KKTC solundan CHP'ye butlan atanmasına tepki: Örnek davranışlar beklerken utanç duyulacak adımlar üzüyor..
KKTC'nin muhalefette bulunan solcu Toplumcu Demokrasi Partisi Genel Başkanı CHP'ye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
LEFKOŞA - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) gelecek seçim sonucunda “sol iktidar” beklentisi tartışmasında olası koalisyon hükümeti ortağı Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Zeki Çeler, “Kıbrıs’ın sağı-solu belli olmaz. O yüzden temkinliyim. Ama halkımız artık mevcut hükümeti sandıkta cezalandırma arzusunda” mesajını verdi.
CHP’ye yönelik gelişmeleri de izlediklerini belirten Çeler, “Türk halkının geleceği için, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için siyasetin de demokratik tahammüller gereği en doğru şekilde ilerlemesi bizim için önemlidir. Örnek alınması gerekecek davranışlar yerine aslında utanç duyulacak davranışlarda bulunulması maalesef bizleri de çok üzüyor. Umarım Cumhuriyet Halk Partisi bu antidemokratik hareketten bir önce kurtulur” dedi.
Kuzey Kıbrıs siyasetinde muhalefet cephesindeki TDP Genel Başkanı Çeler, Genel Sekreter Redif Ekinci ve Dış İlişkiler Sekreteri Kemal Baykallı, Lefkoşa’da aralarında Gazete Pencere’nin de temsil edildiği gazetecilere değerlendirmede bulundu.
Ulusal Birlik Partisi (UBP), Demokrat Parti (DP) ile Yeniden Doğuş Partisi (YDP) tarafından yürütülen mevcut koalisyon hükümeti yerine KKTC’de halkın değişim beklentisini vurgulayan Çeler, gelecek parlamento seçimiyle iktidar değişimini gerçekleştirmeye hazırladıklarını işaret etti.
Zeki Çeler, Kıbrıs siyaseti dışında 147 siyasi parti çatı örgütü olarak Sosyalist Enternasyonel (SI) örgütlenmesinde CHP’yle birlikte üye oldukları ve “kardeş parti” kabul ettikleri için Türkiye siyasetindeki gelişmeleri de izlediklerini dile getirdi.
AVRUPA SİYASETİ NASIL TEPKİ GÖSTERİYOR?
“Sosyalist Enternasyonel çatısı altındaki partiler itibariyle Avrupa siyaseti CHP’de yaşananlara yeterince tepki gösterebiliyor mu?” diye sorduğumuz Zeki Çeler, “Ciddi anlamda bir şok etkisi yarattı. Çünkü son dönemlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Başkan Yardımcılığı görevinden dolayı da etkin bir dönem yaşanıyordu. Türkiye'deki belediyelerdeki tutuklanmalar gibi konularda veya diğer konularda katıldığımız tüm Sosyalist Enternasyonel toplantılarında Türkiye adına Cumhuriyet Halk Partisi büyük rol üstleniyordu. Gördüğüm kadarıyla da bu durum Sosyalist Enternasyonel içerisinde ciddi bir şok etkisi yarattı. O yüzden herhalde ki şu ana kadar pek bir ses çıkarılmadı. Düşünüyorlar dava kararı uygun mudur, değil midir, hukuksal mıdır bu yaşananlar, değil midir gibi. Anladığım kadarıyla onlar da ciddi bir arayış veya da bir bilgi eksikliği içerisindeler” diye konuştu.
“ERKEN SEÇİMDEN KAÇINILMASI SİYASİ HALÜSİNASYON”
TDP Lideri Çeler, KKTC’de ise ilkbahar sona ermeksizin “erken seçim” talebinde bulunduklarını çünkü Ekim 2025’te o dönemki ana muhalefet partisi CTP (Cumhuriyetçi Türk Partisi) lideri Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle halkın açıkça değişim talebini ortaya koyduğunu işaret etti.
Sadece muhalif seçmende değil hükümet partileri tabanındaki seçmenlerinde de artık KKTC’deki iktidarı değiştirmek gerektiği görüşü oluştuğunu kaydeden Çeler, Kuzey Kıbrıs’ın ağır ekonomik sorunlar yanı sıra yolsuzluk dosyalarıyla tartışıldığı üzere ciddi bir yönetim sorunu yaşadığını ve bunun değişim talebini yarattığını anlattı.
Çeler, UBP’li Başbakan Ünal Üstel’in ise “erken seçim” kararı alınmasından kaçınmaya devam ettiğini ve ilkbaharda seçim yapılması fırsatı yerine artık takvim itibariyle kaçınılmaz olarak olağan seçim dönemi Ocak 2026’de seçim yapılmasını beklediklerini aktararak, seçim ne zaman yapılırsa yapılsın sonuçta halkın değişimi gerçekleştireceğini ifade etti. Aralık ayında ise yerel seçimler takvimi olduğunu ve iktidardaki UBP’nin her iki seçimi birleştirmek üzere yasa değişikliğini düşündüğünü kaydeden Çeler, “İktidar iktidarını sürdüremeyecek. Şimdiki başbakan siyasi halüsinasyon görüyor. Genel seçimleri sürekli erteleyerek zaman kazanmaya çalışıyor. İki seçimi birlikte yaparsa bir şeyler kazanabileceğini düşünüyor ama bu olmayacak. Bir seçimde iki dayak yemiş olacaklar” dedi.
“Biz marjinallikten çıkıp merkez sol olma eğiliminde hareket ediyoruz ve bunu başardığımızı düşünüyoruz” diyen Çeler, ada siyasetinde TDP’nin “merkez solda” konumlandığını belirterek, “Bir tarafta liberaller var; onların önündeki bürokratik engelleri kaldırmak, üretimi ve yatırımı desteklemek, ulusal sermayeyi korumak gerekir. Ama diğer tarafta adil vergilerle kamusal sağlık, kamusal eğitim, güvenli yollar, çevre ve sosyal politikaları güçlendirmek gerekir. Biz bu dengeyi savunuyoruz” mesajını paylaştı.
KKTC tarihinde eğer bugünkü kamuoyu araştırmalarındaki sonuçlar gelecek seçim sandığı sonucuna yansırsa ilk kez tamamiyle sol partilerce koalisyon hükümeti kurulması ihtimalinden memnuniyet duyduklarını söyleyen Çeler, CTP’nin sol parti olduğunu ancak kendilerini daha yenilikçi gördüklerini belirterek, TDP olarak toplumdaki güncel beklentilere yanıt vermek üzere siyaset yapmak ve hükümet olmak istediklerini aktardı.

KIBRISLI TÜRKLER’İN ANKARA’YLA KAVGA ETME ARZUSU OLMAZ
Türkiye’nin adadaki varlığı, garantör ülke konumu ve bölgesel rolü konusunda TDP olarak hiçbir şüphe duymadıklarını vurgulayan Çeler, Kıbrıs’ın geleceğini koruma konusunda Türkiye’yle farklı bir duruş gösterilmediğini ancak son dönemde KKTC’nin sosyolojisine, toplumsal yaşamına müdahale edilmesine tepki oluştuğunu dile getirdi.
“Kıbrıslı Türklerin hiçbir zaman Ankara ile bir kavga etme arzusu olmaz. Ama Ankara’da değişen siyaset ve siyasi yelpazedeki partiler Kıbrıslı Türkler üzerinde farklı uygulamalara imza atıyor. Kıbrıs’ın stratejik konumundan dolayı kendilerince burayı kaybetmemek adına bir dönem burayı daha çok Türkleştirelim politikası ortaya çıktı. Şimdi daha çok müslümanlaştıralım politikası. Ama bunlara ihtiyaç yoktur. Çünkü biz Türkler olarak burada yaşıyoruz” diyen Çeler, KKTC’nin kendi toplumsal yaşam biçimine, geleneklerine saygı duyulması gerektiğini işaret etti.
Çeler, “Coğrafya kaderdir, farkındayız. Türkiye'nin buradaki varlığıyla alakalı bir tereddütümüz yoktur. O yüzden Ankara ile kavga ettiğimiz noktalar bizim sosyolojik yaşantımıza müdahale noktaları oldu. Esasen sosyolojik yaşantıya müdahale edilmesi bizi rahatsız ettiğinde, buna karşı hep mücadele ediyoruz. Ama onun dışında gerek askeri gerek jeopolitik konularda Ankara’yla birlikte hareket edilmesi gerektiğini de seçilen Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman kendi propaganda döneminde de söyledi ve biz de TDP olarak bunun birinciyle Erhürman’ın seçilmesini destekleyen bir partiyiz” diye konuştu.
Keza son dönemde kuzeye F-16 askeri uçak konuşlandırılmasını da yorumlayan Çeler, bölgede Yunanistan, Fransa, ABD ve diğer aktörlerin askeri varlık gösterdiği bir ortamda Türkiye’nin tamamen sessiz kalmasının beklenemeyeceğini kaydederek, “Yunanistan gönderecek, Fransa gönderecek, Amerika burada her şeyi kullanacak, İsrail açısından bizi tehlikeye sokacak ve Türkiye sessiz kalacak; böyle bir şey olamaz” dedi.
TÜRKİYE'Yİ DIŞLAMAK ÇÖZÜM DEĞİL
Kıbrıs sorununda Türkiye’nin garantörlüğüne TDP’nin karşı olmadığını ve Türkiye’nin dışlandığı herhangi bir çözüm modelinin uygulanabilir görmediklerini anlatan Çeler, Rum lider Nikos Hristodulidis’in izlediği dış politikayı ise gerçekçi görmediklerini belirterek, “Türkiye’yi karşısına alarak onu çevreleme politikası, Kıbrıs gibi küçük bir ülke söz konusu olduğunda mutlaka duvara toslar. Türkiye’yi dışlayan hiçbir çözüm olmaz, olamaz” dedi.
Ukrayna savaşı, Filistin, İran ve Doğu Akdeniz’deki güvenlik arayışını kaydeden Çeler, bugünlerde Birleşmiş Milletler (BM) Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Holguin’in de yürüttüğü görüşme trafiğini değerlendirerek, “Bence eski uzlaşılar korunacak ama bunların üzerine yeni bir yol haritası belirlenecek. Bu yol haritasının içinde hem havuçlar hem de sopalar olacak. Kimse gönül rahatlığıyla ‘ben kaçtım’ diyemeyecek” diye konuştu.
Kıbrıs Rum tarafındaki seçimler açısından ise ELAM’ın açıkça federasyona karşı olduğunu, DİKO’nun teoride federasyonu desteklediğini söylese de pratikte farklı davrandığını, DİSİ’nin ise parçalı bir yapıya sahip olduğunu anlatan Çeler, “Bizim öngörümüz, Kıbrıs Rum toplumunda hayırı destekleyen ve hayırcı olarak bilinen hiçbir liderin uzun vadede yaşama şansının olmadığı yönünde. Sessiz çoğunluk, Kıbrıs sorununun çözülememesinden kendilerini sorumlu gösteren bir lider görürse onu cezalandırır” diye ekledi.
Kaynak:Yıldız Yazıcıoğlu