Özgür Özel'den Erdoğan'a: Millet senden kurtulmak için dua ediyor
CHP lideri Özgür Özel, CHP Meclis grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
GAZETE PENCERE - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu.
1 Mayıs İşçi Bayramı'nda İstanbul Taksim Meydanı'nın miting düzenlenmesine izin verilmemesine tepki gösteren Özel, "1 Mayıs'ta DİSK'in, KESK'in, TMMOB'un ve Türk Tabipleri Birliği'nin çağrısıyla Kadıköy Rıhtım Meydanı'ndaki on binlerle, yüz binlerle bir araya geldik, dayanışmamızı gösterdik ve hep beraber önümüzdeki yıl 1 Mayıs için Taksim'e sözleştik. Gelecek sene 1 Mayıs'ta hep beraber Taksim'de olacağız" ifadelerini kullandı.
"TÜİK BİLE AYLIN ENFLASYONU 4,8 İLAN ETTİ"
Enflasyonun yükseldiğini belirterek hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren Özel, "TÜİK bile aylık enflasyonu 4,8 olarak ilan etti. Yıllık enflasyon 30'dan 32,4'e yükseldi. Bu gıdada daha yüksek. Fildişi kulelerinden vatandaşı karınca gibi görüyor, küçük görüyor. Buradan Erdoğan'a söyleyeceğim şu: Karıncayı ezdirmeyiz, karıncanın kardeşi var, o da Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Asgari ücret 4 bin lira eridi. 3 yıl öncekinden daha az ekmek alıyorsanız bana beddua edin diyordu Erdoğan. 3 yılı geçtim 3 ay oldu. 3 ay önce asgari ücret 1870 ekmek alırken şu anda 1605 ekmek alıyor" dedi.
Beddua etmenin halkın kültüründe olmadığını söyleyen Özel, "Sana beddua etmiyor, senden kurtulmak için dua ediyor" diye konuştu.
Türkiye'nin enflasyonda Avrupa birinci, dünyada beşinci olduğunu belirten Özgür Özel'in konuşmasından başlıklar şöyle:
"BİZDEN KÖTÜ 4 ÜLKE VAR"
"Bizden kötü 4 ülke var: Venezuela, Güney Sudan, İran ve Arjantin. Öyle ülkeler var ki bizden iyi, adamın sabahleyin kalkıyor elinde mızrakla ava gidiyor avlanmak için, öyle ülkelerde enflasyon bizden düşük. Öyle bir noktadayız ki savaş sonrası dünyada gıda enflasyonu... Çünkü hep vurgu yapıyor; İran'da savaş var, bütün dünyada enflasyon yükseliyor.
Gıda enflasyonu Nisan itibariyle dünyada yüzde 2,4; Türkiye'de yüzde 35. O yüzden buna ekonomistler 'kırılganlık' diyor, 'hazırlıksız yakalanmak' diyor, 'tedbir almamak' diyor. Lazım olan enflasyonla mücadele için tedbir almak için gerekli olan kaynakların daha önce yanlış yollarda tüketildiğini, yerine koymak için çok yüksek maliyetlere katlanıldığını söylüyor. İşte böyle bir şeyle karşı karşıyayız. Bir ülke zorluk çeker, tabii bu kadar beceriksiz yönetimin elinde dünya enflasyondan kurtulmuşken yüzde 32 enflasyon hep birlikte katlanmak zorunda olduğumuz bir şey değil."
"İŞSİZLİK ARTARKEN SERVETLERİNİ ARTIRDILAR"
"İşin kötüsü AK Parti'nin kara düzeninde inanılmaz bir gösterge daha var. Dünya servet raporu ilan edildi ve AK Parti'nin kara düzeninde son 5 yılda 30 milyon dolar ve üzerinde serveti olanların sayısı son 5 yılda Türkiye'de 2 bin 174'ten 4 bin 208 kişiye çıktı. Yani son 5 yılda biz yoksullaşırken işsizlik artarken bu kadar yaşam sıkıntısı varken bütün gençler ve aileleri geleceğinden daha endişeliyken Türkiye'de 4 bin 208 kişi 30 milyon doların üzerinde servete erişti.
Şöyle özetleyeyim: İstanbul, Ankara, İzmir gibi yerlerde alınabilir bir daire fiyatı üzerinden 250 tane dairesi var bu adamların. Anadolu'da 500 tane daire alıyor bu para. Sen bir daire alamıyorsun, kiradan kurtulamıyorsun, 500 dairesi olanların sayısı 2 bin 174'ten 4 bin 208'e çıkmış. Al dön incele, her birisi bu dönemin kayrılan tüccarları, devletten iş alanları, devletin iş verdikleri, AK Parti'nin semirttikleri. Ant olsun ki bitireceğiz bu AK Parti'nin bu kara düzenini. Ant olsun!"
"24 YILDIR SEN YÖNETİYORSUN, İSMET PAŞA DEĞİL"
"İğneden ipliğe her şeye zam geliyor. Bu zamların rekortmen yeri var. Tarlada tanesi 3 lira 75 kuruş elmanın, markette 40 lira olmuş. Elbette aracılar var, yanlışlar var, inatla çıkarılmayan Hal Kanunu var. Ama esas bunu buradan buraya getirirken ki en önemli maliyet; mazot var, işçilik var, artan bütün maliyetler var. Fiyat farkı yüzde 886 olmuş tarla ile market arasında. Sen yönetiyorsun bu ülkeyi 24 yıldır. İsmet Paşa değil, 24 yıldır sen yönetiyorsun bu ülkeyi. Bir yıl önce bugün kilosu 40 lira olan domates şimdi 200 lira, yüzde 400 enflasyon. 40 liradan 5 kat artmış, 200 liraya çıkmış domatesin enflasyonu."
"VERGİ YOKSULUN SIRTINDA"
"Orta Vadeli Program var. Orta Vadeli Program'a göre 3 yılda, bundan sonraki 3 yılda 48 trilyon lira vergi ödeyeceğiz. 48 trilyon lira. Yani 86 milyon nüfusa böldüğünüzde kişi başına, yani bir aylık bebek de dahil, 90 yaşında dedem de dahil 558 bin lira vergi vereceğiz. Kişi başına 558 bin lira vergi. Ama bu vergi yoksulun sırtında, bu vergi orta sınıfın sırtında, eskinin orta direğinin şimdinin yoksullarının sırtında.
Bu ülkede 40 bin lira maaş alan bir yılda 12 maaş alıyor, ikisini vergiye veriyor. 60 bin lira maaş alan aldığı maaşın 2,5 aylığını vergiye veriyor. 70 bin lira maaş alan 3 maaşını vergiye veriyor bu ülkede. 12 maaş alıyor, üçünü vergiye veriyor. Böyle bir vergi düzeni var.
"VERGİ DÜZENİ DEĞİL SOYGUN DÜZENİ VAR"
"Bu ülkede şöyle bir vergi düzeni var: Dünyanın en adaletsiz vergisi dolaylı vergi. Türkiye'de toplam vergilerin neredeyse yüzde 65'i. Ne demek o? En zenginle en fakirin eşit ödediği vergi, dünyanın en adaletsiz vergisi. Elektriği milyarder ve asgari ücretli yakıyor, aynı vergiyi veriyor. En zengini de en fakiri de evladına süt aldığında, çocuk bezi aldığında aynı vergiyi ödüyor memlekette ve bu vergilerin toplam vergide payı yüzde 65.
Bunun üstüne bir de yüzde 23-24 gelir vergisi var. O ne? Maaşı bankamatikten çekiyorsun ya, çekmeden içinden kesilen vergi. Bir de bankada bir mevduatın varsa o mevduatın ay sonunda çekmeden içinden kesilen vergi. Bu da yüzde 23-24; yüzde 88-89'a geliyor. Geriye kalan yüzde 11 kurumlar vergisi. Yani esas kazananın, kar etmiş olanın, kurumlar vergisi kardan veriliyor, ettiği kardan vereceği vergi yüzde 11, geri kalan hepimizin verdiği vergi yüzde 89. Bunun adı vergide AK Parti'nin kara düzenidir. Bunu alaşağı etmeden ne emekli kurtulur, ne emekçi kurtulur. O yüzden ülkede bir vergi düzeni yok, vergi adı altında bir soygun düzeni var."
"GEMİNİN KAPTANI DEĞİŞECEK"
"Yoksulu soyan, emekçiyi soyan, alın terini sömüren, yılların emeğiyle emekli edilmişleri yüzüstü bırakan, başının çaresine bak diyen; al sana 20 bin lira, al sana 23 bin lira, al sana 25 bin lira ister kira öde ister karnını doyur diyen; kirayı ödese aç bırakan, karnını doyursa sokakta bırakan bir sistem var Türkiye'de. Bir yandan da milyarlara milyar katanlar var."
Hepimiz aynı gemideyiz... Siz kaptan köşkündesiniz, millet farelerin olduğu o bodrumdaki yerde duruyor. Böyle bir düzen olmaz, bu gemi bundan sonra böyle yüzmez kardeşim. Kaptan değişecek, kaptan!
Sevgili arkadaşlar, yeni bir hizmet başlattılar. Bundan sonra takip etmenizi öneririm. İsim hakkını da aldık "akpden.com". Bundan sonra "akpden.com"u yakından takip edin. Köprüleri, otoyolları, babadan dededen miras o canım karlı işletmeleri satmaya kalktıklarında "akpden.com"dan hepsini duyuracağız.
Ama şimdi "akpden.com"da sıfır bir otomobil; 1.2 milyon lira fiyatı olan bir sıfır otomobil. Sepete ekle diyorsun. Öyle alıp gitmek yok, "akpden.com". 1 milyon 200 bin liralık araca 1 milyon 88 bin ÖTV. Yetmez; ÖTV'li fiyata 460 bin lira KDV. Yetmez; belki sen bu arabanın radyosunu açacaksın, orada TRT nameye denk geleceksin, TRT'den iki name dinleyeceksin; 9 bin lira bandrol ücreti. Toplam vergi 1 milyon 557 bin lira. Arabanın fiyatı oldu sana 2.7 milyon lira. Bundan sonra gençlerin bilgisayarında, gençlerin cep telefonunda, oyun konsolunda niçin alınamıyor hepsini birden birlikte göreceğiz: akpden.com. Bizi izlemeye devam edin."
"ÜLKEYE KALICI HASAR VERİYORLAR"
"Değerli konuklarımız, kıymetli arkadaşlar; ekonomiyi bitmeyen bir krize sokanlar, kendi çıkarları için adaleti, demokrasiyi, insan haklarını yok sayanlar; milleti algılarla avutabileceklerini, yönetebileceklerini, sandığa kadar vaziyeti idare edip orada birtakım seçim oyunlarıyla, seçim ekonomileriyle bu milleti bir kez daha kandırabileceklerini, ve AK Parti'nin kara düzenini sürdürebileceklerini sanıyorlar. Böyle bir şey yok. Artık bu milletin algı operasyonlarına karnı tok. Yerel seçimlerde millet tercihini gösterdi. O günden bugüne Cumhuriyet Halk Partisi'ni tüm saldırılara, tüm iftiralara, tüm haksızlıklara rağmen sahiplendi, dimdik ayakta tutuyor.
