Koğuşlar dolu diyen mahkumlara işkence iddiası: Oğlum yürüyemiyordu...
Konya Ereğli Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinde koğuşlara fazladan mahkûm getirilmesine tepki gösteren mahkumlara işkence edildiği iddia edildi.
GAZETE PENCERE - Konya Ereğli Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinde koğuşlara fazladan mahkûm getirilmesine “yatacak yer yok” diyerek itiraz eden mahkumlara coplarla işkence edildiği iddia edildi. Oğlu 3 yıldır Ereğli Y.G. Cezaevinde mahkûm olan anne Leyla Yetkin, “Çocuğuma sarıldım ‘ah’ dedi. Yürüyemiyordu” diye konuştu.
Konya Ereğli Yüksek Güvenlikli Cezaevinde koğuşlara fazladan mahkûm getirilmesine “yatacak yer yok” diyerek itiraz eden mahkumlara coplarla işkence edildiği iddia edildi. Oğlu 3 yıldır Ereğli Cezeavi’nde yatan Leyla Yetkin Evrensel'den Kübra Kırımlı'ya konuştu.
4 gün oğlundan haber alamaması üzerine Bursa’dan Konya’ya giden Leyla Yetkin, “Normalde çocuklara haftada 60 dakika telefonla görüşme hakkı tanınır. Oğlum da bizi her cuma günü arar. Ama 27 Şubat Cuma günü bizi aramadı. Biz de haliyle merak ettik. Daha sonra eşimin iş yerine oğlumun bir arkadaşının ailesi arayarak oğlumdan bize mesaj iletti. Oğlum ‘babam bana acilen yetişsin’ demiş. Sonra yine başka ailelerde bizi arayarak aynı mesajı ilettiler. Biz de bunun üzerine hızla cezaevine bir avukat gönderdik. Avukat bana oğlumun cezaevinde olduğunu, cezaevinde kavga yaşandığını ve oğlumun hücrede kaldığını, kendisiyle 2 Mart Pazartesi günü görüşebileceğini söyledi. Biz de teyit etmek için cezaevini aradık. İnfaz memurlarından biri cuma günü görüş olduğunu söyledi. Ben de inanmayarak kalkıp Konya’ya gittim; iki oğlum ve yeğenimle. Ve cuma günü değil, avukatın dediği gibi 2 Mart Pazartesi günü görüş vardı. Bizi içeri aldılar” dedi.
GÖRÜŞME SALONUNDA SESLER....
İçeri girince iki ayrı salon olduğunu ifade eden Yetkin, “Gelen aileleri hep bir tarafa aldılar. Ben ismimi okuyunca bizi diğer boş bir salona aldılar. Oğlumu 6 ya da 7 kadar gardiyan getirdi. Şaşırarak ‘ne oluyor’ dedim. Benim şaşırdığımı gören oğlum, kafasını ‘sus’ diyerek salladı. Normalde koca salonda iki gardiyan olur, sağa sola yürürler ve kimse tepemizde beklemezdi. Ama bu kez gelen gardiyanlar tepemizde bekledi. Bir de koğuşlardan “tak tak tak” diye daha önce duymadığım sesler geliyordu. Biz yine ‘ne oluyor böyle?’ diye sorduk. Oğlum bana ‘Anne bu sesi benim için çıkarıyorlar; buradan çıkınca Ereğli Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmaya gider misin? Bursa’ya gidince de yine suç duyurusunda bulun. Bunlar bana işkence yapıyorlar’ dedi. Çok bir şey anlatamadı orada” diye konuştu.
MİLLET YERDE YATIYOR
Oğlunun yürümekte zorlandığını ve ona sarılınca “ah” diye ses çıkardığını anlatan Yetkin, “Ben oğlumu o halde görünce Bursa’ya geri dönemedim. Orada kalıp hemen Ereğli Başsavcılığına giderek şikâyet dilekçesi verdim. Daha sonra Bursa’ya döndüm. Ardından hemen avukatı devreye soktum; çünkü oğlum bir şey anlatamadı orada. Olayın aslı şu; oğlum benim bir koğuşta kalıyor. Ona kırmıza kalem vermişler. Kırmızı kalem; mahkûmun sevk yasağı, çalışma izni ve görüş izninin kaldırılması gibi bir şey. Zaten kendisi Ereğli’ye gittiğinden beri hemen her koğuşta yattı. Sonra oğlumun koğuşunu değiştiriyorlar. Yeni koğuşta 35 mahkum var. Daha sonra aynı koğuşa yeni mahkum getiriyorlar. Mahkumlar ‘Artık mahkum getirmeyin. Biz ranzada yatıyoruz. Şimdi bile 3-5 kişiye yatak yok; yerde yatıyorlar. Bunlar da yerde yatacak. Biz yatakta yatarken diğerlerinin yerde yatmasına vicdanımız el vermiyor’ diyorlar.
CAN GÜVENLİĞİ YOK
Anlatamaya devam eden Leyla Yetkin, “Bir başgardiyan, ‘Siz kim oluyorsunuz bana karşı geliyorsunuz? Ben nereye verirsen kabul edeceksiniz. Ben buranın Allah’ıyım. Burası benden sorulur’ diyerek hakaret içeren bazı sözleri de söylemiş. Bunun üzerine mahkumlarla aralarında tartışma yaşanıyor. Bunun üzerine sabah koğuşa grip mahkumları dövmüşler. Hatta direnenlere ters kelepçe uygulanmış. Daha sonra oğlumla birlikte dört arkadaşını bir hücreye alıyorlar. Hücre pislik içinde. İşte görüşmede oğlum bana dedi ki; ‘Ben kendime bir şey yapmam. Ama bana bir şey olursa bil ki intihar süsü verilmiştir’ dedi. Anı şeyi avukat da söyledi. Yani oğlumun can güvenliği yok” diye anlattı.
CİMER'E YAZI GÖNDERİLDİ
Bu olayın ardından mahkumları revire götürdüklerini, hastaneye götürmediklerini anlatan Yetkin, “Biri oğluma ‘şuran mor’ deyince, aynı başgardiyan ‘kilodandır’ diyerek dalga geçmiş çocuklarla. Oğlunun Bursa’ya ya da başka bir cezaevine sevkinin yapılmasını istediğini söyleyen Yetkin, “Çocuğuma ‘sizi sürgüne göndeririz; Şırnak’a, Diyarbakır’a’ demişler. ‘Orada hiçbir hakkınız olmayacak. Gittiğiniz yerde size göz açtırmayacaklar’ demişler. Oğlum, Erzurum Atatürk Üniversitesi’ni açıktan okuyor; 4 yıllık, Tekstil Tasarım Bölümü öğrencisi. 6 yıldır cezaevinde. Topluma kazandıracakları yerde çocuklara neden bunu yapıyorlar?” diye konuştu. Bu duruma sessiz kalmayacaklarını söyleyen Yetkin, “300 aile CİMER’e durumu anlatan bir yazı ilettik ama açıklamalarımız da olacak bu duruma ilişkin. Çocuğumun can güvenliğinden endişeliyiz. Mesele Veysel Bakırcı diye bir mahkûm var. Onun ailesi çocuğuna hiç ulaşamamış. Avukatlardan alıyoruz bu bilgileri” dedi.
Kaynak:Haber Merkezi