu. Morg’a gönderdiler beni. Öğleden sonra 16.20’de eski eşimin cesedini bulduk. Polis kızımın hala yaşıyor olabileceğini düşünüyordu. Telefonunu çaldırdım, morgdaydı. Ama Şenol çok yanmıştı, bakamadım, ablam teşhis etti. Kızımı bulmak istedim. O sırada bize 87 fotoğraf gösterdiler. Parçalara bakıyordum. ‘87 fotoğrafın hepsine baktın mı’ dediler, 87’yi duyunca çığlık attım. Ablam ‘yanmamış Mina’yı bulduk’ dedi. Allah’ım yanmamıştır diye dua etmiştim.”

Mina’nın yangında otelin 7. katında olduğunu söyleyen anne, “Kapıları çalmadılar. Kızım yatağında ölü bulundu. Hiç uyanmamış. İlk defa tatile gelmişti, ilk defa kayak yapacaktı. Bugün sorumlular ceza almasa yarın başkalarının çocuklarına da aynısını yapacaklar. Benim çocuğum kalmadı zaten” diye konuştu.

OĞLUM KURTULU İÇERİ TEKRAR GİRDİ

Yangında 24 yaşındaki oğlu Yiğit’i kaybeden Serpil Gençbay da facianın bir başka yüzünü anlattı. 2000 doğumlu Yiğit’in Başkent Üniversitesi’nde intörn doktor olduğunu, diploma törenini göremediğini söyleyen Gençbay, “Oğlum önce yangından kurtuldu. Sonra içeride kalanları kurtarmak için tekrar otele girdi. Bir daha çıkamadı. Arkadaşıyla beraber içeri girmişler. Kapıdaki görevliye de “insanları kurtarmak için içeri gireceklerini söylemişler” dedi.

Acısını “kötü bir rüya” diye tarif eden anne, “Bunların hepsi rüya gibi. İnanamıyorum oğlumu kaybettiğime. Hep başka anneler ağlayacak sandık, bu kez biz ağlıyoruz. İnsan yüzde 25’iyle yaşıyor. Ömrümden ömür gidiyor. Yaşayamıyorum. Bazen filmlerde olur diyorum, 1 günlük bir şey değil bu. Ben bin yıl bu acıyı yaşayacağım” diye konuştu.

Gençbay, suçluların hala netleşmediğini belirterek, “Biz burada suçlu kim hala bilmiyoruz. TBMM’deki Kartalkaya komisyonunda da suya sabuna dokunmayan şeyler konuşuldu. Her şey ortada. Bir yıl oldu, unutulduk. Yargı süreci bizi o kadar yordu ki, o yalanları dinlemek… Biz yargının doğru işleyeceği umuduyla yaşıyoruz” dedi.

MANZARA İÇİN GELDİLER...

Yangında ağabeyi Yılmaz Sarıtaş (50) ile yeğenleri Nehir (15) ve Doruk Sarıtaş’ı (13) kaybeden Çiğdem Sarıtaş ise “Burası tabut otel. Yaşamıyoruz biz, yaşayamıyoruz” sözleriyle isyan etti.

Yangın haberini aldığında kanser tedavisi gördüğünü söyleyen Sarıtaş, “Ankara’da yaşıyorduk. Bir haftalık tatil için buraya gelmişlerdi. Pist var diye geldiler, manzara izlemek için. Ama buraya bakıp ‘burası yansa nasıl kurtulacağız’ demişler. İçlerine doğmuş sanki” dedi.

O gün otele panikle geldiğini anlatan Sarıtaş, “Otel müdürü Zeki Yılmaz 9. kattaydı. O kurtuldu, abim öldü. O katta üç kapıyı çalabilirdi, kimseyi uyandırmadı. 9. katta çok müşteri yoktu” diye konuştu.

Zeki Yılmaz’ın tutuklu olduğunu hatırlatan Sarıtaş, “Savcı olası kastı çok görüp bilinçli taksir istiyor. Mahkemede savcıya ‘savcım adalet size de lazım olacak’ demiştim. Dava istinafa gitti. İnanılır gibi değil. Acımızı deşiyorlar” dedi.

Ağabeyinin hayattaki tek kardeşi olduğunu söyleyen Sarıtaş, “İki yeğenimdi. Şu an benim ailemin alt soyu kalmadı. Annemle babam torunlarımızın düğününü göremeyeceğiz deyip altınlarını alıp bana vermişlerdi. Cenazelerini gördüler” sözleriyle yaşadıkları yıkımı anlattı.

YAŞAYAN ÖLÜYÜZ

Yangında yakınlarını kaybeden Oktay Akişli de, “Biz yaşayan ölüyüz. Duygumuz yok. Benim kanadım kırıldı. Yarın ne yapacağımızı bilmiyoruz” dedi.

Duruşmaların ekim ayında bittiğini söyleyen Akışlı, “Bugünden sonra aileler yine boşlukta kalacak. Sadece nefes alıyoruz. Bir yıl geçti, hala aynıyız. Uykumuz yok. Kaybettiklerim bir yerlerden çıkıp gelecekmiş gibi hissediyorum. Ben anneciydim. Hayat arkadaşım, yoldaşım, her şeyim gitti. Bir an önce annemin yanına gitmek istiyorum” diye konuştu.

Geçen yıl bugün otele giriş yaptıklarını hatırlatan Akışlı, “Ertesi gün öldüler. Tutuklular koğuşlarında sıcak yataklarında yatıyor, biz hala buradayız, oteldeyiz. Dava sürecinde insanların sinir uçlarıyla oynandı” dedi.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar