Memetcan Demiray

Memetcan Demiray

Açılın, ekonomist geldi!

Cari açık, faiz artırımı, parasal sıkılaşma... Maalesef bunlardan hiçbiri gerçek hayatı tam olarak yansıtmıyor. İşte gelir adaletsizliğinden muzdarip ABD... "Yaşam kalitesi" olarak Küba'nın bile altına düşüyor. Avrupa'da yeni moda, flörtlerin maddi durumunu öğrenmek!.. Toplumlar hızla dönüşüyor. Aristoteles'in "orta sınıf"ı gitgide erirken insanlık yeni isyan dalgalarına sürükleniyor.


Yakın çevrem pek bilmez, doğrusu ben de yeni yeni fark ediyorum. Meğer içimde ne cevher taşıyormuşum! Ama belliydi çocukluğumdan... Yeri geldiğinde helva-ekmek yiyor, harçlıklarımı biriktiriyordum. Ve daha o zamanlar dövize yatırım yapıyor; Alman markı, Fransız frangı... Hangi para birimi düşecekse gidip itinayla onu buluyordum! Hayatta bir kez gram altın aldım, günü gelip bozdurmam gerektiğinde o kuyumcu senin, bu sarraf benim, dolaşıp durdum! "Nakit kraldır"... Adeta Tahtakale'de pişiyor, iktisadın inceliklerini öğreniyordum!
Şimdilerde de pek farklı değilim. Marketleri yakından takip ediyor, nerede köpüksüz Türk kahvesi, son kullanma tarihi yaklaşmış beyaz peynir var; derhal gidip onu alıyorum. Böylece ne yapıyorum? Kendimi enflasyona karşı koruyorum! Bunun için de hep "asgarisi"ni ödediğim kredi kartını kullanıyorum. Yani?.. Mâli genişleme ile piyasalara can veriyorum! Herhangi bir gelirim yok ama olsun. Akşamları bira içip hayallerle "swap" yapıyorum! Cari açık mı?.. Size ne kardeşim, "param var ki ithal ediyorum"!
Ekonomistim ben, ekonomist!.. Eksi rezervimle "büyüyorum"!


ABD KÜBA'NIN GERİSİNDE!

Büyümek önemli tabii... Ama kimin için? Geçen hafta Creditte Suisse'in yayımladığı "Küresel Zenginlik Raporu"nda bu sorunun cevabı vardı. 2021 yılında dünyadaki toplam servet 41 milyar dolar artmış, 453 milyara fırlamıştı. Benzersiz bir rekordu bu... Yani her yetişkin dünya vatandaşının kâğıt üstünde 88 bin doları olmalıydı. İyi de hangimizin vardı?
Rapordan anlaşılan, "Covid sonrası" rahatlamada zenginler servetlerine servet katmıştı. Özellikle ABD ve İngiltere'de gelir adaletsizliği inanılmazdı.
Nitekim The Guardian'da bir yazı kaleme alan Arwa Mahdawi, her 10 vatandaşından birinin hastanelere borçlu olduğu, ortalama yaşam beklentisinin düştüğü ve insanların çaresizlikten kan plazmasını sattığı bir ülke nasıl "dünyanın ikinci zengini" olabilir diye hayretle soruyordu. Bahsettiği ülke ABD'ydi ve Birleşmiş Milletler'in son raporunu göre "sürdürülebilir kalkınma"da 41. sıraya gerilemişti. Ortalama vatandaşın yaşam kalitesine odaklanan rapora göre bir Amerikalı, artık bir Şilili, bir Sırp ve hatta bir Kübalının bile gerisindeydi. Hatta uzmanlara göre ABD, bu tabloyla "gelişmekte olan ülke" seviyesine inmişti.


YENİ KORKU: 'ORTA SINIF'IN GAZABI

İngiltere'de de durum farksızdı. Aşırı zenginlerin yaşadığı fakir bir toplum... Yakında yaşam kalitesinde Slovenya tarafından da geçilecekti. Üstelik servet sahipleri hükûmetin etrafında kümelenmişti.
Bunu gören İngilizler çoktan örgütlenmeye başlamıştı. İnternette yayılan "Don't Pay" (Ödeme!) akımı, bu kış kabarık gelecek enerji faturalarını boykota çağırıyordu ve şimdiden yüz binlere ulaşmıştı. Tıpkı pahalılığı protesto için bu ay sokağa dökülen Doğu Almanlar gibi...
Avusturya'nın eski ekonomi bakanı Gernot Blümel de Neue Zürcher Zeitung'a yazdığı makalede "orta sınıf"ın eridiği uyarısı yapıyordu. 1970'lerde yaklaşık 35 temsili demokrasiye sahip dünya, 2000'lerde 120'yi geçmiş, Fukuyama "tarihin sonu"nu ilan etmişti. Ama son 10 yılda rüzgâr tersine dönmüştü. Demokrasi bir doğa yasası değil, yaşatılması gereken bir değerdi ve bunun için "orta sınıf"a gerek vardı. Binlerce yıl önce Aristoteles de böyle söylemişti. İtaatsiz zenginler ve beş parasız köleler... Demokrasi için tehditti. Oysa kararında bir refah... Devletin de güvencesiydi. Şimdi "orta sınıf" hızla eriyor, gelecek kaygısı yaşıyordu. Stefan Zweig da enflasyonun geniş kitleleri sert, öfke dolu ve "Hitler beklentili" yaptığını söylemiyor muydu?
Evi, işi, tatili, hobileri ve alıştığı standardı gasp edilen insanlar... Gazaplarından korkmak lazımdı!


ENFLASYON 'ÇEVRECİ' OLABİLİR Mİ?

Peki hiç mi iyi tarafı yoktu enflasyonun?.. Hamburg Üniversitesi'nden ekonomi profesörü Thomas Straubhaar, artan fiyatların uzun vadede yarar sağlayabileceğini vurguluyordu. Straubhaar'a göre her şeyden önce fakirleşmeyle yüzleşmeliydik ki boş hayallere kapılmayalım. Bolluk yıllarını geride bıraktığımızı kabullenirsek hayatımızı da bu yönde değiştirebilirdik. Örneğin turizm... Covid öncesi sınırsız gezip tozmuş, gezegeni sera gazlarına boğmuştuk. Şimdi artan akaryakıt fiyatlarıyla bunun "sürdürülebilir" olmadığını görüyorduk. Enflasyon sadece merkez bankalarının suçu değil, eski davranışlarımızın sonucuydu. "Kıt" olan mal ve hizmetlerin değerini anlarsak, daha iyi ve çevreci bir gelecek planlayabilirdik. Dahası... Artık ahlaki bir tercih olarak değil, bizzat matematiğin zorlamasıyla daha rasyonel bir ekonomiye mecburduk!

ARTIK AŞK DA FİNANS İŞİ!..

Straubhaar'ın öngörüsü hayli iyimser görünse de enflasyonun sadece bütçeleri değil, kültürel yaşamı da hızla dönüştürdüğü gözden kaçmıyor. İşte online çöpçatanlık platformu Bumble'ın yeni araştırması... İnternette birbirleriyle tanışan "Z kuşağı" mensupları, ilk buluşmada hesap ödemekten kaçınıyor, bunun için de "bedava" olan parkları ve piknik alanlarını tercih ediyor. Buna da "low-key dating" (şatafatsız randevu) adı veriliyor!
Dahası... Çiftlerin daha tanışır tanışmaz birbirlerinin maddi durumunu konuştuğu ortaya çıkıyor. Bir zamanlar "ayıp" kabul edilen bir davranış... Şimdi uzun vadede sağlıklı (cash-candid / nakit-samimi!) bir ilişkinin teminatı gibi görülüyor. İnsanların aşkı "ilişki koçları"na değil, finans uzmanlarına danıştığı bir dünya... Enflasyonla gerçeğe dönüşüyor!
Kimileri borsada parasını katlama derdinde... Kimileri artan mama fiyatlarından şikâyetçi... Pahalılık zavallı kedi-köpekleri bile etkiliyor. Neyse ki balık sezonu açıldı, sofralar et görüyor. Hamsi nedendir, rakı sonuç!.. Benim "Ekonomi 101" böyle buyuruyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Memetcan Demiray Arşivi