Sürece FETÖ gerekçesine 'kara mizahlı' yanıt: Bu bahaneyle siyaset yol alamaz
Kürt sorununa çözüm arayışı sürecinde AK Parti'nin FETÖ'yle mücadele gerekçesiyle "Kod Kanun öncesinde adım atılması sıkıntılı" yaklaşımına DEM Parti tepki gösterdi. Grup Başkanvekili Sezai Temelli, yaşananları "kara mizah" olarak yorumladı.
YILDIZ YAZICIOĞLU
ANKARA - DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, sürece dair adım atılması beklenen yasal değişiklikler konusunda açıklamalarda bulundu. İktidarın, konuyla ilgili verdiği FETÖ örneğini değerlendiren Temelli, "kara mizah" dedi.
Temelli, “Selahattin Demirtaş siyasetinde FETÖ’ye karşı siyaset yaptı. Demirtaş’ın yargılandığı dava gibi birçok süreçte iddianameler önemli ölçüde FETÖ zamanında yazıldı. Şimdi ise ‘FETÖ’cüler de yasal uygulamalardan yararlanmamalı’ diye cezaevinde tutuluyor. Engel yine FETÖ. Tam kara mizah durumu” diye konuştu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un ev sahipliğinde gelecek hafta ortasında Süreç Komisyonu Raporu kapsamında AK Parti, MHP, CHP, DEM Parti ve Yeni Yol Grubu koordinatörleri toplantısında yasal düzenlemeler aşaması ele alınacak.
Bu aşamada AK Parti iktidarı tarafından “FETÖ gibi örgütlere yararlanma olanağı sağlamayacak düzenlemeler yapılması sıkıntılı”, “Kod Kanun öncesinde adım atılması muhalefet talebi” ve “PKK’nın silah bırakmasında kritik eşik aşılmadı” gibi görüşler ise süreçte ilerleme ihtimaliyle ilgili soru işareti yarattı.
Temelli, Gazete Pencere’ye yaptığı açıklamada, AK Parti yönetimindeki sürece ilişkin değerlendirmelerde FETÖ’nün gerekçe olarak kullanılmasını ilk çözüm süreci sonuçları düşünüldüğünde “kara mizah” bulduğunu söyledi.
Temelli, AK Parti tarafından “FETÖ gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) veya ceza infaz sisteminde ‘terör örgütü üyeliği veya propagandası’ gibi suçlamalarda değişiklik yapılamaz” ve “İçişleri Bakanlığı’nın kayyum atama yetkisine son verilemez” gibi görüşler açıklanmasına tepkisini paylaştı.
'KENDİNİ FESH ETME KARARI ALMIŞ ÖRGÜT AYRIMIYLA İSTİSNAİ DÜZENLEMELER YAPABİLİRSİNİZ'
“Çatışma dönemi sona eriyor, silahlar susuyor, artık demokratik siyaset alanında yol alacaksak o zaman geçmişteki cezalandırma yaklaşımıyla değil kendini fesh etme kararı almış bir örgüt gerçeğiyle hukuk uygulamalarında örgüt ayrımıyla istisnai düzenlemeler yapabilirsiniz” diyen Temelli, terörle mücadele gerekçesiyle hukuki adımları atmamayı yanlış bulduğunu ifade etti.
İlk çözüm süreci dönemi sona erdikten sonra belediye başkanı iken yerlerine kayyum atamaları yapılarak haklarında hapis cezası kararları alınan siyasetçileri ve halen cezaevindeki siyasetçileri unutmamak gerektiğini kaydeden Temelli, bu siyasetçilerle ilgili yasa yapılmasına gerek olmaksızın adım atılabileceğini işaret etti.
Siyasetçilere özgürlük yolu açılması için hukuki düzenlemeler yapılması ve kararlar alınması önüne örneğin FETÖ’yle mücadele gerekçesi getirilmesini kabul edemeyeceklerini anlatan Temelli, “FETÖ'yle mücadele ettiler diye cezaevine girdi insanlar 2014-2015 döneminde” diyerek o dönemdeki süreç sonunda FETÖ’nün yarattığı yargı ortamıyla hapis cezaları kararları alındığını kaydetti.
“Selahattin Demirtaş siyasetinde FETÖ’ye karşı siyaset yaptı. Demirtaş’ın yargılandığı dava gibi birçok süreçte iddianameler önemli ölçüde FETÖ zamanında yazıldı. Şimdi ise ‘FETÖ’cüler de yasal uygulamalardan yararlanmamalı’ diye cezaevinde tutuluyor. Engel yine FETÖ. Tam kara mizah durumu” diyen Temelli, Demirtaş örneğinden hareketle AK Parti iktidarınca “Kod Kanun” olarak da adlandırılan “Geçici ve Müstakil Kanun” çıkarılmadan da süreçte adım atılabileceğini söyledi.
'AİHM VE AYM KARARLARIYLA İLGİLİ YASA YAPILMASINA GEREK YOK'
Türkiye’de yasal düzenleme ihtiyacı olmaksızın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarıyla demokratik siyaset adımı atılabileceğini vurgulayan Temelli, “AİHM kararları da AYM kararları açık, tartışılmaz. AİHM ile AYM kararlarıyla ilgili sıkıntı uygulamadan kaynaklı. Bunlar için yasa yapmanıza bile gerek yok. Sadece mahkemelerce siyasete müdahale yapılan yaklaşıma son verilmesi gerekiyor” dedi.
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ gibi örneklerde çok açık AYM ile AİHM kararları bulunmasına rağmen uygulanmadığını işaret eden Temelli, “Yargıtay çok açık kararları tanımama tutumu alıyor. Mesela yine Barış Akademisyenleri’yle ilgili Anayasa Mahkemesi’nin açık kararı var. Yargıtay’ın yaptığı gibi Danıştay da benzeri şekilde AYM kararını tanımıma kalkıyor. Şimdi tüm bunlardan kurtulmanın yolu, hukuk adına, demokrasi adına doğru adımlar atılmasından geçiyor. Peki ne diyorlar? (AK Parti) İşte ‘önce Kod Kanun çıksın’. Neden? Halbuki Kod Kanun’un çıkmasını da kolaylaştıracak şeylerden birisi bu adımlar” diye konuştu.
'CEZA SİSTEMİNDEKİ İNFAZ EŞİTSİZLİĞİ VE AYRIMCILIĞI YENİ DÜZENLEMEDE OLMAMALI'
Barış Akademisyenleri örneğinde Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ihraçlarıyla ilgili geri dönüşü sağlayacak adımları atmada AK Parti’nin sürekli FETÖ’yü bahane ettiğini belirten Temelli, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden KHK’yla ihraç edilmiş bir akademisyen olduğunu hatırlatarak, özetle şunları söyledi:
“Ne olması gerekiyor? Bir kere her şeyden önce yasal düzenleme kapsayıcı olmalı. Ayrımcılığı ve eşitsizliği barındırmamalı. Bugün biz Türkiye’deki özellikle ceza kanununa baktığımızda içinde çok ciddi infaz eşitsizlikleri barındırıyor. Ayrımcılık barındırıyor. Zaten başlı başına bir norm dışı devlet anayasası olmuş Terörle Mücadele Kanunu (TMK) denen bir kanunumuz var. Zaten tümüyle ayrımcı kanunumuz. Mesela bu KHK işine Komisyon’da da karşı çıktılar. Çünkü KHK işine girildiğinde diyorlar ki ‘FETÖ yararlanacaktır’. Ancak o örgütle değil, siz bu örgütle bir müzakere yapıyorsunuz. Dolayısıyla siz artık bunu diğer örgütle aynı kefeye koyamazsınız. Ayrıştırdınız zaten. Bu ayrışmayı dikkate alan bir düzenleme yapabilirsiniz. Bunun istisnaları var, özel kapsamda uygulamalar var, yapabilirsiniz. Bunu artık bahane edemezsiniz. Bu örgüt kendini feshediyor, demokratik siyasete katılıyor. Siz de diyorsunuz ki evet, demokratik siyaset as olandı, işte buna dair bir düzenleme yapıyorsunuz. Silah bırakan da bilmeli ki ben bu yasaya göre silahımı bırakıyorum ve geliyorum.”
'İBB DAVASI’NI İZLERKEN DEJAVU YAŞADIM, POLİTİK BİR DAVA İZLİYORUZ'
Sezai Temelli, Türkiye’de “politikleşmiş yargı ve yargı tarafından siyasete müdahale edilmesi” sorunu bulunduğunu vurguladı.
“Politikleşmiş yargı dönemi bir an önce sonlanmalı. Siyasi yargı krizi çözümlenmeli” diyen Temelli, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı İBB Davası’nı izlemek üzere Silivri’ye gittiğini anımsatarak, şunları ifade etti:
“İBB davasında biz dejavu olduğunu düşünüyoruz. Ben gittim İBB davasını izlemeye gittiğimde, bir anda bizim Kobani kumpas davasını izlediğimi hissettim. Ayın mizansen yaşanıyor. İddianame hazırlığı, dava salonundaki gelişmeler, oradaki tartışmalar, yargılama tarzı, savcı oturma şekli bile herşey aynı görünüyor. Herşey politik bir karar gibi görünüyor.”
'AHMET’LERİ GÖREVİNE DÖNDÜRMEMEK İÇİN FETÖ BAHANESİYLE SİYASET YOL ALAMAZ'
AK Parti iktidarınca konuya sadece “terör meselesi” olarak yaklaşılmasından kaynaklı sorun yaşandığını kaydeden Temellİ sözlerini şöyle sürdürdü: “İktidar da şöyle bir kompozisyon var; Bu mesele bir terör meselesiydi. Her şey bu terör meselesi sonucunda ortaya çıktı. O zaman terör sonlandığı noktadan başlanacak ve sonra diğer konular bunu takip edecek. İktidardaki kurgu böyle. Oysa sorun çatışmaya dönüşmüşse, bunun nedeni Türkiye'nin demokratikleşememesi, Türkiye'nin hukuk devleti olamaması. Bu, bu kadar net. Ve Türkiye şimdi demokratikleşecek ve hukuk devleti olacaksa her şeyden önce Kürt meselesini demokratik çözüme kavuşturmak zorunda. Çünkü her şeyi buna bahane ediyorlar. Neden? Mesela kayyum için, AYM ile AİHM kararlarını uygulamak arasında Kod Kanun’un çıkıp çıkması çıkmaması arasında bir ilişki, korelasyon yok.”
CHP, Yeni Yol Grubu dahil olmak üzere DEM Parti olarak da imza verdikleri belediyelere kayyum atanması uygulamasına karşı yasa teklifini anımsatan Temelli, tek maddelik yasa değişikliğiyle İçişleri Bakanlığı’nın kayyum atama yetkisine son verilmesi gerektiğini dile getirdi.
Süreç Raporu’nda da yetersiz de olsa belediye meclisi içerisinden başkan seçimi öngörüldüğünü hatırlatan Temelli, FETÖ’nün bahane olarak kullanılmasına karşı çıkarak, “Şimdi halen Ahmet’ler göreve dönmüyor. Van kayyumu işte ortada. Neden? Van'da şu anda halen kayyum var. Hiçbir açıklaması yok. Bütün bunlara baktığımızda siyaset böyle kendisini yeniden üretemez. Yol olamaz” diye ekledi.
Kaynak:Yıldız Yazıcıoğlu
