Yarı zamanlı ‘torbacı’, tam zamanlı ‘sahte profesör’ üniversiteyi de kandırmış!

Uludağ Üniversitesi’nde bilimsel bir kongrede konuşmacı olarak yer alan Dilek İnan’ın sahte hekimlik belgeleriyle üniversiteyi de kandırdığı ortaya çıktı.

Yarı zamanlı ‘torbacı’, tam zamanlı ‘sahte profesör’ üniversiteyi de kandırmış!

GAZETE PENCERE - BÜŞRA CEBECİ

Kendisini onkoloji ve hematoloji profesörü, aynı zamanda romatoloji, dahiliye, ortopedi ve travmatoloji uzmanı olarak tanıtarak Uludağ Üniversitesi’nde bilimsel bir kongrede konuşmacı olarak yer alan Dilek İnan’ın sahte hekimlik belgeleriyle üniversiteyi de kandırdığı ortaya çıktı. Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden sorduğumuz soruları yanıtladı. Rektörlük tarafından yapılan açıklamada İnan’ın programa kendi beyanı doğrultusunda davet edildiği, kimlik ve mesleki geçmişine ilişkin sunduğu bilgi, belge ve beyanı çerçevesinde konuşma yapmasına izin verildiği bilgisi yer aldı.

“ÜNİVERSİTENİN DAVETİYLE GELDİM” DEMİŞTİ

Öte yandan kongrenin organizasyon sorumlusu, İnan’ın Kongre Başkanı olan Prof. Dr. Ahmet Karadağ tarafından bizzat davet edildiğini söylemiş, Kendisine ulaştığımız İnan da üniversite tarafından davet edildiğini doğrulamıştı. Ayrıca İnan, Rektörlük açıklamasının aksine, kongrede sadece kişisel hikayesini anlatmadığını, 15 dakikalık bir bilimsel sunum yaptığını da söyledi.

HEKİMLİĞİ DE SAHTE HASTALIĞI DA

İnan’ın sahte belgeleri mesleki geçmişine ait olduğu öne sürdüğü belgelerle sınırlı kalmadı. İnan, kongrede ölümcül bir kemik kanseri türü olan Ostesarkom’a yakalandığını, hekimlerin 8 ay ömür biçtiğini iddia etti. İnan, kenevir tedavisi uygulayarak 4 ay içerisinde tümörünün tamamen ortadan kalktığını ileri sürdü ve Milli Gazete’den Muhammet Binici’yle patoloji raporlarını paylaştı. Raporların altında, raporların Türkçe çevirisi olduğu iddia edilen metinler yer aldı, buna göre İnan’ın Osteosarkomu olduğu bunun da uygulanan kenevir tedavisiyle ortadan kalktığı iddia edildi ancak raporlarında kenevir tedavisiyle ilgili bir ibarenin yer almadı. Hatta raporları yorumlattığımız hekimler İnan’ın iddia ettiği hastalığa yakalanmadığını ortaya çıkardı. Buna göre İnan’da var olan kitlenin başta osteosarkom olduğu düşünülmüş, İnan cerrahi bir operasyon geçirmiş ve operasyon neticesinde kitlenin osteosarkom değil yağ bezesi olduğu tespit edilmiş.

SAHTE PROFESÖRDEN 400 BİN LİRALIK TEDAVİ PAKETİ

İnan’ın kenevir kongresinde yaptığı konuşma kısa sürede sosyal medyada gündem oldu. İnan’ın bahsi geçen konuşması özellikle aşı ve ilaç karşıtı çevrelerce “Onkoloji profesörünün itirafı” başlıklarıyla defalarca paylaşıldı. “Kemoterapinin işe yaramayacağını biliyordum” sözleri kemoterapi alan pek çok hastayı umutsuzluğa sevk ettiği gibi, ileri evredeki kanser hastalarına da “iyileşme umudu” verdi. İnan’a ulaşan kişiler ise fahiş bir tedavi ücretiyle karşılaştılar. Buna göre İnan, kendisine ulaşan hastalara seansı 50 bin lira olmak üzere 8 seanslık, 400 bin liraya ulaşan bir tedavi paketi sundu. Bu fiyata ise tedarik edilecek kenevir dahil edilmedi. İnan, kenevirin Türkiye’de yasak olması sebebiyle kendisinin bu riski almayacağınıi ancak tanıdığı bir kişi vasıtasıyla kenevire ulaşmalarını kolaylaştıracağını, kapıda ödeme ile kenevir alabileceklerini belirtti.

SAHTE PROFESÖR KAYIPLARA KARIŞTI, BAKANLIK HALA SESSİZ

Dilek İnan, sorularımız karşısında tepki gösterip hekimliği ve uzmanlığı konusunda ısrarcı olurken, belgelerinin sahte çıkmasının ardından kayıplara karıştı.

Üniversite Rektörlüğü, CİMER üzerinden de olsa konuya ilişkin açıklama yaptı fakat hem yasaklı madde temin eden hem de yetkinliği olmaksızın ölümcül kanser hastalarına tedavi vaadi veren İnan ile ilgili kongrenin üzerinden üç aydan fazla zaman geçmesine rağmen Sağlık Bakanlığı sessizliğini koruyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar