İstanbul Modern’de “Sessiz Film Günleri” başlıyor

İstanbul Modern Sinema, 2–5 Nisan tarihleri arasında düzenleyeceği “Sessiz Film Günleri” ile erken sinemanın estetik ve tematik çeşitliliğini canlı müzik eşliğinde izleyiciyle buluşturuyor.

İstanbul Modern’de “Sessiz Film Günleri” başlıyor

GAZETE PENCERE - İstanbul Modern Sinema, erken sinemanın büyüleyici dünyasını yeniden hatırlatacak kapsamlı bir programa ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 2–5 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenecek “Sessiz Film Günleri”, farklı coğrafyalardan ve dönemlerden seçilmiş yapımları canlı müzik eşliğinde izleyiciyle buluşturacak.

Eye Filmmuseum işbirliği ve Elif Rongen Kaynakçı’nın eş küratörlüğünde hazırlanan program, yalnızca film gösterimlerinden ibaret değil; aynı zamanda erken sinemanın teknik, estetik ve tematik dönüşümüne ışık tutan özel sunumlar ve performanslarla da zenginleşiyor.

ERKEN SİNEMANIN GENİŞ PANORAMASI

1918’den başlayarak sinema tarihinin erken dönemine uzanan 13 filmlik seçki, izleyiciyi farklı dünyalara taşıyor. Programda emek ve üretim temsillerinden doğanın soyutlandığı avangart çalışmalara, moda dünyasını merkezine alan kısa filmlerden sualtı sahneleriyle dikkat çeken yapımlara kadar geniş bir yelpaze yer alıyor.

Seçkide öne çıkan yapımlar arasında Robert Wiene imzalı “Raskolnikov” (1923), Mário Peixoto’nun avangart sinemanın önemli örneklerinden biri kabul edilen “Limite” (1931), Mikhail Kaufman’ın “Baharda” (1929) filmi ve Muhsin Ertuğrul’un uzun yıllar kayıp olduğu düşünülen “Tamilla” (1924) yapımı bulunuyor.

CANLI MÜZİK EŞLİĞİNDE GÖSTERİMLER

Programın dikkat çeken yönlerinden biri de sessiz filmlerin canlı müzik performanslarıyla sunulacak olması. Yedi film, İtalyan piyanist Andrea Goretti başta olmak üzere Ekin Fil, Kornelia Binicewicz, Komos grubu, Gonca Varol ile Orhan Deniz & Onur Başkurt’un performansları eşliğinde izleyiciyle buluşacak.

Bu yılın teması olarak belirlenen stencil-renk kullanımı, erken dönem sinemanın görsel diline odaklanıyor. Fantastik Çiçekler, Defile Sineması ve Cyrano de Bergerac gibi yapımlar, bu tekniklerin restorasyonuna dikkat çeken sunumlarla birlikte gösterilecek.

1774616016-signora-dal-eterno-sorriso-12-37-09-details-eye-d

ERKEN VE MODERN SİNEMA ARASINDA KÖPRÜ

Program yalnızca sessiz sinema örnekleriyle sınırlı değil. İran Yeni Dalgası’nın önemli yapımlarından Dariush Mehrjui imzalı “Postacı” (1972) filminin Türkiye prömiyeri de bu seçki kapsamında gerçekleştirilecek. Bu gösterim, erken dönem sinemayla modern anlatılar arasında bir köprü kurmayı hedefliyor.

PROGRAMDAN ÖNE ÇIKAN FİLMLER

Programda yer alan yapımlar, erken sinemanın hem teknik hem de anlatısal çeşitliliğini ortaya koyuyor.

“Aşk Sultanı” (1919), Doğu masallarını andıran atmosferiyle aşk ve iktidar temalarını işlerken, pochoir renklendirme tekniğiyle dikkat çekiyor.

“Baharda” (1929), Kiev’in gündelik yaşamını şiirsel bir bakışla ele alırken, modern kent deneyimini insan ve doğa ilişkisi üzerinden anlatıyor.

“Beyaz Fundalık” (1919), sualtı sahneleriyle erken sinemanın teknik sınırlarını zorlayan bir melodram olarak öne çıkıyor.

1774615446-cyrano-de-bergerac-12

“Cyrano de Bergerac” (1925), görkemli dekorları ve Pathé stencil color tekniğiyle renklendirilmiş yapısıyla dikkat çekerken, karşılıksız aşkın dramatik anlatımını sunuyor.

“Ejderha Ressamı” (1919), mitolojik ve romantik unsurları bir araya getirerek sanat ve saplantı arasındaki ilişkiyi işliyor.

Macar sinemasından “İşçi Tulumu” (1914) ile “İplik Fabrikasında” (1972) ise aralarındaki 58 yıllık farka rağmen emek teması üzerinden birbirini tamamlayan iki film olarak seçkide yer alıyor.

“Fantastik Çiçekler” (1906–1920), doğayı görsel bir deneyime dönüştürürken; “Defile / Sinema” seçkisi moda ile sinema arasındaki ilişkiye odaklanıyor.

1774615769-workmansoverall4

AVANGART SİNEMANIN GÜÇLÜ ÖRNEKLERİ

“Limite” (1931), parçalı anlatısı ve güçlü görsel diliyle klasik hikâye anlatımını reddeden bir yapı sunarken; “Raskolnikov” (1923), Dostoyevski uyarlaması olarak suç ve vicdan temasını ifadeci bir sinema diliyle ele alıyor.

Programın dikkat çeken yapımlarından “Tamilla” (1924) ise trajik bir kadın hikâyesi üzerinden sömürgecilik, yoksulluk ve şiddet sarmalını anlatıyor. Uzun yıllar kayıp olduğu düşünülen film, bu program kapsamında daha uzun versiyonuyla izleyici karşısına çıkacak.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar