Sahte profesör, diplomasını soran gazeteciye çıkıştı: “Yaşadığım hayatı yaşa, sonra konuş"
Bursa Uludağ Üniversitesi’ndeki kongrede “onkoloji profesörü” olduğunu söyleyerek kemoterapi yerine kenevirle iyileştiğini öne süren Dilek İnan, diplomasını soran gazeteciye “Yaşadığım hayatı yaşa, benim geçtiğim yollardan geç, sonra konuş” dedi.
GAZETE PENCERE - 16 Aralık’ta Bursa Uludağ Üniversitesi, 2. Uluslararası Multidisipliner Çevre ve Kenevir Kongresi’ne ev sahipliği yaptı. Kongreye katılan Dilek İnan adlı bir kişinin yaptığı konuşma ise haftalar sonra Türkiye gündemine oturdu. Kendini “onkoloji ve hematoloji profesörü” olarak tanıtan İnan, konuşmasında kanseri yenme sürecini anlattı. Doktorların kendisine sekiz ay ömür biçtiğini iddia eden İnan, “Kemoterapinin işe yaramayacağını biliyordum” diyerek, bu süreçte tıbbi kenevir kullandığını ve hastalığı tamamen yendiğini öne sürdü.
Bu sözler kısa sürede yüzbinlerce kişiye ulaştı. Konuşma, özellikle aşı, ilaç ve modern tıp karşıtı çevreler tarafından “Bir onkoloji profesörünün itirafı” başlığıyla defalarca paylaşıldı.
DİPLOMA VE UNVAN TARTIŞMASI
Videonun yayılmasının ardından Dilek İnan’ın akademik geçmişi ve kullandığı unvanlar tartışma konusu oldu. İnan’ın Türkiye’de herhangi bir tıp eğitimi kaydı bulunmadığı gibi, herhangi bir ülkede yayımlanmış bilimsel bir çalışması ya da doğrulanabilir bir akademik unvanı da tespit edilemedi. Tartışmaların ardından İnan, Milli Gazete’den Muhammet Binici’ye verdiği demeçte profesör olduğu konusunda ısrar etti. Almanya’da yaşadığı bazı hukuki süreçler nedeniyle tüm kurum ve kuruluşlardan adını sildirdiğini öne süren İnan, tıp diploması sorularına ise Almanya’daki tabip odalarına ait olduğu anlaşılan iki belgeyi “diploma” olarak gösterdi.
2008’DE UZMAN, 2013’TE PROFESÖR
Söz konusu belgelerden ilki 2008 tarihli. Bu belgede İnan, yalnızca uzmanlık çerçevesinde tanımlanıyor. 2013 tarihli ikinci belgede ise İnan’ın 12 ay süreyle uzman eğitimi yürütebileceğine dair bir yetkilendirme yer alıyor. Ancak dikkat çeken nokta şu: 2008 ile 2013 yılları arasında İnan’ın herhangi bir üniversiteye bağlı akademik süreci, atama kararı ya da bilimsel üretimi bulunmazken, bu kısa süre içinde “Prof. Dr.” unvanını kullanmaya başlaması. Almanya’da profesörlük, uzun yıllar süren akademik çalışmalar ve üniversite atamaları gerektirirken, İnan’ın bu süreci hangi kurum ve hangi kararla tamamladığı belirsizliğini koruyor. Ayrıca belgelerde tabip odasının başkan yardımcısına ait imzada da tutarsızlıklar bulunuyor. Bu durum da belgelerin usulsüz düzenlenmiş olabileceğini, yani sahte evrak düzenlenmiş olması şüphesini doğuruyor.
‘YAŞADIĞIM HAYATI YAŞA, SONRA KONUŞ’
Karar'dan Büşra Cebeci, Dilek İnan'a ulaşarak iddialara ilişkin sorularını yönelttik. İnan, Milli Gazete’de yayımlanan tabip odası belgelerinin “diploma” olduğu konusunda ısrar etti. Yurt dışında yaşadığını, üniversiteye bizzat davet edildiğini ve konuşma öncesinde “bilimsel sunum” yaptığını söyledi. Paylaştığı belgelerde herhangi bir üniversite adının yer almamasını ve bugüne kadar yayımlanmış tek bir bilimsel çalışmasının bulunmamasını sorduğumuzda ise İnan sinirlendi. “Diplomalarım gazetede yayınlandı. Yetmedi sizin gibilere” diyen İnan, ardından “Yaşadığım hayatı yaşa, benim geçtiğim yollardan geç, sonra konuş” ifadelerini kullandı.
