‘Sansür daha da artacak’

İfade Özgürlüğü Derneği kurucusu Yaman Akdeniz, Erdoğan’ın sosyal medya  açıklamasının hükümetin genel seçimler öncesinde bilgi akışını kontrol etmek için yeni bir düzenleme arayışında olduğunu gösterdiğini...

‘Sansür daha da artacak’

İfade Özgürlüğü Derneği kurucusu Yaman Akdeniz, Erdoğan’ın sosyal medya  açıklamasının hükümetin genel seçimler öncesinde bilgi akışını kontrol etmek için yeni bir düzenleme arayışında olduğunu gösterdiğini söyledi.

VOA Türkçe’den Hilmi Hacaloğlu’na konuşan Prof. Akdeniz, sansürün daha da artacağını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

‘‘Gezi Parkı olaylarından beri AKP Hükümeti için en büyük tehdit sosyal medya platformları olmuştur. Hükümetin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kontrol altına alamadıkları sosyal medya platformlarından duydukları rahatsızlık pandemi döneminde artmaya başlamış, 2021 içinde ise önce Sedat Peker'in açıklamaları, arkasından orman yangıları ve sel felaketleri sırasında git gide artmış, ekonominin çöktüğü son haftalarda ise zirve yapmıştır. Amaç, hükümete zarar veren açıklama ve bilgi akışını kontrol etmeye çalışmak, kontrol edilemese dahi daha fazla kişinin soruşturulması ve yargılanmasını sağlamak ve sosyal medya platformlarını dezenformasyon olarak tanımladıkları içerikleri kaldırmaya zorlamak olacaktır. Eğer böyle bir düzenleme yoluna gidilirse, sansür daha da artacak, ifade ve basın özgürlüğü ve halkın haber ve bilgi edinme hakkı kısıtlanacak, hatta oto-sansür artacaktır.”

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi ve Bianet medya özgürlüğü raportörü Erol Önderoğlu ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sosyal medyayı demokrasi karşıtı bir mecra olarak nitelendirmesini, "yalan haber" iddiasıyla sosyal medya mecralarına yönelik yaygın müdahalenin ‘‘öncü mesajı’’ olarak görüyor:

"Artık iktidar, kişilik haklarından sonra 'yalan haber' gerekçesine sığınarak toplumsal söyleme ayar vermek gibi daha geniş bir misyonun mesajını veriyor gibi. Öyle anlaşılıyor ki, haber bazlı sansür artık tatmin etmiyor, 2023 seçimlerine giden yolda, ekonomik kriz, yolsuzluk ve dini değerlerin çeşitli çıkarlara alet edilmesi gibi pek çok alanda, TV tartışmalarına veya sosyal medyaya yansıyan yoğun eleştirel söylemler de görünmez kılınmak isteniyor. Eleştirinin susturulması ve sosyal medyadan yoğunlaşan tepkilerin görünmez kılınmasıyla ancak kapalı bir ülke özlemi çekenler tatmin olabilir. Biz ise çarenin şeffaflık ve basın özgürlüğünde olduğuna güçlü şekilde inanıyoruz.’’

Öne Çıkanlar