Nuray Babacan: "Masaya Suriye’deki 3 bin 500 Türk vatandaşı PKK’lı militanın durumu gelecek"

Nuray Babacan: "Suriye’deki toplam 8 bin yabancı militanın 3 bin 500’ünün Türk vatandaşı olduğu belirtiliyor"

Nuray Babacan: "Masaya Suriye’deki 3 bin 500 Türk vatandaşı PKK’lı militanın durumu gelecek"

GAZETE PENCERE - Nuray Babacan, Nefes’te kaleme aldığı köşe yazısında Suriye’de “ince elenip sık dokunan” anlaşmanın perde arkasını ve Ankara kulislerinde konuşulan rakamları aktardı. Babacan’a göre anlaşmanın geleceğini belirleyecek en kritik alanların başında “PKK militanları ve IŞİD dosyası” geliyor.

Babacan’ın yazısında yer verdiği bilgilere göre; anlaşmanın ilk aşaması sorunsuz ilerlerse masaya Kandil, Sincar, Suriye ve Mahmur’da bulunan toplam “10 bine yakın PKK’lı militanın” durumu gelecek. Bu grubun 3 bin 500’ünün Türk vatandaşı olduğu, listenin hem Şam yönetimine hem de SDG’ye iletildiği belirtiliyor. Türkiye’nin özellikle üst düzey 500 ismin ülkeye dönmesini istemediği vurgulanıyor.

Babacan’ın yazısında ilgili bölüm şöyle:

Suriye anlaşmasının birinci aşaması kazasız belasız tamamlanırsa, masaya Kandil’de 2 bin 200, Sincar Dağları’nda 3 bin 500, Suriye’de 3 bin 500, Mahmur’da bin kadar PKK’lı militanın durumu gelecek.

Suriye’deki toplam 8 bin yabancı militanın 3 bin 500’ünün Türk vatandaşı olduğu belirtiliyor. Bu listenin hem Şam yönetime hem SDG’ye iletildiği biliniyor. Diğer yabancı militanların büyük çoğunluğunun Iraklı ve İranlı ve Afgan olduğu öne sürülüyor.

Suriye coğrafyasında bulunması istenmeyen bu militanların ülkelerine ya da üçüncü ülkelere gitmeleri isteniyor. Açılım süreci kazasız belasız yol alırsa bu militanlarla ilgili durum, önemli bir başlık olacak. PKK’lı üst düzey 500 isim Türkiye’de istenmiyor.

***

Ayrıca Türk tarafının, bölgede siyaset yapacak ya da güvenlik güçlerinde görev alacakların güvenlik soruşturmasında elindeki verileri paylaştığı ve sinsi bir yapılanmayı önlemek için ince elediği anlatılıyor.

Diğer önemli başlık ise IŞİD militanları. ABD yönetiminin, merkezi hükümetin IŞİD konusunda görevi gerçekten üstleneceğine inandığı anda, SDG’ye olan ilgisini kaybettiği öne sürülüyor.

Cezaevindeki IŞİD’li sayısının 10 bin, kamplarda kalan IŞİD’lilerin ailelerinin sayısının 50 bin olduğu biliniyor. Cezaevindekilerin salınmayacağına dair ABD yönetimiyle anlaşma yapıldığı, önce militanların, ardından ailelerinin kurulan komisyon marifetiyle Irak’a naklinin çok önemli olduğu anlatılıyor.

Müzakereler sırasında cezaevinden kaçan 120 IŞİD’li vakası da kafaları epey karıştırmış. Çünkü böyle bir süreçte, ‘SDG’siz olmuyor’ mesajı verilmek istendiğini iddia edenler var. Merkezi hükümetin bunların 80’ini yakalayıp yeniden cezaevine göndermesi önemli bir gösterge olmuş.

Kürtlerin ‘kerhen’ razı oldukları hissi yaratan anlaşmanın işleyip işlemeyeceği zaman içinde ortaya çıkacak. Anlaşmada yerel güvenlik güçleri kurmalarına izin verilmesine ilişkin hükmün, daha önceki taleplerden daha geri bir olduğu savunuluyor.

***

Kürt bölgesinde, 8 bin kişilik bir güvenlik gücünden bahsediliyor. Bölgede Kürt ve Arap aşiretlerinin toplam gücünün 100 bin olduğu, bunun 50 binin Araplardan oluştuğu bilgisi paylaşılmıştı. Şimdi yerel güvenlik için ayrılacak kadro dışındakilerin merkezi orduya entegre olması ayrı bir sancılı başlık olacak.

Kürtlerin korkularına hak verenler, “O toprakların sosyolojisine baktığınızda geçmişte Araplarla çok ciddi sorunlar yaşamışlar ve gelecekte aynı zulmü yaşamak istemiyorlar. Kendilerini güvende hissetmelerini sağlamaya çalışmaları son derece haklı” yorumu yapıyor.

Konuya farklı bakanlar ise “Esad yönetimi halka zulüm ederken, SDG ve KCK’nın onlarla işbirliği yaptığı ve devrimi engellediklerini unutmayanlar var’ değerlendirmesi yapıyor.

Yaraların sarılması, önyargıların giderilmesi ve tarafların uzlaşmasının uzun bir yolu olduğu kesin.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar