Zeydan Karalar hakim karşısına çıktı: İste savunma metninin tam hali
Zeydan Karalar savunmasında "Ben 7 aydır tutukluyum. Bunu hiçbir vicdan kabul etmez. Ailemden, Adana’mdan 7 aydır ayrıyım. Benim tutuklu olmam, Adana’yı ailemi cezalandırmak demektir" ifadelerini kullandı
Aziz İhsan Aktaş'ın liderliğini yaptığı organize suç örgütünün, bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla, 33'ü tutuklu 200 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşmasının ikinci günü, sanık savunmalarıyla başladı.
Savunma veren isimlerden biri de Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar oldu. Tutuklu Kararlar'ın mahkemeye sunduğu savunma metninin tam hali şöyle:
"Sayın Başkan,
Ben çalıştığım her yerde devlete, kamuya ve yaptığım işe karşı sorumluluk duyan bir insan oldum. Üretimden kaliteye, maliyetten sanayi süreçlerine kadar işin tamamını sahiplenerek çalıştım. Özellikle fabrika ve sanayi üretiminde görev almak, sadece masa başında değil, sahada, mühendislikle ve emekle yapılan bir iştir.
1981–1991 yılları arasında aile şirketinde çalıştım.
1993–1994 yıllarında tekrar fabrikada görev aldım.
1994 yılından itibaren ise profesyonel olarak sanayi ve üretim alanında çalışmaya başladım.
Makineyle çalıştım, makine yönettim, üretimi planladım.
Türkiye’de, Almanya’da ve Brezilya’da faaliyetleri olan yapılarla çalıştım. Alman ortakların olduğu, mühendislik ve bayilik sisteminin çok sıkı yürüdüğü bir düzendi. Bayilerden sorumlu olduğumuz dönemlerde dahi usulsüzlüğe, torpile, gayriresmî ilişkilere izin vermedik.
Bir gün bir bayi temsilcisi gelip, “Seni ortak yapmak istiyoruz” dedi.
Açıkça reddettim. “Bizimle çalışmıyorsan gelme” dedim. Çünkü ben işimi, çıkar ilişkileriyle değil, liyakatle yapmayı tercih ettim.
Sonrasında üretimde ciddi sorunlar yaşandı. “Bu fabrikayı kim düzeltecek?” denildiğinde, sahada çalışan mühendisler ve işçilerle birlikte süreci toparladık. Üretimi yüzde 60’lardan yukarı çıkardık. Kademe kademe, adım adım, başarıyla ilerledik. Benim hayatımda bir günde yükselme, torpil ya da kayırma yoktur.
Daha sonra, dünyaya tekstil ürünü satan büyük bir fabrikada 12 yıl çalıştım. Tüm görevlerimi hak ederek, başarıyla ve sırasıyla aldım.
2014 yılında Seyhan Belediye Başkanı olduğumda, belediyede temizlik hizmetlerini yürüten bir şirket zaten vardı. Ancak Seyhan’da yıllardır yapılmayan, ihmal edilen pek çok işi hayata geçirdik.
Kamu malını dikkatle kullanan, işçisiyle sağlıklı ilişki kuran, vatandaşa hizmeti önceleyen bir yönetim anlayışı benimsedik. Sonuçta iki yıl içinde halkın takdiriyle yeniden seçildim.
Ardından Büyükşehir Belediye Başkanı oldum. 2019 yılında devraldığımız belediyenin durumu felaketti:
• Geliri borcunun dörtte biri kadardı
• Yaklaşık 350 haciz dosyası vardı
Pandemiye rağmen, beş yıl içinde tüm haciz dosyalarını kapattık.
Borcu gelirinin dört katı olan belediyeyi, bugün borcu gelirine oranla çok daha düşük bir noktaya getirdik.
Bugün 860–890 milyon dolarlık borç devralınmış, yaklaşık 180–200 milyon dolar seviyesine düşürülmüştür.
Bu süreçte, kimseyi siyasi görüşüne göre ayırmadık, sosyal yardımları artırdık, hizmeti herkes için eşit sunduk
Bu nedenle bugün milyonların desteğini alan, dürüstlüğünden şüphe edilmeyen bir belediye başkanı olarak anılıyorum.
Hatta benim, Türkiye’nin sevdiği saydığı biri olduğum için sanık sandalyesinde olduğumu söyleyen çok kişi var.
Aziz İhsan Aktaş’ın şirketleri benim dönemimde Seyhan Belediyesi’nden iş almadı. Yeni moda oldu herhalde bu, belediye başkanı ihale mi verir?
Aziz ihsan Aktaş’ın şirketleri Seyhan Belediyesi’nde bizimle çalışmadı. Ama ben nedense bu dosyadayım.
2019 sonrasına ilişkin olan bu dosyada benim ne işim var?
Ben Adanalıyım, benim Silivri’de ne işim var? Biz Adanalı olarak direkt Allah’a bağlıyız.
Seyhan belediye başkanı oldum. O zaman bir temizlik şirketi vardı, Baki Nugay’ındı. O zamanki haklarını da yiyemem, o temizlik şirketi çok iyi işler yaptı.
Ben gerek Seyhan, gerek Adana Büyükşehir dönemimde; yerel basında belediyeye ya da şahsıma ilişkin herhangi bir iddia yer aldığında, konunun muhatabı olmaktan kaçmamış, aksine bizzat savcılığa ihbarda bulunmuş biriyim.
Hakkında en küçük bir şüphe olan bir işlemin üzerini örtmek gibi bir alışkanlığım hayatım boyunca olmamıştır.
Dosyada yer alan iddiaların dayanağı olarak gösterilen hususlar ise maddi ve mantıki tutarlılıktan tamamen yoksundur. Ben 7 aydır tutukluyum. Bunu hiçbir vicdan kabul etmez. Ailemden, Adana’mdan 7 aydır ayrıyım. Benim tutuklu olmam, Adana’yı ailemi cezalandırmak demektir. Adana deprem atlattı, ölüm az ama yıkım çoktur. Deprem gören bir ilde yapılacak çok iş vardır. Bunlardan mahrum ettik Adana’yı.
Adana büyüktür ama geliri küçüktür. Depremden dolayı gelen bir hibe vardı, artmış da bir para vardı. Bir proje düşünüyorduk. Ben buraya geldim, Adana da bundan mahrum kaldı.
Yargılandığım bu dava ilerde hukuk fakültelerine ders olarak anlatılacak.
Suçsuzluğum apaçık ortadır. Tahliyemi talep ediyorum."
Kaynak:Haber Merkezi