Mehmet Şandır

Mehmet Şandır

Sarı eylül

Geçen hafta önce okulların açılması ve yavrularımızın öğretmenleri ile kucaklaşmasının coşkusunu yaşadık/yazdık, hafta sonu 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nin hatıraları ile hüzünlendik…
Eylül ayı çok masum değil…
İnsanlık tarihinin önemli acılı/sancılı olaylarından birçoğu bu ayda yaşanmış…
Veya bu ayda yaşanan olaylar insanlık tarihinin dönüm noktaları olmuş, geleceği belirlemiş.
1980 yılı Eylül’ünde yaşadığımız askeri darbe, Türkiye ve Türk Milleti’ne bir yüzyıl kaybettirmiştir.
41 yıl önce, Eylül ayının 12. gününün sabahına kendilerine “Milli Güvenlik Konseyi” adını veren 5 kişilik bir cuntanın sokağa çıkma yasağı ile uyandık; Türk Silahlı Kuvvetlerini temsil ettikleri iddiasıyla Türk Milleti’ne silah doğrultmuşlardı. “…demokratik düzenin işlemesine mâni olan sebepleri ortadan kaldırmak" amacını gerekçe göstererek milletin demokratik iradesini/idaresini ortadan kaldırdılar. Tüm siyasi partileri ve ülkenin siyaset kadrosunu derdest edip Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kapattılar. Özgürlükçü 1961 Anayasası’nı ve buna dayalı olan tüm hukuk nizamını “muhtemel bir iç savaş ve kardeş kavgası” olarak gördükleri olayları bahane ederek suçladılar ve iptal ettiler. Hâlbuki bu olaylara “ihtilal ortamının oluşması” için göz yumduklarını daha sonra itiraf edeceklerdi.
Resmi rakamlara göre üç yıl içinde;
171’i işkence altında olmak üzere yaklaşık 300 insan hayatını kaybetti. 650 bin kişi gözaltına alındı, 230.000 kişi askerî mahkemelerce yargılandı, 7 bin kişi için idam cezası istendi ve 517 kişiye idam cezası verildi. Haklarında idam cezası verilenlerden 50 kişi asıldı. Yaşlarını büyüterek bir sağdan bir soldan olsun diyerek gencecik çocukları acımadan ölümlere gönderdiler. 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. 388 bin kişiye pasaport verilmedi. 30 bin kişi "sakıncalı" olduğu için işten atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi "siyasi mülteci" olarak yurt dışına kaçtı. Binlerce kişi yurt içinde “kaçak” durumuna düştü; nice yuvalar yıkıldı, aile faciaları yaşandı.
12 Eylül’ün sonuçları ve getirdiği “milli güvenlik” öncelikli korku düzeni hâlâ devam etmektedir.
1980 öncesi 10 yıllık hazırlık süresi ile birlikte 2000 yılına kadar 30 yıl devam eden istikrarsızlık sürecinin faili/sorumlusu ‘12 Eylül Askeri Darbesi’dir. Hâlbuki bu süreçte dünya yeniden tanzim edildi; soğuk savaş dönemi tamamlandı, tek kutuplu bir yeni düzen kuruldu.

  1. yüzyıla çok hazırlıksız yakalandık.
    Özgüvenini kaybetmiş bir toplum ve demokrasi özürlü bir devlet olarak 2000’li yıllara ulaştık.
    ‘Devletin anayasal düzeninin, millî varlığının, bütünlüğünün, siyasî, sosyal, kültürel ve ekonomik dâhil bütün menfaatlerinin ve ahdi hukukunun her türlü dış ve iç tehditlere karşı korunması ve kollanması’ göreviyle Milli Güvenlik Kurulu, bu dönemde kuruldu, kanunu bu dönemde çıkarıldı. Kendisini bu yetkileri kullanmakla görevli sayan güçler (!) hatta siyasi iktidarlar “iç ve dış tehdit” gerekçesi ile toplumu bir korku tünelinde baskıladılar. Konuşmaktan, düşünmekten, örgütlenmekten, itiraz etmekten korkan bir toplum haline dönüştük.
    Korku iliklerimize kadar işlemiş…
    BENCE
    Bugünkü iktidar, 12 Eylül ürünüdür; hâlâ “güven ve istikrar” vaat ediyor…
    Milli güvenlik/beka meselesi ve “iç ve dış tehdit” korkusundan besleniyor.
    Bugün biliyoruz ki 12 Eylül Askeri Darbesi (ve 15 Temmuz darbe teşebbüsü) bir CIA operasyonudur.
    Jeopolitik değeri ve tarihi özgül ağırlığı yüksek olan Anadolu coğrafyasını kontrol altında tutmayı çok önemseyen küresel güçler Türkiye’yi “our boys” veya “eşbaşkanlarla” yani “kendi adamları” ile yönetmek konusunda her zaman her yolu ısrarla deniyorlar. Büyük Orta Doğu Projesi böyle bir denemedir.
    “Türkleri Orta Asya karanlıklarına geri gönderemeyen”, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşuna engel olamayan, SEVR’I uygulayamayan, Çanakkale’yi geçemeyen ve “geldikleri gibi geri giden” küresel güçler, bugün, PKK’nın yanına DHKPC, IŞİD, El Kaide, HTŞ gibi mezhep ağırlıklı selefi terör örgütlerini de ilave ederek “Haçlı“ saldırılarına devam etmekteler; Türkiye’yi her yönden kuşatmaya çalışıyorlar.
    Ancak, dün başaramadılar. Bugün de yarın da başaramayacaklar.
    Eylül ayı yalnız bize SARI değil;
    1 Eylül 1939’da kendi aralarında 6 yıl savaştılar yaklaşık 100 milyon insan öldü…
    11 Eylül 2001 tarihinde besleyip büyüttükleri El Kaide militanları kendi uçakları ile İkiz Kuleler’e saplandı, 3.000 insan öldü…
    SONUNDA,
    “Yirminci Yüzyılın Sonu” kitabının yazarı meşhur Amerikalı tarihçi John Lukacs’ın “Türkler hâlâ Mezopotamya’nın, başında olsalardı, bu hepimiz için daha iyi olmaz mıydı?” özeleştirisine mecbur olacaklar.
    12 Eylül 1980’de hayatını kaybeden insanlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehmet Şandır Arşivi