Dervişoğlu'ndan Bahçeli'ye "İmralı" tepkisi: 'Bu ihanetin mutlaka hesabı sorulacaktır'

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, 'Kimse gitmezse üç beş arkadaşımla birlikte İmralı’ya ben giderim' diyen MHP lideri Bahçeli'ye tepki gösterdi. Dervişoğlu, "Bu ihanetin mutlaka hesabı sorulacaktır ve ihanetin zaman aşımı yoktur" dedi.

Dervişoğlu'ndan Bahçeli'ye "İmralı" tepkisi: 'Bu ihanetin mutlaka hesabı sorulacaktır'

GAZETE PENCERE - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Bursa'da partisi tarafından düzenlenen iftar programına katıldı.

Partililerin katılımıyla gerçekleşen iftar programında konuşan Dervişoğlu, ekonomik krize değindi.

Türkiye'nin bugün zor durumda olduğunu belirten Bahçeli, "Emeklisi tenceresini kaynatamamaktadır. İşçisi, asgari ücretlisi, emekçisi ve sabit gelirlisi zor durumdadır. Gençleri geleceklerinden umutsuzdur. Kadını mutsuz ve güvencesizdir. Çiftçisi üretimden kaçmakta, yüksek maliyetler yüzünden toprağa düşürdüğü terin karşılığını alamamaktadır. Sanayicisi yarınından endişe etmekte, esnafı kepenk kapatma tehlikesiyle karşı karşıya, vergi, kira, stopaj derdindedir. Yüksek maliyetler ve hacizlerle boğuşmaktadır insanlar. 25 milyonu aşmış icra ve haciz dosyaları adliyeyi çalışamaz, kilitlenir bir hale getirmiştir. Bütün bunlar yanlış ekonomik kararlar, yolsuzluklar, israflar yüzünden başımıza gelen felaketlerden ibarettir" diye konuştu.

"AÇILIM SÜRECİ İHANETİYLE MEŞGUL EDİLİYORUZ"

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun yürüttüğü süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"Yaklaşık bir buçuk yıldır millî varlığımızı tehdit eden yeni açılım süreci ihanetiyle meşgul ediliyoruz ve onun üzerinde yorumlar, değerlendirmeler yapıyoruz. Cani başının Meclis kürsüsüne davetle ve umut hakkından yararlanması talebiyle başladı her şey. Biz o zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu çağrı yapılınca İYİ Partili milletvekili arkadaşlarımızla bir araya geldik. İmralı’daki cani başına umut hakkı vererek onu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Atatürk’ün kürsüsünden millete hitap ettirmeye kalkışacaklar. Bunun için çağrıda bulunuyorlar. Bu çağrıya çare nedir diye kendi aramızda tartıştık. İYİ Parti milletvekillerinin parlamento grubunda aldığı kararı, altını çizerek Bursalı arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum. 'Abdullah Öcalan denen caniyi umut hakkı vaat ederek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kim davet ederse etsin, İYİ Parti’nin milletvekillerinin cesedini çiğnemeden o hain bu Meclise giremez' kararı aldık. Süreçleri biliyorsunuz. Sonra yaşananların hepsi sizlerin gözleri önünde cereyan etti. Biz direnç gösterdikçe onlar vaatlerini daha da belirgin hale getirdiler. Bir komisyon kurulması talebinde bulundular. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan bu komisyonla bu sorunun tartışılmasının gerekliliğine işaret ettiler. Bir korsan komisyon kuracaklardı. Yetkisiz, etkisiz ama bu komisyonu sadece ve sadece melun planlarına Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alet etmek için kurmayı planlıyorlardı. Sonra araştırdık, baktık. Komisyon talebi ne Sayın Erdoğan’dan ne Sayın Bahçeli’den geliyor. Komisyon kurulmasını isteyen ve kendisini Türkiye Cumhuriyeti Devletiyle eşitlemeye kalkışan Abdullah Öcalan denen katilin ta kendisiymiş. Siyasi partileri uyardık. Başta Ana Muhalefet partisi olmak üzere bu komisyona katılmayı düşünen siyasi partileri uyardık. 'Bu korsan komisyona dâhil olmayın. Bunların yaşama geçirmek istedikleri hain senaryoların figüranı durumuna kendinizi düşürmeyin' dedik. Hepsiyle ayrı ayrı görüştüğümü söyleyebilirim. Ama üzülerek gördüm ki, üzülerek müşahede ettik ki o komisyonun kuruluşunun öncesinde Meclis’te yaşanan trafik, bütün siyasi partilerin birbiriyle olan diyalogları komisyonun kurulmasını mecburî hale getirdi. Neticede komisyon kuruldu. Yedi buçuk aydır da bu komisyon çalışıyor. Şimdi bir komisyon raporu tanzim etmek suretiyle raporu milletimizle paylaştılar.

"ÖCALAN’LA DEVLETİ EŞİTLEMEK İSTİYORLAR"

Bu süreçte başka bir şey daha yaşandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan bu komisyonun İmralı canisini cezasının infaz edildiği yerde ziyareti söz konusu oldu. O zaman da siyasi partileri uyardık. 'PKK eşittir Abdullah Öcalan, o da eşittir Kürtler' denklemi üzerinden İmralı’daki şehit katili Abdullah Öcalan’la devleti eşitlemek istiyorlar. 'Bu tuzağa düşmeyin', dedik ve ona umut hakkı vaat eden bir siyasi partinin genel başkanı çıktı ve 'İmralı’ya kimse gitmezse üç beş arkadaşımla birlikte gerekirse İmralı’ya ben giderim.' dedi. O kişi Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ydi.Yuhlamak yok. Bizde herkesin yüzüne söylenmesi gerekenin söyleneceği bir siyasi duruş ve tavır var. Niye yuh çekelim ki ona? Ona yuh çekersek şayet bütün bu yaptıklarını da sindirmemize vesile olabilecek satır başlarını açmış oluruz. Hain her yerde haindir. Açıkça söylüyorum, bu ihanetin mutlaka hesabı sorulacaktır ve ihanetin zaman aşımı yoktur. İmralı’daki cani, o şehitlerimizin, evlatlarımızın katili, cümlemizin geleceğine kastetmiş o örgütün hain elebaşı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden bir alt komisyonun kendisini ziyaret etmesiyle birlikte işte şu cümleyi sarf ediyor: 'Bütün bunları yaptık, komisyonu kurdurduk ve müzakere gücümüzü de herkese gösterdik.' Yani bu komisyon, aslında bakarsanız, sorun çözmek için kurulmuş bir komisyon değildir. Şayet öyle olmuş olsaydı sorunu olan birinin herhangi bir sorunu da bugün çözülmüş olurdu. Uyardık ve söyledik, sorun çözmeye taalluk etmeyecek bu komisyonun hangi saikle kurulmak istediğinin çok doğru anlaşılması lâzımdır.

"O CANİYİ İMRALI’DAKİ KODESİNDE ÇÜRÜTMEK BİZİM BOYNUMUZUN BORCU OLSUN"

Hangi çağrıyla başladıysa o çağrının satır aralarının doğru bir biçimde analiz edilmesi gerekiyor. Ne demişlerdi orada? 'Abdullah Öcalan Meclis kürsüsüne gelsin, konuşsun.' Abdullah Öcalan Ankara’nın Çankaya ilçesinde yaşamadığına göre demek ki o katilin Meclis kürsüsüne gelebilmesi için hürriyetinin kendisine bahşedilmesi lâzım. İşin en başında Abdullah Öcalan denen katilin serbest bırakılması hayali vardır. Burada şehit ailelerinin huzurunda konuşuyorum. O caniyi İmralı’daki kodesinde çürütmek bizim boynumuzun borcu olsun. Elbette onu kolay kolay salamazlar. Şu millete verecekleri hesabın altından kalkamayacaklarını en az bizim kadar onlar da biliyor. Ama bir mesafe daha kat edebilmeleri mümkün bu yolla: Türkiye’nin tartışılmazlarını tartışmaya açmak. Dikkat ederseniz yaklaşık bir buçuk seneden beri işaret ettiğimiz tehlike gerçek olmuştur ve Türkiye’nin vatandaşlık tanımı, vatan bütünlüğü, dil birliği başta olmak üzere bütün değerleri tartışma masasına yatırılmaya başlanmıştır. Yani söylediklerimizde biz, her zaman olduğu gibi, haklı çıktık. Yazılan komisyon raporunda da aslına bakarsanız milletten korktukları için somut bir şey ifade edemiyor. Rapor baştan aşağı muğlak ifadelerden oluşmuş ve aslında rapor niteliği olmayan bir yazılı metin olma vasfıyla kendini gösteriyor. 'Biz her şeyi yapardık ama elimizde yetki yok' demek suretiyle yapmak istediklerini yasal düzenleme kılıfı altında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine taşıyacakları da âşikâr. 'Raporu okuyorsunuz, bu raporda diyorlar, ne gördün?' Raporda anlatmak istemediklerinizi gördüm. Raporda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesinin tartışıldığını gördüm. Raporda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşlık tanımından vazgeçilme iradesi sergileme tehlikesi gördüm. Bu raporda Gazi Mustafa Kemal’in 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir' diye birliği oluşturan, o birliği bozmaya kalkışan adımlar atıldığını gördüm. Onun için o rapora ve o raporun yazarlarına isyan ediyorum.

Kaynak:ANKA

Öne Çıkanlar