Özgür Özel'den 'mutlak butlan' yorumu: Ne butlan işler ne de atom bombası

CHP lideri Özgür Özel, partisinin 38. Olağan Kurultay’ına karşı açılan davadaki “mutlak butlan” tartışmaları için “siyaset mühendisliği” yorumunu yaparak; “Parti kenetlenmişken ne butlan işler ne dışarıdan atom bombası" dedi.

Özgür Özel'den 'mutlak butlan' yorumu: Ne butlan işler ne de atom bombası

GAZETE PENCERE - CHP lideri Özgür Özel, Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasının CHP davalarına etkisi, mutlak butlan ihtimali ve ikinci bir parti kurulacağı iddiaları, partiden ihraçlar ile 19 Mart sürecini değerlendirdi.

T24 Ankara ofisini ziyaret eden Özel, Akın Gürlek’e mal varlığını açıklaması için verdiği süreyle ilgili olarak da, “Bir hafta süreyi Akın Gürlek'e verdim, kendime bir süre vermedim. Kanunen göreve geldikleri zaman, bir ay içinde vermesi gerekir. 11 Mart günü süresi dolacak. Ben 11 Mart'ı beklemek istiyorum, ki devletin kaydına girsin istiyorum. Yoksa bugüne kadar neyi açıklamamışız ki, bir adım geri atmamışız” ifadelerini kullandı. Özel, “Biz geldiğimizde bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği bir yargı ve medya düzeni kurmak için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

-Mutlak butlan davası tekrar ısıtılmaya başlandı, bu işi dillendirenler var. Size gelen yeni duyumlar var mı? Mutlak butlan riski görüyor musunuz?

Mutlak butlan da peşimi bırakmıyor. İlk duyduğum anda “Siyaset mühendisliği bu” dedim. Güya gidiyorsun da önceki başkan geri geliyor. Tam bir siyaset mühendisliği. Partiyi tartışmak ve kamuoyunda tartıştırmak için yapılıyor. O dönem arkadaşlara bu mutlak butlan tartışmasına karşı mutlak sessizlik çağrısında bulunmuştum. Çok uzun süre öyle gitti. Ama tabii öyle şey oluyor ki duruşmaya dört gün kala bir hareketleniyor tabii her şey. Ama her seferinde hatta bizim bazı arkadaşlar “Genel başkanım sizin bu sakinliğiniz çıldırtıyor bizi” dedi. Şu anda da hiçbir endişem ve telaşım yok. Sorun şurada bu sonuçta partinin içinde dışında tartışılmaya devam ettikçe hasar veriyor sonuçta. Yani meşgul ediyor birilerini. Yani ben konuşmuyorum, etrafımız konuşmuyor. Ama birileri konuşuyor. Onun için de ben hep sözüme değer veren herkese diyorum ki yani bu zaten bu amaca yönelik bir şey. O yüzden de tutup da bunları ciddiye almayın. Tartışmalar bazen öyle bir noktaya geliyor ki bu sefer de bir ihtimal üzerinden partideki bizim de kontrol edemeyeceğimiz sosyal medyada aşırı tepkiler yükseliyor, bizim lehimize. Bu sefer partimizin önceki dönem genel başkanlarını rencide edecek bir takım şeyler oluyor. Bu da partinin içine bir mayın döşemek sonuçta. O da çok rahatsız edici bir durum.

“TOPLUMDA SİYASİ BİR BEKLENTİYE KARŞILIK GELMEYEN HİÇBİR HAMLE SONUÇ ALAMAZ”

Cumhuriyet Halk Partili herkesin bu meseleyi mutlak bir sessizlik ve sabırla, çıldırtıcı bir sabırla, takip etmesi lazım. Çünkü bunun kendisine hukuken bir tedbir alamazsınız. Şöyle alamazsınız; bunun akılla, mantıkla, hukukla bağdaşır tarafı yok. O günün üstüne üç kere kurultay yapılmış. Hatta bir tanesi her bir üyenin mahalle delegesini seçip ilçe delegesini, il delegesini seçip yaptığı kongredir. O kadar onun üstünden o kadar farklı şeyler geçmiş ki artık ne o delege var ne başkası… Üstüne üç kere yeniden seçilmişiz. Bu meselenin bir laboratuvar çalışmasını İstanbul'da yaptılar. İstanbul'da kongreyi iptal ettiler. Yerine kayyum atadılar. Biz de kongre takvimi işlettik. Defalarca İstanbul'daki ilçe seçim kurulları ve YSK aklın, mantığın, yasanın gereğince karşı tarafı haksız buldu. Bize kongresini yaparlar, yenisini seçerler, usulüne başlayan kongre devam eder dedi. Bu işi biz üç kere yaptık ve bitti artık bu iş yani. Buradan sonra burada da yapılabilecek bir şey yok. Bir de devamında siyaseten de baktığınızda toplumda siyasi bir beklentiye karşılık gelmeyen hiçbir hamle sonuç alamaz.

“PARTİ KENETLENMİŞKEN NE BUTLAN NE DE ATOM BOMBASI İŞLER”

Toplum zaten partinin örneğin iyi yönetilmediğini düşünüyorsa hiçbir dava ihtiyacı olmadan partide yönetim sarsılır, sallanır, mecburen gider kendisi güven tazelemek zorunda kalır. Anketlerde birinci parti, oy kullanan delegelerin işte geçerli oyların tamamını almış genel başkan. Tarihte ilk kez anahtar listesi delinmemiş bir çarşaf liste. Çarşaf liste icat edilmiş 1960’ların sonunda ve o günden beri anahtar liste var. Ecevit'in anahtar listesi delinmiş, Deniz Bey'in anahtar listesi delinmiş. İnönü'nün anahtar listesi delinmiş. Baykal'ın anahtar listesi Kemal Bey'in delinmiş. Bugüne kadar delinmeyen iki anahtar liste var. Bir tanesi olağanüstü kongrede yaptığımız anahtar liste, bir tanesi de son olağan kongrede. Bu bizim büyük başarımızdan değil, partinin içindeki büyük kenetlenmeden. Özgür Özel'in kaşına gözüne bin 333 kişi oy vermiyor. Ben “O bin 333 oyun üçünü bile kendime saymıyorum” dedim yaptığım konuşmada. Tarihin en büyük saldırısı altındayız ve partililer partiyi koruyorlar. Kenetleniyorlar dış saldırıya karşı. Parti böylesine kenetlenmişken bu işe ne butlan işler ne dışarıdan atom bombası işler. Yani mümkünü yok. O yüzden de bu kadar parti kendi içinde sağlam bir zemindeyken suni tartışmalar bir sonuç almaz. Sonuç almayacak hukuki girişimler de AK Parti'ye zarar verir, başkasına değil.

“PARTİ KAPATMANIN PANZEHRİ KENARDA BİR PARTİ TUTMAK”

-Piyasada uzun süredir dolaşan iddia da sizin bu ihtimale karşı yedekte parti tuttuğunuz. Bu doğru mu?

Parti tedbir alır tabii. Bir masamız var. Masamız çalışıyor ve bütün senaryolara karşı tedbir alıyor. Mesela “Bir parti kenarda tutuyor musunuz” konusu. Bu butlana tedbir değil, öyle bir kaygımız da yok. Onun panzehri de o değildir. Butlan olursa biz gideriz asla olmaz. Parti kapatmanın panzehri kenarda bir parti tutmak. Nasıl DEM ile ilgili süreç işledi ve kapatmaya çalıştılar. Hiç değilse tepede o kılıcı tutmak gerek. Hazine yardımını vermeyebilir mesela ve önemli çünkü CHP'nin bir başka geliri yok sonuçta.

“BUTLAN İHTİMALİNE KARŞI KENARDA PARTİ TUTULMAZ”

O yüzden yani kenarda bir ya da birkaç partiyle ilgili bir mevzu var ama bu butlanın panzehri değil, butlanın panzehri başka bir şeydir yani. Butlan ihtimaline karşı parti kenarda tutulmaz. Partimi bırakıp mı gideceğim? İstanbul'da bıraktım mı partiyi de butlan olsa burada bırakacağım yani. Sen bugün partiyi bıraktın mı bu bir bayrak meselesi. Millet eline bir bayrağı vermiş. Sen bayrağı bıraktın mı? Bir daha sana vermezler yani. O bayrağı ölümüne tutacaksın, düşeceksen bayrakla düşeceksin. Ama parti kapatmaya bir tedbir almak lazım seçime doğru giderken. Onun bir panzehri olarak arkadaşlar geçmişte bir kriz masası gibi yani daha doğrusu bizim bir kriz masamız var. Savaş odası dediğimiz bir mekanizma ve kapatma hamlesi yapıldığında böyle bir hazırlık yapıldı.

-İhraçlar butlan süreciyle mi ilgili?

Bu ihraçlar parti genel merkezinin yaptığı ihraçlar değil. Şu açıdan söylüyorum. İstanbul İl Disiplin Kurulu'nun yaptığı ihraçlar. Bu yüzden ben partinin genel başkanı olarak bu ihraçlar olmuş ve bitmiş gibi bir şey söylersem yüksek disiplin kurulundaki arkadaşlara haksızlık olur. Onlar bir temiz merci olarak bu dosyalara bakacaklar. Bazen il ihraç eder, burası kınamaya, uyarıya çevirir.

“KAYYIMSI BİR ORGANİZMA VAR ORADA; İHRAÇ EDİLENLER SAVUNMA YAPMAYA BİLE GELMEDİ”

İhraç edilen arkadaşların ne yaptığına bakarsanız siyasetle ilgisi olan bir şeyden ihraç oluyor değiller. Yani parti ahlakı üzerinden ihraç ediliyorlar. İhraç edilen arkadaşların içinde doğrudan Ekrem Başkan'a ve arkadaşlara “hırsız” diyenler var. “Bana hırsızları savunma Özgür” diye tweet atıyor adam. Öbür taraftan işte bir bildirge var. Çok ağır bir bildirge ama hiçbirisi sırf bildirgeden dolayı da ihraç edilmiş değil ki savunmaya da gelmemişler. Ben dün sordum ne oldu diye. “Savunma bile yapmıyorlar” diyor. Gelse pişmanlık ifadesi verse hemen üç kademe aşağı düşürülüyor ceza. Parti üye kaybetmek istemez ki üye kazanmak için uğraşır. Ama bugün işte kayyumsu bir mekanizma var İstanbul'da. Kayyum da diyemeyiz yani. Kayyumsu bir yapı, organizma var orada. Bu organizmanın geçmiş dönemden bulduğu kendisini getirip odaya koyup video çekerken konuşup konuşup ağız dolusu partiye, bize, Ekrem Başkan'a, tutuklu arkadaşlara hakaret ve iftira eden bir grup muhatap oradaki ihraçlara. Yine de kendilerini savunma ve nedametle yani pişmanlıkla birlikte “ya biz bunu yaptık ama…” dediğinde partide kalma şansları var. Ama savunma bile yapmaya gelmemişler. Çünkü çok ağır sözleri var.

CHP LİDERİ ÖZEL, ANKET SONUÇLARINI NASIL DEĞERLENDİRDİ?

-Kamuoyu yoklamalarından CHP, AKP’nin yüzde 5 önünde çıkıyor. Siz CHP Genel Başkanı olarak bu yüzde 5’in CHP’nin seçimi kazanması için yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?

Şimdi ilk kısımdaki sorular aslında benzer görünen ama çok farklı cevaplar olan 2-3 tane soru var burada. Birincisi seçim güvenliği meselesi. Bu bizim çok özel çalıştığımız bir alan. Seçime 60 gün kala sorulan bir soru bu. İlk MYK toplantısında görev dağılımı yaptığımızda arkadaşlara “Seçime altmış gün kala bu soru hala soruluyorsa sen buna ne cevap verirsen ver olmuyor” dedim.

Mesela geçen seferki eleştirilerin haklı boyutları da var ama aslında yüzde 90 haksız. Mesela geçen seçimde CHP, 7 ilde seçime girmedi. Seçime girmeyince oralara sandık görevlisi veremiyorsunuz. O yüzden sorunlar vardı. Biz sandık görevlilerini şimdiden atadık. 100 kişilik call center var, Parti Meclisi salonunda çalışıyorlar. “Sandığım” diye bir uygulama üstünden de kayıt oldular sisteme sandık görevlileri. 194 bin sandığın 180 bin görevlisini atadık. Şu ana kadar da 146 bin kişi arandı bu görevlilerden ve görevi kabul ettiler. Bunu 190 bine yükseltmeyi hedefliyoruz. Arama kısmı için de 9 Mart’ta tekrar başlanacak.

Bundan ilgili iki tane şey yapıyoruz. Bir, 3 aylık görevler tanımlıyoruz bunlara. Sandığım uygulaması muhtemel kendisiyle birlikte oy kullanacak işte Manisa'daki 320 kişiyi gösteriyor bizim sandık görevlisine. Yedeğini de belirliyoruz, o da var. İlk olarak yeşille işaretlenmiş olarak CHP üyelerini görebiliyorlar. Önce onları çağırıyorlar ve diyorlar ki biz bu sandığın ben görevlisiyim birlikte çalışalım. Hatta onlara bazen “Mahalle seçimine nasıl çalışıyorsanız öyle çalışın” diyorum. “Bunun oyunu alırız, bunun alamayız” diyerek ayırmalarını istiyoruz. Ziyaretlerinde tuttukları notları var. İşte AKP’li ile görüşmüşse not alıyor. Örneğin; imza sürecinde destek vermiş mi vermemiş mi not alınıyor. Vermediyse sebebinden çok şey çıkıyor. Devlet memuru olduğu için vermemiş mesela. Ben AK Parti üyesiyim deyip kapıdan kovana bir daha gidip kavga etmeyeceğiz de onunla. Bunlar not alınıyor. Seçime kadar altı kez ziyaret planlıyoruz.

Seçmeni arayacak ve “hoşgeldiniz” diyecek. Hatta MHP’liye “Bu sizin üyenizdir” diyecek. Orada iş bitti zaten. Sandığın hakimiyetini ele geçirdin. Böyle bir hazırlığın içindeyiz. Burada 145 binde falanız bunu 180 bine çıkarmak lazım.

“SEÇİM TATBİKATI YAPACAĞIZ”

Bu sene Eylül ayında şöyle bir şey yapacağız. Eğer eylüle kadar erken seçim olmazsa 2026 yılı seçim tatbikatını Eylül ayında yapacağız. Bizim sandık görevlileri belirleyeceğimiz gün sabah altıda kalkacak, yedide okula gelecek. Karekodu okutacak. En nihayetinde de ıslak imzalı kağıdı bize atacak. O gün tatbikatta kırılım yaratanı belirleyeceğiz ve değiştireceğiz. Bütün bu ekip tatbikata katılacak. Eş zamanlı 81 ilde, 963 ilçede sandık görevlileri sandığa gidecek. Bunun tatbikat boyutu dışında iletişim boyutu da olacak. “CHP’nin sandık görevlileri kalktı, gitti. Okulda tatbikat yaptı” denilecek.

Yüzde 5 fena fark değil. Yüzde 5’lik fark, çalarak kapanmaz. Ama yüzde 1’in altındaki farklar tehlikeli. Ve sizin sorunuzun esas bir tarafı da şu. Anket hırsızlığı ölçemiyor. Yerel seçimlerde de gördük. Şimdi özellikle merkez sağ seçmende bir kere kazanan tarafa oy verme eğilimi var. Mesela gidiyorsun sen oy istemeye adam diyor ki; “Kazanabilecek misiniz? Nasıl oluyor mu?” Sürekli tartıyorlar.

Kaynak:t24

Öne Çıkanlar