Kavala’da utandıran süreç ilerliyor
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından “derhal serbest bırakılması’’ için alınan karara rağmen iş insanı Osman Kavala’nın serbest kalmaması üzerine Türkiye aleyhinde “ihlal...
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından “derhal serbest bırakılması’’ için alınan karara rağmen iş insanı Osman Kavala’nın serbest kalmaması üzerine Türkiye aleyhinde “ihlal prosedürü”nü başlatmak için düğmeye bastı. Bu Türkiye’ye karşı ilk, Avrupa Konseyi tarihinde de Azerbaycan’dan sonra ikinci ihlal prosedürü olacak.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, dün Strazburg’daki toplantısında, “Osman Kavala davasının AİHM’e havale edilmesine” oy çokluğuyla karar verdi. Avrupa Konseyi’ne üye 47 ülke oy çokluğuyla ihlal prosedürünü başlattı. Prosedürün başlatılması için üye ülkelerin en az 3’te 2’sinin onayı gerekiyordu.
Komite aldığı kararla AİHM’den, Osman Kavala kararının uygulanmadığını ‘’resmen tespit ederek, komiteyi bilgilendirmesini’’ istedi. AİHM’in kararın uygulanmadığını resmen bildirmesinin ardından Bakanlar Komitesi yeniden toplanarak “Türkiye hakkında ne tür bir uygulamaya gidileceği” yolunda karar alacak.
KAVALA’NIN AÇIKLAMASI
Osman Kavala, kararın ardından avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada şunları vurguladı:
“AİHM’in derhal serbest bırakılmam gerektiğini belirten kararından ve Gezi davasının beraatle sonuçlanmasından sonra tutukluluğumu devam ettirmek için gerçekleştirilen yargı uygulamalarının tarafsız bir gözle incelenmesini önemli buluyorum. AİHM’in yapacağı değerlendirmenin ülkemizde insan hakları ile ilgili hukuk normlarının korunmasına katkı sağlayacağını umuyorum.”
NE OLMUŞTU?
BBC Türkçe’nin haberine göre, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 30 Kasım-2 Aralık arasında yaptığı değerlendirmeler ve oylama sonucunda iş insanı Osman Kavala’yı AİHM kararlarına rağmen serbest bırakmayan Türkiye aleyhine ‘’ihlal prosedürü” başlatma kararı almıştı.
Aynı kararda, Türkiye’den 19 Ocak’a kadar resmi görüşünü iletmesi istenmiş ve 2 Şubat’ta yapılacak toplantıda Kavala davasında AİHS’nin ihlal edilip edilmediğinin AİHM’e sorulması yönünde adım atılacağı kaydedilmişti. Bakanlar Komitesi’nin uyarısına karşın 14 Ocak’ta yapılan duruşmada, Osman Kavala’nın 2017’den bu yana süren tutukluluk halinin devamına karar verilmiş ve dolayısıyla gözler, Strasburg’da dün bugün yapılacak toplantıya çevrilmişti.
NE OLACAK?
Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre, ihlal prosedürü gereği Kavala dosyası yeniden AİHM’e gönderilecek. AİHM, Kavala davasını esastan yeniden ele almayacak; sadece Kavala hakkında verdiği kararın yerine getirilip getirilmediği tespitinde bulunacak.
AİHM önündeki süreç zarfında Kavala’nın tahliye edilmesi halinde yeniden hak ihlali tespitinde bulunulabilecek olsa da Bakanlar Komitesi’nin, böyle bir senaryoda, kararın yerine getirildiği gözlemiyle dosyayı kapatma olasılığının bulunduğu belirtiliyor.
AİHM, Kavala hakkındaki kararının yerine getirilmediğini tespit ederse davalı devlete karşı alınacak olası önlemleri değerlendirmesi için dosyayı yeniden Bakanlar Komitesi’ne gönderecek. Komite, Türkiye’ye karşı alınacak yaptırımları değerlendirecek ve uygun görülen önlemleri karara bağlayacak.
DAHA ÖNCE HİÇ YAPTIRIM AŞAMASINA GELİNMEDİ
Daha önce sadece Azerbaycan için işletilen ancak yaptırım aşamasına gelmeden sonlanan bu sürecin Türkiye için nasıl işletileceği ve sonuçlarının neler olacağı öngörülemiyor. Ancak kaynaklar, AİHM’in değerlendirme sürecinin çok da uzamayacağı, konunun bu sene içerisinde Bakanlar Komitesi’nin önüne gelme ihtimaline dikkat çekiyorlar. Aynı kaynaklar, yaptırım konusunda da belirli bir çerçeve olmadığına, üyeliğin dondurulmasından oy hakkının askıya alınmasına kadar birçok seçeneğin gündeme gelebileceğine dikkat çekiyorlar.
AB İLE İLİŞKİLERİ DE ETKİLEYECEK
Avrupa Konseyi’nin alacağı bir yaptırım kararının Kavala davasını yakından takip eden Avrupa Birliği açısından da belirleyeceği olabileceği, Strasburg’daki sürecin zaten sıkıntılı devam eden Ankara-Brüksel ilişkilerine de yansımaları olacağı vurgulanıyor.
DAVANIN GEÇMİŞİ
İş insanı ve Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala, 1 Kasım 2017’den bu yana tutuklu. Kavala, önce 2014 yılında açılan Gezi Parkı davası sanıklarından biri olarak yargılanmış, bu davanın diğer 8 sanığı ile birlikte 2015 yılında beraat etmişti.
Kavala’nın 18 Ekim 2017’de gözaltına alınması ve ardından tutuklanmasıyla birlikte Gezi protestolarıyla ilgili ikinci bir dava açılmıştı. 2019’da tüm sanıklar beraat etmiş fakat Osman Kavala, hakkında başka bir soruşturma olduğu gerekçesiyle tahliye edilmemişti. Kavala, daha sonra, Çarşı Davası diye bilinen davanın yeni Gezi Davası’yla birleştirilmesiyle yeni bir davanın sanığı haline gelmişti.
ANKARA NE YAPABİLİR?
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Türkiye’nin kurucu üyeleri arasında yer aldığı Avrupa Konseyi’nden yaptırım görmesine neden olma aşamasına gelen Osman Kavala davasının seyri Ankara’da yeniden değerlendiriliyor.
Yapılan bazı değerlendirmelerde, Ankara’nın, Kavala konusunda AB ülkeleri nezdinde uzun süredir yürüttüğü politikadan somut bir sonuç alamaması, Brüksel ve diğer başkentlerin “pazarlık” görüntüsü verecek bir adım atmamaları sürecin yeniden değerlendirilmesinde etkili oldu.
İptal prosedürünün Avrupa Konseyi’nde yaptırım aşamasına geçmeden Kavala’nın serbest kalmasının sağlanması gibi bir olasılığın Ankara’da daha sık seslendirildiğine işaret ediliyor.
Kavala davasında bir sonraki duruşma 21 Şubat’ta.
HÜKÜMET KARARA TEPKİLİ
Avrupa Konseyi’nin iş insanı Osman Kavala hakkında aldığı karar üzerine Dışişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı, birer tepki açıklaması yayınladı.
“Kavala’nın tutukluluk durumunun halen devam eden başka bir yargı süreci nedeniyle olduğunun ayrıntılarıyla açıklandığı” belirtilen Dışişleri’nin açıklamasında, “Kavala kararının sürekli olarak gündemde tutulmasını, iyi niyetten uzak, kasıtlı ve de tutarsız bir yaklaşım olarak görüyoruz. Temennimiz, AİHM’in alınan bu kararı hakkaniyetle değerlendirmesi ve bu konuda iç hukukta devam eden dava sürecini dikkate alarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca ilk derece mahkemesi gibi hareket etmeden, içtihat ve ilkeleri doğrultusunda karar almasıdır” ifadesine yer verildi.
KOMİTE YETKİSİNİ AŞTI
Adalet Bakanlığı adına yapılan açıklamada da Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin yargısal makamlar gibi hareket ederek yetkisini aştığını savundu. Oy çokluğu ile alınan Komite kararının, hâlihazırda devam etmekte olan bir davaya müdahale niteliğinde olduğu kaydedilen açıklamada, “Başta AK Bakanlar Komitesi olmak üzere herkes, bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde devam eden bir yargılama sürecine etki etmekten kaçınmalı ve verilecek karara saygı duymalıdır. Belirli bir kararı teamüllere de uymadan sürekli gündemde tutarak ülkemizi uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemekle itham etmek, söz konusu kararın açıkça siyasi mülahazalarla alındığını göstermektedir” denildi.
"AİHM'DEKİLER SİZİN ÇAĞLAYAN'DAKİ YARGIÇLARINIZ DEĞİL"
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM’de Osman Kavala kararı üzerine yaptığı konuşmada, ‘’Siyaset talimat veriyor, yargı AİHM kararlarına uymuyor, o kararlara uymamak için de inanılmaz hileler yaratıyor. AİHM’in kararlarına uymamakla hürriyeti tahdit suçu işlemeye devam ediyor’’ dedi.
İktidara, “Türkiye’ye karşı organize kötülük yapıyorsunuz” diyen Tanrıkulu, “Verilen karar kesin karar, Büyük Daire’ye başka bir daireye gitmeyecek, kesin komite kararı. Şimdi o kararla ilgili olarak yanı başımızda 18. Ağır Ceza Mahkemesinde, Sincan’da devam eden dava var ve bu karar o tutuklamaların ve Yargısal işlemlerin yakalama, tutuklama gözaltı tümünü işlevsiz hale getirdi. E peki ne yapacaksınız? AİHM’deki yargıçlar, sizin Çağlayan’da mahkeme mahkeme dolaştırdığınız yargıçlar değil. Her ülkenin birçok süzgeçten geçmiş saygın yargıçlar” ifadesini kullandı.