Erdoğan ile Bahçeli’nin yol ayrımının ilk işaret fişeği

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Öcalan’ın statüsüyle ilgili tartışmalara “İmralı şu anda gerekli olduğu şekilde Adalet Bakanlığımız tarafından işletiliyor” dedi. Bu yanıt üzerine eski defterler açıldı ve “yol ayrımının ilk işaret fişeği” yorumu geldi.

Erdoğan ile Bahçeli’nin yol ayrımının ilk işaret fişeği

GAZETE PENCERE - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli önceki gün partisinin grup toplantısında şöyle demişti:

“Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?

Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır. Bunun çözümü nasıl olacaktır? ‘Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?

Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır.”

Bahçeli’den sonra DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da PKK lideri Abdullah Öcalan için ‘statü’ istemişti:

“Kalıcı bir barış için sayın Öcalan’ın statüsü yasal bir düzenlemeyle tanınmalı ve hukuki güvence altına alınmalıdır. Bu süreç sözde kalmamalı, TBMM çatısı altında yasal düzenlemeler hızlıca yapılmalı.”

Bir gazeteci, Bahçeli’nin bu açıklamasını grup toplantısı sonrası Erdoğan’a sordu.

Cumhurbaşkanı, gazeteciye “Ne açığı?” diye sordu.

Bunun üzerine gazeteci sorusunu “İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacak dedi sayın Bahçeli. Ne söylemek istersiniz?” diye tekrarladı.

Cumhurbaşkanı şöyle yanıt verdi: “İmralı şu anda gerekli olduğu şekilde Adalet Bakanlığımız tarafından işletiliyor.”

ERDOĞAN İLE BAHÇELİ YOL AYRIMINDA MI?

Halk TV yazarı Mehmet Tezkan bugün “Erdoğan ile Bahçeli yol ayrımında mı?” başlıklı yazı kaleme alarak Erdoğan’ın çıkışının “anlamlı” olduğunu arşivden hatırlatmalarla anlattı.

Mehmet Tezkan’ın yazısı şöyle:

Bahçeli’nin Öcalan’a yönelik talebini duyanlar Erdoğan’ın verdiği yanıtı görünce bu yorumu çok rahat yapabilir…

Evet, yol ayrımının ilk işaret fişeği diyebilir…

Neden mi?

Önce iki liderin sözlerine bakalım…

Bahçeli partisinin grup toplantısında dedi ki; 'bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır.'

Erdoğan AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada statü mevzuuna girmedi. Ama toplantı çıkışında gazeteciler sordu.

Yanıtı netti, yanıtı Bahçeli’ye idi… ‘İmralı şu anda gerekli olduğu şekilde Adalet Bakanlığı tarafından işletiliyor’ dedi.

Dikkatinizi çekerim. Erdoğan bu sözleri kürsüde söylemedi. AKP milletvekillerine seslenirken dillendirmedi. Meclis’te yürürken soru üzerine ayak üstü söyledi…

Böylece hem Bahçeli’ye yanıt vermiş oldu hem de aralarında çekişme varmış görüntüsü vermekten kaçındı. Konuşmasının bir bölümünü Öcalan’ın statüsüne ayırsaydı başka anlama gelirdi…

Şu notu da düşelim… Erdoğan bu soruyu bilerek aldı, isteyerek yanıt verdi. İstemese duymazdan gelir veya kaçamak cevap verirdi…

Bunun onlarca örneği var… Birkaçını hatırlatayım…

Mesela, Bahçeli’nin ‘Meclis heyeti gitmezse üç arkadaşımı alır İmralı’ya kendi imkanlarımla giderim’ sözü sorulduğunda duymazdan geldi…

Mesela, Dışişleri Bakanı Fidan’ın Kaan motorlarının yaptırımlara takıldığı açıklaması sorulduğunda da aynı tavrı sergiledi. Duymazdan geldi…

Mesela, ‘her türlü işbirliğine açık olduğunu söylediğiniz ama DEM’liler somut adım yok’ diyor adım gelir mi? Sorusuna A haber muhabirine dönerek ‘Rüya sen ne diyorsun’ diye yanıt vermişti…

Mesela; muhabirin ‘F-35’lerin akıbetini merak ediyorum’ sorusunu ‘ne kadar da meraklısın. Ben senin kadar meraklı değilim. Takip ediyoruz’ diye geçiştirmişti…

Dün de aynısını yapar duymazdan gelirdi. Yapmadı. İmralı’nın statüsünün belli olduğunu, statü açığı olmadığının altını çizdi…

O halde Erdoğan ve Bahçeli yol ayrımında diyebiliriz?

Hayır diyemeyiz…

Görüş ayrılığında diyebiliriz.

Şimdi gelin ne olup bittiğine bakalım…

Terörsüz Türkiye süreci bir yere kadar iyi gitti ama tıkandı. Tıkanma nedeni şu; Öcalan ‘bana özgürlüğümü verin statümü belirleyin. İletişim kanallarım açık olursa silah bırakmayı hızlandırırım’ diyor. AKP ise önce silahlar tamamen bırakılacak ondan sonra infaz indirimine bakarız havasında…

Bahçeli düğümü çözmeye çalışıyor. Planlananların yapılması için statü meselesini çözmemiz lazım diye ısrar etmesinin neden bu…

Öcalan da bir an önce terörist başı damgasından kurtulup başmüzakereci konumuna geçmek istiyor. Bu sıfatı vermiyorsanız bari umut hakkıyla özgürlüğümü verin diye diretiyor.

Cuma günü Öcalan’ın yeni bildirisi yayınlanacak. Öcalan ‘umut hakkı’ ve ‘başmüzakereci’ meselesine açık veya üstü kapalı değinecektir kuşkusuz. Terörsüz Türkiye için şart diyecektir…

Bahçeli bunu bildiği için galiba ön aldı. İmralı’nın statü meselesini bu sebeple açtı. Tıkanmanın farkındayız, çözüm arıyoruz demek için…

Bahçeli’nin bu çıkışının çeşitli adresleri var. Biri de Öcalan. Statü çıkışıyla yaptıklarının farkındayız acele etme mesajı vermek istemiş olabilir…

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar