Kadın direnişinin rengi mora Karaburçak’ın tablolarından bakmak

Cumhuriyet münevverlerinden İhsan Cemal Karaburçak kendisini “Ben bir renk ressamıyım” diye tanımlıyor. Sergiyi 30 Ağustos 2026’ya kadar pazartesi hariç her gün 10.00-19.00 saatleri arasında Casa Botter’de ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.

Kadın direnişinin rengi mora Karaburçak’ın tablolarından bakmak

“Ben bir renk ressamıyım” diyor İhsan Cemal Karaburçak. Sergiye adımınızı attığınızda morlar, sarılar, turuncular, yeşiller karşılıyor sizi. Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte Ankara’ya yerleşip Posta ve Telgraf Müdürlüğü’nde çalışmaya başlayan Karaburçak’ın resimlerinde; telgraf direklerinin peşinde dolaşırken geçtiği yollar da var, Anadolu Ajansı’nda başmuharrirlik yaparken II. Dünya Savaşı’nın gölgesinde Bükreş’te yaşadığı yıllar da. Ama resimlerinden hiç eksilmeyen bir şey var adeta yoğurup pişirdiği sonra usulca tuvaline geçirdiği güzelim renkleri. Özellikle de kah 8 Mart’ta bir dövizde kah 1 Mayıs’ta meydanlarda gördüğümüz kadın direnişinin simgesi olan mor rengi…

bir-renk-ressami-ihsan-cemal-karaburcak-sergisi-acildi-2

İstanbul’un ilk art nouveau yapısı Casa Botter, ev sahipliği yaptığı sergilerle İstiklal Caddesi’ndeki kültür sanat duraklarından biri oldu. Bugüne kadar Komet, Burhan Uygur, Nuri İyem ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserlerini sanatseverlerle buluşturan bu tarihi yapının yeni konuğu “Bir Renk Ressamı: İhsan Cemal Karaburçak” sergisi ile ziyaretçilerini bekliyor.

1898 yılında İstanbul Ayaspaşa’da doğan İhsan Cemal Karaburçak, eğitimini Beşiktaş Rüştiyesi, Kabataş İdadisi ve Posta ve Telgraf Mekteb-i Âlisi’nde tamamlamış, genç yaşta Posta ve Telgraf Müdürlüğü’nde göreve başlar. Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde –aynı zamanda ülkenin de yeniden kurulduğu bir dönemde– Anadolu’nun farklı coğrafyalarında telgraf müfettişliği yapar. Avrupa’da bulunduğu görevler sırasında müzelerle kurduğu temas, onu resme yaklaştırır. 1930 yılında Paris’te, kendi ifadesiyle “fırçayı ilk kez eline alması”, onun için bir başlangıç olduğu kadar, akademik kuralların sınırlarını da fark ettiği bir kırılma anıdır. Paris’teyken kaydolduğu École Universelle’de uygulanan katı öğretim kuralları ve eğitimin çağdaş sanat isteklerine uygun düşmemesi sebebiyle yarıda bırakıp kendi kendini yetiştirmeye karar vermesi, yolunu belirleyen en kritik tercihlerden biri olur. Kendi dilini, kendi ritmini kurma yolunda ilerler. 1933’te Anadolu Ajansı’nda dış haberler başyazarlığına başlaması, bir yandan dünyanın nabzını tutarken diğer yandan resmi daha kişisel bir uğraşa dönüştürmesini sağlar.

whatsapp-image-2026-05-01-at-19-32-52

İLK SERGİSİNİ BÜKREŞ’TE AÇAR

1943’te Bükreş’e atanır, savaşın gölgesinde geçen bu yıllarda resme daha da yoğunlaşır. İlk sergisini de burada açar. 1950’lerden itibaren çeşitli gazetelerde yazılar ve eleştiriler kaleme alır. 1968’de Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde açtığı “70. Yaş Sergisi”, 200’ü aşkın eseriyle sanatçının uzun soluklu üretiminin kapsamlı bir özeti niteliğindedir. Turan Erol’un “Ankara akşamlarında, akşamın geceye dönüştüğü saatlerde, damların, bacaların arkasında Karaburçak morunu gördüğünüz olmadı mı?” diye sorduğu İhsan Cemal Bey’in eserleri, şimdi torunlarının özenle sakladığı ve satmaya kıyamadığı koleksiyonundan oluşan bir seçkiyle hepimizle buluştu.

bir-renk-ressami-ihsan-cemal-karaburcak-sergisi-acildi-7

MEMURKEN YAPAMADIĞINI EMEKLİ OLUNCA YAPTI

Çarşamba akşamı gerçekleştirilen açılışta harabe haldeyken restore edilerek hayata döndürülen Casa Botter’e ekibiyle birlikte büyük emek veren ve geçtiğimiz hafta göreve iade edilen İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat da vardı. “Sizlere böyle bir sergi ile tekrar merhaba demek çok onur verici çünkü ilginç bir sanatçı ile karşı karşıyayız” diyerek başladı sözlerine Polat ve şöyle devam etti:

“İhsan Cemal benim de muzdarip olduğum gibi devlet memurluğu yapmış bir isim. 1949’da istifa edene kadar yaptığı çalışmalar aslında devlet memurluğunun paralelinde gelişen çalışmalar. Dolayısıyla acaba bu kadar kimliğini ve kişiliğini farklı gördüğümüz eserlerinde bizim Türk modernitesinde görmediğimiz bir çizgiyi yansıtan birisi nasıl bir yaşam sürüyordu? Üzerine yazılmış kitaplarda akşam işten geldikten sonra kıyafetlerini giyip bir Türk müziğini de açıp gece geç saatlere kadar herkes uyuyana kadar resim yapmış birisinden bahsediyoruz. Hatta daha olgun resimlerini daha genç yaşlarında yaptığını, emeklilik döneminde stilini bulduğunu görüyoruz.

kadinlar

AKADEMİK EĞİTİMİN DIŞINA ÇIKAR

Modern sanatın kaderidir, beğenenler olur, beğenmeyenler olur. Ama bir estetik normun ötesinde bir şeyle karşı karşıyayız. Bir insan kendi renk paletini, kendi biçim evrenini oluşturup ve bunu da bir akademik eğitimden geçmeden yaparak hatta bir akademik eğitimin dışına çıkarak yaptığı bir dönemden geçiyoruz. Bu size Türkiye entelektüelinin tarihini de biraz hatırlatıyor mu? Yani akademide bazen olmuyor, dışarıya çıkıyor biraz özgürleşiyor. Memurken söyleyemiyor, emekli olunca söyleyebiliyor. Bana onu çok hissettirdi İhsan Cemal Karaburçak’ın serüveni.

İstibdatın en yoğun olduğu dönemlerde doğmuş bir sanatçı. Sonra da bu eserleri tamamlayıp 70'lerde ölecek. Bizim modern tarihimizin bütün ara sekmelerini yaşamış ve onu da muhtemelen herhâlde memur olduğu için hayat seslerini, dip seslerini görmüş ve kendi öznelliğinden cevap vermiş bir modern aktörle karşı karşıyayız. Türkiye'de modern aktörle karşı karşıya kalmak her zaman mümkün olmuyor. Modernitenin en büyük iddiası insan yetiştirmektir. Yani devletler o insanı yetiştirirler, sanatçıyı yetiştirirler. İhsan Cemal Karaburçak diyor ki: "Ben kendi kendimi yetiştireceğim."

mahir-polat-2
Mahir Polat- İBB Genel Sekreter Yardımcısı

SARI AMPUL IŞIĞININ ALTINDA BULUNMUŞ RENKLER

Ankara'da memurluk yaptığı 30'lu yıllarda geceleri resim yapıyor. Ben şunu çok merak ediyorum. Acaba gece çalışırken bu renklerin tonlarına nasıl erişiyordu? O yılları düşününce kentte ampulün ve ışığın eriştiği mahalleler çok sınırlı. 40'lı yıllara doğru bütün evlere giriyor. Bunlar sarı ampul ışığının altında bulunmuş renkler olabilir. Yanlış mı düşünüyorum, bilmiyorum. Aynı ışık etkisini açık havada aynı renklerle bulmuş mudur, bulmamış mıdır? Kendi renklerini ve biçimlerini de bulmaya başladığı ve emekli olduğu 1949 yılından sonra sanat eleştirmenlerinin de ulaşabileceği sergiler açmaya başlıyor.”

whatsapp-image-2026-04-30-at-20-15-29

Aynı zamanda sanat tarihçisi de olan Mahir Polat böyle anlattı sergiye katılanlara değeri yıllar sonra anlaşılan bu ressamı. Ne tesadüftür ki Karaburçak 1962'de ilk kişisel sergisini İstiklal Caddesi'ndeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi Galerisi’nde açmış. Ve aradan geçen 64 yıldan sonra yine bir kişisel sergisiyle İBB çatısı altında karşımıza çıkıyor. Alı al, moru mor bu sergiyi 30 Ağustos 2026’ya kadar pazartesi hariç her gün 10.00-19.00 saatleri arasında Casa Botter’de ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.

whatsapp-image-2026-05-01-at-19-36-46
İhsan Cemal Karaburçak'ın ilk ve son eserleri sizi serginin girişinde birlikte karşılıyor..

Kaynak:Nilay Can

Öne Çıkanlar