“Sevgili Yelena Sergeyevna”: Masum bir doğum günü mü, ahlakın sınavı mı?
17
GAZETE PENCERE - Bazı oyunlar vardır; daha ilk sahnede “Bu gece sadece bir hikâye izlemeyeceğim” hissini verir. “Sevgili Yelena Sergeyevna” tam da böyle bir yerden açılıyor. Kapısı çalınan bir ev, elinde çiçeklerle gelen öğrenciler ve doğum günü kutlaması gibi görünen bir ziyaret… Her şey gayet sıcak, hatta sıradan. Ama o sıradanlık birkaç dakika içinde çatırdamaya başlıyor. İdealist bir matematik öğretmeni olan Yelena Sergeyevna’nın evinde başlayan bu gece, kısa sürede bir kutlamadan çıkıp bir “hesaplaşma odasına” dönüşüyor. Çünkü mesele doğum günü değil. Mesele, o evde bulunan herkesin, hatta salonda oturan seyircinin bile kendi doğrularını sorgulayacağı bir eşik.
27
Elinde çiçek ve hediyelerle gelen öğrencilerini büyük bir mutlulukla karşılayan idealist matematik öğretmeni Yelena Sergeyevna, onların niyetlerinin kendisini mutlu etmek değil çıkarlarının peşlerinde koşmak olduğunu acı bir şekilde fark eder. Moskova'da üniversite okumak isteyen öğrencilerin tek derdi sınav kağıtlarına erişmektir. Anahtar ise Yelena Sergeyevna'nın kendisidir. Yönetmen Bora Seçkin'in dediği gibi gece boyunca doğrularımızla, yanlışlarımızla, düşüncelerinizle, duygularımızla, davranışlarımızla sınanacağımız bir yolculuk başlar.
37
2 perdelik oyun boyunca kötülüğün büyük bir patlama gibi değil, küçük gerekçelerle ve “mantıklı” cümlelerle büyümesini izliyoruz. Öğrenciler, kendilerince haklılar. Öğretmense bu baskıdan dolayı hem kendini hem eğitim sistemini sorgular hatta istifa etmeyi düşünür. Ancak sahnede gördüğünüz şey, herhangi bir döneme sıkışıp kalmıyor. Çünkü “etik çöküş” dediğimiz mesele, ülke adı değişse de yöntem değiştirmiyor.
47
Oyun mekânı olarak seçilen ev atmosferi, metnin psikolojik gerilimini iyice güçlendiriyor. Çünkü her şey “yakın.” Olaylar uzakta bir yerde değil; tam gözümüzün önünde oluyor. Kaçış yok. “Sevgili Yelena Sergeyevna”, bir öğretmenin öğrencileriyle yaşadığı bir geceden fazlası. Bu oyun, doğru ile yanlış arasındaki çizginin ne kadar kolay silinebileceğini gösteren bir yüzleşme. Ve belki de en sert uyarısını şu yerden yapıyor: Yanlışlar görmezden gelinirse, kötülük normalleşir.
57
1991'de Kenter Tiyatrosu'nda Yıldız Kenter'in oynadığı öğretmen Sergeyevna rolünde Hazal Uprak'ı izliyoruz. Her şeyin en iyisine sahip olmalıyım bu uğurda her şeyi yapabilirim diyen Lalya'yı Ayşecan Tatari canlandırıyor. Oyunun en baskın karakteri, lafebesi Volodya'yı Cihat Faruk Sevindik oynuyor, sahneye çok hakim. Geçmişte yönetmen Bora Seçkin'in canlandırdığı Pacha rolünde Direnç Dedeoğlu'nu ve en kırılgan ruh haliyle Vitya rolünde Elyesa Çağlar Evkaya var.
67
Lyudmila Razumovskaya'nın 1979 yılında SSCB yönetimindeki bakanlığın isteği üzerine "sorunlu gençler" üzerine yazdığı oyun Kültür Bakanlığı tarafından 'Sovyet gençlerinin böyle sorunları yok' diyerek yasaklanır. 1980’lerin sonuna gelindiğinde ise neredeyse tüm Avrupa dillerine çevrilmiş. Günümüzde de dünyanın dört bir yanında sahnelenmeye devam ediyor. Yasaklar bugüne kadar neye çare olmuş ki!
77
Gecenin en güzel sürprizlerinden biri de 'Sevgili Yelena Sergeyevna'’yı dilimize çeviren Belgi Paksoy’u sahnede görmek oldu. Paksoy'un “Genelde kuşaklararası farklılıkların trajik uç noktalarının çağdaş tiyatroya yansıması” diye tanımladığı oyun ocak ve şubat ayı boyunca Üsküdar Müsahipzade Celal ve Kerem Yılmazer Sahneleri'nde dönüşümlü olarak izlenebilecek.
Kaynak:Nilay Can