Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan süreç açıklaması: Bundan geriye dönüş yok ve olmayacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım, Terörsüz Türkiye sürecidir. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan süreç açıklaması: Bundan geriye dönüş yok ve olmayacak

GAZETE PENCERE - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapanış programında konuştu.

"Türkiye savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır" diyen Erdoğan, "Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz onlarca yılın emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır. Daha büyük başarı hikayelerini birlikte yazacak, savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız" ifadelerini kullandı.

Savaş sanayisinin değişim yaşadığını belirten Erdoğan, "Dünyamız hızla değişirken harp sanayimiz köklü bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bundan elbette güvenlik kavramı da nasibini alıyor. Bugün güvenlik artık yalnızca tek bir alana, sahaya, sanayi koluna hapsedilemez. Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime kadar güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir" dedi.

Yazılımlar ve siber güvenliğin önemli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından başlıklar şöyle:

"YENİ DÖNEMİN KURUCU AKTÖRLERİNDEN BİRİ TÜRKİYE’DİR"

"Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir. Bölgemizde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ediyoruz.

İnsansız araçlardan otonom sistemlere, karar destek mekanizmalarından yeni nesil teknolojilere uzanan geniş bir yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduk. Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye’dir."

recep-tayyip-erdogan-2

"TÜRKİYE'YE KASTEDECEK HER UNSURUN BİLEĞİNİ BÜKECEK KUDRETE SAHİBİZ"

"Türkiye, yeni nesil milli muharip uçağını, insansız savaş uçağını, helikopterini, İHA’sını, SİHA’sını üreten, elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, hava savunma sistemini, radarını geliştiren, tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini ve insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden bir ülkedir.

Velhasıl denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir."

"KISA VADEDE HEDEFİMİZ 11 MİLYAR DOLARI AŞMAK"

"Gerek SAHA 2026’da sergilenen gurur verici ürünlerimiz gerekse geçen hafta açıklanan ihracat rakamlarımız ne demek istediğimizi çok net anlatırken aynı zamanda ülkemizin ulaştığı seviyeyi de ortaya koyuyor. Göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye, savunma sanayinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak bunu tersine çevirdik.

2025 yılında savunma ve havacılık ihracatında tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktık. Savunma ve havacılık ihracatımız nisan ayında 962 milyon dolara yükseldi. 2026’nın ilk dört ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk dört ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır."

"TRUVA ATLARININ SABOTAJLARIYLA MÜCADELE ETTİ"

"Milletimizin göğsünü kabartan, dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikayesini yazmamız elbette kolay olmadı. Görünür görünmez nice engelle karşılaştık. Ambargolarla, kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi. Parasını ödediğimiz sistemlerin verilmediği günler oldu. S

Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil, içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da sureti haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik."

"BALIKLAR ÜRKÜYOR DİYENLER GELİP FUARIMIZI ZİYARET ETTİLER"

"Türkiye savunma sanayinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. 'Başımıza yeni icat çıkarmayın' dediler. 'Dışarıdan almak daha kolay' dediler. 'Ekonomik olarak mümkün değil' dediler. 'Savunma sanayi yatırımları verimsiz' dediler. Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman milli şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da 'balıklar ürküyor' gibi komik argümanlarla savunma sanayi hamlelerimizi engellemeye çalıştılar.

Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. 'Balıklar ürküyor' diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler. Ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla mağlul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz ve ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. 'Yapamazsınız' diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2026’da olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız ve harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik."

"KRİTİK HALKLARDAN BİRİ DE İÇ ÇEPHE"

"Savunma sanayi ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası, bizim iç cephe olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikattir ki milli bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur.

Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kanıyorsa böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz."

"NİCE SALDIRIYI, KUŞATMAYI BU RUHLA PÜSKÜRTÜK"

"Bizim binlerce yıllık tarihimizin neredeyse her devresi mücadeleyle geçmiştir. Hem devlet hem de millet olarak verdiğimiz her mücadeleyi iç cephemizi tahkim ederek kazandık. Yeri geldi top seslerini yavrularımıza ninni yaptık. Yeri geldi aç kaldık, susuz kaldık, silahsız kaldık, mühimmatsız kaldık. Ama hiçbir zaman inancımızı yitirmedik. Birlik ve bütünlüğümüzden ödün vermedik.

Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım, 18. ayını dolduran Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci, Türkiye’yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır."

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNDEN GERİYE DÖNÜŞ YOK"

"Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir. Bu mevzinin fikri ve siyasi müşterek karargahı elbette Cumhur İttifakı’dır. Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı’dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir.

Bu hedefe ezber kalıplarla değil, basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı özgüvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir.

Bu iradenin temelinde 'Vatan sağ olsun' diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Bu iradenin temelinde şehit eşleri, şehit çocukları ve şehit yakınlarımız vardır. Gazilerimizin fedakârlıkları vardır. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar