/

HÜZÜNLÜ BİR BAYRAM SABAHI

Bu yıl ramazan bayramı, Koronavirüs korkusu, sokağa çıkma yasakları ve ramazan orucu yorgunluğu ile mahzunlaşan gönüllerimize “bayram sevinci” yerine hüzün getirdi.
70 yılını hatırladığım ömrümün en mahzun bayram sabahını yaşadım.
Eskiler sevdiklerine “ağız tadıyla” bayram yapmayı temenni ederlerdi. Adı şeker bayramıydı, ancak bu bayram ağzımızın tadı kaçtı, bayramı bayram yapan güzelliklerin hiç birini bu bayramda yaşayamadık.
“hüzün deli dalgalar gibi” gönlümüzün kıyısında kamp kurdu bu bayram… Aynı şehirde hatta bir mahalle ötede yaşayan çocuklarımız, torunlarımız ve dostlarımızla ancak cep telefonu ekranından görüşebildik.
Doğa kendisini biz insanlara karşı korumaya aldı; görünmez parazitlerle korku dağları sardı, “zorunlu ikametle” evlere hapsolduk.
Sonuçta, bir yerlere gidemeden/bir geleni olmadan/ /bayram namazı kılmadan/ namaz sonrası camide mahalleli ile bayramlaşmadan/mezarlık ziyaretinde bulunmadan, ahrete göçenlerimizle sohbet etmeden/el öpmeden-el öptürmeden/komşulara bayram ziyareti yapmadan/velhasıl sevdiklerimizle kucaklaşamadan bayram sevinci yaşadım diyebilmek mümkün mü?
Ben bu hüznü daha önce de yaşadım, bilirim.
1970 yılı ramazan bayramı namazını, eğitim için gittiğim Almanya’nın bir şehrinde kılmıştım. Namaz kılanların arasında birini babama benzettim; namaz sonrasında elini öptüm, ağladım, adam şaşırdı, bilmezdi ki ben 18 ayın hasretinde babamı çok özlemiştim. Gurbet ellerinde bayram, hasret denizinde acı bir hüzün fırtınasıdır.
Bayramlar, geçmiş hatıralarla gelecek ümitlerinin birlikte yaşandığı, sevgilerin, dostlukların paylaşıldığı bir sevgi harmanıdır.
Yahya Kemal Beyatlı, Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiirini,
“Ulu mabedde karıştım vatanın birliğine.
Çok sükür Tanrıya, gördüm, bu saatlerde yine
Yaşıyanlarla beraber bulunan ervahı.
Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı” diyerek tamamlamıştır.
Yahya Kemal Üsküplüdür. Kaybedilmiş bir vatan toprağının çocuğu olarak yıkılan devletinin ayakta kalan mabedinde/Süleymaniye camisinde bir bayram sabahı, Malazgirt’ten bu yana yaşanmış görkemli mazinin hatıraları ile hüzünlenmiş ve atalarının ruhlarıyla birlikte yaşadığı huzurlu bir bayram sabahını şiirleştirmiştir.
Biz de geçmiş bayramların güzelliklerini anarak gelecek bayramlara Rahmetli Barış Manço’nun şarkısı ile el sallıyoruz.
Bugün bayram erken kalkın çocuklar
Giyelim en güzel giysileri
Elimizde taze kır çiçekleri üzmeyelim bugün annemizi
Bu gün bayram çabuk olun çocuklar
Annemiz bugün bizi bekler
Bayramda hüzünlenir melekler
Gönül alır bu güzel çiçekler
Can Yücel ise bir şiirinde, insan için her gün bayramdır diyor.
“Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz
kalınca anlar insan…
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir;
sevmeninkini yalnızlık…
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni
kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp “çok şükür bugünü de gördük” diyebilmek…
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.”
BENCE
CAN Yücel doğru söylemiş. Olmayana üzülmektense olana sevinmek daha akıllıcadır.
Kucaklaşmasak da sevdiklerimizin varlığı ve sağlıklı olmaları bizim için bayramdır.
İnanıyorum ki, bu sıkıntılar geçecek güzel günler yine gelecek…
Çünkü bizi yaratan Yüce Allah, Kur’anı Kerim’de “kaldıramayacağınız yükü size yüklemem” diyor.
Herkesin bayramını en içten dileklerimle kutlarım.

0  0,00
Whatsapp Destek
1
Merhaba ;
Sizlere nasıl yardımcı olabilirim ?