Sosyal medyaya kimlikle girme tartışması: İFÖD açıklama yaptı
Sosyal medyaya kimlikle girme düzenlemesi için gün sayılırken İFÖD konuya ilişkin açıklama yaptı.
GAZETE PENCERE - Türkiye 12. Yargı Paketi'nde olması beklenen sosyal medya düzenlemesini tartışmaya devam ediyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in sosyal medyadaki anonim hesapların önüne geçmek için adım atılacağını söylemesi üzerine sosyal medyaya T.C numarası ile girme tartışmaları daha sık gündeme geldi. Gürlek, sosyal medya şirketleri ile bu konuda anlaşıldığını da ifade ederek anonim hesaplar için bir geçiş süreci olacağını ifade etmişti.
Bu tartışmalardan sonra İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) sürece ilişkin bir açıklama yayınladı. Dijital İtaat Rejimi olarak tanımlanan uygulamaya ilişkin derneğin yaptığı açıklama şöyle:
Sosyal Medyaya Kimlikle Giriş Nasıl Olacak?
Siber Güvenlik Başkanlığı Dijital Devlet Genel Müdürlüğünden bir yetkilinin TBMM Komisyonu’ndaki beyanlarına göre, 15 yaş altı yasak mekanizması şöyle işleyecektir: Sosyal medya kullanmak isteyen her birey, önce e-Devlet kapısına giriş yapacak; sistem, o kişinin belirli bir sosyal medya hesabına özel bir dijital anahtar (token) üretecek; bu token, kullanıcının “15 yaşın üzerinde olduğunu” teyit eden bir mührü taşıyacaktır. Yetkili, platformlara kullanıcının kişisel verisinin gitmeyeceğini, yalnızca yaş bilgisinin paylaşılacağını iddia etmektedir. Ancak bu açıklama, sistemin gerçek işleyişini ve yarattığı tehlikeleri kasıtlı olarak gölgelemektedir.
Zorunlu Kimlik Eşleştirmesi: Anonimliğin Fiilen Yokedilmesi
Yetkilinin kendi sözleriyle itiraf ettiği üzere, token içinde “o kişinin tanımlayıcısı, Twitter’da kullandığı kod olabilir” şeklinde bir bilgi yer alacaktır. Bu, sistemin işleyebilmesi için vatandaşların e-Devlet’e girip “Bu sosyal medya platformundaki hesap adım/rumuzum budur” diye beyanda bulunmak zorunda kalması demektir. Bu mekanizma, e-Devlet altyapısını dünyanın en büyük “T.C. Kimlik Numarası – Sosyal Medya Rumuzu” eşleştirme veri tabanına dönüştürecektir. Dolayısıyla, 18 Şubat 2026 tarihli açıklamamızda uyardığımız ‘dijital panoptikon’ projesinin teknik mimarisi açıkça ortaya konulmuştur.
Yetkilinin “platforma sadece 15 yaş üstü olduğu bilgisi gider, mahremiyet korunur” argümanı, kasıtlı bir hedef şaşırtmadır. Sorun, platformların sizin kim olduğunuzu bilmesi değildir; sorun, devletin sosyal medyadaki her bir takma ismin arkasındaki gerçek şahsı kesin ve mutlak olarak bilmesidir. Anonimlik hakkının özü, yurttaşın devlete karşı kimliğini gizleyerek fikir beyan edebilmesidir. Bu sistem, anılan hakkı fiilen ve hukuken ortadan kaldıracaktır.
Dondurucu Etki: Sivil Toplumun Felç Edilmesi
Sosyal medyada siyasi bir eleştiri yazan, bir protesto çağrısı yapan, bir yolsuzluğu ifşa eden veya sadece iktidara yakın bir şirketi boykot eden her yurttaş, kullandığı hesabın e-Devlet üzerinden T.C. Kimlik Numarasına kriptografik olarak mühürlendiğini bilecektir. Bu bilginin yarattığı “fişlenme”, “işten atılma”, “hedef gösterilme” veya “yargılanma” korkusu, toplum üzerinde devasa bir dondurucu etki (chilling effect) yaratacaktır.
Yurttaşlar, kimliklerinin devletin elinde olduğunu bildikleri bir ortamda eleştirel paylaşımları beğenmekten veya yeniden paylaşmaktan dahi kaçınacaklardır. Bu sistem, suçla mücadeleden ziyade gazetecilerin haber kaynaklarını, aktivistleri, sendikacıları ve sıradan muhalif yurttaşları tamamen susturacak bir siyasi mühendislik aracıdır.
Öngörülemeyen Sonuçlar: Teknik ve Hukuki Açıklar
Yaş Eşiği Paradoksu: Siber Güvenlik Başkanlığı yetkilisi, Komisyon’da e-Devlet kapısına giriş için 16 yaş sınırı olduğunu beyan etmiş; ancak gerçekte bu sınır 15 yaştır. Bu temel hata, sistemin mimarının kendi altyapısının sınırlarını dahi bilmediğini ve yasamanın sahadan ne denli kopuk yürütüldüğünü göstermektedir.
Çoklu Hesap ve Kurumsal Kimlik Sorunu: Bir kişinin birden fazla hesabı (kişisel, kurumsal, STK) olması durumunda her biri için ayrı token üretilmesi gerekecektir. Token sınırı konulursa kurumsal hesapların yönetimi imkânsızlaşır; sınırsız bırakılırsa devlet, bir kişinin tüm dijital varlığını tek bir dosyada birleştirmiş olacaktır.
Token Karaborsası ve Siber Suç Ekosistemi: Tokenların T.C. Kimliğe bağlı olması karaborsayı engellemeyecektir. Bugün Türkiye’de yasadışı bahis ağları ve dolandırıcılar, vatandaşların banka hesaplarını kiralayarak kara para aklamaktadır. Aynı mekanizma token piyasasında da işleyecek, mali gücü düşük kişiler ek gelir ihtiyacı nedeniyle tokenlarını başkalarına devretme ya da kullandırma yoluna gidebilecektir. Ayrıca hacklenmiş e-Devlet hesapları üzerinden “zombi tokenlar” üretilerek karanlık ağda satılabilecektir.
Aile İçi Aktarım: Ebeveynin veya büyük kardeşin küçük çocuk için token üretmesinde hiçbir teknik engel yoktur. Bu durum, yasanın varoluş gerekçesi olan “çocukları koruma” argümanını temelinden çürütmektedir.
Token Mantığı Kendi İçinde Çelişkilidir: Sosyal medya hesabı kapatıldığında veya ele geçirildiğinde, kullanıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için token iptali zorunlu olacaktır. Ancak aynı kişinin aynı platformda yeni hesap açıp yeni token üretebilmesi, sistemin amaçladığı ‘tek kimlik – tek hesap’ mantığını baştan boşa çıkarır. Böylece güvenli bir yaş doğrulama mekanizması kurmak yerine, aynı kişi adına sürekli yeni hesap üretilebilen, denetimsiz ve kolayca suistimal edilebilen bir yapı ortaya çıkacaktır.
Vatandaşlık, Menşe ve Görünürlük Belirsizliği: Sosyal ağ sağlayıcılar IP adresi, SIM/telefon ülke kodu, saat dilimi ve uygulama marketi bölgesi gibi teknik sinyallerle bir hesabın Türkiye bağlantısını ancak yaklaşık olarak tahmin edebilir; bu veriler ne vatandaşlığı ne de hukuki statüyü kesin biçimde gösterir. Bu nedenle yurt dışında yaşayan, T.C. vatandaşı olmayan ama Türkçe içerik üreten kullanıcıların hangi hukuki rejime tabi tutulacağı belirsiz kalmaktadır. Aynı şekilde, Türkiye’den erişen kullanıcıların T.C. kimliğiyle doğrulanmamış hesapları görüp göremeyeceği de açıklığa kavuşturulmamıştır. Eğer Türkiye’den erişen kullanıcılara yalnızca T.C. kimliğiyle doğrulanmış hesaplar gösterilirse yabancı hesaplar Türkiye’den fiilen görünmez kılınacak, böylece önceki açıklamalarımızda uyardığımız ‘ulusal intranet’ modeli pratikte inşa edilmiş olacaktır.
Amacın Genişlemesi: Sistemin Kaçınılmaz Yayılması
Bilişim hukuku ve mahremiyet literatüründe “Function Creep” (Amacın Genişlemesi) olarak bilinen olgu, bu sistemin en büyük uzun vadeli tehlikesidir. Devlet, bir kez bu e-Devlet kimlik doğrulama kapısını standartlaştırıp şirketlere kabul ettirdikten sonra, kapsamı genişletmek tek bir torba yasa maddesine bakacaktır. Bugün “çocuk koruma” gerekçesiyle sosyal medya platformlarına gelen bu sistem yarın “ahlak koruma” gerekçesiyle flört uygulamalarına bile getirilebilir.
Uluslararası Hukuk Çerçevesi
Bu sistem, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Anayasa’daki temel hak güvenceleri ile doğrudan çelişmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi (ifade özgürlüğü) ve 8. maddesi (özel yaşamın gizliliği), yurttaşların anonim olarak fikir beyan etme hakkını güvence altına almaktadır. BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 13., 17., 27. ve 31. maddeleri ise çocukların bilgiye erişim, ifade özgürlüğü ve gelişim haklarını koruma altına almaktadır.
Zorunlu kimlik doğrulaması yoluyla tüm dijital kamusal alanın T.C. Kimlik numaralarına bağlanması, AİHM içtihatlarında görülen “demokratik toplumda gerekli” olma kıstasını karşılamaktan uzaktır ve orantılılık ilkesine açıkça aykırıdır.
Sonuç ve Çağrılarımız
Siber Güvenlik Başkanlığı yetkilisinin TBMM Komisyonu’nda anlattığı bu “token” sistemi, önceki açıklamalarımızda vurguladığımız “çocuk koruma kılıfı altındaki Truva Atı” tezinin en somut ve teknik kanıtıdır. Mesele çocukları zararlı içeriklerden korumak değil; e-Devlet altyapısını kullanarak tüm dijital kamusal alanı T.C. Kimlik numaralarına bağlamak ve Türkiye’yi mutlak bir “Dijital Panoptikon”a hapsetmektir.
İfade Özgürlüğü Derneği olarak:
TBMM’yi bu kanun teklifini temel haklar perspektifinden 22. madde kapsamındaki yaş doğrulama mekanizmasını metinden çıkarmaya ve e-Devlet tabanlı token mekanizmasının yarattığı gözetim altyapısını reddetmeye,
Sivil toplum kuruluşlarını, akademisyenleri ve hukukçuları bu düzenlemenin anonimlik hakkı, ifade özgürlüğü ve kişisel verilerin korunması üzerindeki yıkıcı etkilerine karşı kamuoyunu bilinçlendirmeye devam etmeye,
Uluslararası kuruluşları ve insan hakları mekanizmalarını Türkiye’deki dijital hakların hızla aşınan durumunu yakından izlemeye,
Medyayı bu teklifin “çocuk koruma” söyleminin arkasındaki gerçek amacı, başka bir deyişle herkesin izlendiği ve fişlendiği bir dijital gözetim rejiminin inşa edilmek istendiğini kamuoyuyla paylaşmaya çağırıyoruz.
Uyarıyoruz: İnşa edilmekte olan bu token sistemi, bir “çocuk koruma kalkanı” değil; tüm toplumu kuşatan, dijital nefes alanlarını tamamen tıkayan ve Türkiye’yi açık dünyadan koparıp kendi içine hapseden bir “dijital tecrit” projesinin en kritik altyapı taşıdır.
Kaynak:Haber Merkezi