İzmir’in Kalbinde 125 Yıldır Zamanı Gösteriyor
İzmir’in simgesi Saat Kulesi, 125 yıldır Konak Meydanı’nda kentin değişimine tanıklık ediyor. Depremlere rağmen ayakta kalan kulenin mekanik saati hâlâ özgün çalışma prensibini koruyor. Saat ustası Feti Pamukoğlu ise 32 yıldır kulenin bakımını yapıyor.
GAZETE PENCERE- İzmir değişti, Konak Meydanı değişti, kıyı çizgisi ve ulaşım sistemi yeniden şekillendi. Ancak Saat Kulesi, 125 yıldır aynı yerde kentin zamanını tutmaya devam ediyor.
Temeli 1 Eylül 1900’de atılan ve tam bir yıl sonra açılan Saat Kulesi, Fransız mimar Raymond Charles Péré tarafından tasarlandı. Kuzey Afrika ve Endülüs mimarisinden izler taşıyan yapının ana taşları Denizli’nin Sarayköy ilçesinden, koyu yeşil ve bordo mermerleri ise Marsilya’dan getirildi.
Yapım için ayrılan 1.700 Osmanlı Lirası’nın yeterli olmaması üzerine İzmirliler bağış kampanyası başlattı ve 1.500 lira daha toplandı. Konak Atatürk Meydanı’nda 81 metrekarelik taban üzerinde yükselen kule, 21 metre 12 santimetre yüksekliğe sahip.

125 YILLIK MEKANİZMA HÂLÂ ÇALIŞIYOR
Saat Kulesi’nin çevresinde 1901 yılının İzmir’inden çok az iz kalmasına rağmen dört cephesindeki saatler, 125 yıl önce kurulan mekanizmanın çalışma prensibini koruyor.
Dört ayrı yöne bakan 75 santimetre çapındaki saatleri, 22 dişli çarktan oluşan tek bir mekanizma çalıştırıyor. Ağırlık ve yer çekimi prensibine dayanan sistem altı günde bir kuruluyor, üç ayda bir bakımdan geçiriliyor.

32 YILDIR KULENİN NABZINI TUTUYOR
Tarihi mekanizmanın bakımını 1994 yılından bu yana üçüncü kuşak saat ustası Feti Pamukoğlu yapıyor. Türkiye genelinde 36 tarihi saat kulesinin bakımını üstlenen 68 yaşındaki Pamukoğlu için İzmir Saat Kulesi’nin ayrı bir yeri var.
Pamukoğlu, “Bu sene 125’inci senesi. Mekanik olarak aslını yitirmeyen ve ilk günkü gibi çalışan nadide saatlerden biri İzmir Saat Kulesi. Ağırlık, çalışması için gerekli enerjiyi veriyor. Biz burada altı günde bir kuruyor, üç ayda bir de periyodik bakımını yapıyoruz” diyor.
32 yıllık deneyimin ardından artık yalnızca arızaları gidermekle kalmadığını, olası sorunları ortaya çıkmadan belirlemeye çalıştığını anlatan Pamukoğlu, İzmir’in yağmur, nem ve tozunun mekanizma üzerinde zamanla deformasyona yol açabildiğini belirtiyor.

“BURASI BİZİM EVLADIMIZ GİBİ”
Kentin en görünür noktalarından birinde bulunan Saat Kulesi’nin durması İzmirlilerin gözünden kaçmıyor. Pamukoğlu, bakım sırasında bile telefonların çalmaya başladığını anlatıyor:
“Burası bizim evladımız gibi. Mutlaka bakımlarını yapmamız lazım. Sabah sekizde, dokuzda telefon başlar; ‘Saat durmuş’ derler. ‘Tamam, biliyoruz, bakımda’ deriz. Valiliğin karşısında olduğu için oradan da hemen telefon gelir, ‘Neden saat çalışmıyor?’ diye.”
Pamukoğlu, her gün binlerce kişinin önünden geçtiği ve fotoğraf çektirdiği kentin simgesinin sorumluluğunu üstlenmenin manevi bir yükü olduğunu ancak işini severek yaptığı için bunu baskı olarak hissetmediğini söylüyor.
SAAT KULESİ ONUN İÇİN BİR SIĞINAK
Saat Kulesi, Pamukoğlu için yalnızca bakımını yaptığı tarihi bir yapı değil. Usta, hayatının zor dönemlerinde kulenin kendisi için bir sığınağa dönüştüğünü anlatıyor.
“Ticaret hayatında sıkıntılar çektiğim dönemler oldu. Ruh halim bozuk olduğunda, insanlardan bunaldığımda burası benim için bir sığınak oldu. Yukarı çıkar, ufacık pencereden dışarıyı, denizi seyrederim. Benim için terapi.”
Pamukoğlu’na göre tarihi bir mekanizmanın bakımını yapmak yalnızca teknik bilgi değil, dikkat ve bağlılık da gerektiriyor. “Bu işi istemek, o ruhu hissetmek lazım” diyen Pamukoğlu, mikromekanikte küçük bir dikkatsizliğin bile saatin çalışmamasına neden olabileceğini belirtiyor.
BABASINDAN KALAN MESLEK, KUŞAKTAN KUŞAĞA SÜREN EMANET
Saatçilik, Pamukoğlu ailesinde kuşaktan kuşağa aktarılan bir meslek. Ailenin üçüncü kuşağını temsil eden Feti Pamukoğlu, saatçilikte 90’ıncı yılı geride bıraktıklarını söylüyor.
Mesleği babasından öğrendiğini anlatan Pamukoğlu, babasını “Hem atam, hem babam, hem ustam” sözleriyle anıyor. Babasının kendisine bıraktığı en önemli öğüdü ise şöyle aktarıyor:
“İnsanlar yaptıkları iyi işlerle anılır. İster çöpçü olun, ister boyacı olun, ister saatçi olun, ister sanatçı olun; yaptığınız güzel şeylerle anılın.”
TARİHİ SAATLER USTA BEKLİYOR
Pamukoğlu, Türkiye’deki tarihi mekanik saatlerin geleceğine ilişkin önemli bir soruna da dikkat çekiyor. Bakımını yaptığı bazı saat kulelerinde mekanizmayı belirli aralıklarla kuracak ustaların dahi kalmadığını belirten Pamukoğlu, bu nedenle bazı sistemleri değiştirmek zorunda kaldıklarını söylüyor.
İzmir Saat Kulesi’nin ise bu açıdan istisna olduğunu vurgulayan Pamukoğlu, “Gururla söylüyorum, burası hiçbir orijinalliği bozulmadan ilk günkü gibi çalışıyor” diyor.
DEPREMLER KULENİN TARİHİNE İZ BIRAKTI
Saat Kulesi’nin 125 yıllık geçmişinde depremler de önemli izler bıraktı. 31 Mart 1928’de meydana gelen 6,5 büyüklüğündeki İzmir-Torbalı depreminde kulenin tepe katı çöktü ve yapı zarar gördü.
1929’da saatin durması üzerine Almanya Konsolosluğu aracılığıyla Hannover’den bir saat ustası getirildi ve mekanizma yeniden çalıştırıldı.
Kule, 1 Şubat 1974’te meydana gelen 5,2 büyüklüğündeki depremde de hasar gördü. Saat kadranlarının üzerindeki son kat yıkılırken ana gövde ayakta kaldı. Yıkılan bölüm yaklaşık iki yıllık çalışmayla onarıldı.
MEYDAN DEĞİŞTİ, SAAT KULESİ KALDI
Saat Kulesi yalnızca depremlere değil, kentin ve ülkenin geçirdiği dönüşümlere de tanıklık etti. İlk yapıldığı dönemde doğu ve güney cephelerinde Osmanlı arması, kuzey ve batı cephelerinde II. Abdülhamit’in tuğrası bulunuyordu. 1927’deki yasal düzenlemenin ardından bu semboller kaldırıldı. Geçiş döneminde cephelere çapraz Türk bayrakları işlendi, ardından bugün görülen kabartma Ay-Yıldız motifleri yerleştirildi.
Kulenin yapıldığı yıllarda çevresinde Sarıkışla, Hükümet Konağı ve depolar bulunuyor, meydanın batısı denize açılıyordu. Aradan geçen 125 yılda kıyı çizgisi değişti, yeni yapılar yükseldi, ulaşım sistemi dönüştü ve Konak Meydanı bugünkü görünümüne kavuştu.
Saat Kulesi ise bütün bu değişimin ortasında 125 yıldır aynı yerde İzmir’in zamanını göstermeyi sürdürüyor.
Kaynak:Haber Merkezi