Özgür Özel'den yeni parti için flaş açıklama: Ne olursa CHP'den çıkacaklarını açıkladı!
CHP lideri Özgür Özel, partisinin mutlak butlan kararı ardından yaşadığı krizi değerlendirirken "uzlaşma" şartlarını da açıkladı.
GAZETE PENCERE - Mahkeme kararıyla Genel Başkan olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu'nun partiden ihraçlarına karşı istifalarla Parti Meclisi'ni düşürdüklerini hatırlatan Özel, önce CHP içi hukuki yolları tüketeceklerini belirterek; "O olmadığı takdirde Parti Meclisi’nin düştüğünü başka mekanizmalarla elbette tescil ettireceğiz" ifadelerini kullandı.
Yeni parti kurulacağı ve Özel'in A takımıyla buraya geçeceği iddialarına da Özel, "Yeni parti ile ilgili kuruluş hazırlığı da var. Bir başka hazır birkaç partiye geçme ihtimali de var. Ama bunların hiçbir tanesini bugünden yarına hadi partiyi bırakalım diye değil. Partinin seçime giremez hale geldiği felaket senaryosu" yanıtını verdi.
CHP lideri Özgür Özel, Nefes'ten Deniz Zeyrek'in sorularını yanıtladı.
Mutlak butlan ardından çıkan grup toplantısı krizinde bu hafta Kılıçdaroğlu ve kendisinin de toplantı yapmama kararı almasını, uzlaşma ihtimallerini, yeni parti hazırlıklarını değerlendiren Özel, kurultay yapılması konusunda ısrarcı olduklarının altını çizdi.
-Gelecek 15 günlük, 1 aylık, 3 aylık perspektifiniz nedir? Ne bekliyorsunuz? Yani CHP’de ne olacak?
Bu kolay soru değil. Çünkü dinamik bir sürecin içindeyiz, çoklu krizin ve çoklu saldırının karşısındayız. Bize sadece partinin son 4 seçiminde kazanmış genel başkanının yerine 2020 yılındaki maskeli ve seyircisiz bir kurultayın sonucuna göre bir genel başkan atamış değiller.
Bu kadar hukuk tanımaz, akıl almaz bir işin içindeyiz ve buna karşı hukuki yollarla, siyasi yollarla ve fiziken mücadele ediyoruz. Vazgeçmeyeceğimizi bilsinler. Bir şeyi eksik bırakmayacağımızı bilsinler. Kasten hiçbir hak aramanın gerisinde durmayacağımızı bilsinler ve haksız, yani hak etmeyene hak veren ve hak ettiğini yarıda bırakan bir uzlaşmanın parçası olmayacağımızı bilsinler. Çok net söylüyorum, çok açık söylüyorum.
-Uzlaşma kapıları açık mı?
Bütün kapılar açık ama yeter ki en kısa sürede kanunun, aklın, vicdanın emrettiği, ahlakın gerektirdiği kurultayı yapsınlar. Kurultay yapmama seçeneğine kapalıyız. Kurultayı en kısa sürede yapmak için ne yapmam gerekiyorsa yapacağım. O adımı atanla da uzlaşırım. Bu adımı atmayanla uzlaşmam.
‘Ben senden bir şey istemiyorum, yarım kilo et istiyorum’ diyorlar bana ama o yarım kilo et de kalbim. Bir partinin kurultayı, seçimi ve seçilmişlerle yönetilmesi partinin kalbidir. Sen partinin kalbini alırsan ne beyni kalır ne diğer uzuvları... O parti başkasının olur. O yüzden bu partinin, CHP’nin kalbini kimseye vermeye niyetimiz yok. Onu bilsinler.
-Şimdi Parti Meclisi fiilen olmasa da resmen düştü. Ancak bir gelişme olmadı. Bunun karşısında sadece izlemekle mi yetineceksiniz?
Hayır. Birtakım hukuk stratejileri var arkadaşların. Güçlü bir masa var. O güçlü masanın bizlerin de siyasi onayını alarak attıkları ve atacakları adımlar var. Bir bütün stratejiyi karşı tedbirlerin üretileceği şekilde açık etmeyeyim, doğru olmaz.
Bir defa PM’de biz çoğunluktuk. Çoğunluğumuzu kırmak için 9 arkadaşımızı hukuksuzca ihraç ettiler. MYK’dan ihraç yapıyorlar. Olacak iş değil. Ona karşılık bir reaksiyon olarak biz Parti Meclisi’ni boşalttık ve Parti Meclisi düştü. Bununla ilgili gerekli hukuki çalışmalar içinde olacağız ama öncesinde partide iç hukuk yollarının tüketilmesi, bu işlemin iptal edilmesi ve yeniden Parti Meclisi’nde çoğunluğun sağlanması söz konusu olabilir. O olmadığı takdirde Parti Meclisi’nin düştüğünü başka mekanizmalarla elbette tescil ettireceğiz.
Bir mücadelenin içindeyiz. Bir yandan yarın (bugün) topladığımız imzaları vereceğiz. Bir yandan gelecek hafta içinde kurultayla ilgili başka çabalarımız olacak. Bir yandan Yargıtay süreçlerini takip ediyoruz. Yani hukuki mücadeleyi eksiksiz, siyasi mücadeleyi tavizsiz, fiziki mücadeleyi de durmadan, yorulmadan sürdüreceğiz.
KURUTLAYI HIZLA YAPMAN LAZIM
-Kemal Bey ve arkadaşları iktidarın ve yargının sonsuz desteğini almışlar. Kendinizi bunun karşısında hiç çaresiz ettiniz mi hukuki mücadelede?
Evet bu bir vaka, bir gerçek, bu önemli bir risk ama bunların hepsini teşhir etmeden bir adım daha atılamaz. O yüzden bunların hepsini teşhir etmek lazım. Ha kendi kendilerini teşhir ediyorlar mı? Yıllardır burada emek veren bir televizyonun muhabiri olacakları anlatıyor. Butlan yönetiminden bir arkadaş arıyor muhabir arkadaşı yayından sonra ‘Ya sen bunları anlatıyorsun ama biz tedbir kararıyla geldik ve tedbir bize Allah katındayız, tanrılar katındayız. Hiçbir kurala uymak zorunda değiliz. Hiçbir talebi karşılamak zorunda değiliz’ diyor. Niye? Bu hakkı kim vermiş? Birileri ‘Siz böyle yapın biz ses çıkarmayız’ demiş herhalde.
Oysa Türkiye’nin kamu hukukunda en sözü geçen 32 tane profesörü ve doçenti bir metinde birleştiler ve diyorlar ki tedbir kurultaya mâni değil. Aksine tedbir hızla kurultay yapmayı gerektirir. Bir tek Kemal Bey ve arkadaşları öyle söylüyor.
Bunu başta üyelerimiz ve halkımız, millet görmeden ‘Ya bunların niyeti bozuk da biz bunlarla baş edemeyiz’ falan. Evet. Üzülüyor muyum? Üzülüyorum. Sıkılıyor muyum? Sıkılıyorum. Yapılanlara kahroluyorum. Yani partime yakıştıramıyorum. Geçmişte birlikte çalıştığımız insanlara yakıştıramıyorum. Ama yani böyle hayal kırıklığına uğrayıp küsecek halimiz yok. Aksine daha çok motive oluyorum. Partiyi hızla bu anlayışı elinden almak lazım.
-Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultayda size rakip olmasını istiyor musunuz?
Vallahi kurultay olsun. Kim rakip olmak istiyorsa olsun çok isterim. Kemal Bey’e şu çağrıda bulunurum: Tartışmalı olan kurultay 2023’te 4-5 Kasım’da yaptığımız kurultay. O kurultayda hiçbir tartışma yoktu. O kurultayda benden daha büyük bir madalya Kemal Bey’e vardı. Biz CHP tarihinde ilk kez ikili bir yarışla genel başkan değiştirdik. Ben yarışı kazanan olarak küçük bir madalyayı hak etmiştim. İlk kez demokratik bir yarışla bu genel başkanlığı devretmeyi başaran Kemal Bey de daha büyük bir madalyayı hak etmişti. Şimdi Kemal Bey bu madalyadan vazgeçmiş. Birtakım meczupların, kumpasların, partiyi yıpratmak için iktidar oyunları oynadığı bir yerde kendisine verilen bu imkanla geldi başa. Şimdi o güne dönelim diyorlar ya. O güne dönelim. O günkü delegenin 900’e yakın imzasını yarın (bugün) biz teslim ediyoruz. İşin içinde İstanbul yok. İstifa edenler, ihraç edilenler işte tartışmaya açtıkları kimse.
-Kemal Bey’e diyorum ki o güne gidelim ve o delege, o iradesine fesat karıştırıldı denen delege bu kurultayı bir kez daha yapsın ve sözünü söylesin. Daha ne istiyoruz?
ONUNUN LİSTESİNDEN SEÇİME GİRMEYİZ
-Hızlı yapmak şartıyla mahalle delegesi aşamasından başlayan bir kurultayı kabul eder misiniz?
‘Mümkün olan en hızlı takvim’ demiyorlar. ‘Bir yıllık bir takvim’ diyorlar. Bir yılın sonunda seçime bir yıl kaldıysa ertelenir. Ben size açık söyleyeyim: Milletvekillerimize şunu söylüyorlar: ‘Milletvekili listesini Kemal Bey yapacak.’
-Siz o listeyle seçime girer misiniz seçime?
Hayır. Açıkça söyleyeyim kurultay yapmadan, partiyi seçilmeden yöneten birisiyle birlikte siyaset de yapamayız biz. Yani seçime gitme falan. Türkiye için bu kadar kritik bir seçim.
CHP umut olmuş. Kulakları kabartmışlar. Bize bakıyorlar. ‘Yürüyün peşinizden yürüyelim iktidara’ diyorlar. Bu sırada bir seçim daha kaybetmenin biz ne katarı oluruz ne vagonu...
Böyle bir şey olmaz. Ama bir an önce seçim yapılmalı. Yani orada bir tavizimiz yok. Milletvekillerine ‘Partide kalın ya da Kemal Bey’e destek olun, burada olun sizi milletvekili yapalım’ ve belediye başkanlarına ‘Burada kalan operasyon yemez. Oraya giden operasyon yer’ diyorlar.
-Nereye kadar peki? Kendinize bir hedef koydunuz mu?
Yapılacak her şeyi yapacağız. Ben Yargıtay kararını önemsiyorum. İmzaların (olağanüstü kurultay) tesliminden sonra Kemal Bey yükü sırtında tutmayıp ilçe seçim kuruna başvurmalı. Bu yapıcı telkinlere de ‘Yapacağım’ demiş. Göreceğiz yarın (bugün). Bunu yollaması lazım. İlçe seçim kurulunun kararı önemlidir veya YSK’ya sorar. YSK’nın kararı önemlidir. Eğer yapmazsa hukuki yollar var. Sulh hukuk mahkemelerinin kararı. Bunlar böyle hani aylara, yıllara varan süreler de değil. Ondan sonra buraları tüketmek gerekiyor.
Bir de sokağı dinlemek gerekiyor. Ben sokakta çok baskın iki ses duyuyorum:
1: Partiyi bunlara bırakma. Mücadeleye devam et. Dik dur.
2: Sen yürü peşinden yürüyoruz.
Şimdi bu iki ses, ikisi de arkamda ama bu iki sesin çeliştiği bir nokta var. Bu iki sesten birinin çok baskın olması lazım. Sokak ne diyorsa o olur. Sokakta Özgür Özel’in seçilmiş yönetiminin, seçilmiş CHP’nin arkasında %99 var. Yüzde 90 aynı şeyi söylediği gün ben de aynı şeyi söylüyor olacağım.
-İnsanların bakışı değişiyor. Karşı tarafa biraz da “Ne halin varsa gör” demeye başladılar.
Evet. Şunu beklemesinler: Ya ‘İkinizden de bir şey olmaz’ değil. Bizden bir şey olur. Bizden iktidar olacak. Şimdi tekrar mı eskiye döneceğiz? O yüzden kimseyi hani bunların ikisinden de bir şey olmaz noktasına getirmeyeceğiz. Bizden bir şey olacak.
-Anketlerde sizin gideceğiniz yeni bir partinin ya da hareketin oy oranını yine birinci çıkıyor.
CHP bizim için çok kıymetli bir parti ve bizim A planımız burada kalmak. Ama görüyorum ki AK Parti’nin A planı da butlan yönetiminin A planı da bizi bu partiden uzaklaştırmak. Bizim birinci planımız burada kalmak.
BAŞKA PARTİ TEDBİRİNİ ÇOKTAN ALDIK
-Bu çerçevede de başka bir parti gündeme geliyor. Başka yollara bakılacak o zaman. Yani tedbirinizi aldınız mı?
Çoktan aldık. Yeni parti ile ilgili kuruluş hazırlığı da var. Bir başka hazır birkaç partiye geçme ihtimali de var. Ama bunların hiçbir tanesini bugünden yarına hadi partiyi bırakalım diye değil. Partinin seçime giremez hale geldiği felaket senaryosu...
-Olağanüstü kurultay için ilk imza size muhalif olan Kayseri’den geldi.
En katı muhalifimiz Ali Bey tuttu ve bize ilk imzayı verdi. Bu şu demek: Partiye yapılan kötülük, parti içindeki bir çekişme falan değil. Mesele parti içi değil. İktidarın değiştirme umuduyla, iktidarı her ne pahasına olursa olsun orada tutmak isteyenlerin bir çatışması var.
-Kemal Bey şu anda oraya mı hizmet ediyor?
Ben ‘hizmet ediyor’ gibi bir cümleyi kurmayı benim pozisyonum engeller ama yaşananların tamamı o işe hizmet ediyor. Yaşananların tamamı Adalet ve Kalkınma Partisi’ne ve onun iktidarını sürdürmesine hizmet ediyor.
-Kemal Bey’in size eleştirileri var. O eleştiriler konusunda hiç “Şu konuda haklı olabilir” dediğiniz var mı? Mesela ihraç etmek istediği arkadaşlarınızla ilgili bir eleştirisi var ya da bazı belediye başkanlarıyla ilgili yolsuzluk eleştirisi var. İşte bunları yapsaydık Manavgat olmazdı, Uşak olmazdı vesaire gibi eleştiriler.
Manavgat olduğu gün biz Manavgat Belediye Başkanını partiden ihraç ettik. Bugün için AK Parti’ye geçen Afyon, Aydın... Cumhuriyet Halk Partisi’nde Kemal Bey’le birlikte siyaset yapan, ilk olarak adaylığını açıkladığı Aydın Belediye Başkanı orada. Ben bunların üzerinden Kemal Bey’e bir şey söylemezken, Kemal Bey’in AK Parti yargısının CHP’ye giriştiği 19 Mart darbesi üzerinden arınma söylemi kuruyor olması kabul edilebilir bir mesele değil. Tayyip Erdoğan ‘Dokunulmazlıkları kaldıracağım’ diye diye iktidar oldu. 3 ay sonra ‘Kaldıracak mısın’ dediler. ‘Bu yargıyla mı?’ dedi. O günkü yargıyla bugünkü yargıyı bir karşılaştır. Kemal Bey diyor ki ‘Arkadaşlarımız arınsın gelsin.’ Bu yargıyla mı? Akın Gürlek’le mi? En büyük yanlışlık da şu: 9 arkadaşımızı ihraç ediyor. Dokuz tane bu partinin evladını ihraç ederken diyorlar ki ‘Bu arkadaşlar yakında yargılanacaklar. Aklansınlar gelsinler.’ Bu şu demek: ‘Biz bu arkadaşların dokunulmazlıklarının kaldırılması planından haberdarız. Destek veriyoruz ve onları kurtların önüne atıyoruz.’
-O dokuz kişi “Tamam biz CHP’yi kurtarmak için bırakıyoruz, kenara çekiliyoruz” deseler Kemal Bey’in tavrı ne olur?
‘Sarı öküzü aldım, turuncu öküzü alayım’ olur. Devam eder yani. Namusum, şerefim üzerine söylüyorum. Bu yapılan işler partiyi ele geçirmek için yapılan işler. Kemal Bey’e sen dokuz arkadaşı verirsen onu alırlar bir arkadaşı daha hedefe koyarlar. Ta ki bu Mecliste çoğunluğu ele geçirene, partide çoğunluğu ele geçirene kadar.
-Dokunulmazlığınız kaldırılırsa ve tutuklanırsanız böyle bir durum için tedbiriniz var mı?
Özgür Özel mi vardı bundan 15 yıl önce siyasette? O kadar haklıyız, o kadar güçlüyüz ki birimiz bir adım öne çıkar. Bu hareketin yeni lideri olur. Bu işi başarırız biz. Biz bu iktidarı değiştireceğiz. Çünkü haklıyız biz.
-Size yönelik eleştirilerine rağmen Sayın Bahçeli ile samimi görüntüler veriyorsunuz. “Niye böyle yapıyor Özgür Bey” diye soruyor herkes.
Devlet Bey ile orada karşılaştık. Geçerken, selam verdi , ben de yanındaki boş koltuğa oturdum. 14 saniye. “Nasılsınız genel başkan? İyi misiniz? Sağlığınız yerinde mi?” dedim. Bugün olsun yine yaparım ben.
MÜZAKERE İLE CHP BAŞINA GELDİLER
-Cumhurbaşkanlığıyla normalleşme süreci de eleştirildi. Saraya, Mesir Macunu götürdünüz gibi eleştiriler alıyorsunuz.
Normalinin benim yaptığım olduğunu düşünüyorum. Ama bize yapılanlar, bu yapılanların hiçbirini hak etmiyoruz. Şu kadarını söyleyeyim. Ben o gün 28 Şubat’tan içeride yatanları söyledim. Gezi tutuklularını söyledim. Emeklileri söyledim. Asgari ücret söylediğim gibi onlardan birincisi oldu. Ondan sonra “Normalleşme CHP’ye yarıyor. Normalleşmeyi bitir, hatta onlara bitirt” dediler. O yüzden bize balta çektiler. O yüzden bu kadar kötülük görüyoruz. Bizim yönettiğimiz Türkiye’de birinci parti ile ikinci parti birbiriyle bayramlaşacak da elde sıkışacak. Birbirlerinin genel merkezlerine de gidecek. Biz bu olgunluğu gösterdik. Tayyip Bey bu olgunluğu önce gördü, mukabele etti. Sonra bunun CHP’ye yaradığını düşünüp saldırıya geçti. Benim burada bir suçum, bir günahım yok. Ben partimi utandıracak hiçbir şey yapmadım. O gün bana sarayla müzakere edilmez, Tayyip Erdoğan’la müzakere edilmez, mücadele edilir diyenler bugün bir müzakerenin sonunda CHP’nin başına geçmişler.
Kaynak:Haber Merkezi