Özgür Özel'den Erdoğan'a: "Amerika'nın ölmüş bütün başkanları mezardan kalksa seni iktidarda tutmaya güçleri yetmez"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Erdoğan'a "Vallahi Trump değil Amerika'nın ölmüş bütün başkanları mezardan kalksa bu ülkede seni iktidarda tutmaya güçleri yetmez. Millet yollayacaksa yollayacak, yollayacaksa yollayacak" dedi.
PENCERE - Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. ABD'nin Venezuela'ya müdahalesini ve AK Parti'nin konuyla ilgili açıklamalarını eleştiren Özel "Dünya, bu haydutluğa karşı ortak bir tavır almak durumundadır" dedi.
ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın Erdoğan ile ilgili yaptığı 'meşruiyet' açıklamasını anımsatan Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek "Vallahi Trump değil Amerika'nın ölmüş bütün başkanları mezardan kalksa bu ülkede seni iktidarda tutmaya güçleri yetmez. Millet yollayacaksa yollayacak, yollayacaksa yollayacak" dedi.
19 Mart sürecinde belirlenen boykot listesi ile ilgili de konuşan Özel, "Bizi görmeyip de dibi görenlere söylüyorum, aha da bir beyaz sayfa. Şu an itibari ile en ciddi hassasiyetle takip etmek üzere 19 Mart sürecinde ilan ettiğimiz tüm boykot listesini boşaltıyorum, yeni tur yeni bilet" dedi.
Konuşmasına toplantının yeni yılın ilk grup buluşması olduğuna dikkat çekerek başlayan Özel, 2026’ya umutla girdiklerini söyledi. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlara işaret eden Özel, “Her şeyin bir çaresi var; onun da adı Cumhuriyet Halk Partisi demek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Özel'in açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle:
Önemli yıldönümlerinin olduğu bir hafta. 4 Ocak 1990’da Zonguldak’tan yola çıkan, sel olup Ankara’ya akan madenci yürüyüşünün 35. yıldönümünde buradayız. Ve "Aşağıda ölüm, yukarıda açlık var" diyerek yerin altından hak aramaya çıkanları, hatıraları önünde, tarihimize bıraktıkları o saygın mücadelenin önünde saygıyla eğilerek selamlıyorum.
Aynı zamanda Sarıkamış Harekâtı’nın 111. yılındayız. Geçen sene bugünleri Sarıkamış’ta geçirmiştik. Sarıkamış’ın karlı dağları üzerinde yazlık elbiseleriyle, ayaklarında çarıklarıyla önce "Vatan" diyerek yola çıkan ve geri dönmeyi düşünmeyen tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak.
Dün Boğaziçi Üniversitesi’ndeki direnişin de 5. yıldönümüydü. 2 Ocak 2021 tarihinde üniversitenin iradesine karşı rektör değil bir kayyum atadılar. Melih Bulu, Boğaziçi’nde siyasal vesayetin ilk kulu oldu. Ve o günden bugüne hem ona hem kendisinden sonra atanan kayyuma karşı öğretim görevlileri ve Boğaziçi’nin öğrencileri ve mezunları büyük bir direniş gösteriyorlar. Her hafta aynı gün, aynı saatte direniyorlar. Sırtlarını kayyımlık binasına dönüyorlar, yüzlerini özgür akademiye dönüyorlar.
Biz parti programımızda YÖK’ü, 1980 darbesinin tortusu, her partinin iktidara gelirken kaldıracağız deyip sonra etinden, sütünden, yününden istifade ettiği YÖK’ü; AK Parti’nin geldiğinde en önemli taahhüdü olan, şimdi en önem verdiği alan olarak kullandığı YÖK’ü kaldıracağımızı yazdık. Rektör atamalarıyla ilgili çalıştık.
Buradan Boğaziçi öğrencilerinin, öğretim görevlilerinin ve tarihin huzurunda şunu ifade etmek istiyorum: Bir sandık gelecek. O sandıkta herkes bir şeylerle yüzleşecek ve hesaplaşacak. Yoksullukla hesaplaşacağız, işsizlikle hesaplaşacağız, güvencesizlikle hesaplaşacağız. İş cinayetleriyle, kadın cinayetleriyle, doğa katliamlarıyla hesaplaşacağız...
"ÇOK ZOR GEÇECEK BİR YILA GİRDİK"
Ekonomide maalesef çok zor geçecek bir yıla girdik. Neden bunu söylüyorum? Çünkü bu çatı altında gelecek yılın bütçesini yaptık. Kimden ne alınacağı, kime ne verileceğini karara bağladılar. Devletin alan sağ eli hep emekçinin sırtında, yoksulun sırtında, emeklinin sırtında; veren şefkatli sol elini ise çok çok tutuk bir şekilde tarif ettiler. Ve bir şey verirlerse de onları yine yoksullara, ihtiyaç sahiplerine değil, zenginlere, yandaşlara vermeyi tercih ettiler.
"İKTİDARIMIZIN İLK YILINDA YIKACAĞIZ BU KARA DÜZENİ"
Toplam 15.16 trilyon lira vergi ödeyeceğiz hep beraber. Saniyede 496.000, 500.000 lira. Saniyede 500.000 lira vergi ödeyeceğiz. Kim ödeyecek vergiyi? 100 liralık verginin 64 lirasını dolaylı vergilerle, yani fabrikatörle fabrikanın kapıcısını ayırmayan, multimilyarderle asgari ücretliyi ayırmayan vergilerle hepimiz ödeyeceğiz. Elektrik harcarken, doğalgaz harcarken, süt alırken, ayakkabı alırken, çocuğumuza hırka, gocuk alırken gelirimize bakmadan aynı vergiyi ödeyeceğiz. Yüzde 64.
Sonra bir de yüzde 24’lük bir dilim var. Onu da maaşı çekmeden, maaş eline değmeden maaşından gelir vergisi kesilenler ödeyecek. Yani beyaz yakalılar, mavi yakalılar, işçiler, emekliler. Geriye ne kalıyor? Yüzde 12. Onun yüzde 1'i gayrimenkul sahiplerinden alınan diğer vergiler. Yüzde 11, Türkiye'de yapılan tüm ticaretten, imalattan, ihracattan, hizmet sektöründen para kazananların verecekleri kurumlar vergisi, yüzde 11.
Yüzde 88'ini orta direk ve yoksullardan alan, verginin sadece yüzde 11'ini vermesi gerekenden alan bu düzenin adı AK Parti'nin kara düzenidir. İktidarımızın ilk yılında yıkacağız bu düzeni. İlk yılında.
"KİMSE ERDOĞAN'DAN MASALLARA İNANMASIN"
Kimse Erdoğan’dan masallara inanmasın. Kimse bu yılın geçen yıldan iyi olacağına inanmasın. Durumunun geçmişten iyi olacağına inanmasın. Durumunun geçmişten iyi olması için bu milletin sandığa gitmesi ve AK Parti iktidarını göndermesi lazım.
AK Parti işçiye 12 ay boyunca, biliyorsunuz seçimden önce yılda 3-4 kez düzenleriz diyorlardı, seçimden sonra asgari ücrete yıl içinde hiç dokunmadılar, 28.000 lira vermeyi kafaya koydu. Peki en düşük emekli maaşı? 18.975 lira. 19.000 lira bile değil. 18.975 lira. Bu rakamı artıracaklarını söylemesini dün bekledi herkes, döndü baktı, Erdoğan'ın ağzını bu konuda bıçak açmadı.
ET DÖNER HESABI
Gençlik kolları 2002 yılı, aynı zincirden 2002 yılında bir et dönerin fiyatını çıkarmış. Bir de aynı yerde bugün satılan et dönerin. Öğrencilerin alışveriş yaptığı. KYK bursuna gelince söyleyeceğim oradaki hesabı da. 2002 yılında 257 liralık emekli maaşı 1 TL olan et dönerden 257 tane alıyormuş. 257 tane et döner alıyor. Bugün verdikleri emekli maaşı 38 tane et döner alıyor aynı yerden. AK Parti'den önce 257 et döner, 100 gram et olan içinde döner, bildiğin yarım ekmek döner. 257 taneden 38 taneye düşmüş.
Asgari ücretli de durumda. 184 et döner alan bir asgari ücret şimdi bugünküyle daha ele geçmedi, ele geçince daha da düşebilir, 56 tane et döner alabiliyor. Yani asgari ücretli açısından 3'ten 1'e düşme, emekli açısından ise 8'den 1'e düşme durumuyla karşı karşıyayız.
Öyle bir noktadayız ki, bu maaşlarla yandaşlara geçiş garantisi veren, bunu da bütçeye koyan, tıkır tıkır ödeyen iktidar emekliye ve çalışanlara geçim garantisi vermiyor.
"TÜRKİYE BÜYÜK BİR SOSYAL PATLAMANIN EŞİĞİNDE"
Bir de emekliden kötüsü de var dedi arkadaşlar, notları hazırlıyoruz. Dedim "daha ne kötüsü olacak?" 65 yaş aylığı, 5.390 liraymış olmuş 6.393 lira. Engelli aylığı, 4.300 liraymış olmuş 5.100 lira. Evde bakım maaşı 11.702 liraymış olmuş 13.878 lira. Türkiye büyük bir sosyal krizin, sosyal patlamanın eşiğindedir. Buradan bütün siyasi partilere, bilhassa Adalet ve Kalkınma Partisi'ne sesleniyorum: Emekliyi bu halde bırakamayız. Kök maaşlara kanun yoluyla artış yapmak şarttır. Seyyanen zam vermek şarttır. Bir emekli maaşının bir asgari ücretin altında olması kabul edilebilir değildir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak buradayız. Gelin bu hafta bu ayıbı temizleyelim.
ÖZEL'DEN TAYFUN KAHRAMAN AÇIKLAMASI
Şimdi karşımızda, Türkiye yargı tarihinde daha önce de çok hatalı şekilde usulden bozulanlar, yürütmesi gerekenler, meclisin aldığı okuma kararını okunmamış sayan çok doğru kararları vardı Anayasa Mahkemesi'nin. Ama ilk kez esastan bir iptal kararına birinci kademe mahkemesi uymamıştır. Tayfun Kahraman, İstanbul’da Gezi Parkı’nda ağaçlar kesilip yerine Topçu Kışlası yapılacakken çıkan olaylardan sonra barışçıl gösteriler tüm tahriklerle göstericilerin çadırları yakıldıktan sonradan hep FETÖ’cü, METÖ’cü dediler saldıran zabıtaya da polise de ona da emniyet müdürüne de valiye de. O kadar haksızlıklar yapıldıktan sonra orada Şehir Plancıları Odası adına gidip de arayı bulmaya çalışan, Erdoğan’la görüştükten sonra Sayın Başbakanımız söz verdi, referandum yapıp yargı kararını bekleyecek, yoksa da referandum yapacak, hadi Gezi’yi boşaltayalım diyecek kadar inisiyatif alan hatta eleştiri bile alan Tayfun Kahraman FETÖ’cülerin yaptığı iddianameyle 3 kere hep birlikte beraat ettikleri halde Can’ıyla, Kavala’sıyla, Çiğdem Mater’iyle bir kez daha birileri onları beraat ettirmeye kalktı deyip Erdoğan’ın zorlamasıyla yargılanıp ceza almıştı.
"15 METREKARE ODADA 4 JANDARMAYLA BİRLİKTE YATIYOR!"
Anayasa Mahkemesi adil yargılanmadığını, yeniden yargılanmasını, salıverilmesi gerektiğini söylemişti. Ayrıca da sağlık durumuna da dikkat çekmişti, o konuda da bir karar vermişti. Bugün gelinen noktada Tayfun Kahraman 13. Ağır Ceza Mahkemesi anayasayı tanımadığı için, daha doğrusu anayasayı tanımayan Erdoğan’dan cesaret alıp Anayasa Mahkemesi’ni tanımadığı için Tayfun Kahraman serbest kalması gerekirken içeride tutuldu. Hem hastalığın yapısı gereği hem geçen zaman, kötü şartlar, cezaevi şartları en son hastalığı olan MS’ten yeni bir atak geçirdi. İlaçlar kâr etmedi, ilaç değiştirilsin diye kortizon yüklemesi için Cerrahpaşa Hastanesi'ne götürüldü. Orada yatıyor Bakırköy’de. Ama tesis prefabrikmiş, yattığı odadan firar edebilirmiş o yüzden 15 metrekare odada 4 jandarmayla birlikte yatıyor. Jandarmalar değişiyor, Tayfun değişmiyor odada. 15 metrekare odada 5 kişiler. Neymiş? Depreme dayanıksız işte hızla yaptılar ya Cerrahpaşa’yı, yapılana kadar oraya aldılar. Prefabrikmiş, bina zayıfmış, buradan firar edebilirmiş. Ayağını kaldıracak mecali olmayan kişiyi 4 jandarmayla birlikte orada tutuyorlar, kapıdaki infaz korumalar jandarmalar cabası. Odada en az 4 kişi olacağınız demişler. Öyle bir noktadayız ki, bu kadarını, bu kadarını kimse düşmanına yapmaz. Şu salonda namusumla kefilim, şu salonda bunu en sevmediği kişiye yapılmasına rıza gösterecek bir kişi yok.
Televizyonları başından beni izleyen AK Parti’nin, MHP’nin seçmeninin içinde bu kadar vicdansızlığa susacak bir kişi yok. Bu millet böyle bir millet değil.
"VALLAHİ DE OTURTMAYACAĞIZ, BİLLAHİ DE OTURTMAYACAĞIZ"
Bir tarafta en lüks arabalara binen, İstanbul’a gidince dünya kadar savcı mütevazi lojmanlarda kalır, kirada oturur, güç bela bir lojman çıkarsa orada kalır. Efendim boğaz gören yerdeki bir villaya o günün parasıyla 48 milyon TL, 1 milyon TL 30 yıl çalışan öğretmene devletin verdiği 30 yıllık tazminat. Onun o günkü parayla 48 katı. Bugünkü parayla 56 katını tadilatına vermişler binanın. Orada oturacak bir başsavcı. 95 milyon liraya daire satış protokolü yapacak. 9 milyonluk bir daireyi 30 milyona alacak satacak. Bugün üzerinde 5'i satılmış toplam 17, 12 tane lüks villa, arsa, tarla, bilmem ne tapusu olacak. Baktığında ömür boyu aldığı maaşları ki ikinci maaş alamaz, onu da yakalamıştık Lüksemburg’dan. Bütün maaşları hiç dokunmasa biriktirse o gayrimenkullerin 5’te birini alamaz. Bu adam oradan ahkam kesecek, o adam oradan kara çalacak. Bizim arkadaşlarımıza yolsuz diyecek, kendisi orada oturacak. Vallahi de oturtmayacağız, billahi de oturtmayacağız.
Buradan AK Parti iktidarına söylüyorum. Adalet bakanına, vicdanı olan herkese söylüyorum. 7 kere şikayet yaptık. Bu adamın bir malına mülküne bakın ya, mal bildirimine bakın ya. Bir bakın. Borsa kurmuşlar çatır çatır işletiyorlar. Yeter! Yeter artık!
Bu kadar iktidar, bu kadar adaletsizliğin yükünü nasıl taşıyorsunuz kardeşim? Bu ülkenin şerefli, namuslu hakimlerinden, savcılarından hiç mi utanmıyorsunuz? Sizin itibarınız bu çeteye mi kaldı? Erdoğan’ın eskiden "AK Toroslar var" dediği gün, masasının üzerinden Aktör resmî paylaşan adamın dağıtacağı adaletten ne olacak? Gizli tanıkların adını değiştirip değiştirip aynı ifadeyi ortaya koyan adamların adalet getireceğine kim inanıyor? Bir şeye inanıyorsunuz. O adamlar adalet getirmeyecek ama sizi yenecek iktidarı ülkenin başına getirmeyecek. Öyle mi? Vallahi de geleceğiz, billahi de geleceğiz.
ÖZEL'DEN VENEZUELA ÇIKIŞI: "BU ÇILDIRMIŞLIK HÂLİNE KARŞI DURULMALIDIR"
Tüm dünya düzenini tehdit eden bir haydutluğun maalesef tam ortasındayız. Daha sözün en başında söylüyorum. Dünya, bu haydutluğa karşı ortak bir tavır almak durumundadır. Bu çıldırmışlık hâline karşı durulmalıdır. Dünya şimdi susarsa, daha sonra dünya savaşlarından sonra dizini dövdüğü gibi dizini dövecektir. Trump düzeni, Amerika’nın düzeni dünyanın düzeni olamaz.
Özel, iktidarın Venezuela açıklamalarını şöyle eleştirdi:
Müessif, 11.000 kilometre ötemizde müessif bir hadise vuku buldu" diyor. "Müessif hadise". Kıramam. Sanki Trump yanlışlıkla yumurta kırmış iki tane de "müessif hadise". Adam kalkmış karısıyla bir adamı götürüyor.
Amerika'nın yaptığını kınayamadı. Diyor ki "Sayın Trump'la yaptığımız görüşmede ülkemizin endişelerini aktardım." O da herhalde şey: "Sayın Trump" diyor, "benim bir şey dediğim yok da Sayın Bahçeli ile Özgür Özel çok kızıyorlar bu işe. Onlar da ülkemin insanı, onların tepkilerini... Benim bir şey dediğim yok."
Ya şimdi bir soru sorayım Erdoğan'a. Gazeteci arkadaşlar, inşallah yarın buraya gruba muruba geldiğinde de sorarlar, itilmezler kakılmazlarsa bir cevap bekleyelim. Trump'ın yanında senatör söylüyor, Trump da kafa sallıyor. Maduro'ya diyor, "bir çıkış yolu verdik. Türkiye'ye git dedi Trump." diyor. Trump da böyle yapıyor. "Gitmedi" diyor. "Şimdi New York'ta" diyor.
"SEN KİM OLUYORSUN DİYEMEDİN Mİ?"
Trump Türkiye'ye git derken Erdoğan'a "Maduro kabul ederse onu Türkiye'ye yollayayım. Onu burada bakar mısın?" diye sordu mu sormadı mı? Sen bunu biliyor muydun, bilmiyor muydun? Eğer biliyordun da olur dediysen buna nasıl olur dedin? Niye olur dedin? Demedin mi ya, "Kardeşim Maduro benim seçilmiş bir adam. Orada duruyor, dik dur eğilme kardeşi seninle diyordum ona. Nasıl paketleyin getirin biz burada bakarız diyorsun?" Ne dedin ona? "Çorum'da bir yer ayarlarız, Çorum'u iyi biliyor o, bir bağlantısı var, Çorum'da bir çiftlikte oturturuz mu?" dedin Maduro'yu? Yok demediysen, bilmiyorsan, "bilmiyorsan bilmiyorum" de. O zaman Trump'a dönüp de "Sen kim oluyorsun da benim memleketime, benim egemenliğimde olan birisine kendince "Sen kim oluyorsun da Bu ülkeyi ben mi yönetiyorum, sen mi yönetiyorsun?" diyemedin mi, diyemeyecek misin?
ERDOĞAN'A: "YA MADURO İÇİN ÖZEL BİR YER BURASI YA TRUMP'LA ARANIZDA ÖZEL BİR AKİT VAR"
Aranızda nasıl bir ilişki, onunla aranızda nasıl bir taahhütname, nasıl bir akit var ki 200 ülke arasında Türkiye geliyor aklına "Maduro'yu hapse koymayayım, Türkiye'ye koyayım" diye. Ya Maduro'nun Türkiye açısından bir özel önemi var, böyle bir peynir ticareti falan yapıyordunuz gemiciklerle. Peynir geliyordu, peynir parasının 3 katı navlun ödeniyordu. Türkiye'de 116 çeşit peynir var. İskenderun limanında gemiler Venezuela'dan gelen, yakalanıyordu, sahibi yok. Maduro'nun altınları oralarda buralarda...
Ya Maduro için özel bir yer burası ya Trump'la aranızda özel bir akit var. Sayın Erdoğan, susarak, "mış gibi" yaparak, "müessif bir hadise" diye yalandan Trump'ı "üzdün beni müessif bir hadise yarattın" diyerek bu işin içinden çıkamazsın.
"AMERİKA'NIN ÖLMÜŞ BÜTÜN BAŞKANLARI MEZARDAN KALKSA"
Amerika'nın şu andaki büyükelçisi Tom Barack... "Trump akıllı adam" diyor. "Erdoğan'da olmayan ona verecek, istediklerini alacak." Nedir Erdoğan'da olmayan diyorlar? Meşruiyet. Yahu bir ülkenin cumhurbaşkanı, yürütmenin başı meşruiyeti alırsa milletinden alır, sana ne oluyor be hadsiz diyemeyen adamın adı Recep Tayyip Erdoğan'dır.
Ben diyorum, o diyemiyor. Neden? Çünkü beklentisi var. Çünkü eğer Trump'la geçinirsem mahallenin kabadayısı o, herkese ayarı veren o, beni tutarsa iktidarda tutar. Vallahi Trump değil Amerika'nın ölmüş bütün başkanları mezardan kalkacak, bu ülkede seni iktidarda tutmaya güçleri yetmez. Millet yollayacaksa yollayacak, yollayacaksa yollayacak.
AK PARTİ'YE CANLI YAYIN ÇAĞRISI: "GÜVENİYORSAN İDDİANAMENE BİZ BURADAYIZ"
Açık açık, açık açık çağırıyorum buradan. Devlet Bey de destek verdi. Geçtiğimizde de "Devlet Bey diyorsa münasiptir" dedi Erdoğan. Güveniyorsan savcına, güveniyorsan iddianamene biz buradayız. Getirin kanunu, getirin kanunu, siz iddia edin canlı yayında, biz verelim cevabını canlı yayında. Hodri meydan! Hodri meydan!
AK PARTİLİLERE ÇAĞRI: "DİNLETEMİYORSAN AYRIL KARDEŞİM!"
Bu kadar iftiradan, bu kadar haksızlıktan, bu kadar hukuksuzluktan bıçak kemiğe dayanmıştır. Buradan sonra, buradan sonra, daha fazla yapılacak, bundan sonra atılacak her adım AK Parti’nin tarih önündeki siyasi sorumluluğunu biraz daha artıracaktır. Ve bugün Adalet ve Kalkınma Partisi’nde "efendim biz de karşıyız, sözümüzü dinletemiyoruz." Dinletemiyorsan ayrıl kardeşim! Bu kadar hukuksuzluğa, bu kadar haksızlığa, bu kadar zulme alet olmak, ortak olmak istemiyorsanız kardeşim Adalet ve Kalkınma Partisi zamanında bir niyetle kurulmuş, milletin teveccühüyle iktidar olmuş, kimseye nasip olmayacak imkanlar yaşamış. Bugün bu kadar sapıtmışsa yürüme artık bunların peşinden be kardeşim! Bırakın artık bunları
"YENİ TUR, YENİ BİLET! ÖNÜMÜZE BAKIYORUZ"
Özel, konuşmasını şöyle noktaladı:
2026'nın yepyeni bir başlangıç yılı olmasını ümit ettik. Bizden yana birtakım adımlar atacağız ama bu gergin ortamda dünyanın ve Türkiye'nin ortamı bu halde. Ama şunu söyleyelim: 19 Mart'tan sonra bizi duymayana, görmeyene boykot yaptık. Kiminin reytingi 0.65'e düşmüş, kimi cirosu dörtte birine düşmüş. Kimi milletvekillerimizle, kimi başka yerle "Bu boykottan çıkabilir miyiz?" Ona buna, buna buna değil, hepsine birden söylüyoruz. Aha da size 2026'da bir beyaz sayfa. Aha! Karnenizi ben boşalttım. 2026'da yapılan haberin diline, öyle iftirayı iftiracıdan beter vereni de okuyacağız, haberi aldığı eğitim gereği gazeteci gibi haber yapanı da... Her eleştiri başımızın tacıdır ama bizi görmeyip de dibi görenlere söylüyorum; aha da bir beyaz sayfa. Bundan sonra takip etmeye devam edeceğiz.
Şu an itibarıyla, en ciddi hassasiyetle takip etmek üzere, 19 Mart sürecinde ilan ettiğimiz tüm boykot listesini boşaltıyorum. Yeni tur, yeni bilet! Önümüze bakıyoruz. Herkes işini ona göre yapsın. Kimseden iltimas istemiyoruz, kayırma istemiyoruz. Mesleğini onuruyla yapan, gazeteciliği gazeteci gibi yapan, televizyonculuğu televizyon gibi yapan kim varsa bundan sonra beyaz sayfa önüne açıktır. 19 Mart'taki yanlışı yapana, yanlışı yapmaya, dibi yeniden yaşatmaya kararlıyız. Hodri meydan, açık çek veriyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun.
Kaynak:Haber Merkezi