Müsavat Dervişoğlu'ndan Erdoğan iddiasına sert tepki

Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüştüğü iddiasına tepki gösteren İYİ Parti lideri Dervişoğlu, "Bu edepsizliği yapanlarla, yaptıranlarla, yapılmasına çanak tutanlarla gelecekte bir masada oturursam aramızda derin mesafeler olur, herkes onu bilsin" dedi.

Müsavat Dervişoğlu'ndan Erdoğan iddiasına sert tepki

ANKARA - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la yarım saatlik bir telefon görüşmesi yaptığı iddiası hakkında konuşan Müsavat Dervişoğlu, "Ben görüşürsem, görüştüm derim, görüşmediysem görüşmedim derim. Ben doğruları tartışmaya açılan bir adam değilim" dedi.

"Bunları kimin yaptığını biliyorum, hangi amaçla yapıldığını da biliyorum" diyen Dervişoğlu, "Bunun için sizin mesleğiniz de sosyal medya üzerinden kirleten bazı isimlerin gazeteci kisvesi altında bu işlere aparat olduklarında biliyorum. Bütün bunları sizler de biliyorsunuz" ifadelerini kullandı.

Siyasetçilerin görüşmesinin normal olduğunu belirten Dervişoğlu, "Ben siyaset sahnesine çıktığım andan itibaren milletten gizli hiçbir şey yapmadım. Ayrıca bu ülkede herkesle de görüşürüm. Bunu kamuoyunun gözü önünde yaparım, dışarıya çıktığımda da açıklama yaparım. Sanki böyle bir sır zemini oluşturmaya yönelik adımların atılmasın da hem Türk siyasetinin üzerindeki gölgeyi artırdığına hem de demokrasiyi zedelediğine inanırım" diye konuştu.

"BU EDEPSİZLİĞİ YAPTIRANLARLA ARAMIZDA DERİN MESAFELER OLACAK"

"O sebeple ismimi orada burada zikredenler kafalarındaki küçük senaryo ve stratejileri alet etmeye çalışanlar kalkışanlar bilsin ki sükut-u hayale uğrarlar. Kimlerin yaptığını biliyorum, kimin senarist aklıyla büyük bir işmiş gibi yaşama geçirdiğini de biliyorum. Bunu yapanların siyaset sahnesinde elde ettikleri bir başarı olmadığını şahitlik ettik. Böyle devam etsinler. Bu edepsizliği yapanlarla, yaptıranlarla, yapılmasına çanak tutanlarla gelecekte bir masada oturursam aramızda derin mesafeler olur herkes onu bilsin isterim."

BURCU KÖKSAL YORUMU: UYARILARIMI DİKKATE ALMADILAR

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın CHP'den istifa edip AK Parti'ye katılmasını değerlendiren Müsavat Dervişoğlu, "Belediye başkanlarının ve milletvekillerinin başka partiye transferi ile ilgili geçtiğimiz dönemlerde çok ciddi açıklamalarda bulundum. Türkiye’nin bir siyasi ahlak yasasına ihtiyacı vardır. Oy veren seçmenin iradesini zedeleyen işlerin yapılmamasını gerekli olduğuna inanıyorum" dedi.

"Bu ilk bize yapıldı. İYİ Parti’ye yapılırken aslında bugünkü tehlikeyi işaret etmiştim" diyen Dervişoğlu, "O zaman uyarılarımı hiç kimse ciddiye almadı. O gün uyarılarımı ciddiye alamayanların bu dertlerle boğuştuklarını şahitlik ediyoruz" şeklinde konuştu.

Seçilmiş kişilerin parti değiştirmesinin demokrasiye yakışmadığını vurgulayan Dervişoğlu, şöyle devam etti:

"Gidenler kadar bütün bunları planlayan ve transfer stratejisi oluşturup demokrasinin ve millet iradesinin üzerine gölge düşürenlerin bu soruyu cevaplamasını istiyorum. Ben böyle bir şey yapılmasına taraftar değilim. Ama sanki başka bir partiden belediye başkanı transfer ettiklerinde ya da milletvekilini transfer ettiklerinde büyük bir siyasi zafer kazanmış edasıyla dolaşan siyasetçiler var. Bu demokrasinin erdemine yakışmayan davranışların bir ifadesi tezahürdür."

"21. YÜZYILDA ASKIDA YAŞAYAN GENÇLERİMİZ VAR"

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun grup toplantısındaki konuşmasından başlıklar ise şu şekilde:

"19 Mayıs, bir milletin küllerinden doğuşunun ilk adımıdır. 19 Mayıs, imkânsızlıklar içinde dahi rotayı gençliğe çeviren, büyük bir Cumhuriyet vizyonunun adıdır. Ama bugün, bayramını kutlamaya hazırlandığımız o gençliğin omuzlarındaki yükü, kalbindeki endişeyi, zihnindeki belirsizliği görmezden gelemeyiz.

Bugünün genci, 'Ben ailemin sahip olduğu olanaklara ulaşabilecek miyim?' diye soruyor. Bu soru yalnızca gençlere has da değildir. Bu soru, annelerin, babaların ve bu ülkenin geleceğini düşünen herkesin yüreğine düşmüş bir endişedir.

Çalışma çağındaki genç nüfus, yıl sonu itibariyle 24,1 milyon. Bunun 6,5 milyonu, ne eğitimine devam ediyor ne de çalışıyor. Yani yaklaşık her dört gençten biri, hayatın iki ana kanalının da dışında bırakılmış durumda. Okulda değil, işte değil, üretimde değil, geleceğe hazırlıkta değil; evde bekliyor. 21. yüzyılda askıda yaşayan gençlerimiz var. Nerede 10 yılda 15 milyon genç yaratan genç Cumhuriyet, nerede 25 yılda, 6,5 milyon ev genci yaratan Cumhur koalisyonu? İşte zihniyet farkı budur."

"GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE BİR KUŞAK KIRILIYOR"

"19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na yaklaşırken, Türkiye’nin en ağır gerçeklerinden biriyle yüzleşmek zorundayız. 18-34 yaş arası gençlerimizin yaklaşık üçte ikisi, kendi yaşam standardının anne babasından daha kötü olduğunu söylüyor.

Nasıl iş bulacaklar, nasıl geçinecekler? Bir gelecek kurabilecekler ki? Emekli olabilecekler mi? Endişeliler ve son derece haklılar. 'Yurt dışına mı gidelim, ne yapalım' diye soruyorlar. O sebeple vize kuyruklarında bekliyorlar. Yabancı ülkelere hayran olup bayıldıkları için değil, kendi vatanlarında bunaldıkları, bunaltıldıkları için. Gözlerimizin önünde, bir kuşak kırılıyor. Artık genç olmayan Türkiye’nin umutlarını taşıyan bir kuşak maddi ve manevi olarak kırıma uğratılıyor."

"UMUTSUZLUĞUN SİYASİ SORUMLUSU RECEP TAYYİP ERDOĞAN"

"Bu, Cumhuriyet’in kuşaklar arası ilerleme vaadinin, okuyanın, işini iyi yapanın, iyi bir hayat kuracağı ilkesinin, 'Ne mutlu Türk’üm diyene' ilkesinin Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı eliyle yok edildiğinin açık ifadesidir.

Bugünün genç kuşakları, AKP iktidarında doğmuş, AKP iktidarında büyümüş, AKP iktidarında okumuş, AKP iktidarında sınava girmiş, AKP iktidarında iş aramış, AKP iktidarında kira ödemeye, geçinmeye, ev kurmaya çalışmış kuşaktır. Bu kuşak, hayatının bütün yollarında bu iktidarın izleriyle karşılaşmış kuşaktır. O yüzden buradan açıkça söylüyorum: Bu gençlerin yaşadığı iyiliğin de, kötülüğün de, umudun da, umutsuzluğun da; imkânın da, imkânsızlığın da siyasi sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan’dır."

"HEPİNİZ BİRER TÜRK BAYRAĞISINIZ"

"Ama ne yaparlarsa yapsınlar, söndüremedikleri bir ışık var. Bu salonda gençlerimiz var ve her birinin gözlerinde, Samsun’dan yola çıkan kahramanların ışığı var. Karşımda, birinci vazifesine yürekten bağlı, tunç yürekli gençler var. Sizlere inanıyor, sizlere güveniyorum. Gençlik yıllarımda bana söylenen, o günden itibaren kulaklarımda çınlayan ve bütün hayatıma yön veren tarihi nasihati bugün size söylüyor ve devrediyorum: Hepiniz birer Türk bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin."

"ÜLKENİN İNSAN KAYNAĞI HEBA EDİLİYOR"

"Bizzat Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan raporlarda gençlerimizin mezun olduktan sonra ortalama 3 yıl işsiz kaldığı, daha sonra da çoğu zaman mezun olduğu bölümle ilgisiz işlerde çalıştığı belirtiliyor. Bu ne demektir? Kamu kaynağı boşa harcanıyor, gençlerin yılları boşa gidiyor, ailelerin emeği boşa çıkıyor. Ülkenin insan kaynağı heba ediliyor.

Ama gençlerimize yapılan asıl kötülük, Cumhuriyet’in her yurttaşına verdiği 'Emeğinle, bilginle, zekânla, ahlakınla yükselirsin' sözünün iktidar eliyle bozulmasıdır. Kamuya alımlarda mülakat düzeni, gençlerimizin önüne bir liyakat kapısı değil, bir sadakat duvarı örmüştür."

"TÜRK GENÇLERİNDEN HİÇ OLMAZSA UTANMAYI BECER ERDOĞAN!"

"Şimdi soruyorum siz de cevaplayın. Böyle bir devlet mi istiyorsunuz? Böyle bir Cumhuriyet mi istiyorsunuz? Böyle bir Türkiye mi istiyorsunuz? Duy bu sesleri Sayın Erdoğan, duy bu sesleri ve bu Türk gençliğinden 19 Mayıs'ta hiç olmazsa utanmayı becer diyorum. Müsterih olun, bu maya tutmuştur. Türk milleti kendisini kurtaracak neslin hangi nesil olduğunu iyi biliyor. Umut sizsiniz.

"ATANANIN MEMLEKETİ GÜNEYSU, SOYİSMİ DE ERDOĞAN, NE OLACAKTI?"

"Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla, 33 yaşında bir kaymakam, Milli Savunma Bakanlığı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne atandı. Kamuoyunda bu atama, '33 yaşında tümgeneral' tartışmasıyla gündeme geldi.

Aslında düşününce, içinde bulunduğumuz sistemde, hayli liyakatli atama da diyebiliriz. Atananın memleketi Güneysu, soyismi de Erdoğan. Ne olacaktı? Ne bekliyorsunuz? İçinizden birini atayacak değildi ya."

"GENÇLERİ UMUTSUZLUĞA GARK EDEN BU DÜZENİ DEĞİŞTİRECEĞİZ"

"Bir gelinlikçi esnafımız 'İşlerimiz durgun. Gençler evlenemiyorlar. Nasıl geçinecekler?' dedi. Bakınız, bu da sadece bir esnaf şikâyeti değildir. Genç evlenemiyorsa, ev kuramıyorsa, çocuk sahibi olmayı ertelemek zorunda kalıyorsa bu artık bireysel bir tercih meselesi olmaktan çıkar. Bu, ülkenin geleceği meselesi hâline gelir.

Genç iş bulamıyor, bulsa geçinemiyor, geçinse ev kuramıyor, ev kursa yarını göremiyor. Sonra da iktidar çıkıp gençlerden umut bekliyor. Umut nutukla olmaz. Umut, adaletle olur. Umut, lafla olmaz; umut, liyakatle olur. Umut, alın terinin karşılığını almakla olur. Gencecik fidanlarımızı umutsuzluğa gark eden bu düzeni mutlaka değiştireceğiz. Hem de gençlerle değiştireceğiz. Bekleyin geliyoruz, geliyoruz, geleceğiz, sıkı durun hesap soracağız."

"KRİZİN UĞRAMADIĞI TEK YER SARAY"

"Üretici yanıyor, tüketici yanıyor, esnaf yanıyor, emekli yanıyor, genç yanıyor. Krizin uğramadığı tek yer var: Saray. Çünkü Saray’da kriz yok, tasarruf yok, fedakârlık yok, geçim derdi yok, tencere kaynatma derdi yok. Ama milletin evinde her gün hesap var, zam var, yeni bir kaygı var. Her gün hayat kavgası var."

"DEVLETİN ÇİFTÇİYE 106 MİLYAR DOLAR BORCU VAR"

"Defalarca dile getirdik, Tarım Kanunu çok açık. Tarımsal desteğe, milli gelirin yüzde 1’inden azını veremezsin diyor. Kime diyor, hükümete, Recep Tayyip Erdoğan’a. Buna göre devletin son 20 yılda tarıma en az 177 milyar dolar aktarmış olması gerekirdi.

Oysa Hazine’nin tarımsal destekleme ödemeleri kalemi altında yaptığı cari transferlerin toplamı yaklaşık 71 milyar dolar oldu. Aradaki fark 106 milyar dolar. Bugün tarım sektörünün bankalara olan güncel toplam borcu yaklaşık 31 milyar dolar. Yani çiftçinin bankalara 1 birim borcu varsa, devletin çiftçiye ödemediği destekler üzerinden yaklaşık 4 birim borcu var. Bunu herkes duysun. Bu ülkede çiftçinin devlete borcu yoktur. Devlet, çiftçiye borçludur."

"MİLLETLE BARIŞAMAYANLAR YABANCININ NE İDÜĞÜ BELİRSİZ VARLIĞIYLA BARIŞIYORLAR"

"Şimdi sözde sermayeyi çekmek için yine varlık barışı görüşülüyor. Kaç defa yaptınız, sayısını siz bile unutmuşsunuzdur. En son yine böyle bir arayışın içinde olduğunuzda 2021 senesinde grup başkanvekili olarak soru önergesi vermiştim. O zaman da tatmin edici bir yanıt alamadım. O beklenen sermaye de bir türlü gelmedi.

Zaten bu varlık barışlarını bekleyen kesimler sermaye sahipleri de değil. Bu varlık barışı, varlıkların hangi yollarla edinildiğini sorgulamaksızın kayıt altına alınması, buna bağlı olarak, bazı kesimlere fiilen hukuki koruma sağlanması sonucunu mu doğuracaktır? Terörün finansmanı, silah, uyuşturucu veya insan ticareti gibi yasa dışı faaliyetlerden elde edilmiş varlıkların, bu kapsamda meşrulaştırılmaması için bakanlığınız hangi denetim ve önleme mekanizmalarını işletmektedir? Ve son sorum, teröristlerle yürüttüğünüz pazarlık süreciyle bir kısım gedikli teröristin, Türkiye’ye dönmesi de pazarlığın bir unsuru olarak açıkça konuşuluyorken, bu düzenlemenin PKK’nın yurt dışındaki kaynaklarının Türkiye’ye sokulmasıyla bir ilgisi var mıdır?

Bu sorular o gün de cevapsızdı, bugün de cevapsızdır. Milletle barışamayanlar, milli varlıklarla barışamazlar, hep yabancının ne idüğü belirsiz varlığıyla barışıyorlar. İlgilileri bana değil, millete cevaplarını versinler."

"BUNLAR KOCA ANADOLUYU BİTİRDİ"

"Öncelikle üretici yaşını gençleştireceğiz. Gençleri üretime teşvik edeceğiz. Millet üretirken kazanacak. Üretim bir cazibe alanı olacak. Bugün çiftçimizin ortalama yaşı 60’a yaklaşmıştır. Ardı gelmiyor, yetişmiyor. Sonra Afganistan’dan çoban getiriyorlar.

Bizim köylü elinden geleni yapmış, cumhuriyetine güvenmiş, dişinden tırnağından arttırmış, evladını üniversitede okutmuş. Vatana millete hizmet etsin, iyi bir işe girsin istemiş. Neden? Çünkü tarladan kazanılmıyor, benim gibi sürünmesin istemiş. Ama sonuç; baba tarlada aç, evladı şehirde işsiz ve yoksul. Biz, 'Anadolu’ya yeniden yerleşmek' derken işte bunu da kast ediyoruz.

Anadolu toprakları kaderine terk edilmesin diyoruz. Bunlar, köyleri büyükşehire bağladılar. Köyü, köylüyü, çiftçiyi boğdular. Bereketli ovalarda imar rantı değil buğdayın, meyvenin, sebzenin para etmeliydi. Mesele, sarı tarlaların ortasından binaların çıkması değil, fidelerin bitmesiydi. Bunlar koca Anadolu’yu bitirdi, Anadolu’yu."

"KIZIL MEYDAN'DA FÜZE YÜRÜTÜP VATANDAŞINI ÇÜRÜK PATATESE MAHKUM EDEN REJİM AYAKTA KALAMAZ"

"Sen Anadolu ve Trakya’yı yabancı tohum ve tarım oligarklarının penceresinden görürsen, Türk milleti bu hale gelir. Füze üretiyoruz, uçak yapıyoruz! Yahu bunları kim yapmış da, sofrasında eti sütü ekmeğinden olmuş? Sonra politbüro deyince kızıyorlar, Türkiye’yi Sovyetler birliği gibi idare ediyorlar deyince kızıyorlar.

Kızıl Meydan'da füze yürütüp, vatandaşını çürük patatese mahkum eden hiçbir rejim ayakta kalamaz. Milleti uyutmayın. Devletin görevi; güvenliği, eğitimi, sağlık hizmetini, üretimi, huzuru, refahı, sosyal güvenliği, vatandaşına eş zamanlı sunmaktır. Benim işçim de, benim köylüm de, benim esnafım da, benim emeklim de, benim memurum da en iyi gömleği giyecek, en güzel eti de, sebzeyi de, meyveyi de yiyecek, en güzel arabaya da binecek.

Yok, yol yaptım, köprü yaptım, tünel yaptım... Hayrınıza mı yapıyorsunuz arkadaş? Tabii ki yapacaksın. Saatte 2 milyar vergi topluyorsun. 24 sene bu ülkeyi biz yönetseydik, bu ülkede dert kalmazdı dert! Çalmazdık, yağmalatmazdık. Size bu ülke nasıl yönetiliyormuş göstereceğiz! Merak etmeyin az kaldı."

Kaynak:Yıldız Yazıcıoğlu

Öne Çıkanlar