Özgür Özel: Yargılamayı bile başlatamadılar, utandım
İBB davasında ilk günün tamamlanmasının ardından açıklama yapan CHP lideri Özgür Özel, mahkeme heyetini eleştirdi.
GAZETE PENCERE - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB davasında ilk günün tamamlanmasının ardından açıklama yapıyor.
Özel'in konuşmasından başlıklar şöyle:
-'Nihayet yargılama başladı' demek isterdik. Ancak öyle bir liyakatsizlik, öyle bir iş bilmezlik, öyle bir majestelerinin yargısı olmaya adanmışlık durumuyla karşı karşıyayız ki, hepiniz gördünüz yargılamayı dahi başlatamadılar. Öyle bir heyetle karşı karşıya kaldık ki, kimsenin burada adaletin bırakın sağlanmasını 'mış gibi' yapılmasını bile taşıyamayacak bir heyetle karşı karşıya olduğumuzu büyük bir üzüntüyle takip ettik.
"YOKLAMA YAPMAYI UNUTTU"
-Öyle ki bütün Türkiye bu yargılamayı bekliyor, nasıl bir yargılama yapılacağını anlatması lazım, avukat usulü soruyor, odama kabul edemem, avukatlarla görüşmem diyor.
-Yoklama yapmayı unuttu, akşam kapris yapıyor yarın unuttuğum yargılamayı yaparım diye. Avukatların talepleri oldu eli ayağına dolaştı.
İBB davasında ilk gün sona erdi: Reddi hakim talepleri reddedildi
"SİYASİ BAŞSAVCI GÜRLEK'İN İSTEDİĞİ MAHKEMEYE DÜŞTÜ"
-Bugün ortaya bir liste çıkardı, 'Aykut Erdoğdu ile başlayıp, en son Ekrem İmamoğlu ve Fatih Keleş ile bitireceğim' diye. O liste dünden Yeni Şafak gazetesinin elinde vardı. Avukatlar bunu sorunca paniğe kapıldı, salonu boşatmaya kalktı.
- Avukatlar reddi hakim talebinde bulundular. 41 tane ağır ceza mahkemesi var, 41 mahkemeden rastgele bir mahkemeye düşmesi gerekiyor, o hakim görecek doğal hakim ilkesi gereği. Bu mahkemeye yeni üyeler yolladılar istedikleri hakimin yanına 2 özel üye koydular. Siyasi başsavcı Akın Gürlek'in istediği mahkemeye düştü, yanına 2 üye de verdiler.
Mahkeme Başkanı ve İmamoğlu arasında gerginlik: Söz almak istiyorum... Mikrofonu kesin...
"EKREM BAŞKAN'A SÖZ VERMEDEN KAÇMAYA KALKIYOR"
-Herhalde Türkiye siyasi tarihinin en mühim üç davasından biridir değil mi? Kürsüdeki hakimin, birinci sınıfa ayrılmak için 10 yılı geçmiş olması lazım. Neyle geçiyor? Avukatlıkta yaptığı sürenin üçte ikisi sayılarak geçiyor. Bu kadar tecrübesiz bir hakim. Diğer ikisi, 2024 Mayıs’ta kura çekmişler. Bu Mayıs’ta ikinci yıllarını kutlayacaklar. Normalde Anadolu’nun mütevazı bir adliyesinde kıdem alıp, çalışıp başarı gösteriyor olmaları lazımken, Türkiye siyasi tarihinin en mühim davasında kürsüdeler 1 yıl 10 aylık tecrübeleriyle burada ne beklersin?
-Reddi hakim talebi var. Kanun böyle nal gibi yazılı ya, apaçık. Reddi hakim talep edilince başka hiçbir iş yapılamaz, buna karar verilir diyor ki insanlar itiraz etsin üst mahkemeye. Reddi hakim talebini 4 saat oyalayıp başka sorular soruyor. Ekrem Başkan ve avukatları bunu hatırlatıyor, hemen Ekrem Başkan'a söz vermesi lazım. 'Birazdan, avukatlardan sonra' diyor. Avukatların sözü bitince Ekrem Başkan'a söz vermeden reddi hakim talebini reddedip kaçmaya kalkıyor.
"HAKİM, 'SANIK EKREM' DİYE KÜRSÜYE ÇAĞIRIYOR"
-25.5 milyon kişinin tutuksuz yargılansın diye imza verdiği kişiyi kürsüye çağıracak; "Sanık Ekrem" diyor. Sonra itirazlar gelince, salonda uğultu yükselince beceriksiz, kabiliyetsiz, kifayetsiz, yeteneksiz, titreyerek "Ekrem Bey", "siz" falan demeye başlıyor. Kardeşim bir yola çıktıysan ya o yaptığının arkasında duracaksın ya hiç onu yapmayacaksın. Bugün kapatırken avukatlar diyor ki; "Şunu şöyle dedin yapmadın, bunu böyle dedin yapmadın." Böyle diyor: "Ya yarın yaparım, zaten yoklamayı da almadım diye kızdınız ya." Ya lafa bak!
"SOKAKTAN BİRİ CÜBBEYLE GELSE ONU DA KONUŞTURACAK"
-Karikatür olmaz, karikatür. Film olsa saçma diye yapmazlar bunu. Komedi filminin sahnesine koymazlar. Araya bir avukat karışmış. Yoklama almadı ya. Kimin ne olduğunu bilmiyor. Söz talep edince verdi. Hanımefendi anlatıyor, bu davaya müdahil olmak isteyen birisinin avukatıymış. Konuşup, konuşup talepte bulundu. Bunu da dinledi. Oysa ki davayı yapacaksın, başlatacaksın, bunlar başvuracak, müdahil olmak isteyecekler, müdahillik talebini kabul edersen o avukat konuşmaya başlayabilir. Sokaktan bir cübbe bulan herhangi birisi şakasına gelse, giyse cübbeyi ve içeri girse onu da konuşturacak. Yoklama almadığı, kayıt almadığı, kimin kim olduğunu bilmediği için.
"BU KADAR MI DÜŞTÜNÜZ"
-Millet görsün bunların ciddiyetini. Millet görsün bu iftiralara karşı nasıl bir heyetin tercih edildiğini. İşte böyle ona söz verme, buna söz verme, kendisine verilmiş görevi yapmaya gelmiş bir heyetle karşı karşıyayız. Vallahi billahi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak utandım ya. Söyleyecek söz bulamadım. Bu kadar mı düştünüz?
-Mahkeme başkanı dışında 3 hakim var, 2'si kürsüde görev yapıyor. Toplam kıdemleri 11 yıl: 2 yıl, 2 yıl ve 7 yıl. Devasa, 4 bin sayfa iddianame olan, 2 bin 400 yıl ceza istenen, dünyanın en karmakarışık iddianamesinin içinden çıkacak adam heyecandan mahkemenin kapısını bulamıyor çıkmak için. Böyle bir mahkemede; gelip de milletin önünde soyunup, milletin önünde cübbe giyen ciddiyetsizlerle muhatabız ya. Bu ülkede ne hakimler var, ve yargıçlar var. Ama onu oraya sür, bunu buraya sür, Tayyip Bey’in ekmeğine yağ sürecek birini bul. Bula bula bunları bulmuşlar.
"AK PARTİ VE MHP'Lİ VEKİLLER YARIN İZLESİN"
-Ya ne yaptınız siz bugün? Ne yaptınız siz, ne yaptınız beceriksizler, ne yaptınız ya? 1 yıldır tutuklu bu insanlar. Nihayet hakim karşısına çıkmış, sözünü söyleyecek, "Sanık Ekrem sana söz vermeyeceğim. 1,5 ay sonra söz vereceğim" diyor. Her bir avukatın talebi karşısında bocalıyor, şaşırıyor.
-İktidar oyunu başka bir şeydir. O siyasette oynanır. Gelin oynayalım. Gelin orada her şeyi yapalım. Ama burası onun yeri değil. Mahkemeyi buna alet edemezsiniz, edemezsiniz. Buradan "Namusum var, vicdanım var, ahlakım var" diyen AK Parti’nin, MHP’nin milletvekillerine sesleniyorum: Gelin yarın izleyin şu duruşmayı. "Ben bir sevdiğimi bu hakimin adaletine emanet ederim" derlerse ben bir daha bu mahkeme gelmeyeceğim. Kendinize gelin. AK Parti, sizi ciddiyete davet ediyorum, ahlaka davet ediyorum. Bu kadar utanmazlığın dibine vurulmaz. Rakip yeneceğim diye bu kadar haksızlık yapılmaz.
"BÖYLE BİR YARGIYI ALLAH DÜŞMANIMA GÖSTERMESİN"
-Akıl almaz bir tutumla, bir vurdumduymazlıkla karşı karşıyayız. Bugün Tayyip Bey, bir yanına Binali Yıldırım’ı ve öbür tarafına da Abdullah Güler’i alıp "Biz yöneteceğiz" deseydi ancak bu kadar felaket olabilirdi durum. Belki geçmiş tecrübelerinden "-mış" gibi yaparlardı. Böyle haksızlığa, adaletsizliğe, oldubittiye, kodlanmış ve yönlendirilmiş bir yargıyı Allah düşmanıma göstermesin. Biz düşmana da adalet talep eden insanlarız.
“USUL, ESASTAN ÖNCE GELİR”
Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında yaşanan tartışmayı tasvip edip etmediği hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:
“Yüzde 100 tasvip ediyoruz. Çünkü bir suç örgütü liderliği ile suçlanan, 2 bin 400 yılla yargılanan birisi var. Ve usul hakkında söz istiyor. Usul, esastan önce gelir. Bunu biliyor musunuz? Usul, esastan önce gelir mi gelir mi gelmez mi? Usul esastan önce geldiğine göre usule göre söz vermeyip bir kişiyi, 16 milyonluk bir kentin seçilmiş belediye başkanını, Cumhurbaşkanı adayını talimatla bir yıldır içeride tutacaksınız. Tek hakkı var. Usul hakkında söz istiyor. Usul, esastan önce gelir. Yoklama yapmayı bile beceremeyen birisi, söz vermiyor. Siz bunu tasvip ediyor musunuz? Siz bir yakınınıza bunun yapılmasını ister misiniz? Sizin kardeşinize, eşinize, dostunuza, en sevdiğinize bu muamele yapılsa, bir sene boyunca haksız yere içeride tutulsa, birinci hakkı usul hakkında konuşmakken söz verilmese siz buna susabilir misiniz?”
“İÇERİDEKİ BU HALİ MİLLET GÖRSÜN İSTİYORUM”
‘Bugün yaşanan süreç itibarıyla yargılamanın sonucuna dair beklentinizde bir değişiklik oldu mu?’ sorusunu da yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Tam da bugün yaşananlar bizi haklı çıkarıyor. Ben içerideki bu hali millet görsün istiyorum. Ben arkadaşlarıma güveniyorum. Biz avukatlarımıza güveniyoruz. Biz iftiraları çürüteceğimize inanıyoruz. Bunu milletten kaçırmıyoruz. Birileri iddianame çıkmadan önce ‘O çıkacak, bu çıkacak’ diye hep bu yandaş kanallarda söyleyip de bütün yaz, bütün kış boyunca üstünde tepinen birileri, bir gördüler ki iddianamede kendine söylenenler yok. Her birinize soruyorum arkadaşlar. İddianamede bin 200 cep telefonu var mı? 560 milyar lira yolsuzluk var mı? Parke altından çıkan euro var mı? Çantanın içinden para mı çıkmış jammer mı çıkmış? Size soruyorum arkadaşlar. Ekrem İmamoğlu’nun lüks arabaları var mı? Onlar MHP’li milletvekilinin mi çıkmış? Bütün yazı bunla geçirenler şimdi iddianamede olmayınca ‘Aman yayınlamayın.’ Biz haklıyız, bizim haklılığımız yayınlansın istemiyorlar, ondan kaçıyorlar. Gerçekten kendine güvenen çıkar bu mahkemeyi yayınlar. Bu mahkeme yayınlandığı takdirde Türkiye’de zaten yargıya güven yüzde 18’e düşmüş, yüzde eksi 2’ye düşer. Sıfırın altına düşer. Milletin vicdanını donar, kanı donar. Bu içerdeki hali millete göstermeye cesareti var mı Tayyip Erdoğan’ın? Ne konuşuyorlar?”
Kaynak:Haber Merkezi