Feti Yıldız'dan İlhan Cihaner'e dezenformasyon yasası yanıtı
MHP'li Feti Yıldız, imzacısı olduğu "dezenformasyon yasası" hakkında paylaşım yapan ve eleştirilerde bulunan CHP'li İlhan Cihaner'e yanıt verdi.
GAZETE PENCERE - MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, eski CHP milletvekili başsavcı İlhan Cihaner'in, "dezenformasyon yasası"yla ilgili yazısına sosyal medya hesabından yanıt verdi.
Eleştirenlerin yasayı anlamadığını savunan Feti Yıldız, "Dezenformasyon Yasasını eleştirenlere bakıldığında yasayı ve gerekçesini doğru dürüst okumadıkları ya da okuyup anlamadıklarını görürüz. Mesleki tecrübeniz, entelektüel birikiminiz meselenin aslını anlamamızı kolaylaştıracaktır. Daha önce izah ettiğimiz gibi dezenformasyon yasası hazırlanırken bir çok batılı ülkedeki Mehaz Kanun detaylı şekilde incelenmiştir. Teklifin kanunlaşması sırasında uzun tartışmalar yapıldı. Sivil toplum kuruluşları komisyona davet edildi. Uygulayıcılar, akademiler. hemen herkes dinledi" dedi.
Yasanın sansür getirmediğini belirten Yıldız, şöyle devam etti:
"ZİNHAR SANSÜR KANUNU DEĞİLDİR"
"Suçun oluşması için gerekli beş şartın bir arada olması gerekliliğini tarafların alkışladı. İlk imzacısı olduğum teklif zinhar bir sansür kanunu değildir. TCK'daki düzenlemede: Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli olacak şekilde alenen yaymak suç olarak düzenlenmiştir.
'Kamu barışını bozmaya' elverişli olması suçun oluşması için ilk şarttır. Bu suç somut tehlike suçudur. Dezenformasyon olarak nitelendirilen fiillerin, kişilerin bireysel kanaatlerini açıklama veya haber verme haklarıyla karıştırılmaması için fiilin, halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle gerçekleştirilmesi ilave bir unsur olarak aranmıştır."
Sayın İlhan Cihaner (@ilhancihaner)
— Feti Yıldız (@YildizFeti) March 24, 2026
Dezenformasyon Yasasını
eleştirenlere bakıldığında yasayı ve gerekçesini doğru dürüst okumadıkları yada okuyup anlamadıklarını görürüz.
Mesleki tecrübeniz, entelektüel birikiminiz meselenin aslını anlamamızı kolaylaştıracaktır.
Daha önce…
"YASADAKİ BEŞ ŞART BİR ARADA DEĞİLSE SUÇ GERÇEKLEŞMEZ"
"Dezenformasyona konu içerik, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili doğrudan asılsız bir bilgi olabileceği gibi tahrif edilmiş bir bilgi de olabilir. Yasanın aradığı beş şart bir arada gerçekleşmez ise dezenformasyon suçu oluşmaz.(TCK 217 A)
'Kamu Barışına Karşı Suçların' ortak hükümleri TCK 218. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 2. cümlesinde geçen 'Ancak haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz' hükmü bir hukuka uygunluk sebebidir. Haber verme sınırını aşmayan bildirimler dezenformasyon suçunu oluşturmaz."
"İNTERNET ORTAMINDA KİMLİK GİZLENEREK YASA DIŞI EYLEMLER YAPILIYOR"
"İnternet ortamının, ulusal sınır tanımayan olgusu, hızlı erişim ve geniş paylaşım kolaylığı sağlaması,
Çok değişkenli ve dinamik küresel ağ yapısı nedeniyle; kötü niyetli kullanıcıların kimliklerini gizleyerek yasa dışı iş ve eylemlerini hayata geçirmesine imkan sağladığı görülmektedir.
Sahte isim ve hesaplarla yasa dışı içerik oluşturup paylaşma, farklı siyasi düşüncedeki kişilere, herhangi bir alanda rakip olarak gördüklerine, farklı dinlere veya milletlere yönelik küfür, iftira veya hakaret edilmektedir. Karalamak ya da itibarsızlaştırmak amacıyla kullanılmaktadır. Dezenformasyon yasası tüm medeni ülkelerde olduğu gibi ertelenemez bir ihtiyaçtan doğmuştur."
İLHAN CİHANER: GAZETECİLER TUTUKLANMAYACAK DEMİŞTİNİZ
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan İlhan Cihaner, son olarak Birgün Gazetesi muhabiri İsmail Arı'nın tutuklanmasını hatırlatarak yasanın hazırlayıcılarından Feti Yıldız'a şunları söylemişti:
"Sayın Feti Yıldız, öncelikle belirteyim ki, epey uzun olacak bu paylaşımım muhatabı uzun yazılara tahammül eden X ahalisi ve özellikle TBMM üyeleri, gazeteciler ve hukukçular. Sizi özel olarak belirtmemin gerekçesi ise ilk imzacısı olduğunuz 7418 sayılı kanunun, 29 md. İle ihdas edilen TCK 217/A maddesinin yasalaşma sürecinde yasanın hukuki ve siyasi savunusunu adeta tek başınıza “sırtlamış” olmanız. Bu haliyle ilgili maddeyi adınızla ansak yeridir.
Biliyorsunuzdur gazeteci İsmail Arı TCK 217/A maddesinde tanımlanan suç nedeniyle tutuklandı. Daha önce de gazeteci Sinan Aygül tutuklanmıştı. Yine gazeteci Alican Uludağ ve Furkan Karabay bu madde kapsamında gözaltına alınmıştı.
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) verilerine göre bu maddeden açılan davalarda 'sanıkların büyük çoğunluğunu gazeteciler ve medya çalışanları oluşturdu; davaların %72’sinden fazlasında gazeteciler, muhabirler veya medya çalışanları sanık olarak yer aldı.' Gene MLSA’ya göre 'Yasa yürürlüğü girdiği tarihten sonraki 18 aylık sürede, haber, yorum veya yazıları nedeniyle 41 gazeteci hakkında 47 soruşturma açıldı. Bu suçlama nedeniyle 10 gazeteci gözaltına alındı, 4 gazeteci tutuklandı. 15 gazeteci hakkında ise dava açıldı. 13 gazeteci hakkında takipsizlik kararı verilirken, 18 gazeteci hakkında bu suçlama nedeniyle açılan soruşturmalar devam ediyor.' Aradan geçen sürede bu rakamların katlandığını tahmin edebiliriz.
Öncelikle sizin de katıldığınız komisyon görüşmelerinden birkaç hatırlatma yapacağım:
"Özgür Özel:…Ben bir şey söyleyeyim. Bu kanun böyle olacak (gazeteciler etkilenecek İC.), şimdi buradan ağız dolusu bir cevap beklerim cevap sırasında. Bu kanundan gazeteciler yargılanacak mı yargılanmayacak mı?
Feti Yıldız– Yargılanmayacak.
Özgür Özel– 'Yargılanmayacak' diyor Sayın Feti Yıldız, tutanağa geçiyor."
Şimdi; siz (ve yasa koyucu!?) 'Gazeteciler Yargılanmayacak' demişsiniz, nerede ise şahsi kefalet koymuşsunuz ama maddenin asıl hedefi gazeteciler olmuş! TCK 218’de 'hukuka uygunluk hali var bu maddeyi hakim görecek demişsiniz' ne hakimler görmüş ne savcılar!"
"HAKİM/SAVCILAR AYM KARARINI TAKMAMIŞ"
"Maddedeki dört koşuldan birisi bile eksik olursa suç olmaz demişsiniz, birisi bile olmadan bu madde uygulanmış! Yaşanacak sorunları öngörerek anlatan Yargıtay Üyesine 'Boş hikâye anlattın' demişsiniz ama pratiğe dair her söylediği doğru çıkmış!
'Bu değişiklikle basın özgürlüğü sıralamasında üst sıralara tırmanacağız' demişsiniz daha da gerilemişiz! Anayasa Mahkemesi E.2022/129, K.2023/189 Sayılı Kararında açıkça 'şartlardan biri gerçekleşmezse suç oluşmaz' demiş. Hakim/savcılar bu kararı da takmamış!
Elinizi 'hukukçu vicdanınıza' koyun; İsmail Arı’nın haberinde, suç oluşması için zorunlu olacağını vurguladığınız dört koşul gerçekleşmiş midir? Tutuklama koşulları var mıdır? TCK 218. Madde gözetilmiş midir?"
Sizin de yanıtlarınızın HAYIR olacağı kanaatindeyim… Bir hukukçu olarak 'ne olacak canım istinafta, olmazsa Yargıtay’da hallolur' diyeceğinizi de sanmıyorum. Bu denli açık hukuksuzlukla bir insanın özgürlüğünden alıkonulması tutuklama değil 'hürriyeti tahdit'dir. Sonuç olarak, tutanaklara yansıyan TBMM iradesine de, hukuka da tamamen ters bir yargı pratiği ile karşı karşıyayız.
İlk imzacılarından olduğunuz, hukuki/siyasi/entelektüel savunusu yaptığınız (ancak en azından pratik garabet doğurmuş) bu maddenin kaldırılması ya da sorunları giderecek bir değişikliğe ilişkin yasa değişikliğinin ilk adımının da sizden gelmesi gerektiği kanaatindeyim. Böyle bir teklif hukukçu tutarlılığının ve meclis iradesine sahip çıkmanın da gereğidir. Mecliste konuşulanlar 'boş lakırdı' değil ise TBMM mutlaka adım atmalıdır. Tabii ki bu çağrım aynı zamanda tüm TBMM üyelerinedir."
Kaynak:Haber Merkezi