Kim olursa kazanır
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk TV yayınında Teke Tek programında Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı. Altaylı’nın Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayıyla ilgili sorusuna CHP lideri “Kişiler...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk TV yayınında Teke Tek programında Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı. Altaylı’nın Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayıyla ilgili sorusuna CHP lideri “Kişiler değil sistem olayı” diyerek milletin cumhurbaşkanı hükümet sistemine devam edip etmeyeceğine karar vereceğini söylerken, “Kim olursa kazanır” diyerek iddiasını ortaya koydu. Kılıçdaroğlu, AK Parti’yi de seçimde geçeceklerini söyledi. Canlı yayına TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu da telefonla katılarak Kılıçdaroğlu’nun sözlerine yanıt hakkını kullandı. İsmailoğlu, Kılıçdaroğlu’nu yalanladı, İBB’yi hizmet yapmamakla suçladı. Kılıçdaroğlu’nun sözlerinden öne çıkan başlıklar şöyle:
CUMHURBAŞKANI NİTELİKLERİ
"Benim ittifak anlayışımda büyüklük küçüklük yoktur, eşitler arasındaki ilişki vardır. Adayı oturur konuşuruz. Bu konu orada duruyor. Bir cumhurbaşkanının nitelikleri ne olmalı. Devleti iyi bilmesi lazım, devlet aklının ne olduğunu bilmesi lazım. Verdiği sözün arkasında durması lazım. Ne güzel bütün imzaları atıyorum, nereden çıktı bu parlamenter sistem dememesi lazım. Devletin işleri karmaşıktır, orada sizin önceliklerinizin ne olduğunu çok iyi bilmesi lazım.
OLAY KİŞİ DEĞİL SİSTEM OLAYI
Bugünden ne yapacağımızın temel normlarını belirlememiz lazım. Olay cumhurbaşkanı değil sistem olayı. Devam edecek miyiz, etmeyecek miyiz? Sisteme devam edeceksiniz Erdoğan var, etmeyeceksiniz karşısında oturan var. Cumhurbaşkanı 24 saat konuşmayacak, kimseye hakaret etmeyecek. Kısa süre içinde göreceksiniz, geçeceğiz. Olayı isme indirgerseniz en büyük hatayı yapmış olursunuz. Bizi isim mi, sistem mi kurtaracak? Kim olursa kazanır. Sisteme karşı birisi oturacak. Sen bu sistemi istiyorsan ona, değişmesini istiyorsan buna oy ver. Söyleyeceğiz, bunun nitelikleri bu, bunun nitelikleri bu.
İSTANBUL’U HAZMEDEMİYOR
Sayın Bahçeli'nin söylediğini bir tarafa bırakıyorum. Eleman alımıyla ilgili bilgiler elbette devletin denetimdedir. Elbette denetlenebilir. Hiçbir zaman 'Niye müfettiş gönderdiniz' diye şikayet etmedik. Bir suçlama yapıldı, suçlamanın gerekçesi havada, teröristleri alıyorlar, istihdam ediyorlar vesaire. Eğer soruşturma açacaksanız, iyi hal kağıdı verenlere açacaksınız. İBB'nin Milli İstihbarat Teşkilatı mı var? Yapılan kumpas, işin Türkçesi İstanbul'u almamızı bir türlü hazmediyorlar. Nasıl olur da İstanbul'un rantını 16 milyona Ekrem İmamoğlu'na verir? İmamoğlu bu rantı bir avuç insana değil İstanbullulara veriyor.
BÜTÜN BAŞKANLARIMIZ DENETLENİYOR
Belediye başkanlarımız, İçişleri müfettişleri, kontrolleri, Sayıştay denetçileri denetliyorlar. Hiçbir şikayetimiz yok, istedikleri kadar denetlesinler. Ama önyargıyla gidiliyorsa. Önce bir bekle bakalım müfettişlerin raporunu.
İÇİŞLERİ AKP DÖNEMİ DOSYALARINI KAPATTI
İBB soruşturma açtı, pek çok yolsuzluk dosyasını düzenledi, İçişleri Bakanlığı müsaade etmedi. Ne oldu bu yolsuzluk dosyaları? Üstü kapatıldı. Söylüyoruz, bunu ama dosya onların ellerinde. Rakamları kamuoyuyla paylaşıyoruz. Ama önümüzde bir duvar var.
BAKANA SUÇLAMA
Şimdi Ulaştırma Bakanlığı yapan kişi eskiden İBB'de Genel Sekreter Yardımcısıydı. İş olmuş gibi tutanak tutuyor, düzenliyor, adama para veriyorlar. İhale yok, bina da yok. İhale yapılmış gibi tutanağı tutup adama para veriyorsunuz. Bunun hesabı sorulacağına bu adamı bakan yapıyorsunuz. Belgeler var, imzası var. Getirdiniz, bakan yaptınız, ne oldu? Dokunulmazlığı oldu.
TERÖRİSTSE YAKALARSIN
Teröristse şimdiye kadar neredeler? Tutsunlar, mahkemeye versinler. Polis, savcı, bakanlık, Cumhurbaşkanlığı var mı, var. Yakalarsın, götürürsün, ifadesini alır, gereğini yaparsın. Bu adamlar şu anda çalışıyor. Ya iftira atılıyorsa. Bunlardan hepsinin tazminat davası açmasını isteyeceğim. Yerel seçim öncesi Ankara'da Mansur Bey'e iftira attılar. Kazanırsa su paralarını teröristler toplayacakmış. Akla ziyan şeyler. Bunlar günlerce yazıldı, çizildi. Her türlü iftira rahatlıkla atılabiliyor.
ARMUT MU TOPLUYORSUN
Hükümet kim? Bakan kime bağlı? Kendesine. Emniyet, MİT kime bağlı? Adalet Bakanlığı kendisine bağlı. Teröristler var diye suçluyor. Beyefendi sen orada armut mu topluyorsun. Terörist üzerinden belediye başkanını suçluyor. İftira ile devlet yönetilmez, akıl, bilgi ve birikimle yönetilir. Bu adam teröristleri istihdam ediyorsa yakala kardeşim.
TÜİK'in internet sitesinde 'herhangi sorunla karşılaştığınızda bizi ziyaret edebilirsiniz' diyor. Ben bir sorunla karşılaştım. Bırakın ana muhalefeti, genel başkanlığı, bir milletvekili bir yere gidecek, siz kapıyı kapatıyorsunuz. Tepkiyi TBMM Başkanı'nın göstermesi lazım. Niye gösteremedi? Çünkü saraydan talimat alması lazımdı tepki gösterip göstermemesi için. Ben oraya işçinin, emeklinin, asgari ücretlinin, milyonlarca kişinin hakkını aramak için gittim. Sonuçta asgari ücretlilere bir rakam verildi, ama emekliye ne verildi? Yüzde 25, enflasyon kaç? Emeklinin suçu ne? Bütün emeklilere diyorum, 'Sandığa gidip hâlâ AK Parti'ye oy veriyorsanız o zaman memnunsunuz' diyorum.
BİZİM ÜLKEDE DEMOKRASİ YOK
Sokağa çıkmaktan kast ettiğim şu: Bunlar şunu istiyor; biz sokağa çıkacağız, camı pencereyi kıracağız, Erdoğan bunlardan hoşlanacak, OHAL ilan edecek. Oh ne güzel, istediğim kararnameyi çıkaracağım. Sokağa çıkmaktan kastımız buydu. İzin alarak miting yapıyoruz zaten. Bizim ülkede demokrasi yok ki! İnsanlar çıkıp bildiri okuyacaklar. Baskı, cop her şey var. Nasıl yapacaklar? Demokrasi olsa zaten sorun olmaz. İnsanlar düşüncelerini söylerler, yürüyüş yapabilirler. Anayasa diyor zaten, silahsız ve saldırısız önceden izin almaksızın yürüyüş yapabilirsiniz. Anayasa da askıya alınmış. CHP ve kendi tabanımız adına konuşuyorum. Mersin'de şu meydanda değil burada dediler, yaptık. Meydan belediyeye ait. Bir gerginlik olmasın diye.”
ERDOĞAN’A: Gidici olduğunu gayet iyi biliyor çatışma VE gerginlik istiyor
“Gidici olduğunu gayet iyi biliyor, çatışma, gerginlik istiyor. O nedenle her türlü hakareti yapıyor. Sadece gülümsüyorum. Bütün yetkilere sahip olan birisi rakibine hakaret ediyorsa bu acizliğin görüntüsüdür. Artık gülüyorum. Kesinlikle artık ülkeyi yönetme kapasitesi bitmiştir. Gerginlik, kavga üzerinden varlığını sürdürmek istemektedir. Devletin güçlerini kullanarak bunu yapmak istemektedir. Cesareti varsa televizyonda karşıma çıkar. Cesareti yok, bilgisi yok birikimi yok. İstersen promteri de getir. Vereceği çok hesap var. Asıl temel nokta orası. Erdoğan'a ne söyledim; mal varlığını araştırırım. Tek kelime bile etmedi. İktidardan gitmenin onun için ciddi maliyet doğuracağını biliyor. Devlet endişe ile yönetilmez.
EYLÜLDE SEÇİM BEKLİYORUM
Önümüzdeki eylül ayında seçim bekliyorum. Ekonomiyi götüremezler. 20-27 Aralık arası Türkiye'nin en büyük soygunu gerçekleşti. Dolar alanların büyük kısmı kaybetti. Sağ olsun Nebati Bey açıkladı kamuoyuna, biz de oradan öğrendik, 'Küçük tasarruf sahipleri zarara uğradı' diye. Bir korku iklimi yaratmak son derece tehlikeli. 'Bu gitmez, sandığı koymaz?' deniyor. Niye gitmesin, niye sandığı koymasın. Demokratik yollardan gidecek. Bu ülkede ilk kez sandığa gidecek 6 milyon 200 bin genç gönderecek. Bundan daha güzel başarı olabilir mi? Onun tuzağına düşmeden inandığımız yoldan kararlılıkla devam etmeliyiz. O gerginlik yaratacak ama biz oraya takılmayacağız. Her türlü hakareti yapacak, yapsın sabahtan akşama, istediği kadar yapsın. Ona en büyük iyiliği ben yapıyorum. Hatalarını ben söylüyorum. Yakın çevresinden hiçbirisi buna cesaret edemiyor. Bizim MYK'da arkadaşlarımız bana söyler 'Sayın genel başkanım bunu yanlış yaptık' der. Zaten bizde bunu söylememek eşyanın tabiatına aykırı. Biz gerginlik yapacak eylemin içinde olmayız.”