‘PROFESÖRÜM AMA HİÇ HASTA BAKMADIM’
İnan, verdiği demeçte tıp eğitiminin ardından mesleğini hiç icra etmediğini, hiçbir zaman hasta bakmadığını da söyledi. Ancak sosyal medya hesaplarında çok sayıda hastane görseli paylaşan İnan, bu paylaşımlarda “Ömrümün yarısı hastanelerde geçti” gibi ifadeler kullanıyor. Basına “hiçbir zaman hastanede çalışmadım” diyen İnan, eğitim aldığı üniversiteye ilişkin ise tek bir net bilgi vermiyor. LinkedIn profilinde, 2011 yılından bu yana ağırlıklı olarak alternatif tıp alanında çok sayıda sertifika programına katıldığı görülüyor. Bu programların önemli bir kısmı uzaktan eğitim yoluyla alınmış sertifikalardan oluşuyor. Profilinde İstanbul Üniversitesi’nden alınmış bir “koçluk” sertifikası da yer alıyor. Eğitim ve deneyim bölümünde ise herhangi bir üniversite ya da hastane kaydı bulunmuyor. Yalnızca Paracelsus Medizinische Privatuniversität adı geçiyor; burada da iki farklı “alternatif tıp” eğitimi aldığını iddia ediyor. Ancak söz konusu üniversitede bu isimde bir bölüm bulunmadığı belirtiliyor.
‘BİZE ‘PROFESÖRÜM’ DEDİ, BEYAN ESASTIR’
KARAR’ın ulaştığı kongre organizatörü, Dilek İnan’ın kongreye Uludağ Üniversitesi’nde profesör olan ve Bozok Üniversitesi eski rektörü Ahmet Karadağ tarafından davet edildiğini söyledi. Organizasyona göre, İnan’dan ya da diğer konuşmacılardan herhangi bir özgeçmiş talep edilmedi. Sorularımıza yanıt vermeyen Karadağ’ın daha önce verdiği demeçlerde konuya ilişkin tek açıklaması ise “Beyan esastır” oldu.
HALK SAĞLIĞI RİSKİ
Türkiye’de her yıl yüzbinlerce kişiye kanser tanısı konuluyor. Kanser tedavisinde moral ve psikolojik dayanıklılığın önemi bilimsel olarak kabul edilirken, “kemoterapinin işe yaramayacağı” gibi iddiaların profesör unvanıyla yayılması ciddi bir halk sağlığı riski oluşturuyor. Kemoterapi, radyoterapi ya da akıllı ilaç tedavisi gören yüzbinlerce hastanın, bu video nedeniyle tedavilerine olan güveninin sarsılması ihtimali, uzmanlar tarafından da endişeyle karşılanıyor. Kongrenin üzerinden bir buçuk ayı aşkın süre geçmesine rağmen, Sağlık Bakanlığı’nın, üniversitenin ya da emniyet birimlerinin herhangi bir inceleme başlatmamış olması ise denetim boşluğunu daha da görünür kılıyor. Bilim üreten bir üniversitenin, bilimsel bir kongresinde akademik geçmişi bu denli tartışmalı bir kişinin profesör unvanıyla konuşma yapması ve bu konuşmanın salondaki akademisyenler tarafından sorgulanmaması dikkat çekti. Kayda alınan konuşma daha sonra milyonlarca kişiye, özellikle kanser hastaları ve hasta yakınlarına ulaştı. Türkiye’de milyonlarca kişinin aktif kanser tedavisi gördüğü düşünüldüğünde, bu tür yönlendirmelerin kaç hastanın uygulanan tedavilere olan güvenini sarstığı ise bilinmiyor.
Kaynak:Haber Merkezi