Smart Latch'ın sahibi konuştu: 'Kötülüğe vesile olduk'

Mersin Büyükşehir Belediyesi aşevinde dağıtılan etin içinden çıkan çipin 3 birinciliği bulunan "Smart Latch" isimli ata ait olduğu ortaya çıktı. Bu skandalın ardından atın sahibi Suat Topçu konuştu. Topçu, olayın arka planını anlattı.

Smart Latch'ın sahibi konuştu: 'Kötülüğe vesile olduk'

GAZETE PENCERE - Smart Latch adlı yarış atının etinin kavurmada kullanıldığı iddiası gündem oldu. Atın sahibi Suat Topçu, hayır amaçlı sahiplendirmek istedikleri atın başına gelenleri “Hayır yapmaya çalışırken kötülüğe vesile olduk” sözleriyle anlattı.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne ait aşevinde servis edilen yemekte "tek toynaklı eti" tespit edildiği yönündeki iddia gündemi sarstı. Yapılan DNA analizleri, kavurmadaki etlerin Adana Yeşiloba Hipodromu’nda koşan ve üç birinciliği bulunan kısrak Smart Latch’e ait olduğunu ortaya koydu. Atın sahibi Suat Topçu, skandalın detaylarını anlattı.

'ATIMIZI SAHİPLENDİRMEK İSTEDİK'

Milliyet'ten Metin Aktaşoğlu'nun haberine göre, Topçu, şunları söyledi: “Maalesef başımıza böyle bir talihsiz olay geldi. Biz üç kuşaktır bu işi yapıyoruz böyle bir şey hiç başımıza gelmedi. Herkesten fazla ben üzüldüm. Biz bu atımızı koştuktan sonra anne yapmak için çiftliğe getirdik. Damızlık yapmak için veteriner kontrollerine aldığımızda veteriner 'Bu atımız damızlık olamaz zira rahminde çöküntü var. Gebe kalsa dahi sağlıklı bir doğum gerçekleşemez' dedi ve bunun bazı atlarda olabilen bir fizyolojik bozukluk olduğunu belirtti. Biz daha sonra atımızı sahiplendirmek istedik.

Biz yetiştiriciler, yarış hayatı biten göz bebeğimiz atlarımızı sahiplendirmeye çalışırız. Hatta daha önce Çukurova Üniversitesi Binicilik Kulübü'ne, Kadirli Meslek Yüksekokulu'na, Elazığ’daki Veteriner Fakültesine -sürekli iletişim halindeyiz- bilabedel at gönderdim. Sadece kendim için de konuşmuyorum. Türkiye’deki bütün hipodromlarda at koşan kimse bir ata kıyamayız. Hipodromlarda böyle bir insan olmaz.

Beni bir 15-20 gün evvel Tarım İl Müdürlüğü Atçılık Şubesi'nden aradılar konuya ilişkin, inanamadım. 'Ne gerekiyorsa yapalım' dedim. Resmi ifademi aldılar. Ben Osmaniye’de hani kahvaltı da yapılan at çiftlikleri olur ya, insanların, çocukların hobi amaçlı at bindiği öyle bir çiftliğe gönderdim atı... Yıllardır çalıştığım nakliyeci arkadaşa teslim etmiştim. O da teslim ettiği çiftlikteki arkadaşın ismini verdi. Resmi soruşturma başladı. Ben hatta Tarım İl Müdürlüğü'ndeki arkadaşlara da söyledim 'Siz bu işi mahkemeye götürmezsen ben götüreceğim' diye. Yani bu suçlu kimse bulunsun. Hayvana kıyan insana kıyar.

'KÖTÜLÜĞE VESİLE OLDUK'

Ben yurt dışında da İngiltere'de de at koştum. Orada hipodromda atın işi bittiği zaman yarış otoritesine -Türkiye’deki karşılığı Türkiye Jokey Kulübü ve Tarım Bakanlığıdır- atını götürürsün, belli bir ücret yatırırsın, atını belge karşılığında teslim edersin. Onlar da en doğru sahiplendirmeyi, en doğru yönlendirmeyi yapar. Yani biz kişisel manada böyle bir hayır yapmaya uğraşırken kötülüğe vesile olduk.

İnsanlarda olduğu atların da bir kimliği var. Bütün bilgileri boyunlarına yerleştirilen bir çip sayesinde tespit edilebiliyor. Yarış hayatı ve sonrasında damızlık hayatlarında elimizde pedigri dediğimiz kimlikleri olmasa dahi atın nereye gittiğini, nerede bulunduğunu en ufak bir şeyde tespit edebilmek için bu çipler Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yerleştirdi. Bizim de bu atlarla diyaloğumuzda her şeyi sağlayan bu çipler.

Biz kısraklarımızı, henüz hiçbir şey ortada yokken yürüttüğümüz titiz çalışmalarla en uygun aygırlarla eşleştiriyoruz; gebelik sürecinden doğuma, doğum sonrası bakımdan çiftlik ve saha eğitimlerine kadar her aşamada üzerlerine titriyoruz. Profesyonel birer yarış atı haline gelene kadar geçen bu uzun süreçte onlara verdiğimiz emek nedeniyle, bu atlar bizim için adeta kendi çocuklarımız gibi."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar