Özel istihbarat şirketleri: İstihbaratın geleceği mi?

Türkiye’de siyasi kamplaşma maalesef o kadar keskinleşti ki, çok önemli meseleler takım tutar gibi partizanca ve objektiflikten uzak bir şekilde cereyan ediyor. SADAT meselesi de işte tam da böyle bir vaka. Bu makalede, SADAT ile ilgili olarak süregelen siyasi tartışmalara ve iddialara değinilmeyecek. Ama bu makalede SADAT örneği üzerinden özel istihbarat şirketlerinin istihbarat alanında halihazırdaki önemli rolü ve gelecekte bu rolün nasıl ve neden daha da ileri noktalara taşınacağı tartışılacak. Eğer bir okuyucu, SADAT’ı bir güvenlik şirketi olarak kabul edip Türkiye’deki özel güvenlik şirketleri için geçerli olan resmi mevzuat dahilinde SADAT’ı anlamaya çalışırsa, meselenin özünü idrak etmekte zorlanır.

Çok açıkça ifade etmek gerekirse, özel istihbarat şirketleri istihbaratın geleceğinde çok önemli rol oynayacak. Bunun nedeni açık. Çünkü istihbarat servisleri kısıtlı bütçe ve personel imkanları kapsamında ve güvenlik (personelin ve operasyonel faaliyetin) kaygılarını da dikkate alarak global veya bölgesel düzeyde gerçekleştirdiği istihbarat faaliyetlerini verimli şekilde sürdürememekte ve bu tür şirketlerden hizmet satın almak zorunda kalmaktadır.
Bu gerçekliğe, Türkiye de alışmalı ve Türk kamuoyu, güvenlik ve istihbarat bürokrasisi, istihbaratın bu şekilde değişen yapısına adapte olmalı. Bu adaptasyon ve alışma sürecinden kastım, özel istihbarat şirketlerinin bir demokratik ülkede olması gerektiği gibi, yasal düzenleme ve denetim mekanizmalarının tesis edilmesinin sağlanması. Bu ise öncelikle sağlıklı bir tartışma ve uzlaşma zemininin oluşturulması ile sağlanabilir.

İstihbaratın kirli yüzü mü?

İstihbarat şirketlerine örnek vermek gerekirse; Rusya’nın Wagner şirketi işte tam da böyle bir ticari yapıdır. Wagner, tüm dünya genelinde Rus istihbarat servislerinin faaliyetlerini bir yüklenici firma gibi üstlenmekte ve verdiği hizmetin karşılığında kâr elde etmektedir. Bu kirli bir iş midir? Evet, kirli bir iştir. Ama güvenlik-özgürlük dengesi tesis edilen yasal mevzuat ve denetim mekanizmalarıyla bu kirlenme de kontrol altında tutulabilir.

Wagner örneği son derece ön plana çıkmış olmakla birlikte, özel istihbarat şirketlerinin artan rolünü anlayabileceğimiz en iyi örnek, gerçekte ABD istihbarat yapısıdır. ABD güvenlik ve istihbarat kurumları, 1890’ların sonlarından itibaren özel şirketler ile ticari ilişkiler kurmaya başladı. Bu kapsamda Pinkerton Dedektiflik Ajansı ve bazı yerel izci örgütlenmeleri ABD silahlı kuvvetleri ile ücret karşılığında istihbarat toplanması amacıyla İspanyol-Amerikan Savaşı (1898) esnasında işbirliği tesis etti. Ayrıca Meksika-Amerikan Savaşı esnasında Meksika Casusluk Şirketi isimli özel bir yapı, ABD tarafından Meksika’ya yönelik olarak istihbarat toplamak amacıyla kullanıldı. Özel şirketlerin ABD istihbarat sisteminde sıklıkla kullanıldıkları bir diğer dönem ise ABD İç Savaşı yıllarıdır. İç savaşın meşhur generallerinden biri olan General George McClellan Allen, Pinkerton Dedektiflik Ajansı’nı, Birlik Ordusu’nun operasyonlarını desteklemek amacıyla kullandı. İç Savaş sırasında işadamı Lafayette C. Baker da Birlik Ordusu’nun kontr/espiyonaj soruşturmalarını ve askeri polisliğe dair ihtiyaçlarını karşılayan bir şirket kurdu.

ABD’de özel sektöre 50 milyar $ harcanıyor

ONLARCA ŞİRKET
İstihbarattaki bu ticari ilişkiler Soğuk Savaş dönemi ile birlikte çok daha sofistike hale geldi. Başkan Reagan ve Clinton dönemlerinde ABD istihbarat sistemi bünyesinde özel şirketlerin rolü hızla gelişti. Ancak söz konusu şirketler asıl önemli gelişim süreçlerini 11 Eylül saldırıları sonrasında tecrübe etti. Bu itibarla küresel düzeyde radikal terör ile mücadele özel şirketlerin kârlarını önemli ölçüde artırmasına neden oldu.

Artan ticaret hacimleri ve kârlılıkları ile birlikte hızla gelişen ABD özel istihbarat piyasası, küresel şirketlerin de bu alana yatırım yapmasına neden oldu. Bu kapsamda Lockheed Martin, Northrop Grumman, Raytheon, Boeing, Science Applications International Corporation (SAIC), Google, AT&T, Verizon ve Booz Allen gibi önemli uluslararası şirketlerin ABD istihbarat servisleri ile bu tür ticari ilişkileri olduğu iddiaları var. Günümüzde söz konusu ticari ilişkilerin önemli bir boyutu görüntü istihbaratı (IMINT) ve sinyal istihbaratı (SIGINT) alanı ile ilgili.

CASUSLAR
Gerçekte görüntü ve sinyal istihbaratı alanında ABD istihbarat sisteminin özel şirketler ile yakın işbirliği U-2 casus uçaklarının ve Corona casus uydularının geliştirilmesi noktasında 1960’lı yıllarda Lockheed Skunk Works ile imzalanan ticari kontratlara kadar gider.

Günümüzde ise Irak’ın işgali, Çin ve Rusya ile artan küresel rekabet, Suriye krizi, Afganistan’ın işgali, ABD’nin küresel radikal terör ile mücadele faaliyetleri kapsamında, ABD istihbarat sisteminde özel şirketlerin rolü bu tür istihbaratın toplanmasında çok daha sofistike hale gelmiştir. Bu kapsamda ABD orijinli özel istihbarat şirketlerinin ulaştığı ticaret hacminin 50 milyar ABD Doları’nı aştığı iddia edilmektedir. ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) tarafından yayınlanan bir rapora göre, özel şirketler 75 milyar dolar dolayında olan ABD istihbarat bütçesinin %75’ini kullanıyor. Yine bu rapora göre özel istihbarat şirketleri ile ticari ilişkiler kapsamında bu şirketler tarafından istihdam edilen personelin %27’si doğrudan operasyonlarda yer alıyor, %19’u ise istihbarat analisti olarak görevlendiriliyor.
Özel şirketlerin ABD istihbarat sistemine verdiği hizmetlerin bir diğer boyutu ise kontr-terörizm konularını kapsar. Hatta bu katkı dönem dönem belirli bir ticari ilişkinin de ötesine geçerek insana dayalı istihbarat (HUMINT) operasyonlarının planlanması noktasına dahi ulaştı. Bu itibarla bazı özel istihbarat şirketlerinin 2000’li yılların başında Irak’ta yerel istihbarat personelinin istihdamı ve bu personel vasıtasıyla eleman angaje etme konusunda CIA ile ticari ilişkiler geliştirdiği biliniyor.

Bununla birlikte CIA’nın Doğu Avrupa, Kuzey Afrika, Küba, Orta Doğu ve Orta Asya’daki bazı örtülü sorgu faaliyetlerini kimi taşeron özel istihbarat şirketleri vasıtasıyla gerçekleştirdiği ileri sürülüyor.
Obama döneminde özellikle Kuzey Pakistan’da radikal terör unsurlarına yönelik olarak silahlı insansız hava araçları ile gerçekleştirilen suikast eylemlerinde özel istihbarat şirketlerinin imkan ve kabiliyetlerinden yararlanıldığı ABD kamuoyu gündemine gelmişti.

SAKINCALAR
Özel istihbarat şirketlerinin bir istihbarat sistemi açısından oluşturabileceği sakıncalı ve avantajlı durumları da okurlarımıza aktarmakta fayda var. Sakıncalı ve tartışmalı durumlar şöyle özetlenebilir:
Bu şirketlerin artan ticaret hacimleri, resmi devlet görevlileri ile ister istemez, rüşvet vb. gibi kirli ilişkilerin gelişmesine neden olmuştur.

Özel istihbarat şirketlerinin ticari faaliyetlerin artan kapasiteleri, verimliliğin değerlendirilmesi ve kıymetlendirilmesi noktasında net bir verinin ve sonucun ortaya konamamasına neden olmaktadır.
Kâr motivasyonu ile hareket eden bir ticari şirketin sağladığı istihbarat hasılasının kalitesi, çoğu zaman oldukça tartışmalı hale gelebilmektedir. Bu kapsamda istihbarat raporları şişirme ve yalan bilgiler ile hazırlanabilmektedir.
Bu tür şirketlerin denetlenmesi ve kontrol edilmesi çoğu zaman oldukça güç hale gelebilmektedir. Sürdürülen faaliyetin özü itibariyle illegal nitelikte olması, denetim ve kontrol mekanizmalarını etkisizleştirmektedir.

FAYDALAR
Özel şirketlerin bir istihbarat sistemine sağladığı avantajlar ise şöyle özetlenebilir:
Özel şirketler bilgisayar yazılım, donanım ve diğer bilişim sistemlerini sağlama, geliştirme ve kullanma konusunda resmi kurum ve kuruluşlara göre çok daha verimli hareket edebilmektedirler. Bu nedenle de istihbarat şirketlerinin bilişim teknolojileri temelli olarak sahip oldukları imkan ve kabiliyetlerden istifade edilmesi, bir istihbarat sistemine son derece nitelikli katkı sağlayabilecektir.
Kâr amacıyla hareket eden özel şirketlerin idari açıdan hizmet sağlama, sürdürme, gelen şikâyetleri giderme ve sıkıntılı süreçleri yönetme konusunda hantal yapıya sahip resmi güvenlik ve istihbarat örgütlerine göre üstünlükleri söz konusudur.

Lojistik sağlama, lojistik ihtiyaçların giderilmesi ve planlanması konusunda kâr motivasyonuna sahip özel şirketler istihbarat ve güvenlik örgütlerine önemli katkı sağlamaktadırlar.
Özel istihbarat şirketleri, stratejik istihbarat oluşturma konusunda bünyelerinde istihdam ettikleri nitelikli akademisyenler ile birlikte, think-thank kuruluşları istihbarat sistemine önemli katkı sağlamaktadırlar. Resmi güvenlik ve istihbarat servislerinin bütçe imkanları ve personel istihdam etme konusunda yaşadıkları diğer sıkıntılar nedeniyle bu tür kaliteli personeli istihdam etmeleri zor bir süreçtir. Bu nedenle de güvenlik ve istihbarat servislerinin stratejik istihbarat ihtiyaçlarını akademik kuruluşlardan temin etmeleri daha verimli bir stratejidir.

SONUÇ
Sonuç olarak belirtmek gerekir ki; özel istihbarat şirketleri dünya genelinde artan ticaret hacmine ve faaliyet yapısına sahip. Özel istihbarat şirketlerinin, bir istihbarat sistemi içinde gelecekte oynayacağı rol daha da önemli hale gelecektir. Bu durum, gerek demokratik, gerekse demokrasisi sorunlu devletler için geçerli. Türkiye de SADAT vakası ile işte bu trendi tecrübe ediyor. Artan İHA-SİHA kapasitesi, Libya, Karabağ ve Suriye’deki istihbari faaliyetlerin aktif yapısı, bu durumun güncel bir mesele olarak karşımıza sık sık çıkmasına neden olacağı açıktır. Ama burada önemli olan nokta, bu tür şirketlerin demokratik bir denetim ve kontrol yapısı içinde faaliyet göstermesinin sağlanmasıdır.

Önceki Haber

“Her kopuş bir boğulmadır ve elbette yeniden su üstüne çıkacak cesareti bulana kadar”

Sonraki Haber

ALTIN KAPLI KUŞ

Son Haberler

Whatsapp Destek
1
Merhaba ;
Sizlere nasıl yardımcı olabilirim ?