Tülay Hatimoğulları: Suriye'de anlaşmaya uymayan kesim Şam yönetimi ve HTŞ'dir
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Suriye'deki sürece ilişkin açıklamasında "Suriye'de anlaşmaya uymayan kesim Şam yönetimi ve HTŞ'dir; SDG'nin kabul ettiği bir anlaşma kabulümüzdür" dedi.
DEM Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı çözüm süreci ve Suriye'de yaşanan gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
T24 yayınında Şirin Payzın'ın sorularını yanıtlayan Hatimoğulları, 10 Mart Mutabakatı hakkında "Buna sanki SDG uyulmuyormuş gibi lanse edildi. 4-6 Ocak'ta Halep'e bir saldırı düzenleniyor. Anlaşmaya uymayan Şam yönetimi ve HTŞ'dir" dedi.
Hatimoğulları'nın açıklamalarından satır başları şu şekilde:
"Tom Barrack'ın yaptığı açıklama şu bakımdan önemli. Ateşkes tam kesilmemişken bütün kesimlere bu çağrının yapılması önemli. Bu çağrı hayata geçmeli. Suriye Hükümeti, 10 Mart Mutabakatı'nı uygulamakta imtina etti. Buna sanki SDG uyulmuyormuş gibi lanse edildi. 4-6 Ocak'ta Halep'e bir saldırı düzenleniyor. Anlaşmaya uymayan Şam yönetimi ve HTŞ'dir.
Bu açıklamalar yapılıyor, doğrudur. Ama bunun arkasında olunmalı. Suriye'nin buna çok ihtiyacı var. Biz Rojava'yı ziyaret ettik. 26 Nisan konferansı bileşenleriyle görüştük. Hepsinin ortak görüşü, anlaşmaya uymayan Şam yönetimidir. Mazlum Abdi, anlaşmaya uyulması konusunda samimidir. Türkiye'deki mevcut iktidar, Şam yönetimini desteklediği için kamuoyunda dezenformasyon yaratıyorlar.
Şara yönetiminin entegrasyon konusunda sunduğu hiçbir alternatifi yok. Diyorlar ki PKK izin vermedi. Bir kere PKK kendini feshetti. Bu konuda bir bilgi kirliliği var. Yandaş basın yorum yapıyor, olmayan şeyleri oldu gibi gösteriyor. Kürt-Arap savaşı olsa kimin ne işine yarayacak? Şara'yı orada tutmak isteyen bir Kürt-Arap savaşı ister. Gerçekten bir entegrasyon sürecini Kürtler ister.
Hem iktidarın hem de Hakan Fidan'ın açıklamalarında, Suriye'deki bütün Kürtleri, 'terörist' ilan etme var. Diyorlar ki 'orayı karış karış temizleyin.' Rojava'yı öyle bir anlatıyor ki orada 7/24 herkesin elinde silah var. Orada insanlar normal hayatını sürdürmeye çalışıyor. Savaşın zorlukları içinde bunu yapmaya çalışıyorlar, oysa orada okula gitmeye çalışan çocuklar var. Ne yazık ki ben Türkiye'nin Şara yönetiminin Kürt halkına yönelik saldırılarında destekçi pozisyonda olduğunu görüyorum. Bu Kürtler'de derin bir kırılma yaratıyor.
Biz DEM olarak mevcut sürecin kopmasını istemiyoruz. Ama ve fakat kelimesini kullanmamamyı çok isterdim. Biz Kürt sorununun barışçıl şekilde çözülmesi için mücadele eden bir partiyiz. Dolayısıyla bu süreç asla kopmamalı. Türkiye'de Dışişleri Bakanı, hükümet sözcüsü, Milli Savunma Bakanı, ortaklarından yapılan açıklamalarda bir söylem değişikliğine gidildi. Siz gazeteciler bunu daha iyi fark ediyorsunuz.
Suriye'deki bütün Kürtler, 'terörist' parantezine alan söylem soykırıma işaret eder. Erdoğan'ın 'Suriye'deki Kürtleri, teröristlerden ayıralım' söylemi Türkiye'deki Kürtlerin gönlünü okşamak için. Hükümet sözcülerin ve onlara yakın gaztecilerin Şara övgüsünü yapmasıyla Kürtleri ikna edemezler. Operasyonu destekleme hali Kürtler'de kırılma yaratıyor. Rojava'da Kürt katledilirken, biz burada Türkiye'nin iç barışını nasıl konuşacağız? Türkiye'nin Kürt'ü bize ne der o zaman?
Komisyon bir süredir raporumuzu bitirdik bitireceğiz diyor. İktidar Suriye'deki gelişmeleri izliyor.
Kaynak:t24