Toplumcu gerçekçi şiirin öncüsü Nazım Hikmet Ran'ın ölüm yıldönümü
16
Nazım Hikmet Ran, Türk edebiyatının ve dünya edebiyatının unutulmaz isimlerinden biridir. 20. yüzyılın en önemli şairlerinden biri olarak kabul edilen Nazım Hikmet, 20. yüzyılın başlarından ölümüne kadar süren hayatı boyunca döneminin önemli olaylarına tanıklık etmiş, sanatıyla ve duruşuyla birçok kişiyi etkilemiştir.
Memleketimden insan manzaraları geçiyor gözümün önünden:
Önce dört yanı sarılmış gözleri kör bir çocuk
Kucağında bir yığın çöp, sırtında bir yığın dert
Üstünde bir yığın hükümet kararı ve ayaklarının altında
Köpekler ve kediler ve sinekler ve karıncalar
Geçiyor gözümün önünden memleketimden insan manzaraları.
26
Nazım Hikmet, 15 Ocak 1902'de Selanik'te doğdu. Babası, Osmanlı döneminde önemli bir devlet görevlisi olan bir doktordu. Kültürlü bir ailede büyüyen Nazım, genç yaşlarda edebiyata ilgi duymaya başladı. İlk şiirleri 15 yaşında yazdı. Paris'e gitmesiyle birlikte edebi çalışmalarına hız verdi ve orada edebi çevrelerle tanıştı. Fransız kültürü ve edebiyatı Nazım'ın eserlerine derin etkiler bıraktı.
Sen esirliğim ve hürriyetimsin,
Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin,
Sen memleketimsin.
Sen ela gözlerinde yeşil hareler,
Sen büyük, güzel ve muzaffer
ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin
36
Sen, ben ve çınar, üçümüz burada,
Yapraklarla örülü, dallarda sırada.
Sen, gözlerinle bakan, ben, düşlerle dolu,
Çınar ise sessizce bize huzur saçan.
Sen, yüreğimdeki sevda, ben, yıldızlara bakar,
Çınar ise kökleriyle toprağa yakar.
Biz, zamanın kucağında, birlikte dururuz,
Sözcüklerimiz sessiz, ama hislerimiz yankılanır.
Senin gülüşün, çınarın gölgesinde büyür,
Benim şarkılarım, çınarın dallarında süzülür.
Sonsuzluğa uzanan bu üçlü dostluk,
Gökyüzünde yıldızlarla, yerde köklerle sürer.
Sen, ben ve çınar, üçümüz bir arada,
Birlikte yaşar, birlikte anılarla dolup taşarız.
Sevgiyle örülen bu dostluk bağı,
Sonsuzluğa dek sürer, hiç solmaz, hiç ayrılmaz.
46
Nazım Hikmet'in eserleri, sadece edebi açıdan değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal açıdan da büyük önem taşır. Onun şiirleri, insan hakları, adalet, özgürlük gibi evrensel değerleri işler. Marksist ideolojiye yakınlığı ve hatta tutsaklık dönemini bu ideolojiye bağlı olarak geçirmesi, onun şiirlerine ve duruşuna yansımıştır. Ancak Nazım Hikmet'in eserlerindeki evrensel temalar, sadece belirli bir siyasi görüşe hitap etmez, tüm insanlığa seslenir.
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
Volter Rıhtımı’nda dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından
sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a
çiçeğini seyretmeliyiz onun,
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli
incecikten bir yağmurla karışarak.
Nazım Hikmet'in yaşamı, sanatıyla iç içe geçmiştir. Kendi yaşadıklarını, gözlemlerini ve düşüncelerini şiirlerine yansıtmıştır. Aynı zamanda yaşadığı dönemin toplumsal olaylarına da duyarlı bir şekilde yaklaşmış ve eserlerinde bu olayları işlemiştir. Onun şiirlerinde insan sevgisi, umut, özgürlük ve adalet arayışı daima öne çıkar.
56
Ancak Nazım Hikmet'in hayatı sadece şiirleriyle sınırlı değildir. Siyasi görüşleri nedeniyle birçok kez hapis cezasına çarptırıldı ve hatta sürgüne gönderildi. Türkiye'de siyasi nedenlerle uzun yıllar hapis yattı, sürgünde yaşadı. Ancak tüm baskılara rağmen asla mücadelesinden vazgeçmedi. Hatta hapis yıllarında bile yazmayı sürdürdü ve eserlerini yayımlamayı başardı.
Nazım Hikmet Ran, 3 Haziran 1963'te yaşama veda etti. Ancak ölümü onun eserlerinin etkisini azaltmadı, aksine onun önemi zamanla daha iyi anlaşıldı ve eserleri birçok kuşağa ilham kaynağı oldu. 2024 yılında da, onun ölüm yıldönümünde, Nazım Hikmet'in şiirleri ve yaşamı bir kez daha anılarla ve saygıyla anılmıştır. Onun eserleri, insanlığa ve özgürlüğe duyulan sonsuz bir özlemi ifade etmeye devam edecektir.
66
Büyük insanlık gemide güverte yolcusu
tirende üçüncü mevki
şosede yayan
büyük insanlık.
Büyük insanlık sekizinde işe gider
yirmisinde evlenir
kırkında ölür
büyük insanlık.
Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter
pirinç de öyle
şeker de öyle
kumaş da öyle
kitap da öyle
büyük insanlıktan başka herkese yeter.
Büyük insanlığın toprağında gölge yok
sokağında fener
penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor.