Özgür Özel'den Melih Gökçek ifşası: 'Erdoğan villalarını kurtarıyor!'
CHP lideri Özgür Özel, Sakarya mitingde açıklamalarda bulundu. Özel, "Ankara'da, Melih Gökçek ve arkadaşlarının 'hobi bahçesi' gibi görünen villaları var villaları! Erdoğan Melih'in villalarını kurtarıyor" dedi.
GAZETE PENCERE - İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingleri düzenleyen CHP, 106. mitingini Sakarya'da düzenliyor.
Mitingde konuşma yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sakarya'nın 1954 yılında il olduğunu hatırlattı.
Bugüne kadar 15 kez yerel seçim yapıldığını söyleyen Özel, "Bunlardan ikisinde, 1973 ve 1977'de Bülent Ecevit'in Cumhuriyet Halk Partisi bu meydanları doldurdu, belediyeyi kazandı. 1989'da SHP ile kazandık. O gün bugün 37 yıldır Sakarya'da belediyeyi kazanamadık. Ama Sakarya'ya küsmedik. Kusuru Sakarya'da bilmedik. Sakarya'ya sırtımızı dönmedik" dedi.
"SAKARYA'YI BIRAKMAYACAĞIZ"
Seçmen tercihine saygı duyduklarını vurgulayan Özel, "Sayın belediye başkanına, her partiden belediye meclis üyelerine de başarılar diliyoruz. Ve gün geldi, bugünü gördük, Sakarya'da Ayça Taşkent ve Ümit Dikbayır'la iki milletvekiline ulaştık. Bundan sonra bir daha bırakmayacağız" diye konuştu.
"KALE SİYASETİ BİTMİŞTİR"
Özgür Özel, Sakarya'nın sağın ve AK Parti'nin "kalesi" olarak anıldığını belirterek, "Zamanında şöyle derlerdi: 'Sakarya sağın kalesidir', sağla bir derdimiz yok. 'Sakarya AK Parti'nin kalesidir', Sakarya'nın tercihleriyle bir derdimiz yok. Ama artık dönem kardeşlik dönemidir, yoksulluktan ve işsizlikten birlikte kurtulma zamanıdır. Sakarya yorulmuş bir iktidarın, vatandaşı unutan bir iktidarın kalesi olamaz. Kale siyaseti bitmiştir, Sakarya bundan sonra milletin kalesidir" ifadelerini kullandı.
"MADEM SALONLARA KAÇIYORLAR, BU İKTİDARIM MİADI DOLMUŞTUR"
Ekonomideki sorunlara dikkat çeken Özel, "Esnaf gezip ekonominin durumunu konuşabiliyorlar mı? Yoksulluğa, işsizliğe bir çare söylüyorlar mı? Madem sokakta yoklar, madem salonlara kaçıyorlar, artık bu iktidarın miadı dolmuştur. Onun için salonların partisi AK Parti değil, meydanların, halkın, milletin partisi iktidara gelmelidir" dedi.
"1999 DEPREMİNİN İZLERİ HALEN SİLEMEDİLER"
1999 depremini hatırlatan Özel, "Oyunuzu alıp gidiyorlar, bir daha da buralara uğramıyorlar. 1999 depremi oldu. Üzerinden 27 yıl geçti. Halen daha depremin acıları, izleri devam ediyor. Kentsel dönüşüm beklentisi var. Yıllardır oyalandılar, verdikleri sözleri tutmadılar. Öğrenciler riskli okullarda okuyorlar. 25 iktidar olup halen daha depremin izlerini silmediler" şeklinde konuştu.
"Sakarya geçen yıl 70 milyar lira vergi vermiş, yatırım bütçesinde sadece 12 milyar lira almış" diyen Özgür Özel, "Ben beklerim ki Sakarya bir vergi versin, üç hizmet alsın. Sakarya yedi vermiş, bir almış. Birileri Sakarya'dan vergiyi de kepçeyle almış, hizmete gelince çay kaşığıyla vermiş. İşte Sakarya neyden şikayet ediyorsa özü budur. Söz veriyorum: Bu devran değişecek, bu düzen değişecek, AK Parti'nin kara düzeni gidecek, Sakarya'nın derdini çözecek bir iktidar gelecek" ifadelerini kullandı.
"BARINMA KRİZİNİ KÖKÜNDEN ÇÖZECEĞİZ"
Kentte kiraların yükselişine dikkat çeken Özel, "4 yılda kiralar yüzde 970 artmış. 4 yılda Sakarya'da kiralar 10 katına çıkmış. Ev fiyatları yüzde 700 artmış. Kira ortalaması 22-25 bin liraya dayanmış. Büyük bir barınma krizi var. Bu yüzden göç var. Bu yüzden bu şehre kimse öğretmen, doktor olarak gelmek istemiyor. Bu iktidar ilk geldiğinde bütün lojmanları satışa çıkarmıştı. Şimdi işte onun acısını doktor, hemşire eksiğiyle çekiyoruz. Bunun için iktidara geldiğimizde TOKİ öyle zenginlere villalar, pahalı konutlar yapmakla değil, öğrenciye yurt yapmakla, devlet memuruna kalacağı lojman yapmakla meşgul olacak. Bu barınma krizini kökünden çözeceğiz, söz veriyoruz" dedi.
"SAKARYA'YA SÖZÜM OLSUN, O FABRİKA YENİDEN AÇILACAK"
"En büyük haksızlıklara, en büyük adaletsizliklere uğrayanlar da hiç şüphe yok ki hepimizin karnını doyurmaya çalışanlar" diyen Özel, "Yıllar önce Türkiye, dünyada tarımda kendi kendine yetebilen yedi ülkeden biri diyorduk. Şimdi samanı dahi ithal eden; çiftçisini, üreticisini, hayvancılıkla uğraşanları perişan eden bir ülke haline geldik" şeklinde konuştu.
Sakarya'da Et ve Süt Kurumu kombinasının kapatıldığını, şeker fabrikasının özelleştirildiğini ve üretimin durduğunu belirten Özgür Özel'in konuşmasında başlıklar şöyle:
"Dünya büyük bir gıda krizi yaşarken, Türkiye gıda enflasyonunda dünya üçüncüsü haline gelmişken, Covid'den beri et ve gıda fiyatları dünyada en çok yükselen üç ülkeden biri haline gelmişken et kombinaları kapatılamaz, şeker gibi stratejik bir ürünün fabrikaları özelleştirilemez. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu tüm işletmeleri, haraç mezat, yok pahasına satıp şimdi hem bu işsizliği, hem bu enflasyonu yaratanlar bu işin birinci müsebbibidir. Sakarya'ya sözüm olsun: O şeker fabrikası yeniden açılacak, Et ve Süt Kurumu yeniden açılacak!"
"DÜNYANIN EN ADALETSİZ VERGİ SİSTEMİ BURADA"
Açlık sınırı 33 bin lira, yoksulluk sınırı 107 bin lira. Emekliye 20 bin lira, asgari ücretliye 28 bin lira, ortalama çiftçi geliri 19 bin lira. Yani bu iktidar durdukça kötüye gitmeye devam edeceğiz.
Dünyanın en adaletsiz vergi sistemi burada. 100 lira vergi toplanıyor, bunun 66 lirası dolaylı vergi. Dünyanın en haksız vergisi. Nasıl? Fabrikatör de aynı vergiyi veriyor, kapısında çalışan güvenlik görevlisi de. Elektriğe, suya, doğal gaza, tüketim mallarına, çocuğuna aldığı ayakkabıya, üstüne giydirdiği monta dolaylı vergi veriyor. Bu toplam vergilerin yüzde 66'sı.
Bir de bu meydanın verdiği gelir vergisi var. Yani maaşını çekmeden kesilen ya da bankaya para koysa içinden kesilen gelir vergisi. O da yüzde 22-23. Toplam yüzde 89. Geri kalan yüzde 11 kazananın, üretenin verdiği kurumlar vergisi."
"VERGİYİ TEPE TAKLAK EDECEĞİZ"
"Düşünün, bu meydan verginin yüzde 89'unu verecek ama zenginler, varsıllar, üreten, kazanan, kâr edenler sadece yüzde 11'ini verecek. İşte bu AK Parti'nin kara düzenidir. Cumhuriyet Halk Partisi gelecek, vergiyi tepe taklak edecek. Bunlar vergiyi tabana, refahı tavana veriyorlar. Söz veriyoruz, vergiyi tavandan alacağız, refahı tabana, size yayacağız!
"ERDOĞAN'DAN TEK İSTEYEBİLECEĞİMİZ ŞEY BU"
"Tayyip Bey çok yakından takip ediyor mitingleri. Duymuştur ama duymadıysa söyleyeyim. Sakarya Meydanı, hani bir zamanlar yüzde 65 aldığınız, kalemiz dediğiniz Sakarya Meydanı istifa diye inliyor.
(İstifa sloganları üzerine) İşte Tayyip Bey'den isteyebileceğiniz tek şey bu: İstifa. Biz eskiden zam yap diyorduk, şunu yap, şu tedbiri al diyorduk. Gördük ki kendi menfaatlerine olmayan hiçbir şeyi yapmıyorlar. Onun için biz artık ne Tayyip Bey'den ne AK Parti'den hiçbir şey istemiyoruz. Bir tek şey istiyoruz: Seçim sandığını istiyoruz, seçim sandığını."
"EMEKLİ MAAŞINI ASGARİ ÜCRETE ÇIKARACAĞIZ"
"3 Kasım 2002, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiği gün en düşük emekli maaşı 1.5 asgari ücretti. Yani bugünkü hesapla 42 bin lira. Ama 20 bin lira veriyor. Kaldı ki asgari ücrette de 28 bin lira kabul edilemez. CHP bugün iktidar olsa asgari ücret 39 bin lira, en düşük emekli maaşı 39 bin lira. Buradan sonra artık azla yetinmek, bir kredi kartından çekip öbürünü kapamak, kira ödeyince kasaba, bakkala, manava borçlu kalmak, alışveriş yapınca kirayı ödeyememek yok."
"BİR DEVRİ KAPATMAYA, BİR DEVRİ AÇMAYA HAZIR MISINIZ"
"CHP iktidarında yoksullar için bütün dünyada olduğu gibi ucuz, kiralık konut var. Herkesin gelirine göre vergi, herkesin gelirine göre kira var. CHP iktidara geldiğinde kiralık sosyal konut olacak, herkesin gelirine göre kira olacak. İspanya'da Pedro Sanchez ve dünyada, Avrupa'da siyasi akrabalarımız ne yaptıysa hepsi olacak. Bir dönem kapanacak, bir dönem açılacak. Bir devri kapatmaya, bir devri açmaya hazır mısınız? Size söz veriyorum, bir devir kapanıyor, yeni bir devir açılıyor. Bakan evlatlarının devri bitiyor, vatan evlatlarının devri geliyor!"
"BU HAKSIZLIĞI YAPANLARI DA ALLAH BİR GÜN DAHA İKTİDARDA TUTMASIN"
"Ve o sandık gelince, işte böyle kimse geride kalmayacak. Hiçbir çocuk okula boş beslenme çantasıyla ya da bir kuru ekmekle, bir parça peynirle, bir yumurtayla gitmeyecek. Herkes okula, herkes okula dolu ve eşit bir beslenme çantasıyla gidecek. Öğleyin okulda her öğrenciye aynı 3 kap sıcak bir yemek verilecek. Bütün öğrencilere okul suyu içilebilir, temiz okul suyu bedava olacak. Zil çalınca bir çocuk koşup parasıyla kana kana temiz su içerken, öbür çocuk gidip ağzını tuvalet çeşmesine dayamayacak! Eğer, eğer böyle bir eşitsizliğe sessiz kalırsak, engel olamazsak bize de Allah iktidarı nasip etmesin! Bu haksızlığı yapanları da Allah bir gün daha iktidarda tutmasın!"
"EVDEKİ BÜTÜN KADINLARA SİGORTA YAPTIRACAĞIZ"
"Cumhuriyet yurtlarıyla, üniversite öğrencilerini kimsenin insafına bırakmayacak, hiçbir cemaatin kucağına itmeyeceğiz. Her mahalleye devlet kreşleri açacağız, aynı belediyelerimizin açtıkları gibi. Kadınlar çocuklarını kreşe bırakabilecekler, sosyal hayata, çalışma hayatına katılabilecekler. Eğer bir kadın, bir sebeple evdeyse; çocuk bakmak yüzünden, hasta bakmak yüzünden, engelliye bakmak yüzünden ya da biz ona iş bulamadık diye evde kalan kadın bir başına kalmayacak. Ömrünü güvencesizliğe bırakmayacak. Evdeki bütün kadınlara sigorta yaptıracağız, emeklilik hakkı vereceğiz!"
"KANUNA KONMUŞ ŞEYDEN BİLE SARAYDAN GELEN TELEFONLA CAYANLAR VAR BU MEMLEKETTE"
"Ayrıca okullara 100.000 öğretmen, 75.000 sağlık görevlisi, 65.000 uzman çavuş görevlendirerek okullarımızı güvenli, kapısındaki uyuşturucu belasından ya da zihnini oyunlarla, başka şeylerle, eline silah almış çetelerle okulun önüne gelenlerden koruyacak. Asla ve asla okulda sağlık sorunu, temizlik sorunu, hijyen sorunu, öğrenciler arasında eşitsizlik sorunu olmayacak!
Bu söylediklerimin hiçbirisi lütuf değil, zor değil, hele hele imkansız hiç değil. Sadece ve sadece, her şeyden özel tüketim vergisi alıp, yüzde 65 vergiyi sizden alıp pırlantadan vergi almayan, alınmış, kanuna konmuş şeyden bile saraydan gelen telefonla cayanlar var bu memlekette."
"İŞ BURAYA GELİNCE VETO EDİYOR, MELİH'İN VİLLALARINI KURTARIYOR"
"20.000 lira emekli maaşı veriliyor, Erdoğan veto etmiyor, onaylıyor. Basıyor mührü gitsin, "20.000 lira yeter" diyor. 28.000 lira asgari ücret onaylıyor. Fındık ya fındık! 360 liradan 160 liraya düşmüş, buna itiraz etmiyor, müdahale etmiyor. Efendim, Ankara'da, Akyurt ilçesinde, Melih Gökçek ve arkadaşlarının zenginlerin hobi bahçesi gibi görünen villaları var villaları! İş buraya gelince veto ediyor, Melih'in villalarını kurtarıyor! Yazıklar olsun!"
"BUNU YAPMAYANIN VİCDANI OLMAZ"
"O yüzden, ev kadınına sosyal güvence... Vallahi dünyada bütün sol iktidarlar yapıyor bunu. En düşük emekli maaşı asgari ücretin üstünde. Bunu yapmayanın vicdanı olmaz. Öğrenciye okulda yemek, su, bunların hiçbirisi lüks değil, lütuf değil. Bunların hepsini söke söke alacağız! Lüks içinde yaşayanlara değil, bu meydana yayacağız, bu meydana!
Herkes şunu bilsin... Emekli kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Çiftçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Memurlar rahat etmeden kimsenin vicdanı rahat etmez. Bu ülkede kimse kimsenin rakibi değil. Omuz omuza vereceğiz! Bu iktidarı değiştireceğiz! Halkın iktidarını kuracağız! Kurtuluş yok tek başına!
Değerli Sakaryalılar... Bir ülkede adalet olmazsa hiçbir şey olmaz. Millete soruyorlar "Türkiye'de yargıya güveniyor musun?" diye... Yüzde 82 aynen dediğiniz gibi "Hayır" cevabını veriyor. Bu mitinglerin etkileşimli olması süper. Artık şey de... Ben sormadan da söylüyorsunuz ya o da çok güzel yani. Millete soruyorlar diyorum yargıya güveniyor musunuz diye, milletin yüzde 82'si böyle söylüyor."
"SEÇİLMİŞ BELEDİYE BAŞKANININ BİR İFTAR SOFRASINDA DİPLOMASINI İPTAL EDEN O"
"Ekonomide kriz var. Demokraside kriz var. Yargıda kriz var. Demin dediğim gibi bu düzenin adı AK Parti'nin kara düzeni. İşte millet bu kara düzenden illallah demiş, yaka silkmiş durumda. Ama AK Parti bunu duymak yerine, milletin kararına savaş açmış durumda. İstanbul'u 30 sene yönettiler. Onlar kazandı, onlar yönetti, kimse karışmadı.
Hatta hatta... İlk başta Erdoğan türlü şeylerle suçlandı. Tutuksuz yargılandı. Ceza aldı. Cezaevine bile telefonla çağrıldı. Yanındaki koğuş arkadaşını kendi seçti. Cezaevine balık pişirme partileri verdi. Cezaevinde şiir kaseti doldurdu, çıkardı, sattı. Kimse engel olmadı! Şimdi öyle bir halde ki, seçilmiş belediye başkanının bir iftar sofrasında diplomasını iptal eden o!
Sahur sırasında şafak baskınları yaptıran o! Dört gün... dört gün emniyette tutan, sonra tutuklayan o! Bir yıldır, tam 403 gün oldu bugün, rakibini hem de cezası kesinleşmeden, asla ve asla suçlu denilebilecek bir durumda değilken, suçluymuş gibi cezaevinde tutan o! Devletin televizyonuna, Atatürk'ün kurduğu Anadolu Ajansı'na yalan yanlış bilgiler yaydıran, partimize, Ekrem Başkanımıza ve belediye başkanlarımıza iftiralar atan, yargı savaşı başlatan o!"
"YOL ARKADAŞLARIMIZ DİMDİK DURUYORLAR"
"Ve bunların sonunda öyle bir noktaya geldik ki... Terörist dediler, yalan çıktı. Yolsuz dediler, bütün iddiaları boş çıktı. Efendim ajan dediler, milletin buna gülmekten canı çıktı. Ama halen daha Başkana çeşitli iftiralarla açılan bir mahkeme sürüyor. Şu kadar söyleyeyim, her gün iddianame satır satır çürüyor, sayfa sayfa dökülüyor! Yol arkadaşlarımız dimdik duruyorlar!
Bu operasyon başladığında hatırlasın Sakarya... Ne diyorlardı? "Bir aya kalmaz iddianame çıkar, insan içine çıkamayacaklar, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar, hatta eşlerinin bile gözünün içine bakamayacaklar" diyordu Erdoğan. Biz o iddianameyi istedik... 8 ay, 1 ayda değil, 8 ayda çıktı. Dedik ki "İddianame çıksın, yargılama canlı yayında yapılsın, biz arkadaşlarımıza güveniyoruz" dedik. Önce canlı yayını kabul ettiler, şimdi canlı yayından vazgeçtiler. Çünkü o ilk günden beri atılan hiçbir yalanı ispatlayamıyorlar."
"HİÇBİRİSİ İDDİANAMEDE YOK"
"Sakarya'ya şunu hatırlatırım... O TRT, o A Haber, o TGRT... Her akşam televizyonda çeşitli yalanları söylüyorlardı. "560 milyar" dediler, 560 kuruş bile yok, tamamı yalan çıktı, bir tane kanıt bulamadılar. Kör kuruş bulamadılar! Kendi evlerinden ayakkabı kutularıyla paralar çıkmıştı... Bizden kör kuruş çıkmadı! Ama ilk başta "bulduk" dediler, "hani görüntü" dedik, "yanlış duymuşuz" dediler. "1200 cep telefonu dağıtıldı" dediler, birisi bile yok, hepsi yalan çıktı. "Parkelerin altında para görüntüsü" dediler, "başkasından duymuştum, beni de kandırdılar" diyen gazeteciler çıktı. Her söylediklerinin içi boş, içinde "para" dedikleri valizin içinden "jammer" çıktı, hiçbirisi iddianamede yok!"
"SAVCISINA GÜVENEN KARŞIMIZA ÇIKSIN"
"Sakarya'nın namuslu dürüst insanlarına soruyorum... Bir yıl boyunca anlatılanların hiçbiri gerçek çıkmayacak, iddianame bomboş olacak, sonra canlı yayın sözü verenler bu sözlerinden cayacaklar! Ben diyorum ki, kendine güvenen, savcısına güvenen karşımıza çıksın, Silivri'den canlı yayın yapılsın! Hodri meydan!"
Kaynak:Haber Merkezi