/

Tarihi kendiyle başlatma çözülmeyi durduramaz

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan uzunca bir süredir bir anlamda tarihi kendi partisiyle başlatma gayretinde. Pek çok konuşmasında verdiği örneklerde bu gayret, göz çarpıyor.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan uzunca bir süredir bir anlamda tarihi kendi partisiyle başlatma gayretinde. Pek çok konuşmasında verdiği örneklerde bu gayret, göz çarpıyor.  

AK Parti’den önce doğru dürüst üniversite yokturdan ambulans yoktura uzanan geniş bir yelpazede verdiği örneklerin büyük kısmı gerçeği yansıtmaktan uzak. 

İşte üç basit örnek. 

Tarih 27 Mayıs 2018. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Isparta’da yaptığı konuşmada; “Üniversiteyi Isparta’da kim kurdu? Biz kurduk” dedi. 

Oysa bu, gerçek değildi. Çünkü Isparta’da bulunan Süleyman Demirel Üniversitesi 1992 yılında Süleyman Demirel döneminde yapılmıştı.

Tarih 8 Şubat 2019. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Sivas’ta yaptığı konuşmada; “Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ni biz kurduk. Bizden önce Sivas’ta üniversite var mıydı? Yok.” dedi.

Oysa gerçek yine farklıydı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi 9 Şubat 1974’te kurulmuştu. 

Son olarak ambulans sayısı ile ilgili olarak da,  20 Nisan 2010’de Başakşehir Şehir Hastanesi’nin açılışında; “AK Parti hükümete geldiğinde ülkede doğru dürüst ambulans bile yoktu” dedi. 

Oysa veriler incelendiğinde 2002’de yani AK Parti iktidarından önce Türkiye’de 3.726 adet ambulans bulunduğunu gösteriyor. Bu sayı, 2003 yılında 3.897’ye, 2004 yılında ise 4.035’e yükselmiş. 2019 itibariyle ambulans sayısı 5.586. 

Ambulans sayısında göreli bir artış olsa da AK Parti’den önce ambulans yoktu demek gerçeği yansıtmıyor. 

***

Peki neden?

Gerçekler bu kadar açıkken siyaseten neden böyle bir söyleme gerek duyuluyor?

Bunun açıklanabilir tek nedeni var: Bu söylem, Türkiye geneline değil AK Parti tabanına yönelik propaganda amaçlı yapılıyor. Tek hedefi de, tabanı konsolide etmek. 

Ancak teknolojinin giderek yaygınlaştığı ülkede AK Parti tabanının da bu söyleme olan inancının giderek azaldığı gerçeği, kamuoyu araştırmalarına yansıyor. 

Yani bu söylemler artık eski işlevini yerine getiremiyor. Çünkü özellikle koronavirüsle ortaya çıkan gerçekler, iktidarın anlattıklarından bambaşka olduğu görüldü. 

***

Bu yüzden olsa gerek, gerek Erdoğan gerekse siyasi iktidar, koronavirüs salgını sürecinde CHP’li belediyelerin halka doğrudan yardımlarından rahatsız. Çünkü muhalif belediyelerin ayrımsız olarak ihtiyacı olan herkese ulaşması ve ulaştıklarının içinde AK Partililerin de olması, ülkeyi yönetenlerin hamasi söylemlerinin gerçek olmadığını herkese gösteriyor. 

Dahası, CHP’li belediyelerin halka doğrudan ulaşmasını, onlara yardım etmesini terör örgütleriyle kıyaslanması AK Partililer tarafından da tepki ile karşılandığı açıktır. 

***

Bu dönemde halka yardımlar, AK Partili belediyeler tarafından yapılınca hizmet;  CHP’liler tarafından dağıtılınca paralel devlet  yapılanması olarak adlandırılıyor. 

Yine bağışı AK Partililer tarafından toplanınca sorumlu devlet adamlığı; CHP’liler toplayınca devlet içinde devlet olarak kategorize ediliyor. 

AK Partililerin her faaliyetinin meşru görülüp; CHP’lilerinkinin gayrimeşru görülmesi, Erdoğan ve siyasi iktidarın sürdürdüğü kutuplaşma siyasetinden beslenme çabasını göstermektedir. 

***

Bu siyasal anlayışın kazananı yoktur. Çünkü kimlik siyaseti ölümcüldür. Bu yüzden siyasi iktidar, kamuoyu araştırmalarında sürekli kaybediyor. 

AK Parti çözülüyor, ne gerçek dışı propagandist söylemler ne de hamasi söylemler bu çözülmeyi durduramıyor, tersine hızlandırır. 

Bu çözülmeyi durdurmanın yolu ise gerçeğe sadece gerçeğe dönüş, ortak akıl siyaseti, toplumsal uzlaşma ve siyasi diyalogdan geçiyor. 

0  0,00