Kaşif Kozinoğlu dosyası 15 yıl sonra yeniden açılıyor

2011’de Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybeden eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin dosya, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla yeniden açıldı. Soruşturmada ifadeler arasındaki çelişkiler incelenecek.

Kaşif Kozinoğlu dosyası 15 yıl sonra yeniden açılıyor

GAZETE PENCERE - Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu sırada 12 Kasım 2011’de yaşamını yitiren eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin dosya Adalet Bakanı Akın Gürlek'in talimatıyla 15 yıl sonra tekrar açıldı.

Soruşturmada, sağlık ekibinin görev yerinde bulunmaması, hastaneye sevk sırasında yaşanan gecikmeler ve cezaevi görevlileriyle sağlık personelinin ifadeleri arasındaki çelişkiler mercek altına alındı. En az 15 kişinin yeniden ifadeye çağrılacağı öğrenildi.

Sabah’ın soruşturma dosyasına dayandırdığı haberine göre, Kozinoğlu’nun ölümü ile alakalı soruşturma Adalet Bakanı Akın Gürlek'in talimatıyla Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tekrar ele alındı. Olayın yaşandığı dönemde cezaevinde görev yapan nöbetçi müdürler, infaz koruma memurları, sağlık personeli ve ambulans görevlilerinin de içlerinde olduğu en az 15 kişinin ifadeye çağrılması öngörülüyor.

2011 YILINDA TUTUKLANMIŞTI

Kaşif Kozinoğlu, Odatv soruşturması çerçevesinde 2011 senesinde tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne sevk edilmişti.

Kozinoğlu, cezaevinde emekli albay Hasan Atilla Uğur ve Hasan Ataman Yıldırım ile aynı koğuşta kalıyordu. 12 Kasım 2011’de cezaevinde rahatsızlanan Kozinoğlu hastaneye kaldırılmış fakat yapılan müdahalelere karşın yaşamını yitirmişti. Ölümünün sonrasında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açılmıştı.

OLAY GÜNÜ İNCELEMEDE

Yeni soruşturma kapsamında olay günündeki gelişmeler de tekrar inceleniyor.

Dosyadaki bilgilere göre Kozinoğlu, 12 Kasım’da koğuş arkadaşı Hasan Ataman Yıldırım ile yaklaşık bir saatlik rutin yürüyüşünü yaptı. Koğuşa dönmesinin ardından rahatsızlanmaya başlayan Kozinoğlu’na ilk müdahaleyi koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur’un yaptığı kaydedildi.

Kozinoğlu’nun durumunun ağırlaşması sonrasında saat 18.08 civarında koğuştaki acil çağrı butonuna basıldığı, infaz koruma memurlarının yaklaşık 10 dakika sonra koğuşa geldiği kaydedildi.

Kozinoğlu’nun üst katta olan odasından sedyeyle indirilerek mahkûm kabul bölümüne götürüldüğü bildirildi.

SAĞLIK PERSONELİNİN GÖREV YERİNDE OLMADIĞI ÖNE SÜRÜLDÜ

Tekrar açılan soruşturmada üzerinde durulan en önemli konulardan biri cezaevindeki sağlık hizmetinin olay günü nasıl yürütüldüğü oldu. Soruşturma dosyasına göre, 24 saat esasına göre hizmet vermesi gereken üç sağlık personelinin Kozinoğlu’nun rahatsızlandığı esnada cezaevinde olmadığı ve Silivri merkezde yemek yediği öğrenildi. Sağlık ekibinin yaklaşık yarım saat sonra Kozinoğlu’nun bulunduğu yere ulaştığı öne sürüldü.

O dönemde Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada ise 112 Komuta Kontrol Merkezi’ne çağrının saat 18.30’da ulaştığı, ambulansın da 18.42’de vakaya vardığı bildirilmişti. Bakanlık ayrıca cezaevindeki sağlık merkezinde bir hekimin görev yaptığını ancak söz konusu vakayla ilgili hekime bildirim yapılmadığını açıklamıştı.

AMBULANS 10 DAKİKA YOLDA BEKLEDİ

Dosyada yeniden incelenen bir başka başlık ise hastaneye sevk süreci.

Kozinoğlu’na ilk müdahaleyi yapan 2 No’lu sağlık ekibinin ambulansla hastaneye doğru hareket ettiği, ardından 3 No’lu sağlık ekibinin telsizden diğer ambulansa kendilerini beklemeleri yönünde çağrı yaptığı belirtildi.

Bunun üzerine ambulansın otoban kenarında yaklaşık 10 dakika beklediği, diğer sağlık ekibinin gelmesinin ardından Kozinoğlu’nun entübe edildiği ve kalp masajına başlandığı aktarıldı. Ambulansın daha sonra yeniden hareket ettiği ve saat 19.15 sıralarında Silivri Devlet Hastanesi’ne ulaştığı kaydedildi.

Kozinoğlu, hastanede yapılan müdahalelere karşın hayatını kaybetti.

İFADELERDEKİ ÇELİŞKİLER DE İNCELENİYOR

Başsavcılığın yeni soruşturmada özellikle dönemin görevlilerinin ifadeleri arasındaki çelişkileri araştırdığı belirtildi.

Hastanedeki bazı sağlık çalışanlarının, Kozinoğlu’nun hastaneye getirildiğinde bilincinin tamamen kapalı olduğunu söylediği; cezaevi görevlilerinin ise ambulansa bindirilirken Kozinoğlu’nun bilincinin açık olduğunu anlattığı aktarıldı.

Dosyada cezaevi doktorunun olay sırasında nerede bulunduğuna ilişkin ifadelerde de uyuşmazlık bulunduğu bildirildi.

Silivri Devlet Hastanesinde görevli bir doktorun ifadesine göre, cezaevi doktoru kendisine olaydan haberdar olmadığını ve görev başında bulunduğunu söyledi. Buna karşılık bazı gardiyan ve sağlık çalışanlarının ifadelerinde doktorun o sırada cezaevinde olmadığı öne sürüldü.

Kozinoğlu’nun ölümünün ardından yürütülen ilk soruşturma 2012 yılında tamamlanmıştı.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT’ten temin edilen sağlık kayıtlarının da aralarında bulunduğu belgeleri Adli Tıp Kurumuna göndermişti.

Adli Tıp incelemesinde ölümün kalp-damar rahatsızlığına bağlı doğal ölüm olduğu değerlendirilmişti. Bunun üzerine savcılık, kamu görevlilerinden kaynaklanan ihmal veya kasıt bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti.

KASIT VE İHMAL ARAŞTIRILIYOR

Ancak Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin tartışmalar takipsizlik kararının ardından da sona ermedi.

Özellikle sağlık müdahalesinin zamanlaması ve hastaneye sevk süreci yıllar boyunca gündemde kaldı. Kozinoğlu’nun avukatı da ölümün hemen ardından yaptığı açıklamada kalp krizi ihtimaline itiraz etmediğini ancak krizi neyin tetiklediğinin ve neden müdahalede gecikme yaşandığının araştırılması gerektiğini dile getirmişti.

Yeni soruşturmada 2011’deki ölüm sürecinin baştan sona yeniden değerlendirilmesi, görevlilerin ifadelerinin alınması ve dosyada yıllardır tartışma konusu olan çelişkilerin açıklığa kavuşturulması bekleniyor.

Kozinoğlu’nun ölümünün cinayet olduğu yönünde şu aşamada kesinleşmiş bir adli tespit bulunmuyor. Yeniden yürütülen soruşturmanın, ölümde kasıt veya ihmal bulunup bulunmadığını ortaya çıkarması amaçlanıyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar