Özgür Özel’den iktidar medyasına konteyner tepkisi: “Bir gün de sen kal bakalım o konteynerde”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Malatya Doğanşehir’de yaptığı açıklamada “Elektrik bedava, su bedava diyerek saldırıyorlar. Bir gün de sen kal bakalım o konteynerde” dedi.

Özgür Özel’den iktidar medyasına konteyner tepkisi: “Bir gün de sen kal bakalım o konteynerde”

GAZETE PENCERE - Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında ikinci büyük depremin meydana geldiği saat olan 13.24’te Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde basın açıklaması yaptı.

Depremde yaşamını yitiren 53 bin 537 kişi için rahmet dileyen Özel, aradan geçen üç yıla rağmen bölgedeki sorunların hâlâ devam ettiğini söyledi.

Bir haftadır deprem bölgesinde olduklarını belirten Özel, ilk günden itibaren sahada olduklarını vurguladı. 1999 depremiyle 6 Şubat depremlerini karşılaştıran Özel, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin geç sahaya çıkmasının can kayıplarını artırdığını söyledi. Özel, 1999’da ordunun 10 bin 600 kişiyi kurtardığını, 6 Şubat’ta ise bu sayının 360’ta kaldığını ifade etti.

Özel’in konuşmasından öne çıkan kısımlar şöyle:

Büyük deprem, hepimizin dün akşam her birimiz farklı bir şehirde anmasına katıldığımız depremde kırılan fay hattı adını Erkenek’ten alıyor. Erkenek fayı kırıldı. Ardından da şu anda olduğu gibi saat 13.24’te, 6 Şubat günü ikinci büyük deprem yaşandı.

Ben ikinci büyük depremin gerçekleştiği tam bu saatte; hem Erkenek’te hayatını kaybeden 64 canımızın, hem Doğanşehir’de hayatını kaybeden 148 canımızın, Malatya’da hayatını kaybeden 1393 canımızın ve tüm Türkiye’de hayatını kaybeden 53.537 canımızın yakınlarına bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Erkenek’in, Doğanşehir’in, Malatya’nın ve Türkiye’nin başı sağ olsun. Allah rahmet eylesin. Allah bir daha böyle büyük bir acıyı yaşatmasın.

Bir haftadır deprem bölgesindeyiz. Ben depremin olduğu gün, 6 Şubat günü, sabahleyin deprem olduktan birkaç dakika sonra şu anda İl Başkanımız olan Barış Yıldız’ın telefonuyla uyandım. Kendisi, Veli Ağbaba’ya ulaşamadığını ve benim ulaşabileceğimi söylerken; “Yıkıldık başkanım, perişan olduk başkanım, her yerden sesler geliyor, Malatya yıkıldı başkanım” demişti. Ben o dakika Veli Başkanı aradım, ona ulaşmaya çalıştım, bütün herkesi aradık ve ardından İstanbul’daki televizyon programımı iptal edip sabahleyin 05.00’te Ankara’ya gittik. Ve oradaki yaptığımız kriz toplantısından sonra bütün milletvekillerimize buldukları ilk vasıtayla deprem bölgesine intikal etmelerini söylemiştik.

Açık olan tek havaalanı Adana havaalanıydı. Çoğu milletvekilimiz Adana havaalanına gitti. Ben karayoluyla, gecenin ilerleyen saatlerinde, hem kış şartları hem de yollarda oluşan kırıklar ve yarattığı yoğun trafikten dolayı gece yarısına doğru Malatya’ya vardım ve 6 Şubat akşamı Malatya’daydım. Geceyi hep birlikte sabahlayarak geçirdik. Malatya’da bir miktar toplanma merkezlerinde durumu anlamaya çalıştıktan sonra ben ayrıldım ve Doğanşehir’e geldim. Malatya’dan sonra ilk geldiğim yer Doğanşehir’di ve depremin ertesi günü öğle saatlerinde buradaydık.

Buradan da yollar kapalıydı, dağ yollarından Nurhak’a ulaşma imkanı oldu ve Nurhak’a dışarıdan giden ilk kişi şoförümüz Mehmet Bey’di ve bendim. Oradan Nurhak’ın sesini duyurduk. İkinci depremde Nurhak’ta çok sayıda kadın, hep beraber kazanları kaynatalım diye meydanda toplanıp eşleriyle birlikte, kadınlar evlerine girmişti ve evlerinin alt katındaki mutfaklarında çok sayıda kadın göçük altında kalmıştı, hayatını kaybetmişlerdi.

O acı günün yıldönümünde burada, bir kez daha Erkenek’teyiz. Allah bir daha böyle acı yaşatmasın, en başta temennimiz budur. Bunun dışında elbette depremden ders almak gerekiyor ve depreme hazırlanmak, deprem gününden önce gayret göstermek, depremde acıyı, kaybı azaltıyor; depremin yaralarının sarılmasını da kolaylaştırıyor.

"21 GÜNLÜK, 21 AYLIK DEĞİL, 21 YILLIK BİR İKTİDAR VARDI"

Biz maalesef bundan 3 yıl önceki depreme ülke olarak hazırlıksız yakalandık. Açıkça söylemek gerekir ki iktidar partisi depreme mazeretsiz yakalandı. 21 günlük, 21 aylık değil, 21 yıllık bir iktidar vardı. Daha önceden yaşanmış bir deprem, o depremin üzerine gelmiş bir iktidar... Özel İletişim Vergisi 2 yıl alınacakken 21 yıl boyunca almış bir iktidar... Ve depreme hazırlık için halkın hazır olduğu, kanunların hazır olduğu ve Özel İletişim Vergileriyle toplanan paralarla depreme hazırlık için ihtiyaç olan paranın misliyle fazlasının toplandığı bir dönemde maalesef biz bu depremde hazırlıksız yakalandık ve bu kadar çok kaybımız oldu.

"ORDU 3 GÜN BOYUNCA EMİR BEKLEDİ"

Bu kayıplardan ders çıkarmak için bir rakam vermek gerekir ki bu hepimizin kulağına küpe olsun. 99’da yaşanan depremle bu deprem arasında hiç şüphe yok ki depremin şiddeti de çok benzer, yaratacağı kayıp da çok benzer. Bu depremde biz 56 bin kişi kaybettik, 53.537 kişi kaybettik. 99 depreminde de 15 bin kişi kaybedildi. 99 depremiyle bu deprem arasındaki fark; Ordu, 99 depreminde günün ilk ışıklarıyla birlikte çıktı ve arama kurtarma faaliyetlerine katıldı. Bu depremde ise ordu, “orduyu sokağa çıkarmak kolay, kışlaya geri sokmak zor” vehmiyle 3 gün boyunca tam teçhizat emir bekledi.

O günkü depremde ordunun kurtardığı hayat sayısı 10.600. Adı belli, TC’si belli, hangi enkazdan çıkarılıp hangi hastaneye teslim edildiği belli. Enkazdan çıkarıp halen yaşayan 10.600 kişi var. Bu depremde ordumuzun kurtardığı hayat sayısı 360. 10.600 - 360. Aradaki farkı kimse şaşırmasın, tersi beklenir; teknoloji daha iyi, araç gereç daha iyi, eğitim daha iyi... 3 günün farkı bu. Depremde en büyük kayıplar ilk 24 saatte, daha sonra ilk 72 saatte oluyor. Ondan sonra işler mucizeye kalmaya başlıyor. Ordu hemen çıktığında 10.600 kişi kurtarırken, 3 gün geç çıkardığınızda ancak 360 kişi kurtarıyor.

"TSK ANCAK 360 KİŞİYİ KURTARABİLDİ"

Herkesin kulağına küpe olsun. O gün orduyu dışarı çıkarmaya tereddüt edenlerin de yaptıkları o hatanın nasıl bir maliyeti olduğunu Türkiye Cumhuriyeti’ndeki tüm siyasetçiler ve milletimiz hatırlasın. Bir daha bir felaket olduğunda bu ülkenin ne imkanı varsa, kimse bir siyasi hesap yapmadan, hiçbir korkuya kapılmadan orduyu da, polisi de, jandarmayı da, sahil güvenliği de mutlaka çağıracak.

Yahu ertesi gün Kıbrıs Rum Kesimi’nden kurtarma heyeti geldi, Yunanistan’dan kurtarma heyeti geldi. 48 saat sonra Danimarka’dan kurtarma heyeti geldi. Türk Silahlı Kuvvetleri 3 gün sonra çıktı, ancak 360 kişiyi kurtarabildi. Bunu hiçbirimiz unutmayalım ve asla ve asla da unutturmayalım.

"270 BİN KİŞİNİN KONTEYNERDA YAŞAMASINI KABUL ETMİYORUZ"

Diğer taraftan deprem konutları konusunda, Türkiye’de siyaset, bir yıl içinde bütün evlerin teslim edileceği sözüyle şekillendirildi 2023 yılında. Bu söze inandırıldı. Ancak birinci yıl sonunda evlerin %2’si, ikinci yıl sonunda evlerin sadece %30’u ve bugün %70’i tamamlanabildi. Halen daha aldığımız çeşitli rakamlar Malatya’da ve Türkiye’de bu sorunun ortadan kalkmadığını ve çok sayıda kişinin konteynerlarda yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak konteynerlardaki; Malatya’da 67 bin kişinin konteynerda yaşamasını 3 yıl sonra, Türkiye’de 270 bin kişinin konteynerda yaşamasını 3 yıl sonra, Hatay’da 120 bin kişinin konteynerda yaşamasını kabul etmiyoruz. Konteyner bir mecburiyet. Kim için mecburiyet? Hala evi bitmeyenler için mecburiyet. Kim için mecburiyet? Kiracılar için mecburiyet. Çünkü bir düzen içinde, bir evde ödeyebileceği bir kirayla oturan ve geçimi ona göre olan insanlar evini kaybetti, eşyasını kaybetti, işini kaybetti. İşini ya buldu ya bulamadı ama şimdi onlara ev vermediğimiz için konteynera mahkumlar.

Eve çıkmak isteyene... İşte Malatya’daki ortalama kira 20 bin lira. 15 bin liradan ucuza oturacak bir yer var mı Malatya’da? Sayın Kurum “5 bin liraya ev var deprem bölgesinde” dedi. Osmaniye’de sordum, en ucuzu 15 bin lira çıktı. Hatta millet 15’e de itiraz ediyor, “O evde 15 bin liralık eve geçilmez” diyor. 20 bin lira çıktı Kahramanmaraş’ta. Gaziantep’te 20 bin lira çıktı. Dün Adıyaman’da konuştuk 12 bin - 15 bin lira ev çıktı. Bugün “5 bin liraya ev var, kiracılar çıksın” diyorlar. Aksine 15 binlik eve bir ay depozito istiyorlar, 3 ay da peşin istiyorlar. Geçmek için bir de eşya lazım. Adam parası olsa zaten kiracı. Bu imkanları olmadığı için konteynerda.

"KONTEYNER KONFORU DİYE BİR LAF İCAT ETTİ İKTİDAR MEDYASI"

Bunun üstüne olur olmaz eleştiriler iktidar medyasından... Ben anlamıyorum neyi paylaşamıyoruz. Yani bunun AK Parti’si, CHP’si yok ki. Konteynerda kalana saldırıyorlar. “Rahata alıştınız, bedavaya alıştınız, elektrik bedava, su bedava...” Ya bir gün de sen kal bakalım o konteynerda elektrik bedava su bedava... Ben deprem döneminde birkaç gece geçirdim de ben birkaç ayı tahayyül edemiyorum. Birkaç yıldır, 3 yıldır konteynerda... “Konteyner konforu” diye bir laf icat etti iktidar medyası. Olacak söz değildir. Gerçekten buradan Cuma mübarek gün söylüyorum; Allah’ın gücüne gider. Bir gün evladını, eşini, ananı babanı konteynerda bulursun, ondan sonra bu kul hakkı yediğine pişman olursun.

O yüzden kimse konteynerda kalanlara laf söylemesin. Onların sorunlarını çözsünler. Elektriğini kesmekle, suyunu kesmekle, sokağa atmakla tehdit etmekle bu işler olmuyor. Biz burada doğru yapılana doğru diyoruz, yanlış yapılana yanlış diyoruz.

"TAYYİP BEY TUTTURDU 'HER ŞEYİ BEN YAPTIM'"

Sabahleyin Gölbaşı’nda Cumhuriyet Halk Partili olmayan üç belediyeye ağız dolusu teşekkür ettim ben, Gölbaşı’na yaptığı katkılardan dolayı. Hatay Samandağ’da Uşak Belediyesi o kadar canla başla çalışıyordu ki, o zaman AK Parti’deydi. AK Partili Belediye Başkanını aradım. Şaşırdı önce. Ben dedim “Samandağ’da yemek dağıtıyormuşsunuz başkanım.” “Dağıtamaz mıyım?” dedi bana önce. Dedim “Olur mu başkanım Allah senden bin kere razı olsun. O kadar canla başla, o kadar güzel çalışıyorlar ki teşekküre aradım seni” dedim.

Bu işin böyle partisi martisi olmaz ama Tayyip Bey tutturdu “Her şeyi ben yaptım, Cumhuriyet Halk Partisi çivi çakmadı, taş üstüne taş koymadı.” İnsan gerçekten üzülüyor ve kahroluyor.

Malatya'ya... Biz söylemiyoruz, söylemeyince 'Hiçbir şey yapmadılar' diyor, bu sefer herkes kızıyor; 'Genel Başkanım söyle bunu bu hafta artık' dediler, çıktım söyledim yani. Malatya’ya 668 araç gelmiş CHP’li belediyelerin. 1.487 personeli gelmiş. 662 tır insani yardım ulaştırmışız Malatya’ya. Yiyeceğinden çocuk bezine kadar, hijyen paketlerine kadar, deterjanına kadar.

Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin; Malatya’da altyapı ve yol hizmetlerinde çalışmış ayrıca. Ayrıca hâlâ daha Manisa’nın Ferdi Zeyrek ve Veli başkanımı hiç kıramadığı yoğun bir kilit taşı yardımı var Malatya’ya. Muğla Büyükşehir'in, burada Belediye Başkanı Ahmet Aras, 100 milyonluk yatırım yapıyor Malatya’ya; 100 milyon Türk Liralık. Cemevi, taziye evi, sosyal tesis... Doğanşehir’e Kadın Aile Gençlik Merkezi yapıyoruz. 'Taş üstüne taş koymadı' diyor, gel inşaatını gez! Ya Doğanşehir’in ilçe başkanına bir telefon aç Tayyip Bey, AK Parti'nin ilçe başkanı. Kaymakamı da sen atıyorsun ilçe başkanını da. Sor bakalım Cumhuriyet Halk Partisi ne yapmış Malatya’ya, ne yapıyor diye.

Ondan sonra artık böyle olur olmaz, yani ben Allah’ıma sığınırım, sizin vicdanınıza sığınırım; 'CHP depremde yoktunuz' diyor. İlk gün Doğanşehir’e gelen benim. Bakın, bugün Osmaniye’den başladım, haftanın son günü geldim, o gün ilk gün gelen kişi benim. İşte Gaffar Bey orada, Veli Bey burada, o günün il başkanı Enver Bey burada, bugünkü il başkanı o günün Gençlik Kolları Başkanı Barış Bey burada. Malatya’dan beni buraya yolladılar, kendileri orada koşturdular.

"FAİZ KISMININ SIFIR OLMASI LAZIM"

Diğer taraftan özellikle şunu söylemek istiyorum, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı ettiğinin dışında bir önerdiği var. Birincisi; evleri alırken boş senet imzalatıyorlar. Bu suç! Kimse ne para ödeyeceğini bilmeden bir şeye imza atmak zorunda değildir. Faiz kısmının sıfır olması lazım, 'sıfır' yazanın evrakını kabul etmiyorlar. Tayyip Bey bugün Osmaniye’de olacak, nihayet geldi. Bu hafta herkes bu haftayı sevdikleriyle geçirdi. Ben bu haftayı Osmaniyelilerle, İslahiyelilerle, Nurdağılılarla, Kahramanmaraşlılarla, Adıyamanlılarla, Gölbaşılılarla geçirdim, Doğanşehirlilerle geçiriyorum.

Tayyip Bey de bu haftayı Suudi Arabistan’da eskiden 'eli kanlı katil' dediği prensle, 'darbeci' dediği Mısır’da Sisi ile geçirdi. Nihayet bugün memleketimize kavuştu. Birazdan da herhalde saat 2 gibi Osmaniye’de o da bir konuşma, bir açıklama yapacak. Bir beklentim var:

Dükkanlar dahil, rezerv alan dahil, köy evleri dahil; 'Hiç faiz almayacağız' de. Bir bunu söyle. Çünkü faiz hanesinden çok korkuyor millet.
Ben fazlasını söylüyorum; eğer bunu söylerse bugün akşam bültenine yetişecek, ağız dolusu teşekkür edeceğim Tayyip Bey'e: 'Şu deprem konutlarından para almayacağını ilan et.'

"DEPREM KONUTLARININ PARASINI ALDIK ZATEN"

Bu deprem konutlarına boş senet işinden falan vazgeç. Biz 'parasız yapılsın' diye savunduk. Şimdi şunu söyleyeyim; depremle birlikte Motorlu Taşıtlar Vergisi'ni iki kere ödeyeceksin dediler, bütün Türkiye ödedi. Normalde isyan çıkar, depreme diye kimse bir şey demedi, böyle bir millettir bu millet. KDV iki katına çıktı, bir şey demedi millet, ödedi. ÖTV arttı, millet ödedi. Yurt dışına çıkış puluna kadar zam geldi, her şey ödendi. Şimdi geldiğimiz bu noktada efendim deprem konutlarından para alalım... Deprem konutlarından para mara almayalım. Deprem konutlarının parasını aldık zaten!

50 milyar dolar bağıştan toplandı. 6 milyar dolar yurt dışı bağışlardan toplandı. Bunun dışında bu depremin fazla vergilerinden 16 milyar dolar toplandı. Toplamda bizim 71,5 milyar lira -50, 16 ve 5- 71,5 milyar dolar para toplandı depremden bugüne. Bu evlerin toplam maliyeti 40 milyar. Bakın ben kendi adıma da söylüyorum, bütün Cumhuriyet Halk Partililer adına da söylüyorum, bana herhalde bütün milletimiz iştirak eder; bu paralar depremzedenin konutu için toplanan bu paralardan dolayı, sizlere verilecek evlerin senetlerini yırtsınlar, helali hoş olsun kardeşim. Biz para mara istemiyoruz. Tayyip Bey'den Osmaniye’de ümit ediyorum gazeteciler sorsunlar; 'Özgür Bey’in bir çağrısı var' desinler. Ya bırakın faizi maizi.

Şöyle duyuyorum; 'Altyapıdan para al...' E bir de alsaydınız! Deprem olmuş, dağın başına evi yapmışız, kanalizasyon su bağlayacağız, onun parasını da depremzededen mi alacağız? Devletin işi bunlar. Altyapıdan almayalım, üstyapının yarısını alalım... Ya yapmayın, ne altyapı ne üstyapı. 71,5 milyar dolar para toplandı, deprem bölgesine helali hoş olsun. Bu parayı bir daha geriye almayacağını ilan etsin. Benim söyleyeceğim bu kadar.

"BİR SENE SONRA DA ÜÇ SENE SONRA DA BURADAYIZ"

Allah bir daha böyle acı göstermesin. Bundan sonra... Ben bu haftaki ziyaretlerime Osmaniye’den başlamıştım. Sayın Bahçeli de arayıp 'Memleketime gittiniz, çok memnun oldum, önemli bir ziyaret oldu, takip ettim' demişti. Bugün de kendisi memleketinde. Ben de buradan ikinci memleketim dediğim -geçmiş dönem milletvekilimiz yokken ben 4 yıl fahri Osmaniye milletvekiliydim- ikinci memleketim Osmaniye’ye, Devlet Bey’e de selam olsun. Cumhurbaşkanı ağırlıyorlar, Cumhur İttifakı olarak da inşallah böyle bir müjde versinler, ben teşekkür edeceğim. Yoksa depremzedeyi 18 yıl boyunca ödetecekler; altyapısı benden, üstyapısı senden, hadi yarısı da benden... Böyle iş olmaz.

Bir sene önce de kar buz yağarken buradaydık, bir sene sonra da üç sene sonra da buradayız. Bundan sonra da her zaman sizlerle birlikte olacağız. Doğanşehir’imizi de çok seviyoruz, Erkenek’imizi de çok seviyoruz, Malatya’mızı, memleketimizi çok seviyoruz. Allah bu memlekette taş üstüne taş koyandan razı olsun. Bu ülkede temel kazandan da çatıya kiremit koyandan da razı olsun. Bir çorba verenden de her türlü emek verenden de razı olsun. Polisimizden, jandarmamızdan, sınırımızı bekleyen askerlerimizden razı olsun. Hangi partiden olursa olsun deprem bölgesinde çırpınan bütün belediye personellerimizden, belediye başkanlarımızdan, belediye personelimizden razı olsun. Hepinize bir kez daha geçmiş olsun diliyorum, başsağlığı diliyorum.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar