Bugüne kadar yaptığınız en kötü şey neydi?

Kendi içsel çatışmamız bir yana, daha zor bir soru soralım: Sevdiğiniz insanın geçmişte yapmayı düşündüğü, buna çok yaklaştığı bir şeyi öğrenirseniz, onunla aynı hayatı sürdürmeye devam edebilir misiniz?

Bugüne kadar yaptığınız en kötü şey neydi?

EZGİ SİVRİKAYA

GAZETE PENCERE - Bir düşünün. Çocukluktan, aklımızın bir şeylere ermeye başladığı andan itibaren doğru ya da yanlış sayısız düşüncenin ve olayın içinde yer alıyoruz. Kimi sağlıklı kimi belki dönüp bakmak bile istemeyeceğimiz kadar karanlık. Peki bu olayların kaçı başkalarının hayatını etkiledi? Ya da hangileri, yıllar sonra karşımızda çıkacak kadar büyük?

Kendi içsel çatışmamız bir yana, daha zor bir soru soralım: Sevdiğiniz insanın geçmişte yapmayı düşündüğü, buna çok yaklaştığı bir şeyi öğrenirseniz, onunla aynı hayatı sürdürmeye devam edebilir misiniz?

“Sick of Myself” ve “Dream Scenario” filmleriyle tanıdığımız Norveçli yönetmen ve senarist Kristoffer Borgli imzalı “The Drama”, tam da bu rahatsız edici sorunun peşine düşüyor.

Filmin merkezinde Zendaya ve Robert Pattinson’ın canlandırdığı New York’lu çift Emma ve Charlie var. Charlie, takıntılı ve çekingen bir müze küratörü. Emma ise çekici ve dışarıdan bakıldığında kusursuz görünen bir kadın. İkilinin ilişkisi bir kafede, romantik komedilere rahatlıkla konu olabilecek bir mizah ve sevgi dolu bir sıcaklıkla başlıyor. Bir süre boyunca birbirini bulan “ideal” bir çift izliyoruz.

İNSAN, SEVDİĞİ BİRİNİ TANIMADIĞINI FARK ETTİĞİNDE NE YAPAR?

Çiftin düğün haftasında, şarap tadımında arkadaşları Mike ve Rachel ile oynadıkları masum bir “itiraf oyunu”, hikâyenin yönünü keskin bir şekilde değiştiriyor. Önce “Hayatında yaptığın en kötü şey ne?” sorusu sohbete giriyor, sonra alkolün ve samimiyetin verdiği rahatlıkla, herkesin sınırı biraz daha zorlanıyor.

Emma’nın küçüklüğünde planladığı ama son anda vazgeçtiği bir eylemi itiraf etmesi de tam bu sırada geliyor. O itirafın ardından mesele geçmişte kalmış bir anı olmaktan çıkıyor. Charlie’nin Emma’ya, ilişkilerine ve birlikte kurdukları geleceğe bakışını sessizce zehirleyen bir şeye dönüşüyor. O ana kadar izlediğimiz ideal ilişki, bir anda güvenin, etik sınırların ve geçmişin ağırlığı altında çatırdamaya başlıyor.

Film buradan sonra Charlie’nin zihninin içine sızıyor. Emma’nın geçmişi parça parça açıldıkça biz de Charlie ile birlikte bir yargılama sürecine giriyoruz. Bir insanın sevdiği kişiye dair duyduğu tek bir cümlenin, bütün hafızasını nasıl geriye dönük biçimde değiştirebildiğini izliyoruz.

d

Yönetmen burada net bir pozisyon almıyor. Emma’yı ne savunuyor ne de suçluyor. Daha çok akıllarımızda şu soruyu ortaya çıkarıyor: Bir suçun gerçekleşmemiş olması, o suçun zihne düşmesinin ağırlığını ortadan kaldırır mı?

Borgli ve kurgucu Joshua Raymond Lee, bu çatışmayı anlatımın ritminde de sıkça hissettiriyor. Huzursuzlukla mizahın aynı sahnenin içine yerleştiği filmde, bir an karakterlerin açmazına gülüyorsunuz, hemen ardından o gülüşün altında ahlaki çıkmazı düşünüyorsunuz. Film tam bu yüzden yalnızca bir ilişki hikâyesi olmaktan sıyrılıyor.

EMPATİNİN SINIRLARI

Film, itiraf sahnesiyle izleyiciye bir anlamda kötülüğün hiyerarşisini de düşündürüyor. Tüm karakterler birbirinin hatasını dinlese de film boyunca yalnızca biri yargılanıyor. Peki hangi hata daha affedilebilir? Düşünce mi, eylem mi daha ağır basar? Ya da bazı şeylerin ölçüsü gerçekten var mı?

“The Drama”, büyük vaatleri olan bir film değil, belki de bu yüzden seyir zevki yüksek bir yapım olarak karşımızda. İzlerken sürekli kendinize dönüyorsunuz. Empatinin sınırlarını, affetmenin koşullarını, hatta kendi karanlık noktalarınızı düşünürken buluyorsunuz kendinizi.

vfd

OYUNCULUKLAR ÜZERİNE

Bu yıl “Dune: Part 3”te ve “The Odyssey”de de birlikte izleyeceğimiz Zendaya ile Robert Pattinson ikilisi filmde uyumlu bir oyunculuk sunuyor. Özellikle Pattinson’ın rolü, metinle film arasında bir denge kuruyor. Yan roller de bu atmosferin dışına taşmıyor. Rachel karakteriyle Alana Haim de dikkat çekiyor. Gerçekçi, etkili bir performans sergiliyor.

Filmin süresi dengeli, nasıl başlayıp bittiğini anlamıyorsunuz. Ancak finali, kurduğu gerilimin ağırlığını taşımakta biraz aceleci davranıyor.

“The Drama”, sordurduğu sorular ve yarattığı ahlaki gerilimle uzun süre zihninizde kalabilecek bir yapım. Tekrar başa dönelim. Sizin yaptığınız en kötü şey neydi?

* Sinema yazarı

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar