Suriye'deki yeni durum ve Türkiye'deki süreç: Diyarbakır sokakları ne diyor?
Suriye’de HTŞ ve ona bağlı grupların SDG kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarıyla ortaya çıkan yeni duruma Diyarbakır'da yaşayan Kürtler nasıl bakıyor?
GAZETE PENCERE - Suriye’de HTŞ ve ona bağlı grupların SDG kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarıyla ortaya çıkan yeni durum, Türkiye’de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan sürece etkileri tartışılıyor.
Evrensel’den Elif Ekin Saltık bu konu üzerine Diyarbakır sokaklarında Suriye’deki yeni durumu Türkiye’deki ‘çözüm’ tartışmalarından bağımsız ele alınmadığını aktardı. Kentteki bire bir sohbetlerden süzülenler, Ankara’nın dış politika hamlelerinin bölgedeki demokratik siyaset zeminini nasıl daralttığını da ortaya koydu.
Yayınlanan gözlem yazısında şu ifadeler kullanıldı:
Sohbet ettiğimiz bir avukatın, “Cihatçılarla bütünleşme mi olur?” sorusu, sokakta dile getirilen ortak endişelerden birini özetliyor. Sahadaki yapının 'homojen' olmadığını vurgulayan bu hukukçuya göre Suriye'deki yeni rejim etrafında birleşen grupların asıl ajandası "IŞİD’li aileleri kurtarmak" ve "radikal ideolojilerini yaymak"...
Suriye iç savaşı boyunca ve son olarak Halep'te yaşananlarla, özellikle kadına yönelik düşmanca tutumları ve vahşet görüntüleriyle hafızalara kazınan bu yapıları meşrulaştırma çabası, Diyarbakır sokaklarında sık sık "iç barış arayışlarına vurulan bir darbe" olarak değerlendiriliyor. "Sınırın ötesinde cihatçıyla el sıkışan bir zihniyetin, bu tarafa demokrasi getiremeyeceği" inancı güçleniyor.
KOBANE ENDİŞESİ
Sohbet ettiğimiz bir gazeteciye göre ise yaşananlar son yaşananlarla konu "kaygı verici bir hızla" ilerliyor. Onun iddiası, şimdi ortaya çıkan bu yeni tablonun Türkiye, ABD ve İsrail arasında çoktan belirlenmiş olduğu yönünde... Suriye ve İsrail arasında ABD gözetiminde yapılan anlaşmayı kast ederek, “Paris’te sınırların çizildiği” ve aktörlerin de bu sınırlara çekilmeye zorlandığı görüşünde.
Diyarbakır'da Suriye konuşulurken, özellikle cihatçı grupların Kobanê veya diğer yerleşim yerlerine saldırma ihtimaline söz gelince huzursuzluk daha çok ortaya çıkıyor.
Halkta ve siyasetçiler arasında ortak endişe Kobanê’ye yönelik bir saldırının etkisinin Türkiye'deki sokaklara da yansıyacak olması. Bu ihtimal, henüz filizlenmeye çalışılan süreç iklimini ortadan kaldırabilir mi? Yanıtı verilmek istenmeyen en önemli sorulardan biri de bu...
ANKARA VE UMUTLAR
Bölgedeki aktörlerin rolleri üzerine fikir yürütmeler bir kenara bırakıldığında ise sokakta en çok tekrarlanan yargı şu: "Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayı olmadan bir denklemin kurulması imkansız." Ancak bu denklemin içinde Kürtlerin "statüsünü" konuşmaya sıra gelince de aynı şekilde bir ortak yargı ortaya çıkıyor: “Suriye'nin buraya yansımaları iyi olmayacak.”
Diyarbakırlı gazeteci meslektaşımıza kulak veriyoruz tekrar. Abdullah Öcalan’ın Suriye konusundaki "hassasiyetini" ve PKK liderinin buradaki Kürt varlığını "kırmızı çizgi" olarak gördüğünü anlatıyor. İktidarın bir yandan çözümden bahsederken diğer yandan sınır ötesinde "cihatçıların önünü açmasının çelişkiyi büyüttüğünü" söylüyor.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışlarıyla başlayan süreçte aylar geçmesine rağmen içeride somut adım atılmamasının üzerine Suriye'de yaşananlar, “Umutlarım kırıldı” cümlesinin şehirde daha sık duyulmasına neden oluyor.
SÜRECİN TURNUSOL KAĞIDI
Sonuç olarak Suriye meselesi, Türkiye’deki sürecin göbekten bağlı olduğu bir "turnusol kağıdı" durumunda Diyarbakır için. Kürt nüfusun göçe zorlandığı Halep’in ekonomik önemi ve bu zorunlu göçle birlikte yaşam iradesinin dağılması, “Birleşik bir Suriye nasıl yaşayacak?” sorusunu sordururken, asıl soru da peşine ekleniyor: "Suriye’de Kürtlerin kazanımları bu kaosta kurban edilirse, Türkiye’de süreç diye bir şey kalacak mı?"
Konuşma fırsatı bulduğumuz bir diğer isim, Demokratik Birlik İnisiyatifi Eş Sözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit bütün bu gelişmelere rağmen umutsuz görünmüyor. Saldırıların Kürt halkında bir umutsuzluk yaratma amacı taşıdığını ancak mücadelenin bu "algı operasyonlarını" kıracağını söylüyor: “Bir parçadaki saldırı, elbette diğer parçadaki Kürtleri de etkiliyor. Ancak biz tüm savaş politikalarına rağmen barışta, demokraside ve diyalogda ısrarcıyız. Bu algı operasyonları umutsuzluğa yol açabilir ancak son noktayı yine de Rojava’da direnenler ve halklar koyacaktır."
Hasılı Kürt sokağı; emperyalist güçler “tut” dediğinde tutan, “bırak” dediğinde bırakan yapıların gölgesinde, kendi iç barışının sınır ötesi pazarlıklara heba edilmesinden endişeli.
Kaynak:Haber Merkezi