CHP, aynen kurulduğu gün olduğu gibi bugün bütün anketlerde Türkiye'nin birinci partisi. Ancak kalıcı hasarlar veriyorlar ülkeye. Ekonomide de öyle düzeltilmesi güç, düzeltilmesi zor işler yapıyorlar. Farkı çok büyük açıyorlar, ülkeyi çok büyük borçlandırıyorlar, varlıkları yok pahasına satıyorlar, 25 yıllık köprünün gelirini 3 yıllığını peşin verene 25 yıllığına veriyorlar. Yarınları düşünmüyorlar."
"İKTİDARIN DIŞ POLİTİKADA İLKESİ YOK"
"Bir yandan da dış politikada berbat işler yapıp Türkiye'yi bir yalnızlığa, bir itilmişliğe, bir çıkmazın içine sokup onarılması güç zararlar veriyorlar. Algı operasyonuyla; 'Efendim millet yoksullaştı ama dış politikada iyiyiz, Erdoğan bizi güvende tutar, yok efendim savaşın dışında tutar" gibi CHP'nin tarihinde örneğin İkinci Dünya Savaşı'na girmemenin ne kadar önemli olduğu söylendiğinde o günlerdeki orduya harp stoku diye ayrılan buğdayı bildikleri halde 'Efendim ekmekte karne vardı' diyenler, yıllarca bu siyaseti yapanlar şimdi açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama 'E bak İran'da savaş var, oralarda işler yolunda değil' ile bir algı operasyonu yapmaya çalışıyorlar.
Sadece İran'da değil; Suriye'de de öyle, Rusya'yla da öyle, Çin'le de öyle, dünyayla da öyle. Şimdi televizyonlarda 24 saat dış politika yayını yaptırıp onunla millete açlığını unutturmaya çalışıyorlar. Önce herkes şunu bilsin: Bu iktidarın dış politikada ilkesi yoktur, prensibi yoktur. Tek amaçları bir şahsi çıkar meselesi ve iktidarın devamı için birilerinden destek alma meselesidir."
"ÖNCE KENDİNİ VE AİLESİNİ DÜŞÜNÜYORLAR"
"Bugün ülkeyi yönetenler önce şahsını, ailesini, sonra partisini, en son Türkiye'yi düşünmektedirler. İşte biz bugün kralın üstünde kıyafet yokken akşam o kanallardan yayınlar boyunca 'Kralım ne de güzel ipekten kıyafetin var' diyenlere karşı birkaç söz söyleyeceğiz. İşin doğrusunu söyleyeceğiz. Bölgemizde dünya değişiyor. Küresel sistemin dengeleri yeni krizlerin temellerini atıyor ve bu krizler dünyadaki sistemi kökünden sarsıyor. Ülkeler yeni koşullarda kendilerine yeni yön tayin etmeye, yeni ittifak ilişkileri kurmaya girişiyor. Biz içinden geçtiğimiz bu süreçte Türkiye'nin birinci partisi olmanın verdiği sorumlulukla hareket ediyoruz."
"TÜRKİYE YENİ KÜRESEL SİSTEMDEN DIŞLANIYOR"
"Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet kadrolarından miras dış politika anlayışını hem hafızamızda tutuyoruz hem o yaklaşımla önümüze ışık tutuyoruz. Bu nedenle milletimizi artık gerçekleri konuşma noktasında büyük bir sorumlulukla milletimizle bunları paylaşmamız gerektiğini düşünüyoruz. Ne yazık ki ülkemiz bugün yeni küresel sistemden dışlanmaktadır.
Güçlü ülkeler çok kutuplu dış politikaya yönelirken ülkemiz Erdoğan'ın hataları, umutları ve tercihleri yüzünden tek kutuplu, tek bir kutba bağımlı hale gelmiştir. O tek kutup Trump yönetiminden ibarettir. O Trump ki Türkiye'ye yolladığı büyükelçisinin 'Çok akıllı adam, Erdoğan'da olmayanı veriyor, ondan her istediğini alıyor' dediği Trump'tır. Bu sözü söyleyen Amerika'da bir meczup ya da şımarık bir köşe yazarı değil, Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye'deki resmi temsilcisi büyükelçisidir."
"TRUMP'IN TWEETİNDEN SONRA GİZLEYEMEDİLER"
"'Onda olmayanı veriyor' derken Türkiye'de bir seçimden çıkmış olmasına rağmen demokratik yönetmemesi, yapılan ilk yerel seçimlerde yüzde 65'ini nüfusun CHP'ye kaybetmesi, erken seçimden kaçmasının yanında Türkiye'deki meşruiyet tartışmalarının yanında dünyanın Erdoğan'ı meşru görmediğinin altını kalın kalın çizmektedir. Gözünün içine baka baka 'Avrupa'da yoksun, Çin'le yoksun, Rusya'da yoksun, Amerika'da biz olmasak yoksun, sen bize muhtaçsın, biz seni tercih ediyoruz' deyip bir Amerikan Başkanı'nın oğluyla önce İstanbul'da pazarlıklar edip görüşmenin içeriği, görüşme olduğunda ne tavizler verileceğini bu kürsüden söyledik.
Alınacak 250 uçağı da, pahalı sıvılaştırılmış doğal gazı da ya da nadir toprak elementleriyle ilgili o Trump'ın ağzını sulandıran, ilk iş dünyada nadir toprak elementi neredeyse oraya saran Trump'a bu tavizlerin verileceğini de hepsini buradan söyledik. Sustular, susarak inkar ettiler, Trump'ın tweetinden sonra gizleyemediler."
"TRUMP VE TEKNOOLİGARKLAR OTORİTERLERİ SEÇİYOR"
O Trump, bir müttefik olarak Amerika'dan bahsetmiyorum, bu iktidarın bağlandığı tek kutup; kendi ülkesinde de itibarı kalmayan, oyları yüzde 30'lara düşen, bu yıl bitmeden Amerika'da topal ördek olacağına hiç şüphe olmayan, hatta diğer kanatta da çoğunluğunu kaybederek dönemin sonunu bile getiremeyecek olan Trump'a bütün ümitlerini bağlamış olan Erdoğan'dan bahsediyorum.
Dünyayı krize sokan Trump yönetimi dünyada otoriter liderlerle çalışmayı tercih ediyor, net. Macaristan'da Orban'ı tutuyor, Suriye'de Şara'ya 'yıllarca hazırladık' diyor kravat giydiriyor. İran'a bile ilk günlerde 'başarılı olacak, dini lideri belirlerken bana soracaksınız, ben söyleyeceğim' diyor. Dünyanın neresinde bir otoriter varsa onu destekliyor. Sadece kendi mi? Değil. Dünyaya dayatmaya çalıştığı kendince dünya düzeninde teknooligarklar, yani dünyadaki teknoloji şirketlerinin zengin milyarderleri de dünyada nerede bir otoriter var onu seçiyorlar."
"AVRUPA'DAKİ FIRSATI GÖRMÜYORLAR"
"Ama sen kimlerle yan yana düştüğüne bakarsan Macaristan’da Orban’la birlikte desteklenen, Hindistan’da Modi’yle birlikte adı anılan, Almanya seçimlerinde Alternatif Für Deutschland, soydaşlarımızı diri diri yakanların siyasi uzantılarını destekleyenlerin, Suriye’de Şara derken Türkiye’de de Erdoğan dediklerini Avrupa da görüyor, dünya da görüyor. Öyle bir noktadayız ki Trump yönetimi Avrupa’yla ayrışıyor, NATO’dan çıkmaya çalışıyor, kendi rekabet alanlarına yöneliyor.
Böyle bir durumda herkes NATO’da Amerika’dan sonra en büyük ordu Türkiye’ye ait olduğu için Türkiye’nin ağırlığının artacağını, Avrupa’nın yükselen güvenlik kaygıları sebebiyle Türkiye’ye yeni alanlar açabileceğini, Türkiye için yeni bir fırsatın ortaya çıktığını hep bütün dünya bekliyordu, bütün dünya söylüyordu. Ama öyle olmuyor. Çünkü bu iktidar Avrupa’nın ona sunabileceği bu fırsatı göremiyor, Trump’ın ona çizdiği hattan çıkamadığı için değerlendiremiyor."
"PUTİN'İN HIRSI VE KİNİNİN NASIL BİRİKTİĞİNİ HERKES BİLİYOR"
"Avrupa’da, Almanya’da ya da Avrupa’nın diğer demokrasilerinde aşırı sağı destekleyenlerin desteklediği Erdoğan’a mesafeli duruyor ve ona sürekli daha önce biz söylediğimizde hiç umursamayanlara birazdan hatırlatacağım ama ona demokrasiyi, Avrupa değerlerini, insan haklarına saygıyı ve tutarlılığı hatırlatıyor. Dış politikada keyfileştirilen, şahsileştirilen, Trump’a sadece endekslenen bu iktidar yüzünden ülkemiz Avrupa sisteminden dışlanıyor.
Avrupa kendi savunma gücünü kendi içinde arttırmaya yöneliyor. Fransa’nın ardından Almanya da Yunanistan’a açık destek veriyor. Yunanistan savunma alanında stratejik ortak ilan ediliyor. Rusya bugün bize güya nötr bir politika izliyor ama Putin’in kininin ve hırsının nasıl biriktiğini herkes biliyor. Çin ise Türkiye’ye olağanüstü mesafeli bir yere çekti kendini. Yani bu iktidar dünyada meşruiyeti kaybetti, bulamıyor.
"S-400'Ü KUTUSUNDAN ÇIKARAMADILAR"
"ABD Büyükelçisine Allah’ın kulu haddini bildirmiyor. Tweet dahi atmıyor. Bırakın Dışişleri Bakanlığı’na çağırmayı, onu uyarmayı, gerekirse ülkesine rahatsızlığı dile getirmeyi çıkıp da bir kelimeyle bir hatırlatma dahi yapamıyorlar.
Daha somut örneklerini söyleyeyim bu yaşadığımız zorlu sürecin. İran savaşında ülkemize füzeler atıldı. Rusya’dan alınan S-400’ler kullanılamadığı için... Çünkü alınırken S-400’e soru işareti koyana vatan haini damgası vuruyorlardı. Ya bunları alırsın ama F-35’ten atılırsın, olsun kendi sistemimizi kuracağız, onu yapacağız, bunu yapacağız... Bu kadar kritik günde S-400’ü kutusundan çıkaramadılar."
"TEPEMİZDEKİ RUS İHA'LARINI ÇOBALAR BULDU"
"Tepemizde Rusya’nın hatırlatma İHA’ları Sakarya’ya düştü, Ankara’ya düştü, oraya düştü, buraya düştü. Öyle ki çobanlar buldu vıyk vıyk öten İHA’ları. Rusya hatırlatıyor kendini. Öbür taraftan İran hatırlatıyor kendini, atıyor füzeleri. Allah’tan Amerika halen NATO’da, bir NATO ülkesi olarak ve korunması gereken üsleri olarak Amerikan gemilerinden atılan savunma füzeleriyle Türkiye’ye atılan füzeler düşürülüyor. Biz söylediğimizde çelik kubbeye ihtiyaç var, İsrail halletti, herkes halletti, bizim durumuz deyince dinlemeyenler, daha ilk adımları 2024’e kadar bırakanlar Amerika olmasa Türkiye’yi İran’ın füzelerinden koruyamayacaklar. Ki o Amerika da NATO’dan çıkacağız diyor."
"SAFE PROJESİNDE BÜTÜN AVRUPA VAR BİZ YOKUZ"
"Şimdi ülkemiz Avrupa güvenlik mimarisinden de dışlanıyor. Türkiye Avrupa’nın SAFE programına dahil edilmedi. Biz bu konuda çok dil döktük ama dinlemediler. Avrupa için güvenlik eylemi olan SAFE Türkiye’ye hem bir genel güvenlik yapısının içinde yer almayı hem de 2028-2034 arası savunma projeleriyle önemli bir imkan yakalamayı sunuyordu. SAFE’in dışına atıldık. Bütün Avrupa var biz yokuz. Türkiye Çin ve Rusya gibi Avrupa’nın kapsama alanının dışındaki ülkelerin içinde sayılıyor."
"YANDAŞ MEDYA NARALAR ATSIN, GERÇEKLERİ NASIL GİZLEYECEKSİNİZ"
"Övüne övüne Antalya Diplomasi Forumu yapıyorlar. Antalya Diplomasi Forumu’na Avrupa Birliği ülkelerinden bir tek ülke katılmadı, bir tek ülke. Gelenler Tom Barrack'ın sevdikleri, birbirlerini ağırlıyorlar, birbirlerini övüyorlar ve Türkiye’yi o kategoriyle birlikte anıyorlar. Dün Sayın Erdoğan çıkmış, dün ilk kez Avrupa Birliği’ne selektör yapıyor, ilk kez. Biz Avrupa’nın önemini vurguladığımızda ne diyorlardı? Bunlar işi bilmiyor. Avrupa mı kalmış? Avrupa ölü, Avrupa perişan, Avrupa’nın kendine faydası yok diyenler dün Erdoğan’ın Avrupa’nın parçasıyız, bizi Avrupa Birliği’ne alın şeklindeki sözlerini yeni bir açılım olarak söylüyorlar.
3 ay önce, 6 ay önce, 8 ay önce Strazburg’da, Brüksel’de, Berlin’de, Madrid’de biz bunları söylerken CHP siyaset okumayı bilmiyor, Avrupa diye bir şey yok, varsa yoksa Amerika var, varsa yoksa Trump var, varsa yoksa Ortadoğu var diyenler şimdi dün Avrupa’ya Türkiye’yi hatırlatıyor, Avrupa’nın önemini söylüyor.
O yüzden hiç kimse kusura bakmasın ama öyle Erdoğan’ı yanlışına da alkış tutanlar Türkiye’yi bu felaket duruma düşürdüğünde, bu zor duruma geldiğinde bundan sonra bu işin içinden nasıl çıkılacağı konusunda çıkacaklar, önce kendileri de bir özeleştiri yapacaklar. Yandaş medya dünya lideri naraları atadursun şu gerçekleri nasıl gizleyeceksiniz?"
"KİMSE BU İKTİDARI STRATEJİK BİR ORTAK OLARAK GÖRMÜYOR"
"Rusya-Ukrayna savaşında arabulucu olmak istediğimizi açıkça söylüyoruz, Türkiye’ye davet ediyoruz. Bırakın gelmeyi cevap dahi vermiyorlar. Barış görüşmeleri nerede yapılıyor? Suudi Arabistan’da. Amerika-İran savaşı oluyor, arabulucu olalım diyorlar, görüşmeler Pakistan’da yapılıyor. İran da Amerika da Türkiye’nin adını dahi anmıyor. Kimse bu iktidarı stratejik bir ortak olarak görmüyor artık."
"MAVİ VATAN MESELESİNDE BÜYÜK BİR ACZİYETİN ALTINA İMZA ATTILAR"
"Doğu Akdeniz bizim için stratejik öneme sahip. Mavi Vatan değil mi? Adını koyan amiralleri, ömrünü bu işe vermiş olan amiralleri bir bildirge yüzünden -ki denizlerdeki hakimiyetimizle ilgili bir hassasiyet üzerine kurulmuş milli bir duruştaki bildirge üzerinden- alanlar, gözaltına koyanlar, hapisle tehdit edenler, orduevlerine sokmayanlar, rütbe sökmekle tehdit edenler şimdi Mavi Vatan meselesinde adeta büyük bir acziyetin altına imza attılar.
Takip edenler Doğu Akdeniz’den nasıl dışlandığımızı görüyor. Amerika, İngiltere, Fransa, Mısır... Hepsi birden karşımızda. Bir hamle vardı Libya, onu da boşa çıkarmak için Yunanistan 24 saat mesai veriyor, Libya meselesini de boşa çıkarmak için. Amerika, İngiltere, Fransa, Mısır karşımızda. Erdoğan’ın dostu Birleşik Arap Emirlikleri karşımızda. Kralı ölünce yas ilan ettiği Suudi Arabistan karşımızda. Çok güvendiği Katar, Rumlar için sondaj işletmesi yapıyor Doğu Akdeniz’de. Rumlarla Doğu Akdeniz’de doğal gaz arıyorlar, petrol arıyorlar, hidrokarbon arıyorlar."
"YUNANİSTAN ADALARI SİLAHLANDIRIYOR, TÜRK DEVLETLERİ RUMLARA BÜYÜKELÇİ YOLLUYOR"
"Bu zayıflığı gören Yunanistan bütün anlaşmalara aykırı olarak adaları silahlandırıyor. Gözümüzün içine baka baka adaları silahlandırmaya devam ediyor ve arkasında bütün Avrupa duruyor."
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti milli davamız. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni orta vadede en büyük hedefimiz dünyaya tanıtmak, tanınmasını sağlamak ki sonra Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nden oluşan bu dezavantajlı asimetrik durumdan kurtulup diplomasiyle kazanımlar elde edeceğiz. En yakınımızdaki Türki Cumhuriyetler... Önce onların tanıması lazım. Bir tane tanıyan yok. Önce gittiler Güney Kıbrıs’ı tanıdılar, şimdi teker teker büyükelçi yolladılar.
"TÜRKİYE'NİN MEŞRUİYET TANIDIĞI ŞARA, KKTC'Yİ TANIMIYOR"
"Bizimkilerin tanıdığı Şara, meşruiyet sağladığı Şara, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin davetiyle gidiyor. Gitmesi bir yana, orada duruyor ve ortadan ikiye bölünmüş şehirde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafına geçip de Cumhurbaşkanımızın bir kahvesini içmiyor! Yani Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni tanıyor.
Türkiye'nin 'büyük oyunlar kurduk kurduk' diye geçen sene Aralık'ta alkışlattırdıkları Şara, gidiyor Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin varlığını tasdikliyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne de diğerleri gibi 'Sen yoksun, ben seni tanımam' diyor. Türkiye'yi bu hale getirdiler."
"SUMUD FİLOSU'YLA DALGA GEÇEN AÇIKLAMADAN SORUMLUSUNUZ"
"Dönelim Filistin'e, Gazze'ye. Neden dış politika ilkesi, prensibi olmayan bir iktidar var Türkiye'de diyorum? Trump Gazze'ye Barış Kurulu kurdu. Aklı başında bir dünya liderinin katılmadığı o kurula bizimkiler gitti, kuruldu. Dedik ki, 'Ya Filistin'in olmadığı yerde senin ne işin var?' Dedi ki, 'İsrail de yok.' İlk toplantıya iki gün kala Netanyahu Beyaz Saray'da, al takke ver külah Netanyahu da masada, Hakan Fidan da masada. O masaya oturdular ve Gazze'nin Filistinlilerden boşaltılmasını isteyen o planın, o kumarhane, otel ve esas önündeki hidrokarbonlara çökme planının parçası oldular.
Geçen gün bunlara karşı, Sumud filosu yine yola çıktı, 20'si Türk 175 kişi gözaltına alındı. Bekliyorsun ki bunlardan, İsrail'i kınayacaklar, Sumud filosuna sahip çıkacaklar. Bakın, Barış Kurulu... Board of Peace... Gazze'ye doğru yola çıkan filo; 'Gazze halkının durumundan hiçbir şey bilmeyen ve bundan daha az umursayan kişilerin gösterişçi sevgi teknesi aktivizmi' alay ediyor. Ölümü göze alıp gidenlere 'gösterişçi sevgi teknesi aktivizmi', 'insanların sefaletini kullanarak sosyal medya profillerinizi inşa etmek iğrenç bir şey' yazmış. Bunun altında kimin imzası var biliyor musunuz? 'Board of Peace' diyor ya, Netanyahu ile birlikte Hakan Fidan'ın imzası var. İşte bu! Adalet ve Kalkınma Partisi budur! Bu kurulda oturdukça bu açıklamadan sorumlusunuz."
"KEŞKE DIŞ POLİTİKADA BAŞARI OLSAYDI"
"Şimdi Türkiye'de bizi en az destekleyen, siyasetçi olarak beni hiç sevmeyen bir AK Partilinin vicdanına sesleniyorum: Böyle bir açıklama olacak, 'iğrençsiniz' diyecek Sumud'u destekleyenlere, gidenlere 'gösterişçisiniz' diyecek... Örneğin bu açıklama, bizim üyesi olduğumuz Sosyalist Enternasyonal'den çıkacak, Türkiye'de bu yazıdan sonra bütün televizyonlar, bütün gazeteler bir saat değil, bir gün değil, bir hafta, on gün bu işin üstünde tepinir mi tepinmez mi? Bunu biz gösterene kadar ağzını açıp konuşan yok. Buradan şunu gösteriyor ki bu; ne Filistin hassasiyeti vardır, ne milli duruş vardır. Sadece ve sadece göbekten Trump'a bağlanmış, umudu ona bağlamış bir Erdoğan vardır. Başka hiçbir şey yoktur.
Milletimizin vicdanına seslenerek söylüyorum. İktidarda kimin olduğundan bağımsız söylüyorum. Keşke AK Parti'nin yaptığı bu algı operasyonu, algı operasyonu değil de gerçekleri yansıtıyor olsaydı. Keşke dış politikada bir başarı hikayesi olsaydı. Çünkü Türkiye kazanırsa hepimiz kazanırız. Türkiye'nin dış politikadaki başarısızlığı, yalnızlaşması hiçbirimizin lehine değildir. Bir bütün olarak ülke kaybetmektedir."
"ERDOĞAN DIŞ POLİTİKADA DENGEYİ KAYBETTİ"
Dış politikacılarımızın başarıyla yürüttüğü bir denge politikası vardır. Erdoğan dengeyi bıraktı. Erdoğan bir sarkaç politikasına gitmiş. Ya Trump'la beraber Putin'e en uzak, ya Putin'le birlikte Amerika'ya en uzak. Ya Çin'le beraber bir başka yerde... Ama bu savrulmaların hepsi Türkiye'ye toplamda çok büyük bir maliyet çıkarmaktadır. Sayın Bahçeli bu sıkışmışlığı görmüş. Buradan çıkış için TRÇ İttifakı diyor; Türkiye, Rusya, Çin. Ve bunu Cumhur İttifakı'nın devam etme şartı olarak sunuyor. Erdoğan 'Trump' diyor, Bahçeli 'Rusya-Çin' diyor. Türkiye bu sıkışmışlığa mahkum değildir.
Cumhuriyet Halk Partisi; Avrupa Birliği'nin tam üyesi olmayı, Avrupa'yla hem değerlerde hem ekonomide hem savunmada ortak çıkarları bulmayı, savunmayı, inşa etmeyi ve korumayı; Rusya'yla iyi ilişkileri, Çin'le doğru bir müttefiklik ilişkisini, Trump yönetimiyle değil ama Amerika'nın kurumsal yapısıyla birlikte geçmişten gelen iyi müttefiklik ilişkilerini bir denge halinde sürdürecektir. Bütün yumurtaları bir sepete koymuş, sepetin de dibini çıkarmış, her şeyi kaybetmiş Erdoğan'ın bu vakitten sonra ne parlatılacak tarafı kalmıştır, ne bu anlayışın savunulacak, sürdürülecek tarafı kalmıştır."
"CHP TRUMP'IN DÜZENİNE TESLİM OLMAYACAK"
"CHP, uluslararası yapıda Trump'ın düzenine teslim olmayacak. Asla ve asla İsrail-Amerikan planlarının uygulayıcısı, parçası olmayacak. Ama Amerika'yla da, Rusya'yla da, Çin'le de doğru ilişkiler kuran, modern Avrupa'nın sadece aday üyesi, sadece Avrupa Birliği'nin üyeliğine kabul edilmiş birisi değil, Avrupa'yı güçlendiren; bu güçlü nüfusuyla, bu güçlü ordusuyla, genç nüfusuyla ve kararlılığıyla Avrupa'nın taşıyıcı kolonu olacak, Avrupa Birliği'nin en önemli aktörü olacak."
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE'Yİ MUHALEFET ALANI OLARAK GÖRMÜYORUZ"
"Terörsüz Türkiye, PKK'nın silah bırakması, demokratikleşme adımlarının atılması, hep birlikte imza attığımız rapor... Bu mesele bir rekabet alanı değildir. Bir muhalefet alanı olarak da görmüyoruz. Bu mesele hepimiz için tarihi bir sorumluluk alanıdır. O yüzden bu yaklaşımımızı bir kez daha teyit ediyoruz.
"BİZ GÖMLEK ÇIKARDIK DEYİP GEÇMİŞİMİZİ İNKAR ETMEDİK"
"Biz hem Türkiye'nin komşularıyla ilişkilerini, hem dünya ile ilişkilerini, hem de Türkiye'nin iç cephesinin en kuvvetli olması gerektiği zamanda durması gerektiği yeri bilen bir partiyiz. Kimse kusura bakmasın; biz ne öyle pazarlıkla kurulduk, ne ayrılıkla kurulduk. Ne bir avukat bürosunda rezidans tepelerinde kurulduk. 'Gömlek çıkardık' deyip de geçmişimizi inkar ettik. Ne de Oval Ofislerde verdiğimiz taahhütlerle gelip burada 1 Mart tezkeresinde rezillikler yaşadık.
Attığımız her adımı kararlılıkla atarız. Attığımız her adımda önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, ondan sonra partimizi, ondan sonra kendimizi düşünürüz. Kimse bizi bugünkü iktidarın çıkarcılığıyla karıştırmasın, durduğumuz yer bellidir! Bu parti iktidara yürüyor, iktidara hazırız, her sorumluluğu almaya hazırız!"
"TÜRKİYE'DE BİR İKİLİ HUKUK SİSTEMİ İŞLİYOR"
"Dış politikadaki bu halimizin de, ekonomideki ağır tablonun da temel sebebi, adalet ve demokrasideki çöküştür. Cumhurbaşkanı adayını hapse atan, 30 yıl önceki diplomayı inkar eden, milletin verdiği mazbatayı siyaseten gasp eden, 60-80 yıllık aile şirketlerine son üç yıllık faaliyetten sonra çöken, başkasına ait olan, suçun şahsiliği ilkesini de, masumiyet ilkesini de gözetmeden, muhalif televizyonlara çöken, TMSF'den haraç mezat satan bir iktidarın olduğu ülkeye maalesef kimse güvenmiyor. Kendileri siyaseten kaybedecekler ama Türkiye'ye büyük itibar, büyük güç kaybettiriyorlar. Maalesef zarar gören ülkemiz ve milletimiz oluyor.
Türkiye'de bir ikili hukuk sistemi işliyor. Bu sistemde AK Partili isen, hatta başka partiliysen ama suçu işleyince AK Parti'ye gittiysen; yargıdan, sorgudan, hapisten muafsın. Ama eğer muhalifsen işlemediğin suçlardan, her türlü iftiradan sorumlusun. Sana atılan her türlü iftiranın gerçek muamelesi görmesiyle karşı karşıyasın."
"HALFETİ BELEDİYE BAŞKANI AK PARTİLİ DEĞİLDİ"
"İBB'de 37, Ankara Büyükşehir'de 97 yolsuzluk davası, savcılıklara suç duyurusunda bulunulup, üzerine dönemin İçişleri Bakanı'nın gelip, alıp çöktüğü ve zaman aşımına zorladığı, ya da kendi iktidarları sırasında Ankara Büyükşehir'de Melih Gökçek'in yaptığı 97 büyük yolsuzluğun üstünün örtüldüğü, Melih Gökçek'e soru sorulamadığı ama dürüst, namuslu, temiz, şeffaf, hesap verebilir siyasetin iftiralarla hedef alınmaya çalışıldığı bir sürecin içindeyiz.
AK Partili Kırıkkale Keskin Belediye Başkanı... Bakın geçtiğimiz hafta biliyorsunuz İçişleri Bakanı çıkıp da 'Efendim 600'e yakın AK Partili belediye var, biz onlara da soruşturma izinleri vermişiz, CHP'den daha çok AK Parti soruşturuluyor' deyince, millet de 'Kardeşim birinin kapısına gitmediniz, bir gözaltı yapmadınız, hiç nezarette tutmadınız, hiçbirini tutuklamadınız' deyince arkadan, bugünkü gibi gösteren eski Halfeti Belediye Başkanı'nı kelepçelediler, tutukladılar ve bütün basına Adalet Bakanlığı'ndan 'AK Partili belediyeye şafak operasyonu' diye dağıtım yaptılar.
Oysa o belediye AK Partili değildi. O kişi belediye başkanıyken kayyımdı. O kişi Halfeti Belediyesi'nin kayyımıydı. Atadıkları kayyım yolsuzluk yaptı. Hiç dinlemediler, AK Parti'nin adayı yaptılar. Halfeti'yi DEM Parti kazandı. Halfeti'de AK Partili belediye değil, AK Parti'nin kaybetmiş belediye başkanını kayyımlık günündeki rezillikler de ortaya çıkınca alıp kelepçelediler. Adına bakın, 'AK Parti'ye de yapıyoruz' dediler."
"EKREM İMAMOĞLU'NDA BUNUN YÜZDE 1'İ VARSA 100 YIL YATALIM"
"Şimdi ben onun olmadığını söyledik, bir de koca koca köşe yazarları yazdı bunu, resimlerini koydu. Nasıl bir iletişim kampanyası... Bakın AK Parti'ye ne yapılıyor söyleyeyim. AK Parti'ye ne yapılıyor söyleyeyim: Kırıkkale Keskin Belediye Başkanı. AK Partili mi, AK Partili. Görevde mi, görevde. Suçlama: Rüşvet almak. Eve gelen yok, şafak baskını yok, gözaltı yok, tutuklama yok, tutuksuz yargılama var.
Yargılamada ortaya çıkan delil: Müteahhit, belediye başkanının hesabına 1.2 milyon lira EFT yapmış. Yapan müteahhit belli. Alan belediye başkanı belli. Buz gibi kanıt. Koca İBB dosyasında böyle bir kanıt yok. Ekrem İmamoğlu'na bunun yüzde 1'i varsa, 100 yıl yatalım! Yok kardeşim, yok!"
"SAVCI, İNSANLARIN ÖZEL BİLGİLERİNİ BASINA SERVİS EDİYOR"
"Cumhuriyet tarihinde hukuk hiç bu kadar ayaklar altına alınmamıştı. Yargı içinde çete kurdular. Siyasi talimatlarla büyük hukuksuzluklar yapıyorlar. Ödül olarak makamlar, mevkiler aldılar, servetler yaptılar. İstanbul'dan kalkıp diğer 80 ile operasyon yapıyorlar, haksızca, hukuksuzca.
Öyle bir yozlaşmış var ki, yozlaşmışlık var ki, sudan sebeplerle gözaltı yapıp, gözaltına alınan kişilerin özgüveninden yararlanıp, cep telefonlarının şifrelerini kapıp, elde ettikleri içerikleri yandaş basına sevk ediyorlar. Ya Cumhuriyet Savcısı'sın sen, Cumhuriyet Savcısı! Orada dünyanın en mahrem bilgileri senin namusuna, senin namusun üzerinden devlete emanet.
Ali Mahir Başarır'ın çocukluk arkadaşını yalan yere gözaltına aldılar. Çocuk demiş, 'Bende bir şey yok', cep telefonu şifresini vermiş. Oradan buldukları, o kadar şeyin içinden buldukları bir videoyla insanları, eşleriyle, çocuklarıyla bir oldukları ortamı ifşa edip, bir de utanmadan onu 'yok alem görüntüleri çıktı, bilmem ne görüntüleri çıktı' diye... Alemin de alasını bilirsiniz, günahın da alasını bilirsiniz!"
"EŞLERİMİZE BİLMEM NE YAFTASI YAPIŞTINLARIN DEFTERİNİ MİLLET DÜRECEK"
"O görüntülerde alnımız açık, başımız dik, veremeyeceğimiz tek bir hesap yok! Ne ailemize, ne milletimize! Yanımızdaki eşlerimize 'alem' diyerek bilmem ne yaftası vurmaya çalışanın alnını ben değil, millet karışlayacak millet! Şahsiyetsiz, karaktersiz, utanmazların hesabını sandıkta millet görecek, defterini millet dürecek! Bana kalmamış!
Maaş alarak yandaş basınına çıkanlara, her akşam ücreti karşılığında partisini tartıştırılanlara, umudunu butlana, şutlana koyanlara söylüyorum. Hey, Hepinize söylüyorum: İstiyorsan Hakk'a varmayı, meslek edin gönül almayı. Bırak saraylara mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin! Toprak ol, bağrında güller yetişsin! Sarayın mermerlerinde oturanlara söylüyorum! Saraydan medet umanlara söylüyorum! Milletin vermediğini, delegenin vermediğini saraydan dilenenlere söylüyorum! Onun için bütün örgüte söylüyorum ayağa kalktınız, artık oturmak yok, hedef iktidar. Milleti saracağız, haysiyetsizlerin defterini düreceğiz."
Kaynak:Haber Merkezi
