Gediz'den su değil ölüm akıyor: Tarım alanları tehdit altında

Kütahya’dan pırıl pırıl bir akarsu olarak doğan, 401 kilometre ötede Foça’da zehir yüklü olarak denize dökülen Gediz Nehri, 1 milyon 350 bin dekarlık tarım alanını tehdit ediyor

Gediz'den su değil ölüm akıyor: Tarım alanları tehdit altında

Engin YAVUZ

GAZETE PENCERE- Dönemin Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun 2009 yılının mayıs ayında yaptığı “Bu tarihe dikkat edin. 31 Aralık 2012’de Gediz’de birlikte balık tutacağız” açıklamasının üzerinden 14 yıl geçti ve şimdi Gediz Nehri’nden daha çok ölüm akıyor.

Kütahya’nın Gediz İlçesi yakınlarında Murat Dağı eteklerinden pırıl pırıl akarak doğan, Uşak, Salihli, Turgutlu, Manisa ve Menemen ovalarını geçtikten sonra 401 kilometrelik yolculuğun ardından Foça yakınlarında zehirli kimyasallarıyla Ege Denizi’ne karışan Gediz, Trakya’daki Ergene Nehri’nden sonra Türkiye’nin en kirli ikinci akarsuyu.

1 milyon 350 bin dekarlık alanda yılda 1.5 milyon ton üzüm, 220 bin ton zeytin, 45 bin ton kiraz ve 32 bin ton çileğin, 50-100 bin ton arasında şeftali, erik, armut, badem ve cevizin üretildiği, Türkiye’nin kuru üzüm ihtiyacının yüzde 90’ının karşılandığı, bereketli topraklarında yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı geniş bir coğrafya Gediz Nehri’nin aktığı havza.

Bir zamanlar bölgede üreticilik yapanların sadece bağ ve bahçelerini sulamak için değil, yaz sıcağında yüzerek serinlemek için yararlandıkları nehir, bugün 9 organize sanayi bölgesinin yanısıra yaklaşık 2 bin köyün tarımsal atıklarının, Uşak, Salihli, Ahmetli, Turgutlu ilçeleriyle Manisa’nın arıtılmış bile olsa evsel ve kimyasal atıklarının bırakıldığı üzeri açık bir kanalizasyona benziyor.

Araştırmamıza göre Gediz Nehri’ne Kütahya çevresinden evsel, sanayi ve biyogaz tesislerinin atıkları, Uşak’tan OSB ve deri sanayi tesislerinin atıkları, Kula’dan deri sanayi ve biyogaz tesisleri atıkları, Alaşehir’in evsel ve sanayi atıkları, OSB, biyogaz ve jeotermal tesislerinin atıkları, Turgutlu’dan OSB ve tarımsal ilaç atıkları, Manisa’dan OSB, evsel ve tarımsal ilaç atıkları, Kemalpaşa’dan OSB, evsel ve tarımsal ilaç atıkları, Menemen’den serbest bölge ve tarımsal ilaç atıkları karışıyor. Kütahya’dan Foça’ya 9 farklı organize sanayi bölgesinin atıkları doğrudan Gediz Nehri’ne bırakılıyor.

kirliligin-etkisi-deniz-marulu

ARITMALARIN KAPASİTELERİ YETERSİZ

Kütahya’daki günlük 97.000 metreküplük biyolojik arıtma, Manisa’daki yıllık 120 milyon metreküplük biyolojik arıtma, Uşak, Gediz, Kula, Salihli, Alaşehir, Turgutlu, Kemalpaşa, Muradiye ve Menemen’deki yerel arıtmalar ile organize sanayi bölgelerinin arıtmaları çalışıyor olsa bile, arıtma işleminden sonra Gediz’e bırakılan atık sularda ölçülen değerler tarımsal sulama yapılabilecek bir suda olması gereken değerlerin çok üstünde. Birçok uzmana göre havzadaki arıtma tesislerinin çoğunun kapasiteleri yetersiz, sanayi bölgelerindeki arıtmalar ise gündüz çalıştırılırken, geceleri atıklar Gediz Nehri’ne arıtılmadan veriliyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü’nün Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin MASKİ Genel Müdürlüğü ile birlikte her ay düzenli olarak yaptığı ölçümlerde 59 farklı noktadan örnekler alınıyor ve tahlil ediliyor. Bu kurumların şubat ayında hazırladığı rapora göre Gediz Nehri, 401 kilometre boyunca yalnızca su taşımıyor, aynı zamanda endüstriyel, evsel ve tarımsal atıkları da Foça’ya kadar sürüklüyor.

Tahlil sonuçlarına göre Uşak’tan itibaren tekstil, deri ve kimya fabrikalarının, jeotermal ve biyogaz tesislerinin, evsel ve tarımsal ilaç atıklarının etkisiyle Gediz Nehri’nde bromür, alüminyum, demir, bakır, kurşun, kadmiyum, krom, nikel, nitrat, fosfat, azot, fosfor gibi ağır metallar ve kimyasal kirleticilerin oranı Manisa’ya yaklaştıkça artıyor ve Menemen Ovası’nda zirveye ulaşıyor.

1 litre temiz suda 4 birim organik atık olması gerekirken 60 birim, 25 birim kimyasal kirletici olması gerekirken 200 birim, 5 birim nitrat olması gerekirken 50 birim ölçülüyor. Bundan 30 yıl önce berrak sularında sazan, kefal, levrek balıklarının avlanabildiği nehirde şimdi sadece pis su yılan balığı yaşıyor.

PROF. DR. KURUCU: GEDİZ 3-5 YILDA TOPARLANABİLİR

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu ise, Gediz’in Murat Dağı’ndan başlayarak Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir’den geçerek Ege Denizi’ne ulaştığını hatırlatarak şunları söyledi:

“Bu süreçte oluşan her türlü atık Gediz’e ulaşıyor ve nehir Körfez’e kadar kirlenmiş şekilde geliyor. Tarımsal kaynaklı kirlilik var, sanayi kaynaklı kirlilik var, evsel atıklardan kaynaklanan kirlilik var. Gediz Nehri kalır ama bu haliyle ona nehir demek doğru olmaz. Atık suyun ya da koyu renkli kirli suyun aktığı bir kanala dönüşür. Bu nehir kuşlardan balıklara, sucul bitkilerden diğer canlılara kadar geniş bir ekosisteme ev sahipliği yapıyor. Şu anda bu yaşamı kaybetmeye devam ediyoruz. Geçmişte Gediz ve kollarında birçok balık türü yaşıyordu. Bu doğal yapı son 30-35 yılda kaybedildi. Kirletici kaynakların azaltılması halinde nehir birkaç yıl içinde toparlanabilir. 3-5 yıl içinde Gediz’de yeniden canlılığı görmeye başlayabiliriz. Ancak yeraltı suyu kirliliği geri döndürülemez. Yeraltı suyuna eğer nitrat, ağır metal bulaşıyorsa durum çok riskli hale geliyor. Çünkü kirlenmiş yeraltı suyunu arıtmak mümkün değil.”

25-04-2026

GEDİZ KURTULMADAN İZMİR KÖRFEZİ KURTULMAZ

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ergün Taşkın, “Gediz Nehri başta olmak üzere diğer dereler ve kanallar, İzmir Körfezi’ne tarımsal, endüstriyel ve evsel kaynaklı yükler taşıyor” dedi ve şu açıklamayı yaptı:

“Gediz’in taşıdığı kirlilik nedeniyle Foça ile Mavişehir arasında 4 milyon metrekare alan deniz marulları ile kaplandı. Deniz marulu hızlı büyür ancak kısa ömürlü olup öldüğünde parçalanır ve çürür. Bu süreçte bakteriyel ayrışma gerçekleşir, oksijen tüketilir. Böylece ortamda çamurlaşma başlar ve bunun sonucunda kötü koku oluşur. Bu durum su kalitesinin ciddi şekilde bozulmasına yol açar. Balıklar ve diğer canlılar ortamı terk edebilir ya da ölebilir. Gediz temizlenmeden kalıcı çözüm bulmak mümkün değildir. Şehirsel, endüstriyel, tarımsal, liman gibi Gediz Havzası’ndan gelen kirlilik de kontrol altına alınmadan bu tür aşırı alg çoğalmalarının önüne geçilemez.”

ARITMA TESİSLERİ DAHA SIKI DENETLENMELİ

Manisa Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Altındağ, Gediz’in açık bir kanalizasyon gibi akmasının önlenebilmesi için ilçe ve şehirlerin arıtma tesisleri ile sanayi kuruluşlarının arıtmalarının daha sıkı denetlenmesi gerektiğini belirtti. “Bu konuda yerel yönetimler ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sorumluluk düşüyor” diyen Altındağ şunları söyledi:

“Bu arıtmaların yeterince kullanılıp kullanılmadığı sürekli olarak kontrol edilmeli. Yoksa Gediz Nehri her geçen gün daha da kirlenecek. Bu kış bol yağış oldu, Demirköprü Barajı neredeyse doldu. Geçen yıl sadece 15 gün su verilebilen nehire bu yaz iki ay su vereceklerini sanıyorum. Gediz’e bol su geldiğinde kirlilik oranı düşüyor. Ama suyun azaldığı eylül-kasım ayları arasında kirlilik üst düzeye çıkıyor. “

Altındağ, Manisa ovasındaki tarla ve bahçelerin Gediz Nehri’nin sularıyla sulandığını, Salihli ve Turgutlu ovalarına ise Demirköprü Barajı’ndan kanallar aracılığı ile su verildiğini söyledi.

GEDİZ’E ARITILMIŞ SU BİLE VERİLMEMELİ

Manisa Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Evren Yar ise Gediz Nehri’nde yaşanan kirliliğin sanayi atıklarıyla evsel atıklardan kaynakladığını belirterek şöyle dedi:

“Bu kirli sular topraklarımızı da yeraltı sularımızı da zehirliyor. Yediğimiz gıdalarda acaba sağlıklı mı endişesi yaratıyor. Gediz zehirli olduğu için, nehrin suyunun sulama suyu kullanılması sonucunda hem topraklar hem de gıdalar ağır metal kalıntılarının tehdidi altında. Gediz aynı zamanda yeraltı su kaynaklarına da sızdığı için derin kuyu sondajlarıyla su çekmek bile gıda sağlığı açısından artık çok riskli. Manisa ve Muradiye organize sanayi bölgeleri dahil çevremizdeki irili ufaklı sanayi tesislerinin atıklarının ve deşarj sularının Gediz yatağına verilmesinin önlenmesi, nehir yatağının tamamen zehirli atıklardan arındırılması şarttır.”

HERKES SORUMLULUK ÜSTLENMELİ

Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç da Gediz’de yıllardır yaşanan kirliliğin tarımsal üretimi çok olumsuz etkilediğini söyledi. Kirliliğin ortadan kaldırılması için başta organize sanayi bölgelerinin yöneticileri olmak üzere belediye başkanlarının, kaymakamların, oda başkanlarının, sivil toplum örgütlerinin el ele vermesi ve sorumluluk alması gerektiğini belirten Yalvaç şöyle dedi:

“Biz çiftçiler olarak elimizden geleni yapmaya hazırız. Ama Gediz’in Kula’dan itibaren Salihli’ye kadar tertemiz gelmesi gerekiyor. Yoksa bizim çabamızın hiçbir anlamı kalmaz. Bu arada Gediz Nehri çevresinde tarlalarını kuyulardan çektikleri suyla sulayan çiftçilerimizin de odamızın bünyesinde bulunan laboratuvarda sulama sularını önceden tahlil ettirmelerini bekliyoruz. Bütün kurumlar el ele verip ses getirebilirsek bu sorunun çözüm sürecinin hızlanacağından eminim.”

Gediz Nehri’nin kirleticilerinden biri olarak bilinen Kemalpaşa’daki Organize Sanayi Bölgesi’ndeki arıtma tesislerin kapasitelerinin yeterli olup olmadığına ilişkin bilgi almak istediğimiz Ege Bölgesi Sanayi Odası yetkilileri ise sorularımıza cevap vermek istemediler.

GEDİZ NEHRİ’NİN KİRLENME NEDENLERİ

  • Sanayi Atıkları: Havza boyunca yer alan organize sanayi bölgeleri, deri işletmeleri, tekstil fabrikaları ve özellikle Kütahya-Uşak-Manisa hattındaki arıtması yetersiz sanayi tesislerinin atık suları, nehrin en büyük kirlilik kaynakları.

  • Tarımsal Kirlilik: Gediz Ovası'ndaki yoğun tarımsal faaliyetler sırasında kullanılan kimyasal gübreler ve pestisitler (tarım ilaçları), sulama sularıyla birlikte nehre karışıyor.
  • Evsel Atıklar ve Kanalizasyon: Yerleşim yerlerinden çıkan arıtılmamış veya yetersiz arıtılmış evsel atık sular ve kanalizasyon suları nehre doğrudan deşarj ediliyor.
  • Jeotermal ve Maden Atıkları: Özellikle Manisa ve çevresindeki jeotermal santrallerden ve bazı madencilik faaliyetlerinden kaynaklı atıkların da nehrin kirlilik yükünü artırdığı belirtiliyor.
  • Kirlilik Parametreleri: Yapılan ölçümlerde azot, fosfor, ağır metaller ve organik kirlilik yükünün sınır değerlerin çok üzerinde olduğu tespit edildi.
  • Kirlilik Boyutu: 2026 raporlarına göre toplam azot ve fosfor değerleri sınırların çok üzerinde, su kalitesi 4. sınıf (çok kirli) olarak raporlandı.
  • Etkileri: Kirlilik, İzmir Körfezi'ni de tehdit ediyor ve tarımsal sulama için risk oluşturuyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar