Sanat koleksiyonculuğunun 500 yıllık hikâyesi kitap oldu
İlkay Salar’ın kaleme aldığı “Koleksiyon”, sanat koleksiyonerliğinin Batı’dan Osmanlı’ya ve Türkiye’ye uzanan tarihini ele alıyor. Kitap, insanlığın en eski alışkanlıklarından biri olan biriktirme pratiğinden yola çıkıyor.
GAZETE PENCERE - İlkay Salar’ın yazdığı “Koleksiyon: Sanat Koleksiyonerliği ve Özel Sanat Müzelerinin Beş Yüz Yıllık Yolculuğu”, ALFA Yayınları etiketiyle yayımlandı. Sanat dünyasının temel dinamiklerinden biri olan koleksiyonerliği merkezine alan eser, antik dönemlerden günümüze uzanan geniş bir tarihsel çerçeve sunuyor.
KOLEKSİYONERLİĞİN KÖKENİNDEN MÜZECİLİĞE
Kitap, insanlığın en eski alışkanlıklarından biri olan biriktirme pratiğinden yola çıkarak sanat koleksiyonerliğinin dönüşümünü inceliyor. Batı dünyasında koleksiyonların aristokrat çevrelerden çıkarak modern müzelere evrilmesi, çalışmanın temel izleklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Rönesans döneminde ortaya çıkan nadire kabineleri, Floransa’da Medici ailesinin öncülük ettiği koleksiyonlar ve Louvre gibi kamusal müzelerin doğuşu, bu dönüşümün önemli durakları arasında yer alıyor.

AVRUPA’DAN AMERİKA’YA UZANAN SÜREÇ
Eserde, 19. yüzyılda Avrupa’da güçlenen müzecilik anlayışının, 20. yüzyılda ABD’de özel koleksiyonerler aracılığıyla yeni bir boyut kazanması da ele alınıyor. Özel müzelerin bu dönemde küresel bir kültürel güç haline geldiği vurgulanıyor.
TÜRKİYE’DE KOLEKSİYONERLİĞİN DÖNÜŞÜMÜ
Kitapta Türkiye’ye de geniş bir yer ayrılıyor. Osmanlı döneminde saray merkezli ve sınırlı kalan koleksiyon anlayışının, Müze-i Hümayun’un kurulmasıyla farklı bir boyuta taşındığı aktarılıyor.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında devletin sanat alanındaki rolü öne çıkarken, 1980 sonrası ekonomik dönüşümle birlikte özel sermayenin sanat alanındaki etkisinin arttığına dikkat çekiliyor. 2000’li yıllarda İstanbul’da çoğalan özel müzelerin, 2010 sonrasında Anadolu’ya yayılarak yeni kültürel merkezler oluşturduğu da kitapta yer buluyor.

AKADEMİK ÇALIŞMADAN KİTABA
Yeditepe Üniversitesi’nde hazırlanan bir yüksek lisans tezine dayanan eser, sanat öğrencileri ve araştırmacılar için kapsamlı bir kaynak sunmayı amaçlıyor. Prof. Dr. Marcus Graf’ın önsözüyle yayımlanan kitap, sanatın yalnızca estetik değil, aynı zamanda sosyal ve politik bir alan olduğuna da dikkat çekiyor.
Kaynak:Haber Merkezi