Özgür Özel’den ‘1 Mart tezkeresi’ mesajı: ‘Ne ABD'de ne de AK Parti’de değişen bir şey yok’
CHP lideri Özgür Özel, 1 Mart tezkeresinin yıldönümünde yaptığı açıklamada “ABD'de değişen bir şey yok. Kendi çıkarları için Müslümanların kanını akıtmaya ve masum sivilleri öldürmeye devam ediyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’nde değişen bir şey yok” dedi.
GAZETE PENCERE - Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 1 Mart tezkeresinin yıldönümünde Ankara’da düzenlenen ve Nebil Özgentürk’ün imzasını taşıyan ‘1 Mart 2003 Direnişi’ belgesel gösterimine katıldı.
Özgür Özel, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın etkinliğinde yaptığı konuşmada, “Parlamento tarihinin belki en kritik oylamalarından birinde, kendi siyasi geçmişlerine olduğundan çok partimizin siyasi geçmişine ve ailelerine muhteşem bir miras bırakan 22’nci dönem milletvekillerimizi, ailelerini saygıyla selamlıyor; aramızda olmayanları da rahmetle, minnetle anıyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Nebil Özgentürk’e, Uğur Mumcu Vakfı’na ve emeği geçen herkese, Mamak Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum. Çok önemli bir iş, çok gecikmiş bir iş. İyi ki yapılmış bir iş” dedi.
“TUTANAĞIN ALENİYET KAZANMASI İÇİN TEKLİFTE BULUNACAĞIZ”
Özel, şunları söyledi:
“Tabii çok zor bir konu, kapalı oturumda yapılmış bir meselenin belgeselini yapabilmek ve halen daha siyasi sonuçları olan, olmasından ürkülen bir tutum üzerine yapılan bir belgesel bu. Bugün Grup Başkanvekilimiz Murat Emir de aramızda. Biz bu hafta bir kez daha 1 Mart oylamasının bütün tutanaklarının ve gizli oturum tutanağındaki tüm eklerin aleniyet kazanması için bir teklifte bulunacağız. Bu bir kez daha oylanacak ve emin olun ki bir kez daha reddedilecek. Çünkü mesele tabii parlamento tekniği açısından ve gündelik kullanımla aradaki farklardan dolayı biraz anlaşılması güç hale gelebiliyor. Örneğin oylama, gizli oylama değil. Oylama, tezkere olduğu için aslında işari oylama. Ancak bu işari oylamanın, işari olduğunda ve oylar kullanıldığında kimin ne oy kullanacağı bilinmeyeceği için… Orada görüntülerde var aslında. AK Parti’nin grup yöneticisi dolaştırıyor ve 20 imza topluyor. Oylama 20 AK Parti milletvekilinin önerisiyle önce açık oylamaya dönüyor. Meclis Başkanı, açık oylamanın şeklini sorunca da ‘Elektronik yapalım’ diyorlar. Böyle olmasa pusula olmaz, bakanlar vekaleten oy kullanmaz. Meclis İçtüzüğüne baktığınızda oylamanın AK Parti tarafından açığa çevrildiği, ardından da pusulaların da kabul edildiği ve vekaleten oy kullanıldığı için de elektronik bir açık oylama yapıldığı anlaşılıyor. İşte bu yüzden 1 Mart oturumunun belgelerini açıklamıyorlar. Açıklandığı anda ekinde tezkerenin aleyhinde oy kullanan bütün AK Partililerin isimleri olacak. O isimler olduğunda da o isimlerin hepsinin siyaseten tasfiye edildiği ortaya çıkacak. Böylelikle gizli kalması gereken tutanağı bir şekilde Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk seçimden, daha 2007 yılında elinde olduğu ortaya çıkacak. Eğer değilse, aksini ispat etmek istiyorsa versinler yarın önergemize desteği ve oylama tutanakları açıklığa kavuşsun. Yoksa kapalı oturumda Sayın Baykal’ın o muhteşem hitabeti, defalarca 20 dakikalık sözünün uzatılması, çok değerli hatiplerimizin şahıslara adına yaptıkları katkılar falan… Bunlardan korkmuyorlar. Zaten bunlar öyle ya da böyle biliniyor. Esas korktukları, bir tane bile eksik olmadan 2007 seçimine giderken Meclis’in gizli oturum tutanaklarına erişmiş ve o biletleri çoktan kesmiş olmaları. Onun görülüyor olması.”
“GÜÇLÜ ÜLKELERİN GÜÇLÜ KURUMLARI OLUR”
“Meclis’le Tayyip Erdoğan’ın hesaplaşması çok isabetle belgeselde de vurgulandığı gibi güçlü bir Meclis istememesi, yetkilerine el atması, hatta baktığınızda bazen diyorsunuz ki ‘Yahu iktidar partisi Meclis grubunu bu kadarı mı işlevsiz kılar? Kendi elleriyle bu kadar mı itibarsızlaştırıyorlar?’ Güçlü ülkelerin güçlü kurumları olur. O kurumların en başında da seçimle oluşturulan kurumlar olur. Bir ülkenin güçlü bir meclisi varsa, parti disiplinine rağmen bazı kararlar, kritik kararlar alabilen; ülkeyi savaştan, işgalden esirgeyen bir meclisiniz varsa bu çok güçlü bir duruş. Aslında bu o gün kaybetti gibi görünen hükümete de verilmiş çok büyük bir destektir, çok büyük bir güçtür. Artık dünyadaki muhataplarınıza gidince ‘Bizden öyle her şeyi isteyemezsiniz. Benim de içeride ikna etmem gereken bir meclis var. Buradan sonrasını olmaz, bu bizim meclisten geçmez’ diyecek gücünüz vardır. O koskoca bugün de halen, daha dün 150 İranlı çocuğun ölümüne sebep olan uçağın kalktığı Ford uçak gemisi gelmiştir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi izin vermedi diye geri gitmiştir. Bu Türkiye Cumhuriyeti devletlerinin eline verilmiş en büyük güçtür. O günden bugüne yaşanan berbat işler var ya sayılan, hepsi bu gücü iyi kullanamayan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu ülkeye yaşattıklarıdır. 1 Mart tezkeresi yüzünden ülkenin başına onlar, bunlar, şunlar gelmemiştir, 1 Mart tezkeresinin gücünü arkasına alamayan, rüzgârını yelkenine dolduramayan, Amerika’ya karşı bir mahcubiyete giren, bedel ödemeye çalışan, onun gönlünü almak için birçok eksiklikler yapan AK Parti’nin kötü yönetimi yüzünden bir çok şey olmuştur.”
“YİNE DÜNYA KADAR MASUMUN KANI DÖKÜLECEK”
“Bugün biraz önce Selin Hoca’yla da fısıldaştık. Tam da böyle bir güne geldi 1 Mart. Bu sefer de bir başka Müslüman ülke, yine uçaklar, yine havadan bombardıman, rejim değişikliği için gerekirse -sanmıyorum ama- göze bile alınabilecek kara harekatı ve yine dünya kadar masumun kanı dökülecek. Irak’ta nükleer silahları bulacaklardı, başka yerde narko-terörü durduracaklardı. Şimdi burada İran’ın güya elindeki nükleer kapasiteyi ortadan kaldıracaklar. Ama sonuçta bir ülkenin geleceğine ilişkin kararları o ülkenin halkının vermesi yerine İsrail’in, Amerika’nın vermesine olanak sağlayan bir durumdayız. Burada yine dönüp baktığınızda; ‘Geçen sefer Irak’ın işgali sırasında kim ne diyordu? Bugün İran’ın işgaline ya da İran’da rejim değiştirilsin umuduyla yapılan tarihin en büyük hava harekatına kim, ne tepki veriyor?’ derseniz aslında saflar değişmemiş. Ama bazı saflarda saflaşma olmuş, kendilerince arınma olmuş. Belki bugün koysanız, İran’a karşı benzer bir tezkere getirseniz Türkiye’ye bu sefer buna Meclis’te ‘Hayır’ diyecek, saflar yine değişmemiş, bir CHP grubu var. Ama AK Parti grubunun içinde buna ‘Hayır’ diyecek kimseyi bulabilir misiniz? Recep Tayyip Erdoğan’ın o grup üzerindeki operasyonlarından sonra artık 2002’deki gibi 99 - 100 altın adam oradan bulunur mu, vatansever bulunur mu? İşte meselenin orası çok şüpheli.”
“ERDOĞAN ABD’NİN İSTEKLERİNİ YERİNE GETİRMEYİ SÜRDÜRÜYOR”
“O yüzden yine aynı Amerika… Bu sefer Trump… Yine masum çocuklar bombardımanla öldürülürken, Müslüman kanı dökülürken bugün Türkiye’de yine o gün Irak’ta yaşananlara ‘Evet’ diyen Recep Tayyip Erdoğan iktidarda. O gün eğer üç oy farkla 1 Mart tezkeresi geçmemiş olsaydı bugün Türkiye’de Doğu’da, Güneydoğu’da o gün taahhüt edilen en az altı, belki çok daha fazla Amerikan üssü olacaktır. Fiilen Türkiye işgal altında olacaktı. O gün Irak bahane edilmişti, sonra Suriye bahane edilecekti, sonra İran bahane edilecekti ve Amerika burada kalıcı olarak duracaktı. Şimdi Amerika’nın çıkarları neyi gerektiriyorsa Amerika istemeye ve maalesef Sayın Erdoğan da onların bu isteklerini yerine getirmeye devam ediyor. Biz hepimiz Meclis’te daha sonra herhalde 26’ncı dönemde Mavi Marmara’ya yapılan saldırıdan sonra ailelere İsrail’in ‘20 milyon verdim, sussunlar’ dediği, açtıkları davaların düşeceği, Mavi Marmara konusunda kimsenin bir hak iddia edemeyeceği, İsrail’in gönlünü yapan bir anlaşmayı bir gece yarısı Meclis’ten yine bu Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı geçirdi.”
“HER TÜRLÜ TAVİZİ VERMEYE YATKINLAR”
“O yüzden milletimiz görmelidir ki, çok net bir şekilde anlatabilmeliyiz ki Amerika’da değişen bir şey yok. O kendi çıkarları için Müslümanların kanını akıtmaya ve masum sivilleri öldürmeye, çocukları öldürmeye devam ediyor, edecektir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nde değişen bir şey yok. Değişen, içinden 100 karşı çıkanın artık çıkamayacağı bir grup oluşturması. Ona uygun bir düzen oluşturması. Artık parlamentonun bunu başaramayacak bir hale dönüştürülmüş olmasıdır. O gün Amerika’nın taleplerine kendi siyasi çıkarları için ‘evet’ diyenler, bugün de Amerika’nın taleplerine, Trump’ın çılgın taleplerine kendi siyasi çıkarları için ‘evet’ demektedirler. Bir dönem daha iktidarda kalmak için sandıkta meşruiyeti bulamayanlar, sandıktan güç alamayanlar bu gücü Trump’tan almaya çalışmaktadırlar. Bundan sonra da bu konuda her türlü tavizi vermeye yakındırlar ve yatkındırlar. Bu ülkenin nadir elementlerinin Trump’a söz verilmesinden tutun da verdikleri, bildiğimiz ve bilmediğimiz dünya kadar taviz bir kez daha Türkiye için milli güvenlik sorunudur.”
“TÜRKİYE İTTİFAKI’NIN İKTİDARINA İHTİYAÇ VAR”
“Bu yüzden bu ülkenin 22’nci dönem Cumhuriyet Halk Partisi Meclis grubu ruhunu taşıyan bir iktidar partisi grubuna, bir Cumhuriyet Halk Partisi grubuna, yetmez Türkiye İttifakı dediğimiz sosyal demokratlarla muhafazakar, milliyetçi, Kürt, bu ülkenin ulusal birliğinde bayrağında, bağımsızlığında ve Atatürk sevgisinde birleşmiş bir Türkiye İttifakı’nın iktidarına ihtiyaç vardır. Bundan sonra bunun için çalışmak, 1 Mart’ta olup da bugün aramızda olmayanlara gösterebileceğimiz en büyük vefa duygusudur. Bu kahraman, Cumhuriyet Halk Partisi 22’nci dönem grubuna gösterilebilecek en büyük vefa duygusudur. Ben o günden bugüne böyle bir siyasi miras bırakanları bir kez daha saygıyla, selamlıyorum. Partinin bugünkü Genel Başkanı olarak, o ruhun Türkiye’nin sadece ana muhalefet partisine değil, iktidar partisine de hakim olduğu yarınların Türkiye’nin gerçek kurtuluşu olduğuna inanıyorum. Hepinizi bir kez daha saygı ve saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”
Kaynak:ANKA