Murat Kurum'dan “Saray’dan gelen karar” sözlerine yanıt: 'Herhangi rahatsızlığımız yok'

DEM Partili İbrahim Akın, “Saray’dan gelen bütün kararları ve kanunları geçirmekle yükümlü bir vekil hali, benim açımdan onur kırıcı bir durum” dedi. Murat Kurum ise "'Biz Sayın Cumhurbaşkanımızdan gerektiğinde talimat almaktan da gurur duyuyoruz” dedi.

Murat Kurum'dan “Saray’dan gelen karar” sözlerine yanıt: 'Herhangi rahatsızlığımız yok'

GAZETE PENCERE - TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, AKP Osmaniye Milletvekili Derya Yanık başkanlığında toplandı.

Komisyonda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Temel İnsan Hakları Kapsamında Barınma Hakkı ve Bu Çerçevede Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın Çalışmaları" konulu bilgilendirme yaptı.

Bakan Kurum sunumunda, 500 bin Sosyal Konut Projesi projelerde son zamanlarda kuralarını çektikleri belirterek "Yenilikçi ve Türkiye'yi hedeflerine ulaştırma potansiyeli taşıyan projelerimizde bir taraftan da hem konut arzını arttırıyor hem de bazı temel sorunlara çözüm üreterek yolumuza bu kapsamda devam ediyoruz. Özellikle vatandaşımızın en çok şikayetçi olduğu yüksek kiralar ve hayat pahalılığına karşı bir önlem ve vatandaşımızın lehine doğru bir sonuç doğuracak tedbirler alıyoruz. Bu milletin istikbali için on yıllarca alın teri dökmüş emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıları bir nebze olsa hafifletmenin ev alma umudu olmayan buradaki gençlerimizin o umuda erişmesi için her bir enstrümanı da değerli görüyoruz" dedi.

Tüm bu projeleri vatandaşın sadece konut edinmesi için yapmadıklarını söyleyen Kurum, "Biz sadece konut yapmıyoruz. Bir taraftan da işte sürdürülebilir şehircilik anlayışıyla yeni bir kent ortamını da milletimizin istifadesine açıyoruz. Bu kapsamda insan hakları komisyonumuzla gerçekten barınma hakkını burada birlikte değerlendireceğimiz en temel en insani hak olan bu barınma hakkı ile ilgili projelerimizi size aktardığımız yine sizlerden gelen talepler doğrultusunda da şekillendirme varsa eksiğimiz gidermeye çalışacağız" ifadelerini kullandı.

Bakan Kurum'un sunumunun ardından Komisyon Başkanı Yanık, Komisyon üyelerine Kurum'un cevaplamasına yönelik sorularını sorması için söz hakkı verdi.

USLU: TÜRKİYE'DE YENİ BİR ANLAYIŞA BİR REFORMA MI İHTİYAÇ VAR DİYE DÜŞÜNMÜYOR DEĞİLİM

AKP Antalya Milletvekili Atay Uslu, planlama süreçlerine ilişkin, "Aslında Türkiye'de yeni bir anlayışa bir reforma mı ihtiyaç var diye düşünmüyor değilim. Özellikle arsa üretimi, yerel yönetimlerin planlama süreçlerindeki durumları göz önüne bulundurularak belediye yasasında, diğer mevzuatlarda, planlama süreçlerinde de aslında yeniden gözden geçirilmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyorum ki bu süreçler konut üretimini etkileyen en önemli noktalardan bir tanesi" dedi.

AKIN: YURTTAŞLAR ASGARİ ÜCRETİNİN YÜZDE 70'İNİ KİRAYA VERMEK DURUMUYLA KARŞI KARŞIYA KALABİLİYOR

DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın şehircilik ve inşaat faaliyetlerinin ülkenin en önemli faaliyetleri olarak sunulduğuna dikkat çekerek "Ancak incelediğimizde barınma hakkının kamusal olarak yerine getirilmesi durumu sizin döneminizde çok daha gerilemiş gözüküyor. Örneğin Türkiye'de yüzde 73 civarlarındayken ev sahipliği yüzde 56 civarına düşmüş. Hatta öyle bir durum ki konut sayısı çok artmış durumda. Şu anda konut fazlalığı var ancak hem maliyetler hem de kira konusu insanların sağlıklı barınma hakkını yerine getirme konusunda mümkün gözükmüyor" diye konuştu.

TOKİ'nin bir inşaat sektörü haline geldiğini belirten Akın, "Elbette hem Türkiye'de hem de dünyada inşaat sektörü neredeyse Türkiye'nin en önemli yatırım aracı olmuş ama aynı zamanda barınma meselesi piyasanın gerçek anlamda rant ilişkisinin ihtiyacına bağlı olarak gelişmeye başlamış durumda. Bu anlamda da mevcut asgari ücretin neredeyse 28 bin lira olduğu bir ülkede neredeyse ortalama iyi bir evde kalmak için 20-25 bin lira kira verildiğini düşündüğümüzde yurttaşlar asgari ücretinin yüzde 70'ini kiraya vermek durumuyla karşı karşıya kalabiliyor. Bu gerçek anlamda barınma hakkının güvence altına alındığını göstermiyor. Tam aksine barınma hakkının giderek azaldığını gösteriyor. Çok yaygın bir şekilde insanlar artık çocuklarıyla ayrı ayrı yerde kalmıyorlar. Bir araya geliyorlar. Maliyetlerden dolayı aynı yerde kalmaya çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.

"SARAYDAN GELEN BÜTÜN KARARLARI VE KANUNLARI GEÇİRMEKLE YÜKÜMLÜ BİR VEKİL HALİ BENİM AÇIMDAN ONUR KIRICI"

Akın, seçim bölgesi İzmir'den örnek vererek şu eleştirilerde bulundu:

"İzmir'de bizim tespitlerimize göre geçmiş dönemde depreme bağlı olarak yapılan tespitte 600 bin civarında dayanaksız konut olarak gözüküyor. Yani dönüşüm yapılması lazım ama bu dönüşümü yapabilmek için gerçek anlamda yerel yönetimlerle iş birliği içerisinde planlama yapılması lazım. Son zamanlarda bu sürece öylesine bir duvar örülüyor ki neredeyse siyaset çözüm aracı olmaktan çok birbirlerini yenme aracı haline gelmiş bir siyasal düzenleme alanına çekilmiş oldu. Bunun sürdürülebilme ihtimali yok.

Bence siyaseten her alanda tıkanan bir ülkede yaşıyoruz. Dolayısıyla ben bir vekil olarak, her türlü sorunun muhatabı olarak çözüm unsuru olmak, denetleyici unsuru olmak konusunda kendimi kötü hissediyorum. Böyle bir vekillik yapılması hâlinin kabul edilmesi mümkün değil. Denetim yapamıyorsunuz, yasa çıkartamıyorsunuz. Tamamen buradaki tartışmalarımızın suya yazılmış hâli var. Saraydan gelen bütün kararları ve kanunları geçirmekle yükümlü bir vekil hali benim açımdan onur kırıcı bir durum olduğunu söylemek istiyorum. Dolayısıyla sizler vasıtasıyla özellikle Saray'daki ilişkiler açısından bakıldığında bunun böyle sürdürülememesi gerektiğini düşünüyorum. Katılımcılık ve demokrasi gerçekten Türkiye'de artık yeni dönemin en büyük ihtiyacı."

YANIK'TAN "SARAY TALİMATIYLA ÇALIŞAN MİLLETVEKİLLERİ" SÖZLERİNE YANIT

Komisyon Başkanı Derya Yanık, DEM Partili Akın'ın "Saraydan gelen bütün kararları ve kanunları geçirmekle yükümlü bir vekil hali benim açımdan onur kırıcı" sözlerine atıfta bulunarak düzeltme yapmak istediğini belirterek şöyle konuştu:

"Her siyasi partinin bir çalışma disiplini ve hiyerarşik durumu vardır ki sizin siyasi partiniz herhalde bunu en iyi bilenlerden birisidir. Dolayısıyla bu siyasal silsileyi ve çalışma sistematiğini böyle yorumlamak AK Parti'nin 24 yıldır iktidar olma kabiliyetini çok hafife almak olur. Dolayısıyla biz her bir milletvekilimiz, her bir teşkilat mensubumuz, bakanlarımız veya diğer yönetici kadrolarımız her birisi konuşması, eleştirmesi ve kanaatini bildirmesi gerektiği yerde söyler. Karar verildikten sonra da icra etmesi gereken yerde de eder. Sizin gördüğünüz yer sadece Meclis kısmıdır. Dolayısıyla tüm bir arka planı yok sayıyorsunuz. Birbirimizi bu kadar yok saymayalım. Yani biz de DEM Grubu açısından eleştirilerimize başladığımızda hangi hiyerarşik ilişkiler ve hangi karar mekanizmaları olduğunu tartışmaya başladığımızda bu bizi bir yere götürmez. Ben sadece kayıtlara geçmesi açısından söyledim bunu. Elbette bunun çok arka tartışılacak tarafları vardır. Siyaset duruşu, taşıdığımız siyasi felsefeler noktasında birbirimizi eleştirebiliriz ama milletvekilleri olarak birbirimizin hakkına riayet etmediğimizde bu sadece AK Parti milletvekillerine yönelik bir eleştiri olmuyor. Bu meclisin 600 milletvekilinin tamamına bir eleştiri oluyor ve tamamının tahkir edilmesi, hafife alınması anlamına geliyor."

AKIN: BEN 26 SAAT TOPLANTI YAPTIĞIM KOMİSYONUN BİR CÜMLESİNİ DEĞİŞTİRMEDİM

Yanık'ın sözlerine üzerine cevap vermek için söz alan DEM Partili Akın, "Ben nezaketsizlik yapmak istemiyorum. Ben sadece komisyondaki çalışma pratiğimizden çıkardığım derslerimi ve yaşadığım duyguyu söyleyeyim. Samimiyetle söylüyorum. Sorun parti içi demokrasiler asla bizim eleştireceğimiz bir şey değil. Eleştirebiliriz ama benim yaşadığım konu o değil. Benim yaşadığım hem Çevre Bakanlığında, hem Tarım Bakanlığında, hem de şu anda İnsan Hakları Komisyonu'nda geldiğimde biz şunu istiyoruz. Biz bu komisyonlarda taslak gelen bir konuda müzakere sonrası bir cümleyi değiştirebilme çabasını 24 saat kullandım. Bakın ben Enerji Bakanlığı komisyonunda 26 saat toplantı yaptım, bir cümlesini değiştirmedim. Şimdi böyle bir Komisyon çalışması olmaz. Elbette her partinin getirdiği bir taslak olabilir ama taslaklar içerisinde bu çalışmayı biz değiştirebilmeliyiz, ortaklaştırabiliriz" diye konuştu.

KAYA: İZMİR'DE 8 DEFA PLAN YAPILMIŞ ALANLAR VAR

AKP İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya da İzmir'de yapı stoğunun yüzde 70 olduğunu belirterek "Sayın Bakanımızın İzmir ziyaretlerinde ve yine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ile birlikte bu konuları değerlendirme fırsatı da bulduk. Şu an İzmir'de özellikle bizim yıllardır Bakanlığımız kentsel dönüşüm noktasında başkanımızla burada 8 defa plan yapılmış alanlar var. Maalesef açılan davalar sebebiyle ilk başta bu yerel yönetimlerden kaynaklı kalmıştı. En son bizim değerlendirmemizde, Sayın Bakanımızın da onurlarıyla ve yerel yönetim yönetimleriyle birlikte Karabağlar'daki kentsel dönüşümün Sayın Bakanımız onay verdi ve yerel yönetimle birlikte bu kentsel dönüşümü gerçekleştiriyoruz. Yine şehir merkezindeki İnciraltı alanı 5 milyon metrekarelik bir alanda genel yönetimde tamamen oradaki ilçe belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi'nin görüşleri ve bununla birlikte yine Sayın Bakanımızla birlikte bu noktada çalışma gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı.

KURUM: BELEDİYE YAPTI DA BİZ ELİNDEN Mİ TUTTUK VEYA ENGEL Mİ KOYDUK?

Milletvekillerinin ardından söz alan Bakan Kurum, milletvekillerinin genel eleştirilerinden birinin yerelden güçlendirmek gerektiği konusu olduğunu belirterek "Aynı vekillerimiz 'yerelin buna gücü yetmez. Dolayısıyla merkezi idare olarak da girmeniz gerekir' dediler. Dolayısıyla bizim derdimiz yerelde belediyenin oradaki özel idarenin veya valiliğin yapacağı işi 'sen yapmada ben yapayım' bakışı değil. Bunu net bir şekilde söyleyelim. Keşke her il kendi içinde sorunu çözse. İzmir sorunu çözse biz niye İzmir'e gideceğiz, planlama yapacağız, dönüşüm yapacağız? Yapsın belediye. Yani belediye yaptı da biz elinden mi tuttuk veya engel mi koyduk? Yok öyle bir şey" dedi.

"AVRUPA'YLA KIYAS EDERKEN AVRUPA'DA NÜFUSUN ARTMADIĞINI DA İFADE ETMEK LAZIM"

Türkiye'de ev sahipliği oranının yüzde 56 olduğunu söyleyen Kurum, şu ifadelere yer verdi:

"Hedefimiz bunu yüzde 65-70'lere çıkarmaktır. İsviçre'de ev sahipliği oranı yüzde 43. Üçüncü büyük ekonomi Almanya'da yüzde 47. Şimdi ev sahipliği oranı ülkenin gelişmişliği veya gelişmemişliği ile alakalı değil. Yakın coğrafyada, Orta Doğu'da büyük bir savaş yaşandı. Bir ülke yok oldu. Bu ülkeden 4-5 milyon Suriye vatandaşı geldi ve ensar Türk milletine sığındı. Evimizi açtık, kapımızı açtık. Pandemi oldu. Aynı şekilde bu süreçte milletimiz elinden geleni herkes birbiri için yapmaya gayret gösterdi. O yetmedi. Bin asırda yaşadığımız en büyük felaketi yaşadık. 800 bin ev yıkıldı. Neticede bu insanlar da ev sahibiydi. O süreçte deprem sebebiyle olamadı ve hala Ortadoğu'da yaşanan gelişmeleri hepimiz izliyoruz. Şimdi tüm bunlar ortadayken 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir şey yapmıyor' demek çok hakkaniyetli bir bakış değil. Bunu net bir şekilde ifade etmek istiyorum. Ev sahipliği oranını arttırmalı mıyız? Arttırmalıyız ama bir Avrupa'yla kıyas ederken Avrupa'da nüfusun artmadığını da ifade etmek lazım."

KURUM'DAN İBRAHİM AKIN'A: ‘SİZ NE KADAR RAHATSIZLIK DUYSANIZ DA BİZ RAHATSIZ OLMUYORUZ’

Kurum, DEM Partili Akın'ın konuşmasındaki "Saraydan gelen bütün kararları ve kanunları geçirmekle yükümlü bir vekil hali benim açımdan onur kırıcı" sözlerine ilişkin ise şöyle konuştu:

"Ben şu ifadeyi açıkçası bu toplantıya yakıştıramadım. 'Saray'dan gelen', 'Saray'da oturan', 'Saray'ın talimatı' ifadesi bu Komisyon'un ruhuna, Meclis'in insicamına uymayan bir ifadedir. Burada hangi Saray'dan bahsediyorsunuz bilmiyorum ama milletimizin evi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesidir ve cumhurbaşkanımız milletimizin oylarıyla seçildi. Yüzde 52 oy aldı ve 24 yıldır da bu ülkenin 81 iline hiçbir vatandaşımızı ayırt etmeksizin bu hizmetleri yürütüyor, götürüyor. Biz Sayın Cumhurbaşkanımızla bütün milletvekillerimiz, bütün belediye başkanlarımız istişare etmekten, gerektiğinde talimat almaktan da gurur duyuyoruz. Cumhurbaşkanımız devletimizin lideridir, başkomutanıdır. Talimat almak ve istişare etmek konusunda bizim herhangi bir rahatsızlığımız yok. Siz ne kadar rahatsızlık duysanız da biz rahatsız olmuyoruz. İstişare de ediyoruz. Yapılması gerekenleri de birlikte, ortaya koyuyoruz ve neticede Sayın Cumhurbaşkanımız bizlere bir görev veriyor. Biz de görev ile ilgili illerimize gidiyoruz. Bu işleri yapıyoruz. Seçilmiş biriyle de bu istişareleri yapmak durumundayız ama bize bunları ifade ederken kendi öz eleştirinizi de yapmanızı size tavsiye ediyorum Sayın vekilim. Kendi yönetimimizle alakalı hususları da gözden geçirmenizde fayda var.”

Kaynak:ANKA

Öne Çıkanlar