“Beyin detoksu” diye bir şey yok, asıl temizlik uykuda oluyor
19
GAZETE PENCERE - “Beyin detoksu” artık neredeyse her yerde karşımıza çıkan bir ifade. Birkaç günlük beslenme listeleri, takviyeler, sosyal medyada dolaşan tarifler… Hatta bazıları bunun zihni sıfırladığını, beyni “toksinlerden arındırdığını” iddia ediyor. Ancak uzmanlara göre ortada ciddi bir sorun var: Bu kavram bilimsel bir terim değil.
29
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “beyin detoksu” adı altında sunulan uygulamaların nörobilim ve nöroloji literatüründe tanımlanmış bir karşılığı olmadığını söylüyor. Yani tıbbi anlamda “şu kadar günde beyninizi temizler” denebilecek standart bir yöntem yok.
39
Alp’e göre insanların bu kavrama ilgi duymasının nedeni, beynin gerçekten de kendini düzenleyen bir yapıya sahip olması. Ancak gündelik dilde “detoks” diye anlatılan süreçlerin, aslında beynin doğal işleyişiyle ilgili mekanizmaları yanlış bir paketle sunması sık görülen bir durum.
49
Beynin temel temizlik sistemi olarak bilinen glimfatik sistemin özellikle derin uyku sırasında daha aktif çalıştığını vurgulayan Alp, öğrenme ve hafızayla ilişkili süreçlerin de bu sırada toparlandığını belirtiyor. Aynı şekilde bazı nörodejeneratif hastalıklarla ilişkilendirilen proteinlerin temizlenmesinde de uykunun kritik rolü olduğuna dikkat çekiyor.
59
Kısacası, beyni toparlayan şey “gün içinde yapılan mucize tarifler” değil; geceleri alınan kaliteli uyku. Uzmanlara göre detoks kürleri, ani beslenme değişiklikleri ya da kontrolsüz kullanılan takviyeler için “beyni temizler” demek kolay ama bilimsel olarak güçlü bir dayanak yok. Üstelik bu işin bir de riskli tarafı var.
69
Alp, özellikle yüksek dozda ve kontrolsüz kullanılan takviyelerin karaciğer ve böbrek üzerinde ekstra yük oluşturabileceğini, bazı nörolojik ve psikiyatrik belirtileri olumsuz etkileyebileceğini söylüyor. İlaçlarla etkileşime girme ihtimalinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlatıyor.
79
“Doğal ürün” algısı, özellikle nörolojik rahatsızlığı olan kişiler için daha da problemli bir noktaya dönüşebiliyor. Alp’e göre epilepsi, Alzheimer, Parkinson, migren ya da multipl skleroz gibi hastalıklarda ani beslenme değişiklikleri, uzun açlık uygulamaları ya da bilinçsiz takviye kullanımı bazı şikâyetleri artırabiliyor. Bu nedenle bu tür uygulamaların sosyal medyadaki genel önerilerle değil, kişiye özel değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
89
Ekran “toksin” değil ama beyni yoruyor
Peki sürekli ekran karşısında olmak gerçekten “beyni kirletiyor” mu? Alp bu konuda da net: Ekran maruziyeti kimyasal anlamda bir toksin birikimi yaratmıyor. Ama beyni yoran başka bir şey yapıyor: Dikkat ve uyanıklık sistemini sürekli açık tutuyor.
Sürekli değişen görüntüler, bildirimler, hızlı içerik akışı… Bunların hepsi beynin dinlenme moduna geçmesini zorlaştırabiliyor. Bu da zamanla zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uyku bozukluğu olarak geri dönebiliyor.
99
Uzmanların ortak vurgusu şu: Beyin sağlığı “birkaç günde arınma” fikriyle değil, düzenli bir yaşamla korunuyor. Alp’e göre bunun temel taşı da kaliteli uyku. Çünkü beyin uykuda günün yükünü ayıklıyor, bilgileri düzenliyor, kendini yeniliyor. Uyku bozulduğunda ise sağlıklı beslenmenin, egzersizin ya da diğer iyi alışkanlıkların etkisi de sınırlı kalıyor.
Özetle “beyin detoksu” arayanlara verilecek en basit ve en gerçekçi cevap şu: Beynin detoksu uykuda oluyor.
Kaynak:Haber Merkezi