Vatikan ve Dresden’den bize ulaşan Dede Korkut…

Beyoğlu’nun kahverengi tabelalı mekanlarından Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin etkinlik alanı BlackBox'ın Anadolu Destanları serisinde Cengiz Özdemir ve Ceren Sungur 'Dede Korkut' üzerine çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.

Vatikan ve Dresden’den bize ulaşan Dede Korkut…

GAZETE PENCERE - 2025’te İlyada, Gılgamış ve Odysseia ile başlayan Cengiz Özdemir ile Anadolu Destanları söyleşilerini çok merak etsem de fırsat bulup katılamamıştım. Sonunda geçtiğimiz cuma akşamı dördüncü sohbeti dinleme şansı buldum. Tarihçi Ceren Sungur’un konuk olduğu programda bu kez sırada Oğuz Türklerinin bilinen en eski epik hikâyesi Dede Korkut vardı.

Yağmurlu bir akşamda iş çıkış saatinde salonu dolduranlar (biletler satışa çıktığı gibi tükendiği için salon tamamen doluydu) söyleşinin başlaması için sabırsızlanırken Ceren Sungur’un Youtube kanalı Tarih Obası’nın müdavimlerinin de aramızda olduğunu fark ettim. Ozan Sağsöz ile birlikte 9 yıl boyunca tarih, kültür, arkeoloji ve edebiyat üzerine 360 yayın yapan Cengiz Özdemir, Ceren Sungur’a da kendi programını yapması için ilham vermiş. “Bir kişi bile izliyorsa” yayınlar devam etmeli diyen iki ismin sohbetlerine Youtube kanalları üzerinden ulaşabilirsiniz.

whatsapp-image-2026-01-17-at-02-49-02

Ord. Prof. Dr. Mehmed Fuad Köprülü’nün, “Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut'u öbür gözüne koysanız, yine Dede Korkut ağır basar” dediği Dede Korkut, yarı efsanevi bir bilge ve kendi adını taşıyan destansı hikâyelerin de anlatıcısıdır.

Orijinal isimleri Oğuzname olan bu destanlar Oğuz Türkleri’nin 9. ve 15. Yüzyıllar arasındaki tarihi, yaşam tarzı, inanışları ve gerçekten yaşanmış olayların bir karışımı aslında diyor Ceren Hoca.

DÜNYA ÜZERİNDE İKİ NÜSHASI VAR

Dünya üzerinde bilinen ve tüm hikayeleri içeren iki el yazması var Dede Korkut destanlarının. Biri Dresden diğeri ise Vatikan. Sungur, “Nasıl oralara gittiklerini çok bilmiyoruz aslında. Birtakım söylentiler, hikayeler var. Elçilikler aracılığıyla olabilir, çeşitli gezginler kitapları toplayıp götürmüşler. Bizim bu destanları yeniden keşfetmemiz çok geç” diye anlattı.

15. Yüzyılda yazıya geçirildiği tahmin edilen Dede Korkut el yazmalarının biri Vatikan Kütüphanesi’nde diğeri Dresden Kraliyet Kütüphanesinde muhafaza ediliyor. Bilinen 12 hikâyeye ek olarak son bulunan 13. hikâye ‘Salur Kazan'ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi’ ise 61 sayfadan oluşuyor ve Vatikan’daki nüshadan daha eski bir zamana, 14. yüzyıla ait olduğu düşünülüyor.

Sözlü tarihin yazıya geçirilmesinde tek geç kalan biz değiliz. Cengiz Özdemir, Antik Yunan’da da benzer şekilde olduğunu çarpıcı bir örnekle anlattı: “İlyada Destanı 13. yüzyılda gerçekleşiyor yani Truva'nın yakılışı. Homeros ise 6. yüzyılda yaşıyor. Yani aradaki o 500-600 yıl boyunca bu zaten dilden dile aktarılan bir sözlü gelenek.”

whatsapp-image-2026-01-17-at-02-54-26

Fotoğraf: Ceren Sungur - Cengiz Özdemir

HİKAYELERİ YAZIYA KİM GEÇİRMİŞ?

Bu sözlü gelenek ne zaman ve nasıl yazıya geçirilmiş o da çok net değil. Ceren Sungur, “Dede Korkut'ta kimin yaptığını bilmiyoruz. Bulunduğu coğrafya ve içerdiği dil itibarıyla Akkoyunlu hükümdarı olduğu düşünülüyor” diyerek anlattı. Peki biz bu hikayeleri orijinalinden okursak ne anlatıldığını anlayabilir miyiz yoksa günümüz Türkçesine çevrilen versiyonları mı tercih etmeliyiz? Sungur bu soruya; “Orijinalinde rastlayacağınız şeylere diğerlerinde rastlayamazsınız. Ama orijinalini biz anlayabiliyor muyuz derseniz? Anlarsınız. Ben YouTube'da binlerce insana anlatıyorum. Gayet rahat anlıyorlar. Hatta çocuklar da anlasın diye bazen basitleştiriyorum. 'Türkçeyi Türkçeye mi çeviriyorsun?' diye kızıyorlar bana” diyerek esprili bir yanıt verdi.

Dede Korkut hikayelerini merak ederseniz açıp dijital kaynaklardan ulaşabilir, Youtube’dan izleyebilir ya da kitabı satın alabilirsiniz. Hiçbir zaman için geç kalmış değilsiniz çünkü 14. Hikayenin yarın mı ya da 50 yıl sonra mı bulunacağı belirsiz, yani hikaye devam ediyor.

Kaynak:Nilay Can

Öne Çıkanlar